AÖF Soru Bankası
ARK101U · Ünite 1

Tarih Öncesi Anadolu’da Paleolitik ve Neolitik Çağlar

  • 20 soru-cevap
  • Anadolu Arkeolojisi
1

Tarih Öncesi (Prehistorya) kavramı nasıl tanımlanmaktadır?

Tarih Öncesi (Prehistorya): Perhistorya veya tarih öncesi, yazılı tarihin başlangıcından önceki döneme verilen addır. İnsanlık tarihinin %99’u bu döneme ilişkindir. İnsanoğlunun geçmişi 1 milyon yıldan daha eskiye dayanmasına rağmen, insanlar 5000 yıl öncesine kadar herhangi bir metin yazmamışlardır.

2

Coğrafi olarak "Anadolu"nun sınırları nelerdir? 

Anadolu; günümüz Türkiye’sinin, kuzeyde Karadeniz ile Marmara Denizi, batıda Ege Denizi ve güneyde Akdeniz ile çevrelenen ve kabaca ülkenin doğu siyasi sınırına kadar olan bölümünü kapsayan, doğu-batı eksenli büyük yarımadadır.

3

Kuaterner terimi neyi ifade etmektedir?

Kuaterner: Latince Quartus, Quarte kelimesinden alınan, jeolojik dönemlerin dördüncüsü ve en kısası. Hâlen içinde bulunduğumuz ve 2,5 milyon yıl önce başlayan süreci kapsar.

4

"İn Situ" terimi ne anlama gelir?

İn Situ: Birincil konteksti bozulmaksızın günümüze gelebilmiş buluntulardır. Bir arkeolojik kazıda, buluntu 3000 yıl önce bırakıldığı yerde ele geçirilebilirse, dönemin yaşamı hakkında çok önemli veriler sağlamaktadır.

5

Obsidyen (volkan camı) nedir?

Obsidyen (volkan camı): Tarih öncesi dönemlerde Yontma Taş alet teknolojileri içinde önemli bir yeri olan, kesici özelliği yüksek, renk olarak kahverengi, siyah, yeşil veya şeffafa yakın olabilir.

6

Orta Paleolitik Çağ (GÖ Yaklaşık 250.000 - 45.000)ın özellikleri nelerdir?

Bu dönemde iklim koşulları giderek sertleşmiş ve yeni bir buzullaşmanın başlamasıyla insan yaşamı ve teknolojisinde değişimler ortaya çıkmıştır. Yerleşim alanları geniş mağaralar ve sığınaklar olmuş ayrıca teknolojik değişiklik ile sistemli olarak daha gelişmiş yonga aletler üretilmiştir. Orta Paleolitik Çağ’ın insan türü Erectus’a göre düşünsel yetileri ve el becerileri daha gelişkin olan, iki yüzeyli çok işlevli baltalar yerine, her bir iş için ayrı özelliklere sahip aletler üretebilen Homo Neandertal insanının ortaya çıktığını görmekteyiz. Yontma Taş alet teknolojisinin ismi yine Fransa’daki ilk buluntu yerlerinde tanımlanan Levaluva ve Musteryen alet teknolojileri olarak isimlendirilerek, bu teknolojiler Aşölyen teknolojisinin yerini almıştır. Daha yoğun bir taş alet kullanımının görüldüğü bu dönemde, özellikle başta Avrupa olmak üzere Avrasya’dan Özbekistan’a kadar keşfedilen düzinelerce mağarada yaşayan Neandertal toplulukları ustaca kullanım amaçlarına uygun aletler yapabilmek için gerekirse daha uzak bölgelere giderek barındıkları yerlere ham madde taşımışlardır. Neandertallerin soyutlama yetisi şaşırtıcı bir özellik olarak karşımıza çıkar. Ölülerini gömmeleri ve ölünün yanına eşyalar koymaları, bu topluluklardaki “ölümden sonraki yaşam” düşüncesinin, yani bir soyutlama yetisi ile inanç ögelerinin ortaya çıktığı insan türünün ilk örneğidir.

7

Üst Paleolitik Çağ (MÖ Yaklaşık 45.000 – 17.000)ın özellikleri nelerdir?

Üst Paleolitik Çağ Güneydoğu Asya’da ve özellikle Avrupa’da yoğunlaşan mağaralar ve dönemin sonuna doğru Avrasya’da ortaya çıkan açık hava yerleşimleri modern insanın gerçek atası olan Homo Sapiens’in tüm coğrafyalarda zihinsel ve anatomik gelişiminin tamamlandığı ve insanlık tarihinin çok önemli bir basamağını oluşturmaktadır. Günümüzden Önce (GÖ) 45.000-17.000 yılları arası dönem Anadolu’da Üst Paleolitik Çağ’dır. Bu dönemin erken evrelerinde Neandertaller ile modern insanın atası diyebileceğimiz, anatomik ve davranış örüntüsü açısından bize çok benzeyen, Kromanyon insanı adı verilen modern insan toplulukları bir süre beraber yaşamıştır. Modern insanın Amerika ve Avustralya kıtalarına geçişi de bu dönemde olmuştur. Kısaca ırksal anlamdaki bugünkü çeşitliliğimiz Üst Paleolitik Çağ’da ortaya çıkmıştır. Levaluva alet yapım geleneklerinin devam ettiğini görülse de prizmatik çakmaktaşı çekirdeklerden “baskı” ve “dolaylı vurma” tekniği gibi yöntemler ile çıkarılan ve devrin temel aletlerinin yapıldığı dilgiler bu dönemde karşımıza çıkar. Daha etkin uçlar yapmaya yarayan bu gelişmiş dilgi teknolojisinin dışında, ham maddesi taş olmayan kemik ve ahşap aletlerin de kullanılmaya başladığını ayrıca deniz kabuğundan süs eşyası üretimini yine bu dönem de görüyoruz.

8

"Dilgi" nedir?

Dilgi: Çakmak taşından veya obsidyenden, uzunluğu genişliğinden iki kat fazla olan yontma taş alet tipi.

9

Ülkemizdeki Epi-Paleolitik Çağ ( MÖ 17.000- MÖ 10.000) yerleşimleri nelerdir?

Ülkemizdeki Epi-Paleolitik Çağ yerleşmeleri arasında Antalya’da başta olmak üzere Anadolu da bu dönemin kronolojisinin belirlendiği Öküzini, Karain Mağaraları, Beldibi, Belbaşı Kaya sığınakları, Gaziantep’te Şarklı Mağara, Şanlıurfa’da Söğüt Tarlası, Karaman’da bugün kurumuş olan Hotamış gölünün kenarında önemli bir kaya sığınağı yerleşmesi Pınarbaşı, Ege Bölgesinde Asarkaya ve Marmara’nın Karadeniz’e buluşan fosil kumullar kesiminde, Marmara Denizine bakan taraçalarda “Ağaçlı “ grubu olarak adlandırılan (Eskice Sırtları, Kefken, Gümüşdere) dairesel ve yarı dairesel uç kazıyıcılar, sırtlı dilgicikler gibi karakteristik aletlerle tanınan bir grup yerleşme dikkati çekmektedir. Marmara’nın en erken Neolitik Çağ Fikirtepe grubu yerleşmelerinde de benzer mikrolitlerin görülmesi Epi-Paleolitik Çağ Ağaçlı grubunun bunların öncüsü olduğunu düşündürtmektedir.

Bir yandan, özellikle Antalya Öküzini Mağarası 3,5 metrelik bir dolgu içerisindeki dört ayrı arkeolojik tabakayı barındırması açısından Epi-Paleolitik Çağ ve kronolojisinin netleşmesi açısından belirleyicidir. İlk evrelerde Epi-Paleolitik Çağın mikrolit aletleri sırtlı dilgicikler ve ilk kez bu süreçte ortaya çıkan trapezler, ikizkenar üçgenler ve yarımay mikrolit aletlerdir. Ayrıca çeşitli boyutlarda ilk defa ortaya çıkan bazalt sürtme taş aletlere rağmen, mağarada henüz tahıl üretimine işaret eden bir veri elde edilmemiştir. Bu bize sürtme taşlarının bazı yabanıl bitkisel ürünlerin ya da aşıboyası gibi minerallerin öğütülmesi işinde kullanılmış olabileceğini düşündürtmektedir. En üstteki son arkeolojik evre olan IV. Evre Epi-Paleolitik ile birlikte iç içe geçmiş Son Neolitik ve İlk Kalkolitik Çağ mezarları ile bozulmuş görünümdedir.

10

"Holosen" nedir?

Holosen: Buz devri olarak da bilinen Pleistosen dönemin bitişiyle başlayan daha sıcak, ılıman iklim koşullarının oluştuğu dönem. Okyanus yüzey sıcaklıkları artmış, buzullar kutuplara doğru çekilmiş, bitki çeşitliliği artmıştır.

11

Bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi hangi koşulların oluşmasıyla gerçekleşmiştir?

MÖ 10 binden sonra, Holosen iklimsel dönemdeki küresel ısınmayla birlikte, iklim koşulları hızla değişmeye başlar. Bitki örtüsünün çeşitli türler şeklinde çoğalması ve hayvan sürülerinin nehirlerin çevresindeki kıyı şeritlerine kayması ile birlikte, önceden göl kenarlarında yaşamakta olan avcı ve toplayıcı karakterli Mezolitik Çağ insanları, nehirlerin kıyılarına yerleşmeye başlamış ve ilk defa sürekli olarak yerleşik yaşam düzenine geçişlerinin izleri görülmeye başlamıştır. Yerleşimlerin seçilmesinde ham maddelere yakın olan göller ve bataklıkların kıyı kısımlarında her mevsim akmakta olan dere ve çayların kıyı yükseltileri ile eşikler öncelikli olmuştur. Neolitik Çağ’da yerleşim seçimindeki en öncelikli faktörler, yakınlarda tatlı su kaynaklarının varlığı ve doğal dengesi kolay bozulmayan (özellikle Fırat ve Dicle kenarında yağış eğrisinin 200 mm’den düşük olmadığı) bölgeler ile alakalıdır. Tarımın başlangıcında yabanıl emmer, einkorn buğdayları, çavdar, arpa ve büyük tohumlu baklagillerin evcilleştirmeye uygun özellikleri ve hızlı yayılmaları, avcı-toplayıcı konumdaki insanlar tarafından kolaylıkla evcilleştirilmelerine imkân vermiştir. Değişen çevre koşullarına deneme, yanılma yolu ile uyum sağlayan insanlık ailesinin, tahılları evcilleştirmeye başlamasıyla birlikte yerleşik yaşam sürecine girmesinin en az iki bin yıl sürmesi, aslında insanlık tarihi içinde kısa bir dönemi ifade etmektedir.

12

Tarım nasıl başlamıştır? 

MÖ 10 binden sonra, Holosen iklimsel dönemdeki küresel ısınmayla birlikte, iklim koşulları hızla değişmeye başlar. Bitki örtüsünün çeşitli türler şeklinde çoğalması ve hayvan sürülerinin nehirlerin çevresindeki kıyı şeritlerine kayması ile birlikte, önceden göl kenarlarında yaşamakta olan avcı ve toplayıcı karakterli Mezolitik Çağ insanları, nehirlerin kıyılarına yerleşmeye başlamış ve ilk defa sürekli olarak yerleşik yaşam düzenine geçişlerinin izleri görülmeye başlamıştır. Yerleşimlerin seçilmesinde ham maddelere yakın olan göller ve bataklıkların kıyı kısımlarında her mevsim akmakta olan dere ve çayların kıyı yükseltileri ile eşikler öncelikli olmuştur. Neolitik Çağ’da yerleşim seçimindeki en öncelikli faktörler, yakınlarda tatlı su kaynaklarının varlığı ve doğal dengesi kolay bozulmayan (özellikle Fırat ve Dicle kenarında yağış eğrisinin 200 mm’den düşük olmadığı) bölgeler ile alakalıdır. Tarımın başlangıcında yabanıl emmer, einkorn buğdayları, çavdar, arpa ve büyük tohumlu baklagillerin evcilleştirmeye uygun özellikleri ve hızlı yayılmaları, avcı-toplayıcı konumdaki insanlar tarafından kolaylıkla evcilleştirilmelerine imkân vermiştir. Değişen çevre koşullarına deneme, yanılma yolu ile uyum sağlayan insanlık ailesinin, tahılları evcilleştirmeye başlamasıyla birlikte yerleşik yaşam sürecine girmesinin en az iki bin yıl sürmesi, aslında insanlık tarihi içinde kısa bir dönemi ifade etmektedir. Tarımın başlangıcını ve insanlık tarihinde ilk defa üretime dayanan bir ekonomik girdinin oluştuğunu gösterir.

13

Neolitik çağda ilk yapıların özellikleri nelerdir?

Neolitik Çağ sürekli yerleşme olgusu ile günümüz mimarisinin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Önasya’da Nemrik, Mureybet, Jerf el Ahmar ve Jericho yerleşmeleri ile Anadolu’da Akeramik Neolitik A döneminde, Çayönü ve Hallan Çemi kazılarında, barınak görünümündeki kulübelerin, gelişmiş bir konut tipine evrilmesini, yuvarlak planlı bir yapı tipinin, köşeleri olan dörtgen temelli, düz bir damı, çatısı ve destek direkleri, ocaklar, platformlar, depo alanları gibi iç unsurlara sahip olan bir yapı tipine geliş aşamalarını tümüyle görmekteyiz. İlk Neolitik barınak örnekleri, tabanları toprak altına inecek şekilde açılan çukurlar ve üstyapıyı destekleyen ahşap direklerle çevrili bir yapı iskeletine dayanmaktadır. Bu çukurun iç kısmı, direklerin dal kümelerinin çamur ile birleştirilmesi veya taş ile çevrilmesi şeklinde gelişmiştir. Neolitik Çağ mimari yapısının Anadolu’daki bütün gelişim aşamalarını en iyi şekilde Diyarbakır Ergani yakınlarındaki Çayönü kazılarında izleyebiliriz.

14

Neolitik çağda yapı inşası için kullanılan teknikler nelerdir? 

Arkeolojik verilerin önemli bir bölümünü mimari kalıntılar oluşturduğundan, karşılaşacağımız temel yapı tekniklerini kısaca gözden geçirmekte yarar görmekteyiz. Anadolu, sınırsız taş kaynakları, toprağın bolluğu ve eski çağlarda kerestelik ağaçlara sahip geniş arazileriyle, yapı işleri için gerekli olan ham maddeler konusunda oldukça zengindir. Bunlar, küçük bitkilerle birlikte en temel yapı malzemelerini oluşturmaktadır. Taş yapılara Anadolu’da sıkça rastlanır. Taş, zamana en dayanıklı yapı malzemesi olmakla birlikte, ağır bir madde olması, kullanım zorluğu ve sahip olduğu enerji yoğunluğundan dolayı bir yapıyı sıcak tutabilmek için çok fazla ısı gerektirmesi gibi olumsuzluklara da sahiptir. Ahşap da taş gibi çoğu iklim koşulunda kullanılabilecek, kalas gibi kereste halinde kesildiğinde çok sağlam ve esnek olabilen genel bir yapı malzemesidir. Kerpiç ise toprak, kum ve saman ya da gübre gibi diğer lifli malzemelerin karıştırılması ile kolayca elde edilir.

15

Neolitik çağda ölü gömme uygulamaları nelerdir?

Ölü gömme uygulamaları, Neolitik Çağ’da gelişen inanç sisteminin en çarpıcı göstergelerinden biridir. Bu dönem süresince, Önasya ve Anadolu’da görülen şekli ile ölülerin tamamının, genel olarak ev tabanlarının altına ve hocker pozisyonda (ana rahmindeki çocuk pozisyonu) gömüldüğü görülür. Bazı yerleşim alanlarında ise “Kafatası Kültü” olarak isimlendirilen, bazı kişilerin kafataslarının alınarak ve aynı zamanda bunların alçı ile sıvanıp etlendirilmek suretiyle canlandırıldığı bir eylem söz konusu olmuştur. Bu gömülerin genelde, boncuklar, kemik aletler ve taş kaplar gibi kişisel süs eşyaları ve yontma taş alet ürünleri, bazı hayvanlara ait kemikler gibi, birçok ölü hediyesi ile birlikte gömüldüğünü görmekteyiz. Zengin bir çeşitlilik sergileyen bu ölü hediyeleri, ait olduğu dönemin sanatı ve inanç sistemi ile ilgili olguları yansıtması açısından dikkat çekicidir. Çayönü kazısında karşılaştığımız “Kafataslı Yapı”, ölü gömme geleneklerinin anlaşılması açısından önemli bulgular vermektedir. Anıtsal boyuttaki, birçok kez yenilenmiş bu yapıda, toplam 450 kadar bireye ait olduğu anlaşılan kemik, üstü kapalı mahzen gibi hücrelerde kafatasları istiflenmiş şekilde bulunmuştur.

16

Neolitik çağda oluşan toplumsal kurumlar, nasıl ortaya çıkmışlardır? 

Neolitik Çağ içinde Önasya ve Anadolu’da, yerleşik yaşama geçiş, burada yerleşmiş olarak bulunan ve giderek büyümekte olan topluluklar arasında oluşan geçimsizliklerin çözüme kavuşması ve toplulukların bütün olarak hareket edebileceği bir ortamın oluşturulması için, yeni toplumsal kurumların geliştirilmesi gerekmekteydi. En erken örneklerini Hallan Çemi’de gördüğümüz ortak kamusal yapıların, yerleşik köy yaşamı başlangıcıyla, sosyo-politik yapıların fiziksel unsurları olarak işlev gördükleri varsayılabilir. Yerleşik toplumsal düzenin temelinin oluştuğu Neolitik Çağ’da, Önasya’da avcı-toplayıcı toplulukların, beklenmedik düzeyde anıtsal yapılar inşa etmesi, toplumların ancak belli uzmanlık ve iş dağılımı anlayışı ile çalışmalarının ürünü olabilir. Bu yapılanma, Neolitik Çağ toplumlarının sadece sabit geçim ekonomisine dayalı, basit yerleşimler olarak gören anlayışın ötesinde, gelişmiş ve organize bir toplum yapısına işaret etmektedir. Önasya’daki toplumların çeşitli bölgelerde başlayan yerleşiklik süreci ile tarım ve hayvanların evcilleştirilmesi sürecinin aşamalı bir gelişim göstermediği ve her bölge arasında ortaklıklara rağmen bir yandan farklılıkların belirgin olduğu görülmektedir.

17

Neolitik Çağda Batı Anadolu ve Trakya, Neolitikleşme Süreci nasıl gelişmiştir?

Orta Anadolu’nun tarımcı yerleşik toplumlarına ait seramik eserler, damga mühürler, kemik aletler, figürinler, yassı baltalar, evcilleşmiş hayvanlar ve tahıllar gibi somut maddi ögelerin dışında, bilgi birikiminin ve inançsal unsurların da meydana getirdiği Neolitik yaşam tarzı, Batı Anadolu ve hemen ardından MÖ 7. binin ikinci yarısında, Doğu Trakya ve Balkanlara doğru hızla yayılır. Bu yaşam tarzının, kuraklık riskinin olmadığı ve ormanlarla kaplı bir coğrafyaya sahip olan Güneydoğu Avrupa’ya uyum sağladığı görülmektedir. İç Batı Anadolu’dan başlayarak, Balkanlar’da Tuna nehri havzasına kadar devam eden geniş bölge içerisinde, MÖ 7. binin ikinci yarısından itibaren oldukça fazla oranda ortak bileşen dikkatleri çekmektedir. Bu ortaklıkları içeren çeşitli kültürel ve iktisadi öğeler, ilk olarak Mehmet Özdoğan tarafından “Neolitik Paket” ismi ile adlandırılmıştır. Bu ortak bileşenler, çekirdek bölge içinde oluşan ve öncü örnekleri Batı’da saptanamamış durumdaki çanak çömlekler (genelde kırmızı astarlı seramikler, tüp biçimli tutamaklar vb.), insan ve hayvan heykelcikleri (figürinler), kemik kaşıklar, damga mühürler, yassı baltalar, evcilleştirilmiş tahıl ve besi hayvanları olarak göze çarpmaktadır.

Anadolu’da ilk köy topluluklarının ortaya çıkıp gelişim gösterdiği Neolitik Dönem’in büyük bölümünü kapsayan kısmında, Marmara Bölgesi’ndeki durum, geçimini henüz avcılık, balıkçılık ve toplayıcılıkla sürdüren Mezolitik karakterli insanlar tarafından temsil edilmekteydi. Marmara Bölgesi’nde bilinen ilk Çanak Çömlekli Neolitik Çağ topluluğu, İstanbul’un Kadıköy tarafında kalan Fikirtepe’de saptanmış durumdadır. Bir kıyı yerleşmesi görünümünde olan Fikirtepe’nin geçimi hem balıkçılık hem de tarıma dayalı görünmektedir. Son yıllarda Marmaray kazıları ile İstanbul Yenikapı’da ortaya çıkarılan Neolitik Çağ yerleşmesi, bu tip kıyı yerleşmelerinin sayısının artabileceğini göstermiştir. Fikirtepe Neolitik Çağ kültürü özellikle Doğu Marmara Havzasında tanımlanır. Yıkıcı sonuçlara yol açan ve nedenleri bilinmeyen bir dizi gelişme, Geç Neolitik Çağ’ın sonlarında, Konya Ovası ve Göller Yöresi’ndeki yerleşme yerlerini olumsuz yönde etkilemiş görünmektedir. Bu olaylardan sonra Doğu Çatalhöyük ıssızlaşmış ve batı kısmında yer alan yeni bir yerleşme kurulmuştur. Son evreleri Çatalhöyük ile görünen Hacılar VI. Yerleşmesi de büyük bir yangın felaketine sahne olmuş olarak görünür ve Kuruçay’ın 11. yapı katındaki kale görünümlü yerleşme alanı da bundan sonra kullanılmaz duruma gelir.

18

Neolitik Çağ’da Teknolojik Gelişim ve Ticaret nasıl gelişmiştir?

Akeramik Neolitik Çağ’ın erken evrelerinden beri, Güneydoğu Toros dağlarında yüzeyde basitçe bulunan doğal bakır külçeleri ile bir tür bakır oksit olan malahitin ısıtılıp tavlanarak işlenmiş olması, sonradan maden ile anılacak olan dönemleri yaratan önemli bir teknolojik gelişmenin, ateş teknolojisinin (pyroteknoloji) temelini oluşturur. MÖ 9. binde Nevali Çöri, Çayönü ve Aşıklı Höyük’te, çeşitli bakır boncuklar ve kakmaların bir kısmının sıcakken, bir kısmının da soğukken çekiçle dövülerek işlendiği anlaşılmaktadır. Kirecin yakılarak işlenmiş bir ürün hâline getirilmesi de ateşin kontrollü kullanımı ile ilgili olarak görülür. Akeramik Neolitik Çağ gibi kadim bir evrede, günümüzdeki çimento ile kıyaslanabilecek sertlikte olan bu teknolojiye ait örnekler, özellikle Orta Anadolu’da Aşıklıhöyük’te ve Güneydoğu Anadolu’da Çayönü’nde rastlanan tapınak yapılarına ait zemin döşemelerinde saptanmıştır. En eski dönemlerden itibaren, insanlar arasında belirli eşya ya da ürünlerin değiş tokuş edildiğini biliyoruz. Bu uygulama, önceleri birtakım deniz kabukları, çakmak taşları, obsidyenler gibi ürün grupları ile başlamış ve ardından Neolitik Çağ ile birlikte, değiş tokuşun konusunu oluşturan malların çeşitliliğinde büyük artış olmuştur. Söz konusu ticarete dâhil ürünler ve maddeler arasında, saz, ahşap, deri, tahıl, et, yün dokuma, kil, tuz ve çanak çömlekler sayılabilir. Volkan camı olarak da bilinen volkanik obsidyen kayacının, Ön Asya bölgesi açısından en zengin kaynakları Anadolu coğrafyasıdır. Genel itibarıyla Kapadokya ve Doğu Anadolu olmak üzere iki ana bölgede yoğunlaşmış olan bu kayaç türünün, Neolitik Çağ’ın başından itibaren kullanıldığı ve 900 km uzaklıktaki Eriha (Jericho) yerleşmesine kadar taşındığı görülmektedir. İşlendiği zaman oldukça keskin uçlar elde edilebilen ve çakmak taşına göre daha ince işlerde kullanılabilen bu kaynağın, Neolitik Çağ’ın sonuna kadar önemini koruduğu görülmektedir. Kapadokya bölgesindeki önemli bir obsidyen kaynağı merkezi olan Hasandağı dolaylarındaki Kaletepe’de ortaya çıkarılan obsidyen işlikleri, Neolitik Çağ’daki ticaret ağının Kuzey Suriye ve Kıbrıs’a uzandığını göstermiştir. İşlemesi kolay olan püskürük bir kayaç olan bazalttan öğütme taşları, havanlar ve dibekler, Neolitik Çağ içinde, ilk kez tahılların ezilerek un hâline getirilmesi işini yapan ve günümüzdeki değirmenlerin de öncüsü sayabilecek ögelerdir. Çatalhöyük’te ele geçen ve dünyadaki bilinen en eski keten dokuma örnekleri, Orta Anadolu’da Seramikli Neolitik Çağ’dan itibaren dokumaların üretildiğini gösteren en dikkat çekici kanıtlardan biridir. İlk örneklerini Anadolu’da gördüğümüz pişmiş topraktan üretilmiş çeşitli soyut kompozisyonlar içeren damga mühürlerin, bu tür dokumaların boyamasında kullanıldığı düşünülmektedir. Neolitik Çağda ortaya çıkan bu damga mühür geleneğinin, günümüzde Anadolu’da hâlâ devam eden ahşap boyama damgaları olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

19

Paleolitik Çağ’da Anadolu coğrafyasındaki ilk insanlar nasıl koşullarda yaşamışlardır? 

Paleolitik Çağ yaklaşık 2 milyon yılı kapsayan ve insanlık tarihinin başlangıcını içinde barındıran, Alt Paleolitik, Orta Paleolitik, Üst Paleolitik ve Epi-Paleolitik olarak 4 evreye ayrılan, insanın tarihinin en uzun dönemidir. Biyolojik ve kültürel açıdan insanın evriminin en önemli bölümünün gerçekleştiği bu dönem içerisinde hem dünya jeomorfolojisi hem de iklim koşulları günümüz ile oldukça farklılık göstermektedir. Jeolojik devirler açısından Paleolitik Çağ Türkçede sık kullandığımız şekli ile dördüncü jeolojik zaman (Kuaterner) içerisinde yer alır. Diğer jeolojik devirlere göre en kısa sürmüş olan Kuaterner dönemin önemli iki özelliği vardır. Bunlar içinde buzul ve buzul arası iklim dönemlerini barındırması ve daha önce de bahsettiğimiz şekli ile Paleolitik Çağ’ın da bu devir içinde olması dolayısıyla, insanın bu jeolojik devirde ortaya çıkmasıdır. Yontma taş alet teknolojisi Paleolitik Çağın erken evrelerinde doğada kolay bulunan ham maddeden basit yöntemlerle üretilirken, daha geç dönemlere doğru insanların ihtiyaçları doğrultusunda özelleşmiş, daha ince işlenmiş ve gerektiğinde uzak yerlerden ham madde taşınarak, doğal ortamında olmayan taşlardan aletler de üretilmiştir.

20

Neolitik çağın iklim özellikleri nelerdir?

Holosen iklim dönemi ile başlayan global ısınma ve iklim değişiklikleri, doğal bitki örtüsü üzerinde ve hayvan türlerinin dağılışında etkili olmuştur. Tüm yıl yeterli yağış alması nedeniyle dağ yamaçları, vadilerde ve ovalarda yabani tahıl türleri yetişebilmiştir. Dağlar ve dağ aralarında kalan ovalık kesimlerde yer alan ormanlık alanlarda, çok çeşitli yabani hayvan türlerini barındırmasından dolayı, insanlar yabanıl tahılları önce bulundukları doğal ortamda olduğu şekli ile biçerek bunlardan yararlanmaya, daha sonra süreç içerisinde de ekip biçmeye başlamışlardır. İlk tarımcı toplulukların ortaya çıktığı bu aşama ile birlikte, depolama, kurutma, yeni mekânların düzenlemesi ve bu toplulukların yerleşik olması temelinde, Epi-Paleolitik mevsimsel yerleşme tipinin yerini, sürekli ikame edilen daha büyük yerleşmelerin aldığı görülür. Yerleşiklik ve artı ürün, daha kolay beslenme yollarının keşfine yol açmış ve bu da nüfus artışına sebep olmuştur. Bu noktadan sonra, başakları daha sağlam olan tahılların seçilmesi ve sulak bölgelerde bunların ekilebileceğini keşfetmesi, tarımın başlangıcını ve insanlık tarihinde ilk defa üretime dayanan bir ekonomik girdinin oluştuğunu gösterir.

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç