AÖF Soru Bankası
ARK101U · Ünite 5

Ege Göçleri ve Arkaik Çağ

  • 20 soru-cevap
  • Anadolu Arkeolojisi
1

Lidyalılar'ın ismini verdiği bölge neresidir?

Lidyalılar, Anadolu’nun batısında, Hermos (Gediz) ve Kaistros (Küçük Menderes) nehirleri arasında kalan bölgede yaşayan ve bu bölgeye ismini veren Anadolu’daki önemli Demir Çağı devletlerinden birisidir. Lidyalılar, Batı Anadolu’da Ege göçleri ile gelenler tarafından ilk yerleşimlerin kurulmaya başladığı MÖ 12. yüzyıldan itibaren bölgede yaşamışlardır.

2

Lidyalılar'ın yönetim biçimlerinin niteliğini hangi antik kaynaktan öğrenebiliriz?

Herodotos, Lidyalıların krallık sistemi ile yönetildiğini ve babadan oğula geçen kral unvanını uzun süre elinde tutan ailelerin oluşturduğu hanedanlıkların meydana geldiğini aktarmaktadır. Lidya’da üç kral hanedanının hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Bunlardan bilinen ilki, Kral Atys’den ismini alan Atyadlar sülalesidir. Bu sülale Kral Atys’in oğlu Kral Manes ile başlatılır. Herodotos, Kral Manes zamanında Maionialılar olarak adlandırılan toplumun, Kral Atys’in oğlu Kral Lydos zamanında Lidyalılar olarak adlandırılmaya başladığını belirtir. Atyadlar sülalesinden sonra Heraklidler sülalesi gelmektedir. Lidyalıların bu hanedanlıklar zamanına gelen en eski dönemleri hakkında bildiklerimiz sınırlıdır.

3

Herodotos kimdir?

5. yüzyılda yaşamış, Halikarnassos’lu (Modern: Bodrum) yazar, tarihçi. Historia (Herodot Tarihi) olarak bilinen ve gezdiği bölgeler ve halkların tarihinin yanı sıra Pers-Yunan savaşları hakkında bilgiler verdiği kitabı nedeniyle Tarihin Babası olarak da bilinmektedir.

4

Lidyalıların mimari özelliklerini nasıl tanımlayabiliriz?

Lidyalıların mimarisi hakkında sınırlı bilgimiz bulunmaktadır. Özellikle, başkent Sardes’te bu döneme ilişkin tabakalar büyük ölçüde tahrip olmuş ve anlaşılmaz durumdadır. Bu nedenle yüksek kalitedeki mimari işçiliğin örnekleri olabilecek saray, tapınak gibi yapılardan hiçbirine ilişkin bir bilgimiz bulunmamaktadır. Şehirden ele geçen ve Lidyalılara ait olan sınırlı miktardaki mimari kalıntılar, moloz taş üzerine kerpiç bloklar ile inşa edilmiş ve çatısı sazlarla yapılmış 1-2 mekânlı ev yapılarıdır. Kroisos dönemine ait tabakalardaki evlerde ahşap iskelet üzerine pişmiş toprak levhalar ile süslenmiş yapı kalıntıları saptanmıştır. Şehirde yaşayan halkın evlerine ait bu kalıntılar, Herodotos’un daha geç dönemde Pers işgali altındaki şehirden bahsederken evlerin çoğunun saz ve tuğladan yapıldığı şeklindeki tanımlaması ile uyum göstermektedir.

5

Delphi şehrinin antik dünya için önemi nedir?

Yunanistan’da bulunan Delphi kenti, tanrı Apollon’a adanmış olan kutsal alanı ile tanınmaktadır. Kutsal alanda bulunan tapınak Yunanlılar için, Apollon’un kehanet gücü kullanılarak gelecekle ilgili haberler verildiğine inanılması nedeniyle büyük bir önem taşımaktadır.

6

Lidyalıların heykeltıraşlık anlayışının genel özellikleri nelerdir?

Lidya heykel sanatı konusundaki bilgilerimiz, mimaride olduğu gibi oldukça sınırlıdır. Herodotos’a göre Kral Kroisos’un Delphi’deki Apollon Tapınağı’na hediye ettiği eserler arasında on talanton (yaklaşık beş kilo) ağırlığında bir aslan heykelinin bulunması Lidyalıların heykel sanatında ilerlemiş olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte kazılar yoluyla ele geçen eser sayısı çok azdır. Ele geçen eserler arasında Sardes’te bir sinagogta bulunmuş olan ve şehirdeki Kybele Tapınağı’nı modeli olarak tanımlanan mermer kabartma ile evlerin dışlarına süslemek için yapılmış pişmiş levhaları ön plana çıkmaktadır. Tapınak modelinde sütunların arasında betimlenmiş tanrıça ve rahiplerin yanı sıra çeşitli mitolojik sahnelere ilişkin betimlemeler dikkati çekmektedir. Pişmiş toprak levhalarda ise kabartma olarak yapılmış tanrıça, savaşçı ve aslan, grifon gibi betimlemelerin yanı sıra zengin bitkisel süslemeler görülebilmektedir. Söz konusu örnekler Lidyalıların heykel ve kabartmalarda yüksek bir işçiliğe sahip olduklarını göstermektedir. Araştırmacılara göre Lidyalıların bu eserlerde Yunan ve Doğu sanatının etkileri görülmektedir.

7

Lidyalıların seramik sanatının genel özellikleri nelerdir?

Lidyalıların MÖ 7. yüzyılda, çağdaşı Yunanistan, Rodos ve diğer Batı Anadolu eserlerinde görüldüğü gibi, doğu etkili süslemelere kaplarının üzerinde yer verildiği görülmektedir. Bu eserlerde açık renkli astar üzerine kırmızımsı boya ile yapılmış yaban keçisi, aslan, sfenks, kuş gibi figürleri karşımıza çıkmaktadır. MÖ 6. yüzyıla doğru Lidya seramiklerinde, bölgeye özgü dalgalı hatlardan oluşan bir süslemeye sahip koku kapları görülmeye başlar. Yüksekçe konik bir ayak üzerinde duran, şişkin bir gövde ve dışa çekik bir ağız kenarına sahip olan bu koku kapları arkeolojide “Lydion” olarak adlandırılmaktadır.

8

Akhalar kimlerdir?

Akha uygarlığı Yunanistan’da Dorlardan önce yaşamıştır. Arkeolojik bulgular bu uygarlığın MÖ 2. bin yılın ortalarına doğru Yunanistan ve doğu Akdeniz’in önemli bir siyasi gücü hâline geldiğini göstermektedir. Arkeolojik çalışmalar Akhalar’ın kale şeklinde etrafı surla çevrili şehirlerde oturduğunu ortaya koymuştur. En önemli yerleşimleri arasında Mykenai, Pylos ve Tiryns gibi şehirler sayılabilir. Homeros’un İlyada destanında Troia’ya karşı savaşan Yunanlılar, Akha uygarlığıdır.

9

Deniz kavimleri göçe neyi ifade eder?

Bu göç dalgası Hint-Avrupa kavimlerinin Balkanlar’a doğru harekete geçmesiyle oluşmuştur. Anadolu’daki topluluklar ile birleşen Hint-Avrupa kavimleri Kıbrıs, Suriye ve Filistin’deki yerleşimleri yerle bir ettikten sonra Mısır’a kadar ulaşmıştır. Mısır’da Firavun Merneptah (MÖ 1212-MÖ 1202) ve III. Ramses (MÖ 1182-MÖ 1151) hükümdarlıkları altında geçen dönemlere ait yazıtlarda “Deniz Kavimleri” olarak adlandırılmışlardır. Deniz Kavimleri Göçünün Ege’deki önemli bir etkisi Yunanistan’da yüksek bir kültür kurmuş olan Akhalar’ın buradan kaçıp Batı Anadolu’ya geçmesidir. Bu olay günümüzdeki araştırmacılar tarafından “Ege Göçleri” olarak kabul edilmektedir.

10

Aioller kimlerdir?

Herodotos, Aiollerin Yunanistan’daki Thessalia ve Boeotia bölgelerinden gelerek Lesbos (Midilli) adası ve Çandarlı körfezine yerleşmiş olduklarını belirtmektedir. Aiollerin yerleşmesinden sonra bölge Aiolia adın almıştır. Herodotos, Aioller’in bölgede kurdukları şehirlerden 12 tanesinin dinsel ve siyasi bir birlik kurduklarını bildirmektedir. Bu şehirler Kyme (Aliağa), Larisa (Buruncuk), Neontheikos (Yanıkköy), Temnos (Görece-Kayacık Tepesi), Killa (Zeytinli), Notion (Ahmetbeyli), Aigiroessa (Kavaklıdere), Pitane (Çandarlı), Aigai (Nemrutkale), Myrina (Aliağa), Gryneion (Yenişakran) ve Smyrna (Eski İzmir) şeklindedir. Aiol birliğinin en önemli şehri olan Kyme aynı zamanda pek çok Aiol şehrinin de kurucusudur.

11

Antik bir bölgeye ismini veren "İonlar" kimlerdir?

İonlar, Anadolu’ya Aiollerden daha sonra gelmiştir. Çoğunluğunu Attika bölgesinden gelenlerin oluşturduğu bu topluluk Batı Anadolu’da Hermos (Gediz Nehri) ile Maiandros’un (Büyük Menderes) hemen güneyine kadar gelen bölgeye yerleşmişlerdir. İonların bölgedeki yerleşim süreçlerinin MÖ 11. yüzyılda başladığı ve uzun bir süreye yayıldığı kabul edilmektedir. Bölge İonia adını buraya yerleşen İonlardan almıştır. Herodotos, İonia bölgesinde 12 şehrin bir birlik meydana getirdiğini bildirmektedir. Bu şehirler Miletos (Balat), Myus (Avşar), Priene (Güllübahçe), Ephesos (Selçuk), Kolophon (Değirmendere), Lebedos (Gümüldür), Teos (Sığacık), Klazomenai (Urla), Phokaia (Foça), Khios (Sakız Adası), Erythrai (Ildırı) ve Samos (Sisam Adası)’tur. Daha sonra bu birliğe Smyrna (İzmir) da dâhil olmuştur. İonlar tarafından MÖ 8. yüzyılda Panionion adı verilen ve merkezi Mykale (Samsun dağı) dağı üzerinde bulunan bir birlik kurulmuştur. Üye olan şehirlerin belirli dönemlerde dinsel ve törenler ve toplantılar yapmaları Painionion birliğinin bölgede dinsel ve siyasi bir role sahip olduğunu göstermektedir. Birlik, İon kültürünün gelişmesi ve Yunanistan, Ege kültürleri üzerinde, özellikle MÖ 5. yüzyıla kadarki süreçte etkili olmasında rol oynamıştır.

12

Antik Karia bölgesine ismini veren "Dorlar" kimlerdir?

Deniz Kavimleri Göçü’yle Yunanistan’a geldiği kabul edilen Dorlar bölgeyi işgal ederek burada yerleşmişlerdir. Bazı Dor toplulukları ise Ege Göçlerinin başladığı dönemde Ege Denizi’ndeki adalara doğru ilerlemeye devam etmişlerdir. Bu süreçte gruplardan bazıları Anadolu’nun güneybatısına kadar ulaşmış ve günümüzde Aydın ve Muğla illerinin büyük kısmını kapsayan ve Antik Çağ’da Karia olarak adlandırılan bölgeye gelerek buraya yerleşmişlerdir. Karia, Herodotos’dan öğrendiğimize göre adını burada yaşayan yerel halk olan Karlardan almıştır. Kazı ve araştırmalara göre Dorlardan önce İonialıların bölgede varlığını gösteren veriler ele geçmiştir. Herodotos, Dorların bölgede Halikarnassos (Bodrum), Knidos’u (Datça), Rodos Adası’ndaki Lindos, Ialysos, Kameiros kentleri ve Kos (İstanköy Adası) şehirlerinden oluşan bir birlik kurduklarını aktarmaktadır. Bu birliğin dinsel merkezi Triopion Tapınağı’dır.

MÖ 10. yüzyıldan itibaren gölgeye göç eden bu üç kavim doğal olarak başlangıçta Batı Anadolu’da bulunan ve daha önceki halkların kurduğu ve yaşadığı şehirlere yerleşerek küçük koloni mahalleleri veya köyleri oluşturmuşlardır. Zamanla güçlenerek etkin kültür hâline gelmişler, yerli unsurları etkileyerek pasifleştirmişler ve kendi dillerinin etkin hâle gelmesini sağlamışlardır. Bu şehirler aynı zamanda Anadolu’nun iç kesimlerinde bulunan Lidya ve Frigya gibi devletler ile ticari ve siyasi ilişkilerde bulunmuşlardır. Lidyalılar ile başlangıçta iyi ilişkiler kurulmuş olmasına karşın durum Lidya krallığının başına Gyges’in geçmesi ile değişmiştir. Mermnad sülalesinin ilk kralı olan Gyges’in amacı Smyrna, Miletos ve Magnesia ad Sipylum gibi kentleri işgal ederek Batı Anadolu’nun Lidya idaresi altına girmesi olmuştur. İonlar ile Frigler arasında MÖ 8. yüzyıldan itibaren iyi ilişkiler kurulduğu ve ticari ilişkilerin yürütüldüğü bilinmektedir.

13

Şehir devletleri nasıl ortaya çıkmıştır?

Ege Göçleri ile Batı Anadolu’ya gelenlerin yerleştikleri şehirlerin başlangıçta küçük bir köy niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Nüfusun artması ile büyüyen bu şehirler zamanla siyasi, dinsel ve ekonomik bakımdan kurumsallaşarak kendi kendini yöneten bir şehir devletine doğru gelişim göstermektedir. Yönetim biçimlerindeki gelişim ile beraber yaşanan bu süreç Yunanistan ve Anadolu’da yaklaşık olarak aynı dönemlerde karşımıza çıkmaktadır. Göçler ile gelen topluluklar tarafından kurulan ilk şehirler bir kral (Basileus) tarafından yönetilmiştir. O dönemde zenginlikleri ve toplumsal güçleri ile bir üst sınıf oluşturan aristokrat kesim, kralın yanında olmuşlardır. Aristokratların zamanla güçlerinin artması ile şehir yaşamına düzenleme getirme çabaları, toplumsal yaşamda önemli değişimlere yol açmıştır.

İlk olarak aristokratların kralın yetkilerini paylaşmaya başladıkları görülmektedir. Bunun sonucunda şehirlerde aristokratik yönetim biçimleri oluşmuştur. Bu yönetim biçiminde Aristokratlardan oluşan bir meclis (Boule) kurularak her yıl geçici bir yönetici ve memurlar seçilmeye başlanmıştır. Şehirlerin bir büyüme sürecine girdiği bu yönetimde kanunların yazısız olması ve aristokratların kendilerini ön planda tutmaları toplumunun geri alan kesiminde huzursuzluk yaratmıştır. Bu süreçte aynı zamanda, gelişen ticaret ve sanayii sayesinde zenginleşmeye başlayan kesimlerin de yönetimde söz sahibi olmak istemesi ile huzursuzluklar artmıştır.

Şehirlerin gelişiminde MÖ 7. ve MÖ 6. yüzyıllarda, güçlü olan kişilerin yönetimi tek başlarına ele geçirmeye başladığı görülmektedir. Tiran (Tyrannos) adı verilen bu yöneticiler, şehir halkı tarafından büyük bir hoşgörü ile karşılanmıştır. Tiranlar başlangıçta halkın istekleri doğrultusunda toplumsal düzen ve yönetimde iyileştirmeler yapmıştır. Şehirlerin yönetimi Halk Meclisi, Beşyüzler Meclisi ve Halk Mahkemeleri gibi toplumun tamamının katılabildiği kurumlara devredilmiştir. Bu süreçte şehirlerin büyük bir gelişme ve refah yaşadığı dikkati çekmektedir. Ancak tiranlığın kalıcı bir yönetimsel diktatörlüğe dönüşmesi ile ayaklanmalar çıkmış ve tiranlar devrilmiştir. Tiranlık yönetiminin ardından şehirlerin yönetiminin tamamen, katılımcıları şehirdeki büyük toplumsal gruplardan (demos) seçilen ve belli bir süre için göreve getirilen kişilerden oluşmuş meclis gibi kurumlara bırakılması sonucu demokrasi adı verilen yönetim biçimi ortaya çıkmaktadır. MÖ 6. yüzyılın ortalarında başlayan bu yeni yönetim biçimi Helenistik Çağ’a kadar büyük ölçüde korunmuştur. Polis adı verilen şehir devletlerinin ilk örnekleri krallıkların ortadan kalkarak Aristokratik yönetimlerin oluşmaya başladığı MÖ 8. yüzyılın sonlarından itibaren görülmektedir. Ancak bütün kurumları ile şehir devletleri, demokratik yönetim biçiminin oluşmaya başladığı MÖ 6. yüzyıldan itibaren ortaya çıkmaktadır.

14

"Kolonizasyon" hareketinin gelişimi nasıl olmuştur?

Yunanlıların siyasi ve toplumsal yaşamında en karakteristik yerleşim şeklinin şehir devletleri olduğu görülmektedir. Kendi yöneticileri ve yasalarının olması, iç işlerinde bağımsız olmaları ve kendi kendilerine yetebilmeleri, siyasi bir varlıkları bulunan şehir devletlerinin en önemli özellikleri arasındadır. Bünyelerinde siyasi, dinsel ve ticari kurumların bulunduğu bu yerleşimlerin çevresi bir sur ile çevrilidir. Şehir-devletlerinin etki alanı (territorya) çevrelerinde bulunan siyasi ve ekonomik bakımdan bağlı toprakları da içine almaktadır. Bazı durumlarda birkaç şehir ya da daha küçük yerleşimin bir araya gelmesi (synoikismos) ile de şehir devletleri meydana gelebilir. Yunanistan ve Batı Anadolu’da ortaya çıkmaya başlayan şehir devletleri zamanla gelişerek büyümüş ve Akdeniz’in farklı yerlerinde Koloni adı verilen yerleşimler kurmaya başlamışlardır. Bu yerleşimlerin kurulmasında şehir devletlerinde artan nüfusun kaynak ihtiyacını karşılamak ve yeni pazarlar sağlamak gibi amaçlar başta gelmektedir. Batı Anadolu’daki şehirlerin doğudaki devletler ile ticaretlerinin, doğu komşuları olan Lidyalılar tarafından zaman zaman engellenmesi de bunda etkili olan bir diğer nedendir. MÖ 8. yüzyılın sonlarından itibaren kurulmaya başlayan kolonilerin, bulundukları bölgede ticari ilişkilerin yanı sıra kültürel etkileşimde bulunmaları, edindikleri farklı kültür unsurlarını gelmiş oldukları şehir devletlerine taşımalarına yol açmıştır. Tüccarlar tarafından getirilen eserler arasında bulunan doğu sanatına özgü ürünler, sanatı etkilemiştir. Bu etkiler, sanatta Doğu etkisinin (Orientalizan) başlamasına neden olmuştur. Bunun başlıca örnekleri arasında seramik sanatında görülen kap formu ve süslemelerdeki değişiklikler sayılabilir.

15

Anadolu'da Pers hakimiyeti nasıl gelişmiştir?

Yunan tarihinde Arkaik Çağ olarak adlandırılan MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Yunanistan’da ve Batı Anadolu’da bir yandan hem sanat dünyasında köklü değişiklikler yaşanırken bir yandan da siyasi ve sosyal sorunlar ile uğraşılmaya devam edilmektedir. Arkaik Çağ’da Batı Anadolu’da MÖ 6. yüzyılın ortalarına kadar dikkat çeken bir siyasi sorun yoktur. Ancak bundan sonraki itibaren bölgede Pers ordularının ilerleyişi başlamıştır. Pers Devleti, doğuda bugünkü İran’da MÖ 6. yüzyılda kurulmuş ve kısa süre içinde genişleyerek bütün Doğu Akdeniz’i egemenliği altına almıştır. O dönemde Anadolu’yu Kızılırmak’a kadar kontrolü altında tutan Med krallığını yıkan Persler, batıya doğru ilerlemeye devam etmiştir. Pers Kralı Kyros döneminde, MÖ 546 yılında Lidya krallığının başkenti Sardes’in ele geçirilmesiyle Anadolu’da Pers egemenliği başlamıştır. Persler ele geçirdikleri diğer bölgelerde olduğu gibi Anadolu’da da yönetimi Satraplık adı verilen bölgesel yönetim sistemiyle yönetmişlerdir. Satraplıkların yönetimi, Pers kralı tarafından atanan bir satrap tarafından bölgedeki bir merkezden yürütülmüştür. Satraplar başlangıçta bulundukları bölgenin yerel kralları arasından seçilirken zamanla yerlerine merkezden memurlar atanmıştır. Sardes, Larissa ve Daskyleion gibi şehirler önemli satraplık merkezleri olarak seçilmiş ve satraplık merkezine bağlı olan halktan vergi toplanmıştır. Persler bu dönemde Anadolu’ya, devletin Batı’ya açılan kapısı olması nedeniyle önem vermişlerdir. Bu bağlamda başkent Susa’dan Sardes’e uzanan ve kral yolu olarak adlandırılan bir ulaşım yolu kurmuşlardır. Perslerin bölgeye gelmelerinden itibaren Batı Anadolu’daki şehir devletlerini kontrol altına alma konusunda zorluklar yaşadıkları görülmektedir. İşgalin hemen ardından bölgede yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle Pers generali Harpagos, Batı ve Güney Anadolu’yu kapsayan büyük bir sefer düzenlemiştir. MÖ 499 yılında ise Milet Tiranı Aristagoras’ın kışkırtmasıyla İonia şehir devletleri, Perslere karşı büyük bir ayaklanma düzenlemiş (İonia Ayaklanması) ve bunun için Yunanistan’daki şehirlerden yardım almışlardır. Pers yönetimini kızdıran ve Kral I. Dareios’un bastırdığı bu ayaklanmada birçok İonia şehri yerle bir edilmiştir. Ayaklanma bastırıldıktan sonra İonia şehirlerine yardım eden Yunan şehirlerini cezalandırmak amacıyla I. Dareios, Yunanistan’a seferler düzenlemiştir. Pers Yunan Savaşı olarak adlandırılan bu seferler en son MÖ 480 yılındaki Salamis Deniz Savaşı’ndaki büyük yenilgi sonucu başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

16

Antik bir Yunan şehri "Polis"in ana bileşenleri nelerdir?

Şehirler genellikle savunulması uygun olduğu için bir tepe ile bunun çevresindeki düzlük alandan oluşan bir alana kurulmuş olarak karşımıza çıkmaktadır. Tepe üzerindeki şehrin en yüksek noktası Akropol olarak adlandırılmıştır. Erken dönemlerde Akropol şehrin korunması gereken dini, siyasi ve askerî yapıları bir sur duvarı ile çevrili alanda toplanmıştır. Şehirlerin gelişmesi ile siyasi ve askerî özelliğini kaybeden Akropol alanları şehirlerin dinsel merkezleri hâline gelmektedir. Akropolün çevresindeki düzlük alanlarda, şehrin diğer özel işlevli binaları ile nüfusun yaşadığı konut alanları yer almaktadır. Bu alanın en önemli kısmı Agora’dır. Düz bir alana kurulan Agora, şehirdeki önemli yolların kesiştiği bir toplanma yeri özelliğine sahiptir. MÖ 5. yüzyıldan başlayarak ticari ve siyasi faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir yer hâline dönüşmektedir. Şehri ilgilendiren konuların görüşüldüğü, alınan kararların halka duyurulduğu bu alanlar aynı zamanda ticari bir merkez (pazaryeri) işlevine de kavuşmuştur. Bu özelliği ile Agoralar kamusal alanlardır. Agoranın ortası ve çevresinde anıtlar, nymphaion (çeşme), stoa (bir tarafı sütunlar ile çevrili, üstü kapalı yürüyüş alanı) gibi yapılar da bulunmaktadır. Şehirlerin içinde büyük kısmı Agoranın çevresinde yoğunlaşan farklı kamu yapıları ile karşılaşılmaktadır. Bunların başında bouleuterion (Şehir Meclisi olan Boule’nin toplanma yeri) ve prytaneion (Şehir meclisinin icra komisyonunun toplanma yeri) gelmektedir. Tiyatro gibi tepelerin yamaç kısımlarına; stadion ve gymnasion gibi geniş ve düz alanlara yapılan eğitim, spor ve eğlence amaçlı kamu yapıları genellikle şehrin hemen dışındaki uygun yerlerde inşa edilmiştir.

17

Anadolu'da Arkaik Çağ mimarlığının başlıca temsilcileri nelerdir?

Yunan tapınağı formunun Batı Anadolu’da Arkaik Çağ’da en tanınmış örnekleri arasında Erythrai Athena Tapınağı, Assos Athena Tapınağı, Ephesos Artemis Tapınağı ve Didyma Apollon Tapınağı sayılabilir. Erythrai Athena Tapınağı, Batı Anadolu’da Yunan tapınaklarının taştan yapılmış en erken örneğidir. Şehrin doğu sınırında sur duvarına bitişi inşa edilmiş bir terasın üzerinde yer almaktadır. MÖ 7. yüzyılın ortalarında başlayan yapının inşaatı uzun bir süreye yayılmıştır. Yapı Aiol düzeni olarak adlandırılan ve bölgeye özgü denilebilecek bir plan tipine sahiptir. Aiol düzeninde sütun başlıkları daha sonraki dönemlerde İon düzeninde görülen, iki yana doğru açılan volütler ile süslü bir vaziyettedir. Assos Athena Tapınağı bu yapılar içinde, mimari parçaları hakkında en çok bilgi sahibi olduğumuz örnektir. MÖ 6. yüzyılın II. yarısına tarihlendirilen yapı iki basamaklı bir kaide üzerinde yükselmektedir. Uzun bir naosun etrafını çeviren sütun sırası kısa kenarlarda 6, uzun kenarlarda 13 sütuna sahiptir. Dor düzenindeki tapınak doğu etkisini de göstermektedir. En önemli özelliği Arşitrav ve Friz metoplarının kabartmalar ile süslenmiş olmasıdır. Dor düzeninde bu dönemde başka bir yerde görülmeyen bu süslemeler, Hitit ve çağdaşı diğer doğu uygarlıklarında görülen orthostat kabartmalarının etkisi hissedilmektedir.

18

Yunan Mitolojisinde "Harpyler" kimlerdir?

Yunan mitolojisinde Thaumas ile Elektra’nın üç kızıdır. Yüzleri ve vücudu kadına, kanatları ve ayakları ise kuşa benzemektedir. Mitolojiye göre ölen kişilerin ruhlarını ölüler dünyasına götürdüklerine inanılmaktadır.

19

"Kerameikos" nedir?

Bu mahalle, Atina şehrinin kuzeybatı kapısı çevresinde bulunmaktadır. Kentin mezarlık alanın bulunduğu alan aynı zamanda Atina’nın ünlü seramik kaplarının üretildiği merkezdir. Günümüzde hâlen kullanılmakta olan seramik kelimesinin (İng. Ceramic, Alm. Keramik) bu mahallenin isminden gelmektedir.

20

"Orientalizan" dönem nedir?

Kolonizasyon dönemi ile birlikte, Yunanistan’ın Akdeniz’in çeşitli bölgeleriyle ticaret yapmaya başladıkları görülür. Daha çok zeytinyağı ve şarap gibi ürünlere dayalı olan bu ticaret, Mısır, Filistin ve Asur gibi kültürlerinin Yunan dünyasında tanınmasına sağlamıştır. Anadolu, Yunanistan ve Batı Akdeniz koloni şehirlerinde, ticaretin getirdiği zenginlik ve yeni kültürlerin tanınması ile yeni bir sanat anlayışı ortaya çıkmıştır. Mimaride ve heykel sanatında olduğu gibi, seramikte de bu yeni sanat anlayışının sonucu olarak Orientalizan (Doğu Etkisi Dönemi) olarak adlandırılan dönem görülür. Yaklaşık MÖ 8. yüzyılın ortalarından MÖ 7. yüzyılın sonlarına kadar süren bu dönemde kap şekillerinde ve kapların üzerinde yapılan süslemelerde bazı yenilikler dikkat çekicidir. Figürlerde duruş ve kompozisyon düzenlemesi, insan ve hayvan figürlerinin daha detaylı ve görkemli bir biçimde yapılmaya başlaması bu yenilikler arasında sayılabilir. Ayrıca figürlerin siyah boyayla yapılması, cilt rengi ve elbise detaylarının gösterilmesinde kırmızı ve beyaz boya kullanılması, figürlerin dışındaki alanların vazo renginde bırakılması da önem taşımıştır. Siyah figür tekniği olarak adlandırılan bu teknik, Arkaik Çağ’dan itibaren Yunan vazo boyamacılığında kullanılmaya devam etmiştir. Orientalizan seramik sanatının öncü merkezi Yunanistan’daki Korinth şehridir. Korinth’den sonra Yunanistan, Ege Adaları ve Batı Anadolu’da da pek çok merkezde bu tarzdaki seramikler üretilmiştir. Pitane, Larissa, Smynra ve Klazomenai atölyeleri, Orientalizan dönemde Batı Anadolu’da seramik üretimi yapan önemli merkezler arasında sayılabilir.

Ünite 5 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç