AÖF Soru Bankası
ADY216U · Ünite 6

Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Stresler ve Teknolojik Tehditler Karşısında Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik

  • 22 soru-cevap
  • Sürdürülebilir Kentsel Dayanıklılık
1

FEMA’ya göre Sosyal Hasar Görebilirlik nedir?

FEMA’ya göre Sosyal Hasar Görebilirlik; ölüm, yaralanma, geçim kaynaklarının kaybı ya da kesintiye uğraması vb. olum­suz etkilerle sonuçlanan doğal tehlikeler karşısında sosyal grupların duyarlılığıdır. Sosyal hasar görebilirlik; sosyal dokunun sahip olduğu değişkenlerin nitelik ve niceliklerine göre sadece doğa kaynaklı tehlikeler karşısında değil, aynı zamanda kronik streslerin olumsuz etkileri, insan kaynaklı tehlikeler ve diğer akut şoklar ve kronik stresler karşısında da oluşmaktadır.

2

Sosyal dayanıklılık nedir?

Sosyal dayanıklılık; toplumun ya da bir topluluğun baskılar, engeller, olumsuzluklar, belirsizlikler, akut şoklar, kronik stresler karşısında mücadele etmek, hayat­ta kalmak, baş etmek, atlatabilmek, üstesinden gelmek, adapte olmak, absorbe etmek, dönüşmek, büyümek ve kalkınmak için geliştirdiği yetenek ve kapasitedir.

3

Kentlerin sosyal dayanıklılık inşa etmesi neden önemlidir?

Kentlerin sosyal dayanıklılık inşa etmesi önemlidir çünkü kentler artık sadece kalabalık değil aynı zamanda kozmopolit yapıda çok farklı gruplara ev sahipliği yapmaktadır.

4

Gelecek on yıllarda küresel nüfusta ne gibi bir değişiklik beklenmektedir?

Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre küresel nüfus, 2022 yılı sonuna doğru 8 milyara ulaşacaktır. 2030 yılına gelindiğinde ise dünya genelinde 8,5 milyar insanın yaşayacağı tahmin edilmektedir. Giderek kalabalıklaşan gezegenimizin 2050 yılında 9,7 milyar insana ev sahipliği yapacaktır. 2100 yılına kadar yaklaşık 2,4 milyar insanın daha aramıza katılması ve nüfusun yaklaşık 10,4 milyar olması öngörülmektedir. Kentlerin sürdürülebilirlik stratejilerini ve eylemlerini, artan nüfus karşısında artacak talepleri göz önünde bulundurarak oluşturması önemlidir. 2050 ve 2100 yılları için bu artış beklentisinin, doğum oranlarının yanında hem yaşam süresinin uzamasından hem de ölüm oranlarının düşmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar; düşük doğurganlık nedeniyle nüfus artış hızının azalarak arttığını, yaşam süresinin uzadığını ve ölüm oranlarının düştüğünü göstermektedir.

5

Ortalama ömrün uzaması kentsel süreçler için neden önemlidir?

Dünya genelinde doğurganlık düşerken yaş almış insan sayısı giderek artmaktadır. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 1980 yılında dünya genelinde yaşayan 65 yaş üstü insan sayısı yaklaşık 258 milyondur. Bu sayı 2021 yılına gelindiğinde hemen hemen 3 katı artmış ve 771 milyona ulaşmıştır. Yaş almış insan sayısının 2030 yılında 994 milyona, 2050 yılında ise 1,6 milyara yükselmesi beklenmektedir. Ortalama ömür uzamaktadır. Bu nüfus karşısında kentsel süreçlerin; temel servislerin erişebilirliği ve hizmet kapasitesinin yeterliliği noktasında yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

6

Kentlerin; sosyal dayanıklılık kapsamında yaşlanan nüfusu için neleri yapması gerekmektedir?

Dünya nüfusu yaşlanmaktadır. Kentlerin; sosyal dayanıklılık kapsamında yaşlanan nüfusu için çalışma koşullarını yeniden düzenlemesi, emeklilik şartlarını iyileştirmesi, bakım hizmetlerini genişletmesi, kentsel süreçleri kolaylaştırması ve sağlık servislerini erişilebilir kılması gerekmektedir. Yaşlanan dünyada emeklilik yaşları çoğu ülkede yükselmeye devam edecektir. İş süreçlerinin yaşlanan nüfus için uygun hâle getirilmesi önemlidir.

7

Göç alan kentler her kentlisine aynı hizmet fırsatını sunabilmekte midir?

İyi iş, kaliteli eğitim, yetkin sağlık hizmetleri vb. sebeplerden dolayı göç alan kentler her kentlisine fırsatları aynı oranda sunmamaktadır. BM’ye göre dünya genelinde 1 milyar insan, kentlerde kenar mahallelerde, varoş semtlerde ya da gece­kondu bölgelerinde zor şartlarda yaşamaktadır.

8

Sosyal dayanıklılık kapsamında kentlerin üzerinde başlıca baskı kuran sorun başlıkları nelerdir?

Sosyal dayanıklılık kapsamında kentlerin üzerinde baskı kuran bir diğer sorun başlığını; savaşların ve çatışmaların yarattığı güvensizlik ortamından, işsizlik, gelir seviyesindeki azalma vb. zorlayıcılar ve ekonomik sorunlardan, etnik köken, din vb. nedenlerden kaynaklı ayrımcılık ve zulümden, siyasi problemlerden, toplumsal krizlerden, eşitlik ve adalet yoksunluğundan dolayı yaşam alanlarını terk eden mülteciler, sığınmacılar, vb. yerlerinden edilmiş insanlar ve göçmenler oluşturmaktadır. Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin tetiklediği felaketler, su, gıda ve enerji güvencesizliği, tarımsal sıkıntıların ve ham madde eksikliğinin oluşturduğu üretim problemleri vb. olumsuz etkiler de zorunlu göçün nedenleri arasında girecektir.

9

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre 2021 yılı sonunda yaklaşık 89,3 milyon insan neden zorla yerlerinden edilmiştir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre 2021 yılı sonunda yaklaşık 89,3 milyon insan; zulüm, çatışma, şiddet, insan hakları ihlalleri veya kamu düzenini ciddi şekilde bozan olaylar nedeniyle zorla yerlerinden edilmiştir. Bu insanlardan hemen hemen 53,2 milyonu kendi ülkesi içinde yer değiştirmiştir. Yaklaşık 27,1 milyon insan mülteci, 4,6 milyon insan ise sığınmacı olarak başka ülkelerde yaşamlarına devam etmektedir. Bununla birlikte 4,4 milyon Venezuelalı’nın ülkesini terk ettiği bilinmektedir.

10

2019 yılında en çok hangi iki ülke uluslararası göçü vermiş ve almıştır?

2019 yılında en çok uluslararası göçü Hindistan vermiş, en çok uluslararası göçü Amerika Birleşik Devletleri almıştır.

11

Toplumun hangi kesimleri sosyal dayanıklılık ve kentsel sürdürülebilirlik hedefinde özellikle güçlendirilmesi gerekmektedir?

Mülteciler, sığınmacılar, uluslararası göçmenler bulundukları toplumun en kırılgan topluluklarındandır. Bu sebeple sosyal dayanıklılık ve kentsel sürdürülebilirlik hedefinde bu insanların kentin sorunları karşısında mutlaka güçlendirmesi gerekmektedir. 

12

2022 yılı “Küresel Risk Raporu'” göre gelecek on yıl içerisinde kent­lerin sosyal dayanıklılığını test edecek ve kentsel sürdürülebilirliğin önünde engel oluşturacak toplumsal riskler nelerdir?

Dünya Ekonomik Forumu (DEF), 2022 yılında yayınladığı “Küresel Risk Raporunda” gelecek on yılın küresel risk başlıklarından birini toplumsal riskler oluşturmaktadır. DEF tarafından önümüzdeki on yıl içerisinde kent­lerin sosyal dayanıklılığını test edecek ve kentsel sürdürülebilirliğin önünde engel oluşturacak toplumsal riskler; sosyal uyum erozyonu, istihdam ve geçim krizleri, ruh sağlığının bozulması, bulaşıcı hastalıklar, bilime karşı yaygın tepkiler, gençliğin hayal kırıklıkları, sosyal güvenlik sisteminin çökmesi veya yoksunluğu, büyük ölçüde istemsiz göç, kamusal altyapı hataları ve servis aksaklıkları ve kirliliğin sağlığa zarar vermesi olarak öngörülmüştür.

13

DEF’in öngörüsüne göre küresel ölçekte bireylerin bilime yaklaşım konusunda ne gibi bir değişiklik ve sonuç beklenmektedir? 

DEF’in bir diğer öngörüsü gelecek süreçlerde küresel ölçekte bilimsel kanıtlara ve bilimsel topluluklara karşı kınama, inkâr ve şüphecilik faaliyetlerinin oluşması ve bu faaliyetlerin ne yazık ki giderek artmasıdır. Bilime karşı yaygın tepkiler, insan sağlığı ve teknoloji üzerine yapılan inovasyon çalışmalarının gerilemesine ya da ilerlemesinin durmasına neden olabilir. Bilimin desteklemediği toplumların; iklim eylemlerinde başarısızlık vb. çevresel riskler, dijital eşitsizlik vb. teknolojik sorunlar ile yüzleşmesi ve blok zinciri, nesnelerin interneti, büyük veri, yapay zekâ, kuantum hesaplama vb. teknolojik gelişmelerden geri kalması beklenmektedir.

14

Sosyal dayanıklılığın anahtarı nedir?

Önümüzdeki on yılın toplumsal riskleri, kentlerin sosyal dayanıklılık için çözmesi gereken sorun alanlarıdır. Güçlü toplum, sosyal dayanıklılığın anahtarıdır. Güçlü bir toplum; kimseyi geride bırakmadan, katılımcı süreçler, kapsayıcı politikalar ile oluşturulur. Bunun için ilk yapılması gereken kentlinin toplumsal dinamiklerini ve kırılgan nüfusunu anlamaktır. Sonrasında dayanıklılık ve sürdürülebilirlik perspektifinde oluşturulacak vizyonlar, stratejiler ve eylemler ile sosyal dayanıklılık oluşturma sürecini başlatmak gerekmektedir.

15

Toplum genelinde sosyal dayanıklılık oluşturmanın gerekli adımlarından biri nedir?

Toplum genelinde sosyal dayanıklılık oluşturmanın gerekli adımlarından biri; kentin güçlü bir ekonomiye sahip olmasıdır. Güçlü bir ekonomi için kentlerin “ekonomik dayanıklılık” inşa etmeleri ve geliştirmeleri önemlidir. UN-Habitat kentlerin; gelecekteki herhangi bir şokla başa çıkmak için kapasite güçlendirme yeteneğini, olumsuz şokları öngörme ve ekonomik yapılarında önlem alma becerisini (uzun vadeli stresler de dâhil olmak üzere), bu şoklara dayanmak için kaynaklarını yeniden tahsis etme ve harekete geçirme  kabiliyetini, şoklardan kurtulma ve en azından kriz öncesi seviyeleri yeniden inşa etme ile ilgili ekonomik kapasitesini ekonomik dayanıklılık olarak tanımlanmıştır.

16

DEF Küresel Risk Raporu’nda gelecek on yıl için neler ekonomik riskleri belirleyecektir?

DEF Küresel Risk Raporu’nda gelecek on yıl için ekonomik riskler; borç krizleri, uzayan ekonomik durgunluk, varlık balonu patlaması, endüstri çöküşleri, fiyat istikrarsızlığı, emtia şokları ve yasadışı ekonomik faaliyetler olarak belirlenmiştir.

17

Dünyanın sürdürülebilirliği sadece sosyal, ekonomik, teknolojik, çevresel ve jeopolitik risklerin tehditti altında mıdır?

Dünyanın sürdürülebilirliği sadece sosyal, ekonomik, teknolojik, çevresel ve jeopolitik risklerin tehdidi altında değildir. Kültür başlığı ile ilgili yok oluşlar ve kaybedilişler sürdürülebilirlik hedefinin zorlaştırıcılarındandır. “Kültür”, kentsel dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ile ilgili değerlendirilmesi gereken bir diğer önemli başlıktır. Çeşitliliği korunamayan, zenginliği kaybedilen ve gelecek nesillere aktarılamayan kültür, özellikle toplumsal yapıda eksiklikler oluşturmaktadır. Somut ve somut olmayan ögeleri ile kültür, gerek içerdiği geçmişten taşınan bilgi ve tecrübelerden dolayı gerekse sahip olduğu birleştirici unsurlar sebebiyle korun­ması gereken bir mirastır. Kültürün korunması noktasında kentlerin kültürel dayanıklılık geliştirmesi ve bu kapsamda oluşturduğu başlıkları hem yerel hem de ulusal planlara entegre etmesi çok önemlidir. Kültür, toplumun devam edebilmesi için gerekli temel ihtiyaçlardan biridir. Sürdürülebilir kültürel dayanıklılık; somut ve soyut değerlere sahip çıkılarak ve bu değerleri geleceğe aktarmak adına stratejiler ve eylemler oluşturularak sağlanır.

18

Kentler için bir diğer önemli tehdit kaynağı nedir?

Kentler için bir diğer önemli tehdit kaynağı teknolojik risklerdir. Hızlı kentleşme, akıllı kent olma hedefi, teknolojik trendler, değişen alışkanlıklar, zamanı daha efektif ve etkin harcama gerekliliği, daha çok veri kullanma ve çoklu analiz yapma ihtiyacı vb. tetikleyiciler teknolojiyi yaşamın bir parçası hâline getirmiştir. Teknoloji çok yakında yeşil teknolojiler, akıllı robotlar, nanoteknojiler, biyoteknolojiler, gen düzenlemeleri, genişletilmiş gerçeklik ve meta-verse ile yaşantımızda daha çok yer kaplayacaktır.

19

Teknolojik dayanıklılık nedir?

Teknolojik dayanıklılık; devlet kurumlarının, özel sektörlerin, kentsel servislerin ve bireylerin kullandığı sahibi ve paydaşı olduğu teknolojik altyapı süreçlerinin şoklar ve stresler karşısında işlevselliğini koruma, ilgili ve kritik hizmetlerini vermeye devam etme becerisi, yeteneği ve kapasitesidir.

20

DEF’e göre gelecek 10 yılın teknolojik riskleri nelerdir?

DEF Küresel Risk Raporunda gelecek 10 yıl içinde kentlerin ve ülkelerin teknolojik dayanıklılığını test edecek riskler; siber güvenlik hataları, dijital eşitsizlik, tekno­lojik gelişmelerin olumsuz sonuçları, teknolojik yönetim hataları, dijital güç konsantrasyonu ve kritik bilgi altyapısında arızalar ve bozulmalar olarak tanımlanmıştır.

21

DEF Küresel Risk Raporu” verilerine göre birinci, ikinci, üçüncü riski teknolojik risk olan ülkelerin dağılımı nasıldır?

DEF Küresel Risk Raporu” verilerine göre gelecek 10 yıl için risk sıralamasında birinci sırasında teknolojik risk bulunan ülkeler, “siber güvenlik hataları” için Avusturalya ve İrlanda’dır. İkinci küresel risk sırasında teknolojik risk olan ülkeler “dijital eşitsizlik” sorunu ile Bangladeş, Filipinler, Namibya ve Katar’dır. Bazı ülkeler için teknolojik risk oluşturacak ve risk sıralamasında üçüncü sırada yer alan teknolojik problemler; Bolivya, Brezilya, Kongo, Kosta Rika, Hırvatistan, Letonya ve Paraguay için “dijital eşitsizlik”, Kamboçya için “teknolojik gelişmelerin olumsuz sonuçları”, Çad için “kritik bilgi altyapısında arızalar ve bozulmalar”, Almanya için “dijital güç konsantrasyonu”, Hollanda için “siber güvenlik hataları” olarak sıralanmaktadır.

22

Sürdürülebilir Teknolojik Dayanıklılık nasıl sağlanabilir?

Sürdürülebilir Teknolojik Dayanıklılık; siber güvenlik oluşturarak, bilgi güvenliğini sağlayarak, veri hırsızlığına karşı kontrol mekanizmaları geliştirerek, dijital eşitsizliği önleyerek, güvenlik zafiyetlerine karşı sistemlerini devamlı tarayıp güncel tutarak, kritik bilgi altyapısını siber saldırılara karşı güçlendirerek, bilgi işlem teknolojilerine ait hizmet sağlayıcılarının siber güvenliğini sağlayarak, kentsel süreçler ile ilgili teknolojilerde “güvenlik duvarına” sahip olarak, teknolojik yenilikleri takip ederek, otomasyon, yapay zekâ, makinelerin iletişimi ve robot teknolojileri vb. gelişmelere kentsel ve endüstriyel süreçlerinde hazır olarak, teknolojik tehditler karşısında servislerini ve sistemlerini koruyarak ve akıllı kent süreçlerinde savunma mekanizmalarını güçlendirerek sağlanır.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç