AÖF Soru Bankası
ADL106U · Ünite 6

İnsan Haklarının İç Hukukta Korunması

  • 20 soru-cevap
  • İnsan Hakları ve Kamu Özgürlükleri
1

İnsan haklarının devlete karşı korunmasında en temel güvenceyi oluşturan husus nedir?

İnsan haklarının devlete karşı korunmasında en temel güvence kuvvetler ayrılığına, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı çoğulcu, özgürlükçü demokratik hukuk devleti sistemidir. Anayasamız, bazı eksikliklerine rağmen, çoğulcu, özgürlükçü demokratik hukuk devleti sistemi benimsemiştir.

2

Türkiye’de insan haklarının yasama organına ve işlevine karşı demokratik anlamda korunması hangi düzenleme ile olmuştur?

Temel hak ve hürriyetler, 1876 Kanun-u Esasî’den beri anayasalarımızda liste hâlinde düzenlenmekte ise de, Türkiye’de insan haklarının yasama organına ve işlevine karşı demokratik anlamda korunması, diğer Batılı ülkelere paralel bir şekilde, 2. Dünya Savaşı sonrası yapılan 1961 Anayasası ile olmuş, insan haklarının yasama organına karşı korunması amacıyla, bu Anayasanın başına bir temel hak ve özgürlükler listesi eklenmiş, bunların sınırlama neden, usul ve ölçütleri anayasa belirtilmek suretiyle temel hak ve özgürlükler rejimi kurulmuştur.

3

Anayasa’ya göre (m. 13), temel hak ve hürriyetleri kanunla sınırlamanın da birtakım sınırları vardır. Bu sınırların kapsamı nasıl belirlenmektedir?

Anayasa’ya göre (m. 13), temel hak ve hürriyetleri kanunla sınırlamanın da birtakım sınırları vardır. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili sınırlamalar Anayasa’nın sözüne, özüne ve ruhuna uygun olmak zorundadır. Sınırlamalar ancak Anayasasının ilgili maddelerinde o hürriyet için öngörülmüş bulunan özel sınırlama sebeplerine dayanabilir. Sınırlamalar hakkın özüne dokunmamalıdır. Sınırlama ölçülü olmalıdır yani sınırlamada başvurulan araç, sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmalı, bu araç sınırlama amacı açısından gerekli olmalı ve araçla amaç arasında ölçüsüz bir oran bulunmamalıdır. Son olarak, sınırlama demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine aykırı olmamalıdır.

4

Kişilerin TBMM’nin çıkardığı ve haklarını ihlal eden kanun Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine karşı kendilerini koruyabilmek için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilme yolu ne olarak adlandırılır ve ne şekilde işler?

Kişilerin TBMM’nin çıkardığı ve haklarını ihlal eden kanun Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine karşı kendilerini koruyabilmek için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilme yolu, AY m. 152’de düzenlenmiş olan def’i yoludur. Buna göre, “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.” Bu yolla kişi bir mahkemede görülmekte olan bir davada, kendisine uygulanacak olan kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin anayasa ile tanınan bir hak ya da özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle anayasaya aykırılığını ileri sürebilecek; böylece insan haklarını ihlal eden bir kanunun Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilerek yürürlükten kaldırılmasını sağlayabilecektir.

5

İnsan haklarını TBMM’ye karşı koruyan anayasa yargısı denetiminin dışında, TBMM’nin kendi içinde de, siyasi nitelikte de olsa, insan haklarını koruyucu işlev gören, bazıları sürekli, bazıları geçici nitelikte komisyonlar bulunmaktadır. Bunlar hangileridir?

TBMM İçtüzüğünde öngörülen Anayasa Komisyonu, Dilekçe Komisyonu ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, bu tür işlev gören sürekli komisyonlardandır.

6

İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun sağlanması için çeşitli denetim yollarına başvurulmaktadır. Bunlar içinde en etkin ve tarafsız olan denetim yolunu açıklayınız.

İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun sağlanması için çeşitli denetim yollarına başvurulmaktadır. Bunlar içinde en etkin ve tarafsız olanı yargı organlarınca yapılan denetimdir. AY m. 36’daki, “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” hükmü ile herkese hak arama hürriyeti verilmiştir. Ayrıca AY m. 125/1, «idarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolu açıktır» kuralını koymuştur.

7

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nun karar organı nedir? Bu karar organına üye olabilmenin koşulları nelerdir?

Kurumun karar organı olan ve görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getiren Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere Cumhurbaşkanı tarafından atanan on bir üyeden oluşur. 

Kurula üye olabilmek için; Türk vatandaşı olmak, kamu haklarından mahrum bulunmamak, DMK m. 8/5’teki suçlardan mahkum ve askerlikle ilişkisi olmamak ve görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak, herhangi bir siyasi partinin yönetim ve denetim organlarında görevli veya yetkili bulunmamak, en az dört yıllık lisans düzeyinde yükseköğrenim görmüş olmak gerekir.

8

İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na başvuru ve inceleme usullerine ilişkin kısa bilgi veriniz.

Kuruma başvuru, illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla da yapılabilir. Ayrımcılık yasağı ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek ve tüzel kişi Kuruma başvurabilir. Kural olarak Kuruma başvurmadan önce bu Kanuna aykırı olduğunu iddia ettikleri uygulamanın düzeltilmesinin ilgili taraftan talep edilmesi zorunludur.  Dava açma süresi içinde Kuruma yapılan başvurular işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. 

9

İnsan Hakları İl ve İlçe Kurulları hangi amaçla kurulmuştur?

İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik (RG: 23.11.2003-25298) ile insan hakları bilincini geliştirmek, insan haklarını korumak, ihlal iddialarını incelemek ve araştırmak, insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının önündeki engeller ile hak ihlallerine yol açan sosyal, siyasi, hukuki ve idari nedenleri incelemek, araştırmak ve bunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak üzere, il ve ilçelerde insan hakları kurulları kurulmuştur.

10

Düzenleyici ve Denetleyici Kurullar, hangi amaçla kurulmuştur? Bu kurullara örnek veriniz.

Teknolojik gelişmelere son derece açık olmaları, toplumsal yaşamda özel bir öneme sahip olmaları ve ayrıca özel girişim özgürlüğü, haberleşme ve bilgi alma hakkı, mülkiyet hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerle doğrudan ilgileri nedeniyle duyarlı sektörler olarak kabul edilen iletişim, medya, ekonomik rekabet, bankacılık ve finans sektörü gibi alanların siyasetin ve siyasetçilerin etkisinden arındırılmalarının sağlanması amacıyla kimi kurumlar ortaya çıkmıştır. Bu tür kuruluşlara, klasik idari yapılanmadan farklılığını ifade etmek için “bağımsız idari otoriteler” ya da “düzenleyici ve denetleyici kurullar” denilmektedir. Bunların en eskileri Sahil ve Hudutlar Sağlık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Murakabe Kurulu, en yenileri ise Sermaye Piyasası Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Rekabet Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Kamu İhale Kurulu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’dur. 

Düzenleyici ve denetleyici kurullar hukuki niteliği açısından hizmet yerinden yönetim kuruluşlarının (kamu kurumlarının) bir türü niteliğindedir.

11

Hakimlik teminatı nedir?

Hakimlik teminatı, hakimlerin bağımsızlığını korumaya yönelik kavramlardan biri ve fakat en önemlisidir. Hakimlere kişisel teminatlar sağlanmalıdır ki hakim, her türlü maddi ve manevi kaygı ve etkilerden uzak olarak, görevini, Anayasaya, kanunlara ve hukuk kurallarına uygun olarak vicdani kanaatine göre (AY m. 138/1) yapabilsin. Hakimlik teminatı, hakimlere tanınan bir ayrıcalık değil, halk için kabul edilmiş bir teminat olup, hakimlerin görevlerini tam bir güven ve tarafsızlık içinde yapabilmelerini sağlayan bir kurumdur. Burada hakimin kişisel yararı değil, kamu yararı söz konusudur. Hakimlik teminatının amacı, hakimlerin kişisel nüfuz ve itibarlarının sağlanmasından çok, hakimlerin serbest ve tarafsız olarak hüküm verebilmelerini sağlamak ve dolayısıyla halka adaletin her türlü etki ve baskıdan uzak olarak dağıtıldığı hususunda güven vermektir.

12

Ülkemizde mahkemelerin bağımsızlığı ne şekilde sağlanmıştır? 

Ülkemizde mahkemelerin bağımsızlığı şu şekilde sağlanmıştır: Anayasaya göre, yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir (AY m. 142). Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dâva hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

13

Anayasaya göre hakimlerin güvencesinin sağlanması amacıyla hangi ilke ve kurallar konulmuştur?

Anayasaya göre hakimlerin güvencesinin sağlanması amacıyla şu ilke ve kurallar konulmuştur: Hakimler azlolunamaz (m. 139/1). Kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye sevk edilemezler (m. 139/1; 140/4). Bir mahkemenin ya da kadronun kaldırılması nedeniyle de olsa aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamazlar (m. 139/1). (4) Hakimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar (m. 140/4).

14

HMK m. 36’da hakimlerin davaya bakmasını engellemek için ret sebepleri hüküm altına alınmıştır. Bu sebepler nelerdir?

HMK m. 36’da ret sebepleri beş bent hâlinde belirlenmiştir: Buna göre hâkimin davada; iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait bulunması, dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması ret sebebidir.

15

Anayasanın, yargının temel hak ve özgürlüklerin koruyucusu olarak işlev görebilmesi için öngördüğü başlıca güvenceler nelerdir?

Anayasamız, yargının temel hak ve özgürlüklerin koruyucusu olarak işlev görebilmesi için başta hak arama ve adil yargılanma hakkı ve kanunî hakim güvencesi olmak üzere başka güvenceler de öngörmüştür. Nitekim, Anayasanın “temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığını taşıyan 40/1. maddesinde, “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir” denilmektedir. Bu amaçla herkese hak arama ve adil yargılanma hakkı tanınmıştır.

16

Hâkimin davaya bakmasının yasaklandığı durumlar hangi Kanunda düzenlenmiştir? Kanunda düzenlenen bu yasak halleri nelerdir?

Hâkimin davaya bakmasının yasaklandığı durumlar, HMK (Hukuk Muhakemesi Kanunu) m. 34’te sayma yolu ile belirli ve sınırlı sayıda olmak üzere belirtilmiştir. Bunlara yenileri eklenemez. Belirtilen yasaklardan birinin bulunması hâlinde, taraflar istemese bile hâkim davaya bakamaz; kendiliğinden çekinmek zorundadır. Aksi hâlde, yani bakması yasak olan davaya hâkim tarafından bakılması, yargılamanın yenilenmesi (İYUK m. 53/1-g) sebebidir. Hâkim; kendisine ait olan veya doğrudan doğruya ya da dolayısıyla ilgili olduğu davada; aralarında evlilik bağı kalksa bile eşinin; kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyunun; kendisi ile arasında evlatlık bağı bulunanın; üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların; nişanlısının davasında ve iki taraftan birinin vekili, vasisi, kayyımı veya yasal danışmanı sıfatıyla hareket ettiği davada davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır.

17

Hakimlerin sorumluluğuna ilişkin bilgi veriniz.

Kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, özellikle hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını yargı organlarına karşı koruyan kurumlardan birisi de hakimlerin hukuki idari ve cezai sorumluluğunun kabul edilmiş olmasıdır. Gerçekten, HMK m. 46-49 hükümlerine göre, hakimlik görevini yaparken yargısal faaliyetleri nedeniyle kişilere vermiş oldukları zararlardan dolayı hakimlere tazminat dâvaları açılabilir. Ayrıca, hakimlerin idari faaliyetlerinden doğan zararlar için, hizmet kusuruna dayanarak, Adalet Bakanlığına karşı idare mahkemesinde bir tam yargı dâvası ikame edilebilir. Diğer taraftan, hakimlerin idari faaliyetlerinden doğan zararlar, kişisel kusuruna dayanmakta ise, hakimlere karşı, haksız fiil hükümlerine (BK m. 49 vd) göre adalet mahkemelerinde tazminat dâvası açılabilir.

18

Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvuru bakımından bir sınırlama var mıdır?

Herkes bireysel başvuru yoluna başvurma hakkına sahiptir. Buna göre, bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir. Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yoluna başvuramaz.

19

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru usulü ne şekilde gerçekleşmektedir?

Bireysel başvurular, başvuru formuna uygun olarak şahsen ve doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesi’ne yapılabileceği gibi diğer mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir.

20

Temel Hak ve özgürlüklerin devlet organlarınca ihlalinden devletin sorumluluğunun özellikleri nelerdir?

“Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığını taşıyan AY. m. 40/3’e göre, «... kişinin, resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır». Maddenin gerekçesine göre, temel hak ve hürriyetleri ihlal olunan kişiler yetkili makamlara başvurma hakkına sahiptir. Bu ihlalin resmi görevliler tarafından görevlerinin ifası sırasında yapılmış olması görevli için bir mazeret teşkil etmez. İhlalden doğan zarar Devlet tarafından ödenecektir ve devletin bu ödeme nedeniyle sorumlu görevliye rücu hakkı saklıdır. AY m. 40/3’e göre, temel hak ve hürriyetlerinin haksız yere kamu görevlilerince ihlalinden doğan zararlardan temel ve genel ilke olarak, aslî ve birinci derecede Devlet sorumludur, memur ve diğer kamu görevlileri ise sadece «rücû sorumlusu»dur.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç