Din; Helenistik Çağ’da Yunan dininde çok fazla çeşitlilik vardı: Yunan tanrılarına tapınmak sürdürüldü ve eskisi gibi aynı ayinler yerine getirildi. Bununla birlikte, Pers İmparatorluğu’nun fethi ve Yunanlıların yurt dışına göçünün hızlandığı sosyopolitik değişimler, değişimin dinî uygulamalara da geldiği anlamına geliyordu. Bu, konuma göre büyük ölçüde değişiyordu. Atina, Sparta ve Yunan ana karasındaki şehirlerde pek din değişikli olması mümkün değildi (Mısırlı İsis ve Serapis hariç). Alexandria’daki gibi kalabalık etnik topluluklar çok çeşitli tanrıları ve dinî seremonilerinin yerine getirilmesine neden olmuştur. Yunan kolonistler doğal olarak gittikleri her yere kendi dinlerini götürmüşlerdir. Yunan olmayanlar da Akdeniz’de seyahat ve ticaret özgürlüğüne sahipti. Helenistik Çağ’da klasik Yunan tanrıları yanında Serapis gibi Mısır tanrılarını ve Atargatis ve Hadad’ın gibi Suriyeli tanrılar, Yahudi sinagogunu Delos adasında yan yana görebiliriz. Yunan tanrıları ile aynı yapıya sahip yerli tanrılarla özdeşleştirmekti ve bu yaygın uygulama, Zeus-Ammon, Aphrodite Hagne ve Isis-Demeter gibi yeni kaynaşmalar (synkretizm) yarattı. Yunan göçmenler doğal olarak ana kentlerinde tapındıkları tanrıların kendilerine dikte edildiği şekli ile yeni bireysel dinî seçimlerle karşı karşıya kaldılar.