AÖF Soru Bankası
ARK101U · Ünite 6

Anadolu’da Klasik Çağ

  • 20 soru-cevap
  • Anadolu Arkeolojisi
1

Klasik Çağda Anadolu'da Pers hakimiyeti nasıl gelişmiştir?

Klasik Çağ olarak adlandırılan dönemde Anadolu’da Pers egemenliği devam etmektedir. Öte yandan Yunanistan’da ise Pers-Yunan Savaşı’ndan zaferle çıkan şehir devletlerinin gelişerek uygarlık ve sanatta gelişkin bir evre yaşadıkları dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihçiler tarafından MÖ 480 yılından itibaren başladığı kabul edilen bu dönemde Anadolu’da Pers kontrolü satraplıklar aracılığıyla devam etmektedir. Satraplık sistemi Anadolu’ya, MÖ 546 yılında Lidya krallığını yıkarak bölgeyi ele geçiren Kral II. Kyros tarafından getirilmiştir. Bu sistemde krallığın kontrolündeki bölgeler, merkez tarafından yönetimi kolaylaştırmak amacıyla yerel bir yöneticinin kontrolüne verilmiştir. Anadolu’da kontrolün ele geçirildiği ilk dönemlerde bu yöneticiler yerel beyler arasından seçilirken sonraki dönemlerde bu amaçla merkezden atanan memurların olduğu bilinmektedir. Bu sistem Kral II Kyros’un ardıllarından I. Dareios döneminde yeniden düzenlenmiştir. Herodotos’un aktardığına göre I. Dareios tahta geçtiğinde bütün krallığı 20 satraplığa ayırmış ve alınacak vergileri de düzenlenmiştir. Söz konusu satraplıkların sınırları belirlenirken, bazen coğrafi bakımdan komşu olan topluluklar bir araya getirilmiş bazen de birbirinden uzak olan topluluklar birbirine bağlanmıştır. Herodotos’un saydığı satraplıklar arasında altı tanesi kısmen veya tamamen Anadolu coğrafyasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Daskyleion ve Sardes, Anadolu’da bulunan satraplık merkezleri arasında başta gelmektedir.

2

Daskleion satraplığı nerede kurulmuştur?

Bandırma’nın batısında yer alan Daskyleion şehri, adı antik yazarlar tarafından “Paradeisos” olarak anılan Manyas Gölü’nün yakınındadır. MÖ 546 yılında Persler tarafından işgal edilen şehir, Trakya, Orta Anadolu ve Kapadokya bölgelerini kapsayan bir bölgenin satraplık merkezi hâline getirilmiştir. Daskyleion’da yapılan kazılar, satrapın ikamet ettiği bir saray ve bu sarayın bulunduğu terasın görkemli bir duvarın kalıntılarını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca bölgedeki Pers etkisini yansıtan birçok mezar steli de bulunmuştur.

3

Sardes şehrinin Pers tarihi açısından önemi nedir?

Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Sart Mahallesi’nde yer alan Sardes, Lidya krallığının başkentidir. MÖ 546 yılında Pers kralı Kyros ile Lidya kralı Kroisos arasındaki savaşın ardından Pers yönetimine geçmiştir. Bölgedeki Pers hâkimiyeti ile Sardes, Anadolu’daki en önemli satraplık merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Burada görev yapan satrapların, doğrudan Pers krallığı ile kan bağı olan kişiler arasından seçilmesi, şehrin önemini göstermektedir. Şehirde yapılan kazılarda satraplık dönemine ilişkin buluntu yok denecek kadar azdır. Bununla birlikte antik kaynaklarda, Sardesin bu dönemde şehrin Satraplık sarayı, savunma sistemi ve halkın yaşadığı evlerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, çok sayıda Pers tarzı anıt mezar da şehrin çevresinde bulunmuştur.

4

Klasik Çağda Attika-Delos Birliği neyi temsil etmektedir?

Attika-Delos Birliği, bir grup Yunan şehir devleti tarafından kurulmuştur. Perslerin bölgeye tekrar gelme ihtimaline karşı bir birlik oluşturma fikrinden yola çıkan bu örgütlenmenin amacı gelecekte ortaya çıkacak yeni tehditlere karşı hazırlıklı olmaktır. Delos şehrinde Atina’nın liderliğinde MÖ 478 yılında kurulan birliğin üyeleri arasında Yunanistan, Batı ve Güney Anadolu’dan şehirlerde vardır. Antik kaynaklar birliğe katılanlar arasında Pers kontrolü altında olan şehirlerin de bulunduğunu bildirmektedir. Yaklaşık 300 üye şehrin bulunduğu birlik Pers saldırısına karşı bir ordu meydana getirmiştir. Birlik ayrıca Anadolu’da Pers ordusuna saldırılar düzenleyerek Pers kontrolünü zayıflatmaya çalışmıştır. Pers ordusunun en büyük bozgunlarından biri Eurymedon (Köprüçay)’da MÖ 468 yılında yapılan saldırıdır. Saldırıların ardından Persler Batı Anadolu’daki egemenlik haklarından MÖ 449 yılında imzalanan Kallias Barış Antlaşması’yla vazgeçmişlerdir. Ancak Attika-Delos Birliğinde yaşanan iç çekişmeler ve Peloponnesos savaşları (MÖ 431-404) nedeniyle birliğin zayıflamasından sonra Anadolu’da yeniden Perslerin otorite kurmaya başladığı görülür.

5

Klasik Çağda satrap ayaklanmalarını birinci ağızdan bize aktaran antik kaynaklar nelerdir?

Pers krallığının Anadolu’da satraplıkları yoluyla yeniden kurduğu otoritesinin uzun sürmediği anlaşılmaktadır. Pers krallığında yaşanan iç çekişmelerin yarattığı sorunlar bölgede Pers otoritesini sarsan siyasi ve toplumsal karışıklıklara yol açmıştır. Bunun en önemli nedenleri arasında satrap ayaklanması gösterilebilir. Pers krallığında satrapların seçiminin genellikle merkezden yapıldığı bilinmektedir. Krallığın güvendiği kişilerden seçen satraplar arasında bazen kralın yakınlarının da bulunduğu görülmektedir. Bu kişilerin bazen devlet yönetiminde tecrübe kazanmak bazen de çeşitli nedenlerle merkezden uzaklaştırılmak amacıyla uzak bölgelerdeki satraplıklara görevlendirildikleri anlaşılmaktadır. Pers Kralı II. Artakserkses’in kardeşi olan ve tahtta hak iddia eden Kyros’da bu şekilde Sardes satrabı olarak atanmıştır. Spartalılardan yardım alan Kyros’un, Sardes’te paralı askerlerden oluşan bir ordu kurarak Artakserkses’in üzerine bir sefer planlamış olduğu anlaşılmaktadır. Kyros’un ordusunda görev alan tarihçi yazar Ksenophon, Kyros’un seferi sırasında Anadolu’dan da ordusuna yeni birlikler eklediğini aktarır. Kyros’un seferini öğrenen Artakserkses, başkentin kuzeyindeki Kunaksa’da kardeşinin ordusuyla karşılaşmıştır. Kyros’un ölümü üzerine savaş ordusunun geri çekilmesiyle sonuçlanmıştır. Yaklaşık 10.000 kişiden oluşan Kyros’un ordusu geri çekilerek Sparta ordusuna katılmak üzere Trakya’ya yola çıkmıştır. Ksenophon’un bu sefer sırasında yaşananları anlattığı Anabasis (Onbinlerin Seferi) adlı eseri, bize bu dönemde Anadolu’da yaşayan halklar ve bunların kültürleri konusunda bilgiler vermektedir.

6

Yunan mitolojisindeki "Gordios'un Düğümü" efsanesinde olaylar nasıl gelişmiştir?

Gordion kentindeki Zeus Tapınağı’na adanmış olan bir at arabasının boyunduruğundaki kördüğümü çözen kişinin bütün Anadolu’ya hakim olacağı üzerine olan bu söylenti, kentin kurucusu Gordios zamanına dayanmaktadır. Şehre geldiğinde bu söylentiyi öğrenen Büyük İskender’in düğümü bir kılıç darbesiyle kestiği aktarılmaktadır.

7

"Hippodomik Plan"ın özellikleri nelerdir?

Şekli nedeniyle Izgara Planı olarak adlandırılan düzenli şehir planlamacılığı, Aristoteles gibi antik yazarların mimar Hippodamos’a atfetmesi nedeniyle Hippodamos Planı olarak da tanınmaktadır. MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Miletos’lu Hippodamos, büyük olasılıkla kendisinden önce başlamış olan bu planlama sistemini düzene koyarak uygulamış ve yaygınlaştırmış bir mimardır. Bu plana göre inşa edilen şehirlerin en önemli örnekleri arasında Miletos ve Priene sayılabilir.

8

Büyük İskender Doğu Seferi öncesi ne gibi hazırlıklar yapmıştır?

Babası II. Philip’in ölümünden sonra MÖ 336 yılında Makedonya Krallığının başına Büyük İskender geçmiştir. Arrianos, Plutarkhos, Sicilyalı Diodorus gibi Antik Çağ yazarlarının eserleri yoluyla hayatı ve yaptıkları konusunda kapsamlı bilgilere sahip olduğumuz Büyük İskender, Doğu Akdeniz’de gerçekleştirdiği sefer ile etkileri çok uzun bir süre hissedilecek gelişmelere yol açmıştır. Krallığın başına geçtikten sonra önce Yunanistan’daki Makedonya egemenliğini düzenledikten sonra doğu seferini planlamıştır. Bu seferin ana amacı, Yunanistan’ın doğusundaki Pers topraklarını ele geçirmek ve büyük bir imparatorluk kurmaktır. Sefere çıkarken beraberinde götürdüğü Makedonya ordusu, Makedonyalı ve Yunanlı askerlerden oluşan büyük ve güçlü bir ordudur. Bu ordu Büyük İskender’in babası II. Philip döneminde askerî sistem ve savaş tekniklerinde yapılan yenilikler ile dönemin en güçlü ordularından birisi hâline gelmiştir.

9

Miletos antik şehri nerede yer almaktadır?

Bugün Aydın ili Söke ilçesi sınırları içinde bulunan Miletos, MÖ 2. bin yıldan itibaren yerleşimin görüldüğü bölgenin önemli şehirlerinden birisidir. İonya Ayaklanması sırasında tahrip olan Miletos’un yeniden inşa edilmesi, Aristoteles’e göre, bir Milet vatandaşı olan Hippodamos tarafından gerçekleştirilmiştir. Büyük Menderes nehrinin ağzında, o dönemde bir yarımada şeklinde olan alanda kurulmuştur. Sokakları yarımadanın genel doğrultusuna uygun olacak bir şekilde konumlanan ve dik açıyla kesişen şehrin güney ve kuzey kısımları evlere ayrılmış olup orta kısmı ise Stadion, Agora ve Meclis binası gibi kamu yapılarından oluşmaktadır. Bu yöntem halkın şehirde eşit boyuttaki alanlarda yaşaması ve ulaşımın rahatça yapılabilmesine olanak tanımıştır.

10

Priene şehrinin şehir plancılığı açısından önemi nedir?

Miletos’a yakın durumda olan ve bugünkü Aydın ili Söke ilçesi sınırları içerisinde yer alan Priene şehri şimdi bulunduğu yerde MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında yeniden kurulmuştur. Yolları dört ana yöne bakarak birbirini dik açıyla şehirde Agora şehrin merkezinde bulunmaktadır. Athena Polias Tapınağı ve Tiyatro agoranın kuzeyinde yer almıştır. Stadion gibi spor alanları ise şehrin güneyindedir. Birbirini dik açıyla kesen sokakların arasında konutlar için toplam 80 alan ayrıldığı görülmektedir. Bu alanların her biri eşit ölçülerde olup içine 8 konut sığabilmektedir. Kapladıkları alan ve yerleşim planı bakımından aynı özelliklere sahip olmaları, bu konutların şehir inşa edilirken toplu olarak planlanmış olduklarını göstermektedir. Girişleri bir avluya açılan konutlarda depo, mutfak, yemek odası, misafir odası gibi odalar bu avlunun çevresinde sıralanmıştır. Kazılar sırasında tespit edilen merdiven kalıntıları nedeniyle üst katları olduğu düşünülen konutların yatak odaları ise büyük olasılıkla burada bulunmaktaydı. Konutlar, eve gelen misafirlerin evin içine girmesine gerek kalmadan dış kapıya yakın konumdaki bir misafir odasında (andron) ağırlanmasını sağlayacak şekilde planlanmıştır. Burası aynı zamanda yemek ve içkili eğlencelerin (symposium) yapıldığı alandır.

11

Priene Athena Tapınağı'nın mimari özellikleri nelerdir?

Halikarnassos’da bulunan Mausoleion’un da mimarı olan Pytheos tarafından inşa edilen tapınak Priene şehrinde Agora’nın kuzey batısında yer almaktadır. Klasik Yunan tapınağı mimarisinin önemli yapılarından biridir. Pytheos’un, Yunan mimarlığında yenilikler getiren ve bu konuda eser vermiş Anadolulu bir mimar olduğunu Antik kaynaklardan öğrenmekteyiz. Hermogenes gibi Hellenistik Çağ’ın önemli mimarlarına da öncülük etmiştir. MÖ 4. yüzyılın III. çeyreğinde inşa edilen Athena Tapınağı, klasik Yunan tapınak mimarisinin özelliklerine sahiptir. Şehirden bir duvar ile ayrılan yapı kutsal bir alan içindedir. Çevresi kısa kenarında 6, uzun kenarında 11 sütundan oluşan tek bir sütun sırası ile çevrilidir. Dikdörtgen planlı olan Athena Tapınağı’nda bir ön oda (Pronaos) ve tanrıça Athena heykelinin yer aldığı bir ana oda (Naos) bulunmaktadır. Naos’un arkasında Pronaos benzeri bir kısım (Opisthodomos) bulunmaktadır. Sütun başlıkları, iki yana doğru kıvrılan volüt şeklindeki kısımları ile İon düzeni olarak adlandırılan Batı Anadolu’ya özgü bir düzene sahiptir.

12

Efes Artemis Tapınağı'nın mimari özellikleri nelerdir?

Ephesos kentinde Artemis inanışı Arkaik dönemden daha eskiye gitmektedir. Günümüzde Ephesos kentinin bulunduğu alanın dışında kalan Artemis kutsal alanında Arkaik öncesi dönemde bir kutsal alan bulunduğu saptanmıştır. Alanda Artemis’e adanmış ilk tapınak yapısı Arkaik Çağ’da yapılmıştır. MÖ 356 yılında Herostratos tarafından yakılmasının ardından bu alanda MÖ 4. yüzyılın II. yarısında yeni bir tapınağın inşaatına başlanmıştır. MÖ 334 yılında şehre gelen Büyük İskender yapıyı inşaatı sırasında ziyaret etmiştir. Klasik çağ tapınak mimarisinin özelliklerini taşıyan yapının mimarları, Pytheos’un getirdiği yenilikleri takip etmiştir. Antik kaynakların verdiği bilgilere göre yüksekliği 18,40 m olarak hesaplanan sütunların alt ve üst kısımları heykeltıraşlık eserleri ile süslenmiştir.

13

Klasik Çağ mimarlığı için Likya Anıtları'nın önemi nedir?

Antik Çağ’da Likya bölgesi, Anadolu’nun güneybatısında Antalya ile Fethiye arasında kalmaktadır. Bölge Klasik Çağ’da siyasi bakımdan Perslere bağlı olmasına karşın kendine özgü kültürünü korumuştur. Mezar yapıları bölge kültürünün en dikkat çekici anıtlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Likya’ya özgü mezar geleneğinin en önemli özelliklerinden birisi bölgeye özgü ahşap mimarinin taşa yansımasının izlenebilmesidir. Bölgedeki araştırmalar bu geleneğin MÖ 7. yüzyıldan itibaren karşımıza çıktığını göstermektedir. Mezarların bir kısmı taştan oyularak yapılmış sandukası biçiminde olup kapak kısmı semerdam biçimindedir. Ayrıca kaya yüzeyine oyularak şekillendirilmiş anıt mezarlar da dikkati çekmektedir. Likya’da aynı zamanda önemli kişilere ait özel olarak yapılmış anıt mezarlar ile karşılaşmak mümkündür. Mezar yapılarının şehir içine yerleştirilmesi geleneği nedeniyle bölgedeki çok sayıda mezar yapısı şehirleri süslemektedir. Bölgedeki mezar anıtları bu açıdan da Klasik Çağ Anadolu sanatının önemli örnekleri olma özelliği taşır.

14

Antik Çağın 7 harikası arasında sayılan "Mouselion" un özellikleri nelerdir?

Karia’da Pers satraplığı, Kral Hekatomnos’un ölümünden sonra Mausollos tarafından yürütülmüştür. MÖ 4. yüzyılın II. çeyreğinde hüküm süren Mausolos, Yunan kültürünün bölgede yaygınlaşmasında rol oynarken aynı zamanda Pers krallığı ile ilişkilerini de sürdürmüştür. Kendisi adına yapılan ve Mausoleion olarak adlandırılan anıt mezarı Klasik Çağ’ın en önemli yapılarından ve aynı zamanda Antik Çağ’ın Yedi Harikasından birisi olarak kabul edilmektedir. Yaklaşık yüksekliği 55 olan eserin günümüze parçalar hâlinde gelmiş olması nedeniyle gerçek şekli hakkında sadece antik kaynaklar sayesinde bilgi edinilmesi mümkün olmuştur. Romalı tarihçi Plinius, anıtın kare planlı bir podyum üzerinde yükseldiğini ve üzerinde Amazonlar ile Yunan tanrılarının savaşı (Amazonomakhia) betiminin yer aldığını bildirmektedir. Podyumun üzerinde aralarında heykellerin yer aldığı 36 adet sütun bulunmaktadır. Sütunların arasında kalan alanda mezar odasının üstü 20 basamaklı bir piramit şeklindeki çatı ile örtülmüştür. Plinius’un bildirdiğine göre yapı, Satyros ve Pytheos’un eseridir. Priene Athena Tapınağı gibi önemli yapıları ortaya koyan mimar Pytheos dönemin önemli mimarlarının başında gelmektedir. Podyumun çevresini süsleyen Amazonomakhia kabartmaları Timotheus, Bryaxis, Leokhares ve Skopas isimli dönemin ünlü heykeltıraşları tarafından yapılmıştır. Araştırmacılar günümüzde, kabartmalar üzerinde yaptıkları incelemeler ile heykeltraşların eserin hangi kısmında çalıştığını stilistik özelliklerine göre belirleme imkânı bulmuştur. Anıtın doğu yüzünde yer alan kabartmalarda Skopas’ın eserlerindeki figürlerde görülen eğri hatlar, gergin bir vücut ve heyecanlı ifade ile karşılaşılmaktadır. Batı tarafta ise Leokhares’e özgü ileriye doğru uzanan figürler ve elbise kıvrımlarındaki aşırı oranlar belirgindir. Kuzey kesimdeki kabartmalarda Bryaxis’e özgü aralıklı figür duruşları, elbiselerin havada uçuşması, küçük baş gibi özellikler dikkat çekmektedir. Güney yüzdeki figürlerde görülen küçük figür grupları, atların kısa boylu oluşu gibi özellikler ile Timotheus’a özgüdür. Mausolous’un sağlığında başlanan anıt mezar, ölümünden sonra karısı Artemisia tarafından (MÖ 353-351) tamamlanmıştır. Yapı uzun bir süre ayakta kalmış, 15. yüzyılda ise taşları Bodrum Kalesi’nin inşaatı sırasında kullanılmak üzere taşınmıştır. 19 yüzyılda bölgeye gelen İngiliz araştırmacılar, anıttan geriye kalan kabartma blokları Londra’ya taşımıştır. 

15

"Daskleion Stelleri"nin sanatsal özellikleri nelerdir?

Bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilenen steller Daskyleion yakınlarında Manyas Gölü doğu kıyısında ele geçmiştir. Eksik parçalardan oluşmasına karşın formları benzer olan steller, üstü büyük bir palmetle biten aşağıdan yukarıya doğru hafifçe daralan yassı bloklar şeklindedir. Üzerlerinde Sami dilinde yazıtların bulunduğu stellerden bazıları Babil tanrılarına adanmıştır. Stellerin üzerindeki betimlemelerde bazen bir cenaze töreni bazen de bir at arabası gösterilmiştir. Kabartmalarda yer alan betimlemelerde Pers giyimli, sakallı figürlerin yanı sıra İon başlıklarına benzeyen sandık gibi eşyalar bulunmaktadır.

16

"Kızılbel Tümülüsü"nün mimari özellikleri nelerdir?

Kızılbel Tümülüsü Antalya’nın Elmalı ilçesinde bulunmaktadır. Bölgedeki soylulardan birine ait olan Tümülüs MÖ 5. yüzyılda Anadolu’da Greko-Pers sanatının önemli örneklerinden birisidir. Üzeri yığma toprak ile örtülen taş oda şeklindeki mezar anıtının üstü üçgen çatılıdır. Antik Çağ’dan günümüze kadar 2 defa soygun geçirmiş olan tümülüste günümüzde yapılan araştırmalarda az sayıda eser ele geçmiştir. Mezar odasının iç kısmındaki duvar resimlerinde bir savaş sahnesi, Yunan mitolojisi ile ilgili sahneler ile mezar sahibini ziyafet sırasında gösteren betimlemeler yer almaktadır. Figürlerin giyimleri ve betimlenme şekilleri Pers sanatının etkisini yansıtmakta olup dönemin sanatı konusunda önemli bilgiler vermektedir.

17

"Karaburun Tümülüsü"nde hangi kültürlerin sanatsal etkileri görülmektedir?

Likya bölgesinde bu döneme ait bir diğer önemli anıt ise Karaburun Tümülüsü’dür. Antalya’nın Elmalı ilçesinde yer alan mezar anıtı, MÖ 5. yüzyılın II. çeyreğine tarihlendirilmektedir. Anadolu’da Greko-Pers sanatının araştırılmasında önemli bir örnek olan yapı, üstü yığma toprak ile kaplanmış kireç taşı bloklardan oluşan bir mezar odasından meydana gelmektedir. Mezar odasındaki duvar resimlerinde mezar sahibinin yaşamı ve cenaze töreni betimlenmiştir. Mezar sahibin, odanın batı duvarında bir sedire uzanmış hâlde, arkasında ailesi ve hizmetçileri ile birlikte gösterilmiştir. Diğer duvar ise bir savaş sahnesi ile cenaze töreninden oluşan bir betimlemeye sahiptir. Duvar resimlerinde Pers sanatı etkileri belirgindir.

18

"Tatarlı Tümülüsü" nün Anadolu Arkeolojisi için önemi nedir?

Afyon’un Dinar ilçesinde bulunan Tatarlı Tümülüsü, 1970’li yılların başında yapılan kurtarma kazıları ile ortaya çıkarılan ve MÖ 5. yüzyıla tarihlendirilen bir mezar yapısıdır. Kaçak kazılar ile soyulmuş olduğu saptanan yapı, mezar odasının ahşap duvarlarının üzerinde yer alan boya ile yapılmış süslemeleri ile dikkati çekmektedir. Ahşap üzerine yapılan süslemelerin uzun süre dayanamaması nedeniyle günümüze ulaşamaması bu eseri nadir ve Anadolu arkeolojisi için önemli hâle getirmektedir. Süsleme kuşaklarından oluşan frizler üzerinde cenaze ve adak törenleri, av sahneleri, aslan, kaplan ve sfenksler görülebilmektedir. Frizler arasında en dikkat çekici olanlardan birisi Persler ile İskitler arasındaki bir savaşı betimlemektedir. Pers ordularının başındaki bir kişinin bir İskit askerini öldürmesini gösteren bu sahne büyük olasılıkla tümülüste yatan kişi ile ilişkilidir. Araştırmacılar bu sahneden yola çıkarak tümülüsün bir Pers komutanı veya yöneticisine ait olabileceğini kabul etmektedir.

19

Anadolu'da Klasik Çağ seramik sanatının başlıca özellikleri nelerdir?

Pers işgali altındaki dönemde Anadolu’da Pers ve Yunan sanatının etkileri seramikler üzerinden de izlenebilmektedir. Bu dönemde Anadolu’da seramik sanatının gelişmesinde İran etkisinin yeri görülmektedir. Pers seramik sanatında kaliteli seramik yerine çarkta üretilmiş kazıma ve kalıp yapımı bezemeler ile süslenmiş kapların yaygınlaştığı görülmektedir. Ayrıca tutamakları hayvan protomları ile süslenmiş sürahi ve riton gibi kap formları da mevcuttur. Anadolu’da bu dönemde görülen bir diğer seramik grubu ise Klasik Yunan boyalı kaplarıdır. Arkaik Çağ’dan itibaren Ege dünyasında yaygın olarak görülen bu kaplar Yunanistan’ın Attika bölgesinden yayılmıştır. Bu merkezde üretilen seramiklerde Klasik Çağ’ın başlarında “Kırmızı Figür Tekniği” olarak adlandırılan yeni bir tekniğin ortaya çıktığı dikkati çekmektedir. Bu teknikte kapların üzerindeki figürlerin konturları siyah astar ile yapılırken, iç kısımları ise hamurun kendine özgü kırmızı renginde bırakılmaktadır. Atina kentinde üretilen bu kapların üzerinde görülen sanatçı imzaları ile kendilerine özgü birer stili olduğu anlaşılmaktadır. Antik Dönem seramik endüstrisinin anlaşılmasında önemli bir rehber olan bu kaplar, Anadolu’da da oldukça popüler hâle gelmiş ve yoğun olarak ithal edilmiştir. Kapların üzerindeki betimlemelerde görülen Yunan mitolojisi ve günlük yaşamdan alınma sahnelerde figürlerin çizilmesindeki ince işçilik nedeniyle döneminin en kaliteli örnekleri olarak kabul edilmektedir. MÖ 5. yüzyılın ortalarında en yüksek seviyesine ulaşan Kırmızı Figür tekniği Peloponessos savaşlarının başlamasının ardından gerilemeye başlamıştır. Savaşın getirdiği ekonomik kriz nedeniyle başlayan üretimdeki gerilemenin ardından, bu seramik grubunda eski süslemelerin daha basit ve özensiz bir teknikle betimlenmeye devam ettiği görülmektedir. Bu dönemde söz konusu seramiklerin benzerleri İtalya, Sicilya gibi farklı merkezlerde de üretimleri yapılmıştır. Klasik Çağ seramiklerinin Anadolu’da çok sayıda örneği ele geçmiştir. Büyük oranda Attika üretimi olan bu seramiklerin yanı sıra Batı Anadolu’da İonya bölgesinde üretiminin olduğu bilinmektedir. Bu seramiklerin ele geçtiği en önemli merkezler arasında Xanthos, Gordion, Pitane ve Smyrna sayılabilir. 

20

Anadolu' da Klasik Çağda başlıca antik kaynaklar nelerdir?

Edebiyat alanında Anadolu’da Klasik Çağ’da eserler vermiş yazarlar arasında başta gelenlerden birisi Halikarnassoslu Herodotos’tur. Herodotos, MÖ 5. yüzyılda yaşamıştır. Doğu Akdeniz ve Pers dünyasını gezerek gördüklerini ve duyduklarını Historia adıyla bir kitapta toplamıştır. Dokuz bölümden meydana gelen Historia, Doğu Akdeniz toplumları ve onları kültürleri hakkında bilgiler içermektedir. Konusunda günümüze kadar ulaşan en eski kaynaklardan birisi olması nedeniyle önem taşımaktadır.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç