Ege Göçleri ile Batı Anadolu’ya gelenlerin yerleştikleri şehirlerin başlangıçta küçük bir köy niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Nüfusun artması ile büyüyen bu şehirler zamanla siyasi, dinsel ve ekonomik bakımdan kurumsallaşarak kendi kendini yöneten bir şehir devletine doğru gelişim göstermektedir. Yönetim biçimlerindeki gelişim ile beraber yaşanan bu süreç Yunanistan ve Anadolu’da yaklaşık olarak aynı dönemlerde karşımıza çıkmaktadır. Göçler ile gelen topluluklar tarafından kurulan ilk şehirler bir kral (Basileus) tarafından yönetilmiştir. O dönemde zenginlikleri ve toplumsal güçleri ile bir üst sınıf oluşturan aristokrat kesim, kralın yanında olmuşlardır. Aristokratların zamanla güçlerinin artması ile şehir yaşamına düzenleme getirme çabaları, toplumsal yaşamda önemli değişimlere yol açmıştır.
İlk olarak aristokratların kralın yetkilerini paylaşmaya başladıkları görülmektedir. Bunun sonucunda şehirlerde aristokratik yönetim biçimleri oluşmuştur. Bu yönetim biçiminde Aristokratlardan oluşan bir meclis (Boule) kurularak her yıl geçici bir yönetici ve memurlar seçilmeye başlanmıştır. Şehirlerin bir büyüme sürecine girdiği bu yönetimde kanunların yazısız olması ve aristokratların kendilerini ön planda tutmaları toplumunun geri alan kesiminde huzursuzluk yaratmıştır. Bu süreçte aynı zamanda, gelişen ticaret ve sanayii sayesinde zenginleşmeye başlayan kesimlerin de yönetimde söz sahibi olmak istemesi ile huzursuzluklar artmıştır.
Şehirlerin gelişiminde MÖ 7. ve MÖ 6. yüzyıllarda, güçlü olan kişilerin yönetimi tek başlarına ele geçirmeye başladığı görülmektedir. Tiran (Tyrannos) adı verilen bu yöneticiler, şehir halkı tarafından büyük bir hoşgörü ile karşılanmıştır. Tiranlar başlangıçta halkın istekleri doğrultusunda toplumsal düzen ve yönetimde iyileştirmeler yapmıştır. Şehirlerin yönetimi Halk Meclisi, Beşyüzler Meclisi ve Halk Mahkemeleri gibi toplumun tamamının katılabildiği kurumlara devredilmiştir. Bu süreçte şehirlerin büyük bir gelişme ve refah yaşadığı dikkati çekmektedir. Ancak tiranlığın kalıcı bir yönetimsel diktatörlüğe dönüşmesi ile ayaklanmalar çıkmış ve tiranlar devrilmiştir. Tiranlık yönetiminin ardından şehirlerin yönetiminin tamamen, katılımcıları şehirdeki büyük toplumsal gruplardan (demos) seçilen ve belli bir süre için göreve getirilen kişilerden oluşmuş meclis gibi kurumlara bırakılması sonucu demokrasi adı verilen yönetim biçimi ortaya çıkmaktadır. MÖ 6. yüzyılın ortalarında başlayan bu yeni yönetim biçimi Helenistik Çağ’a kadar büyük ölçüde korunmuştur. Polis adı verilen şehir devletlerinin ilk örnekleri krallıkların ortadan kalkarak Aristokratik yönetimlerin oluşmaya başladığı MÖ 8. yüzyılın sonlarından itibaren görülmektedir. Ancak bütün kurumları ile şehir devletleri, demokratik yönetim biçiminin oluşmaya başladığı MÖ 6. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmaktadır.