AÖF Soru Bankası
ARK101U · Ünite 7

Anadolu’da Helenistik Çağ

  • 21 soru-cevap
  • Anadolu Arkeolojisi
1

Diadokhların tanınmaları nasıl olmuştur?

Diadokhlar, MÖ 10 Haziran 323 tarihinde Büyük İskender ölümünün ardından aslında özerk bölge olan satrap adında yöneticilerin idare ettiği büyük ve geniş  bir devlet bıraktı. Belirlenmiş bir halefi olmadan, komutanları arasında kimin İskender Krallığı’nın başına geçeceği konusunda tartışma çıktı. Bu komutanlar Diadokhlar (Halefler) olarak tanındı.

2

Diodokhların savaşlarına neden olan olan etkenler nelerdir?

Komutanlardan bazıları İskender’in üvey kardeşi Philip Arrhidaios’un adaylığını desteklerken diğerleri İskender’in Roxana’dan olan çocuğunun doğumuna kadar beklemeyi destekledi. Fakat aralarındaki anlaşma sonucu III. Arrhidaios kukla kral olarak tahta geçirildi. Perdikkas, imparatorluğun naibi (epimeletes) ve yardımcısı da Meleager olacaktı. Ancak Perdikkas, Meleager ve diğer atlı komutanlarını öldürttü ve tek egemen oldu. Perdikkas’ı destekleyen komutanlar, Babil’deki bölüşme mutabakatı ile krallığın çeşitli bölgelerine satrap olarak atandılar. Ancak Perdikkas durumu belirsizdi. Çünkü Arrianos’un belirttiği gibi “herkes ondan ve o onlardan şüpheleniyordu”. Komutanlar arasında entrikalar ve suikastlar sonucu Diodokhlar savaşlarına neden oldu.

3

İkinci Diadokh savaşı ve sonuçları hakkında bilgi veriniz?

İkinci Diadokh savaşı, Antipatros’un MÖ 319’da ölümünün ardından başladı. Kendi oğlu Kassandros’u geride bırakan Antipatros, Polyperkhon’u halefi olarak naip ilan etmişti. Kassandros, Eumenes’in yardımı ile Polyperkhon’a karşı ayaklandı ve Antigonos, Lysimakhos ve Ptolemaios’ta ona destek verdi. MÖ 317’de Kassandros. Makedonya’nın kontrolünü ele geçirdi. Büyük İskender’in annesi Olympias’ı ölüm cezasına çarptırdı ve Büyük İskender’in oğlu kral IV. Alexander ile anne Roxana’yı tutsak aldı. Asya’da Eumenes, yıllarca süren savaşlardan sonra kendi komutanları tarafından hainliği karşısında Antigonos’a teslim edildi.

4

Ptolemaios Krallığı zamanında Mısır'da durum nasıldı ve neler olmuştur?

Ptolemaios Krallığı; Büyük İskender’in komutanı ve vekilli olarak da görev almış aynı zamanda yedi korumasından da olan Ptolemaios, MÖ 323’te İskender’in ölümünün ardından Mısır’ın satrapı olarak görevlendirilmiştir. MÖ 305’te kendisini Kral I. Ptolemaios olarak ilan etti. Rodos’un kuşatılması sırasında Rodos’a yardım etmesinden dolayı “Soter” (kurtarıcı) sıfatını da alır. Ptolemaios, Ptolemaios Hermiou kentini yukarı Mısır’da inşa ettiği gibi yeni şehirler kurar. Gazilerini ülke geneline Faiyum gibi bölgelere yerleştirdi. Kurduğu İskenderiye kenti hem başkenti oldu hem de önemli bir ticaret merkezi hâline geldi. Mısır’ın liman kenti Helenistik ve devamı çağlarda tahıl ihracatçısı ana merkez oldu.

5

Ptolemaios kralları zamanında Mısır'da din nasıl şekillenmiştir?

Kral kültünü de devam ettirdi. Ptolemaios tanrı gibi tasvir edildi ve krallık boyunca Ptolemaios krallarına tapınaklar dikildi. Ptolemaios, iki Mısır tanrısının (Apis ve Osiris) birleşimi olan yeni bir tanrı Serapis’i yarattı. Ptolemaios yönetiminde Yunan dini etkisi, eski firavunlarının devlet yönetimi şeklinde merkezileşmişti.

6

Seleukos Krallığı zamanında ülke sınırları ve insan nüfusu nasıldır?

İskender’in krallığının paylaşımında I. Seleukos Nikator Babil’e egemen oldu. İskender’in doğu topraklarından büyük bir bölümünde dev bir imparatorluk oluşturdu. Ülke en güçlü olduğu dönemde, İç Anadolu, Suriye-Filistin, Mezopotamya, İran, Orta Asya’nın batısının kesimlerini kapsıyordu. Farklı halk gruplarından elli ile altmış milyon arasında bir nüfusa sahipti. I. Antiokhos (MÖ 324/323 – MÖ 261) altında geniş topraklara sahip olunsa da hantal imparatorluk yönetimi nedeniyle zamanla hızlı bir şekilde topraklarını kaybetmeye başlamıştı. Pergamon kralı I. Eumenes kendisine karşı gönderilen bir Seleukos ordusunu yenerek Batı Anadolu’ya ilerlemelerini engellemiştir. Kapadokya, Bithinya ve Pontos krallıkları da bu döneme kadar tam olarak bağımsızdı.

7

Seleukos Krallığının son bulması nasıl olmuştur?

Krallığın doğu kesiminin büyük bir kısmı, MÖ 2. yüzyılın ortalarında Parth Kralı I. Mithridates yönetimindeki Parthlar tarafından ele geçirildi. Seleukos krallığı, Ermeni Kralı Büyük Tigranes’in işgaline kadar Suriye’den küçük bir devlet olarak yaşamını sürdürdü. MÖ 63’te Romalı General Pompius tarafından nihai olarak krallığa son vermiştir.

8

Galatya Krallığı hakkında bilgi veriniz?

Galatya’ya (Ankyra başkenti olan Orta Anadolu Bölgesi) yerleşen Keltler, Leotarios ve Leonnorios MÖ 270’de Filler Savaşı’nda I. Seleukos tarafından yenildiler fakat Kelt bölgesi olarak Orta Anadolu’da bir güç oluşturdular. Galatlar, savaşçı bir halktı. Bu konuda Helenistik krallıklar tarafından saygı görüp, paralı asker olarak ordularında görev alıyorlardı. Kendileri de Bithinya ve Pergamon gibi sınır komşularına saldırıyor, yağmalıyor ve haraç almayı sürdürüyordu. Pergamon Kralı Attalos’a (MÖ 241-197) savaş açan dönek Seleukos prensi Antiokhos Hierax’ın yanında yer almaları sonlarını getirdi. Attalos, Galatlara güçlü bir şekilde sardırdı ve yendi. Galatları İç Anadolu’ya (Galatya) kapattı. Pergamon Athena Kutsal alanında yer alan Galatlar Grubu heykelleri Makedonların asil bir düşmana karşı utkusunu gösteren Helenistik sanatın önemli bir idolü oldu. MÖ 2. yüzyılın başlarında Galatlar, III. Antiokhos’un Anadolu’ya egemen olmaya çalıştığı dönemde bağdaşığı oldular. MÖ 189’da Gnaeus Manlius Vulso Roam Devleti tarafından Galatların üzerine gönderildi. Galatlar MÖ 189 yılından sonra Roma kontrolünde bölgesel bir yönetim oldu. Pergamon Krallığı ve Romalıların başarısından sonra yenilmiş Galatlar zamanla Helenleştiler ve Antik Çağ tarihçileri tarafından “Gallo-Graeci” veya Helenogalatai olarak isimlendirildiler.

9

Kapadokya Krallığının ortaya çıkış, gelişim ve ortadan kalkmasını nasıl oluşmuştur?

Kapadokya Krallığı; Dağlık bir araziye sahip Kapadokya Karadeniz ve Toros dağları arasında kalıyordu. Pers kökenli bir sülale tarafından yönetiliyordu. İskender geldiğinde I. Ariarathes (MÖ 332-322) Perslerin Kapadokya satrapıydı ve fetihten sonra da görevine devam etti. İskender’in ölümü ile Eumenes’in saldırısına uğradı, yenildi ve MÖ 322’de çarmıha gerildi. Oğlu II. Ariarathes tahtı geri aldı ve konumunu Diadokhlara karşı korudu. III. Ariarathes MÖ 255’te kral olabildi. II. Antiokhos’un kızı Stratonike ile evlendi ve Seleukos Krallığının bağdaşığı olarak kaldı. IV. Ariarathes Dönemi’nde Kapadokya, Romalılarla Büyük Antiokhos’un mücadelelerinde, sonra Makedonyalı Perseus’a karşı seferde ve son defa da Seleukoslara karşı bir savaşta Romalıların yanında yer aldı. Ancak V. Ariarathes Pergamon’da ayaklanan Aristonikos ile birleşerek Roma’ya karşı ayaklanmıştır. MÖ 130’da tüm ordusu imha edilince Romalılar Pontos Krallığı ile anlaşarak Kapadokya’nın işgal edilmesine izin vermiştir.

10

Helenistik Çağ’da Yunan dinindeki çeşitlilik nasıldır?

Din; Helenistik Çağ’da Yunan dininde çok fazla çeşitlilik vardı: Yunan tanrılarına tapınmak sürdürüldü ve eskisi gibi aynı ayinler yerine getirildi. Bununla birlikte, Pers İmparatorluğu’nun fethi ve Yunanlıların yurt dışına göçünün hızlandığı sosyopolitik değişimler, değişimin dinî uygulamalara da geldiği anlamına geliyordu. Bu, konuma göre büyük ölçüde değişiyordu. Atina, Sparta ve Yunan ana karasındaki şehirlerde pek din değişikli olması mümkün değildi (Mısırlı İsis ve Serapis hariç). Alexandria’daki gibi kalabalık etnik topluluklar çok çeşitli tanrıları ve dinî seremonilerinin yerine getirilmesine neden olmuştur. Yunan kolonistler doğal olarak gittikleri her yere kendi dinlerini götürmüşlerdir. Yunan olmayanlar da Akdeniz’de seyahat ve ticaret özgürlüğüne sahipti. Helenistik Çağ’da klasik Yunan tanrıları yanında Serapis gibi Mısır tanrılarını ve Atargatis ve Hadad’ın gibi Suriyeli tanrılar, Yahudi sinagogunu Delos adasında yan yana görebiliriz. Yunan tanrıları ile aynı yapıya sahip yerli tanrılarla özdeşleştirmekti ve bu yaygın uygulama, Zeus-Ammon, Aphrodite Hagne ve Isis-Demeter gibi yeni kaynaşmalar (synkretizm) yarattı. Yunan göçmenler doğal olarak ana kentlerinde tapındıkları tanrıların kendilerine dikte edildiği şekli ile yeni bireysel dinî seçimlerle karşı karşıya kaldılar.

11

Helenistik krallıklar egemen oldukları kraliyet dinînin özellikleri nelerdir?

Helenistik krallıklar egemen oldukları kraliyet dinî yaşamıyla yakından bağlıydı. Bu aynı zamanda rahip olan Makedon krallıkların bir özelliğiydi. Helenistik krallar, koruyucu tanrıları kendi ve hanedanlığın koruyucusu olarak gördüler ve bazen tanrı soyundan geldiklerini öne sürdüler. Örneğin Seleukoslar Apollon’u koruyucu olarak kabul ettiler, Antigonidler Herakles’i ve Ptolemaioslar tanrı Dionysos’u sahiplendi. Hanedan yönetici kültlerine tapınma da bu dönemde yaygınlaştı. Özellikle Ptolemaios Krallığı Mısır firavunlarının uygulamalarını aynen benimsedikleri ve tanrı-krallar olarak tapınım görmüşlerdir. Bu kültler genellikle Alexandria’daki Ptolemaieia gibi kralların onuruna özel bir tapınakla ilişkilendirilirdi ve kendi festivalleri ve tiyatro gösterileri vardı. Kraliyet kültlerinin kurulması, krallara sunulan ve onları tanrılarla aynı seviyeye getiren (izoteizm) sistematik şereflere (kurban, proskynesis, heykeller, sunaklar, ilahiler) dayanıyordu.

12

Helenistik felsefe okullarının ortak noktaları nelerdir?

Felsefe; Helenistik Çağ’da birbirinden ayrı felsefe okulu gelişti ve bu Helenistik düşünce okulları, Yunan ve daha sonra Romalı yönetici seçkinlerin üzerinde önemli bir etki gösterdiler. Atina farklı felsefe okullarıyla liderliğini korudu. Ancak Atina artık Klasik Çağ’daki siyasi özgürlüğünü kaybetmiş ve bunun doğal sonucu olarak Helenistik Çağ’da felsefe çeşitliliği dönemin zorunlu bir yansımasıdır. Bu politik ortamda, Helenistik filozoflar ataraksiya (rahatsızlık), otarki (kendi kendine yeterlilik) ve apatheia (ıstıraptan kurtulma) gibi hedefleri bulmaya çalıştılar. İçsel yaşamla, kişisel içsel özgürlükle ve eudaimonia arayışıyla meşgul olmak, tüm Helenistik felsefe okullarının ortak noktasıdır.

13

Klaros Apollon Tapınağının özellikleri nelerdir?

Klaros Apollon Tapınağı: Klaros Apollon Tapınağı dor düzeninde 6 x 11 sütun sayılıdır. İonya’da inşa edilmiş tek örnektir. Tapınak, MÖ 3. yüzyıl başlana inşaat MÖ 2. yüzyılın sonlarında tamamlanmıştır. Tapınak krepisi, pronaosu, naosu ve anıtsal kült heykelleri (Leto, Apollon ve Artemis) ile döneminde tam olarak bitirilmiş yapıdır. Biliciliğin yapıldığı kült odası kült heykelinin altında duran tonozlu bir tavana sahip adytonda (kehanet odası) yapılmaktaydı. Helenistik Apollon sunağı tapınağının doğusunda, 9 x 18 metre boyutlarındadır. Sunakta ele geçen mimari kalıntılardan iki sunak masasının bulunduğu anlaşılıyor. Masalardan birisi Apollon’a diğeri Dionysos’a aittir. Tapınak temenos zemininde tespit edilen halkalardan antik yazarların bahsettiği hekatompedon (100 hayvan) kurbanın yapıldığının kanıtlandığı ender tapınaklardandır. Klaros Kutsal Alanın da ele geçen yaklaşık 8 m yükseklikleri ile in situ olarak ele geçmiş nadir anıtsal boyutta kült heykelleri sahip kült yapısıdır. Apollon Klarios Tapınağı’nın basamaklarında tespit edilen yazıtlarda üniktir. MÖ 7. ve MÖ 6. yüzyılın başında ilk kez tapınak inşa edildiği söylense de tarih konusu kesin değildir. Helenistik Çağ’da dar vadi içindeki bu bilicilik merkezi çok ünlü iken Roma Çağı’nda da önemini kaybetmemiştir. Tapınağın bu düzlükte inşa edilmesi kutsal kaynaktan dolayıdır.

14

Didyma Apollon Tapınağının yapımında geçirdiği tarihsel süreçler nasıldır?

Didyma Apollon Tapınağı: İonya’daki üçüncü önemli tapınak yapısından biri olan Didymaion Apollon Philesios’a adanmıştır. Arkaik tapınak Helenistik Çağ yapısının altında tespit edilebilmektedir. Kutsal alan yakınında bir kent bulunmaz. Miletos kentine bağlı kutsal alanı olarak gelişim göstermektedir. Tanrı Apollon’a ait bir bilicilik merkezidir. Tapınağın çevresinde başka kutsal yapılar ve küçük bir yerleşim ortaya çıkarılmıştır. Başta burada kutsal kaynak ve tanrını kutsal ağacı defne yer almaktaydı. Kaynaktan akan suya bakan rahipler kehanette bulunuyordu. Kutsal defne ağacı ve kutsal kaynak açık hava kutsal alanı içinde kalıyordu. Daha sonra “U” şeklinde duvarlarla alan çevrilmiştir. Bu yapısal özellik birkaç kez tekrarlanmıştır. Didyma’da Apollon’a adanan ilk kutsal yapı MÖ 700 civarında inşa edilmiştir. Muhtemelen bir hekatompedos, yani 100 ayak uzunluğundaydı. İlk sekosun (iç avlu) genişliği 10 m olarak kabul edildi. Bu nedenle, geç geometrik çağ tapınağın ve onun ardıllarının hiçbir zaman çatısının kapatılmadığı sonucuna varılmıştır. Tapınakta naos sekos duvarı ile çevrelenmiştir. Bu geniş alanın üzeri hiçbir zaman kapatılmamıştır. Sekos duvarının dış cephesi sütunlarla çevrilidir. Sekos duvarı iç kısmında kehanette kullanılan kutsal kaynak izleri tespit edilmiştir. Tapınağın kült heykeli Kanakhos tarafından yapılmıştır. Arkaik tapınağın üzerine Helenistik Çağ yapısı inşa edildiğinden erken tapınak hakkında pek fazla bir şey söylenemez. Helenistik tapınağın planlaması MÖ 334’ten sonra başlamıştır. Apollon Tapınağı ritüel gereksinimlerine göre planlanmıştır. Tapınak şimdiye kadar yapılmış en büyük antik tapınaklardan biri olma özelliğini kesinlikle elde etmiştir.

15

Teos Dionysos Tapınağı plan ve özellikleri nelerdir?

Teos Dionysos Tapınağı: Helenistik Çağ kentinin batı kesimindeki surların doğusunda Dionysos kutsal alanı yer alır. Vitrivius mimar Pytheos’un öğrencisi Hermogenes’in Dionysos Tapınağı’nı inşa ettiğini söyler. Tapınak eustylos (sütunlar arasındaki açıklığın, sütun alt çapının 2 ¼ katına eşit olacak şekilde) tarzında hesaplanarak planlandığını yazar. İon düzenine sahip mabet pronaos, naos ve opistodomos olarak inşa edilmiş ve sıra dışı olarak trapez şeklinde konuşlandırılmış temenos duvarları vardır. Temenosu doğu ve batıdan çevreleyen stoaları ion, kuzey ve güney stoaları dor mimari düzeninde yapılmıştır. Tapınak ana kaya üzerine oturtulmuş ve eğimli araziden ötürü batıda 5, doğuda 12 basamakla yüksek bir podyuma sahiptir. Peripteros planda kısa cepheler 6, uzun cepheler 11 sütunludur. Priene Athena Poias Tapınağı’ndaki gibi pronaosu derin, opistodomosu dar ve her ikisi de iki sütunludur. Pronaos ve opistodomos sütunları ile çevre sütunlarının aynı eksende olması matematiksel konuşlandırmanın Hermogenes yapı tekniğindeki örneğidir. Mimara ait Magnesia Artemis Tapınağı’yla aynıdır. MÖ 2. yüzyılda tarihlendiği belirtilse de Hermogenes yapıları incelendiğinde MÖ 3. yüzyılın son çeyreği olduğu kabul edilir. Helenistik yapının yıkıldığı İmparator Augustus (MÖ 27- Ms 14) ile Hadrianus (117-138) dönemlerinde onarıldığından söz edilir. Temonosa giriş, doğuda yer alan bir anıtsal kapıdan (propylon) sağlanmaktadır. Var olan temenos alanı stoaları ve yazıtların Augustus dönemine tarihlendirilmesi kapının da aynı dönemde yapılmış olduğunu gösterir.

16

Helenistik Çağ heykeltıraşlığının başlangıcı ve genel özellikleri nelerdir?

Helenistik Çağ Heykeltıraşlığı;  Helenistik Çağ heykeltıraşlığı Büyük İskender’in portre betimlerini incelenmesi ile başlar. Lysippos kralın özel sanatçısı olarak onun heykellerini yapmakla görevlendirilmiştir. Kralın Anadolu’daki en önemli iki portresi Pergamon başı ve Magnesia ad Spilum heykelidir. Her ikisi de Lysippos’un sanat özelliklerini taşımaktadır. Kral genç yaşta tahta çıktığı ve erken öldüğü için portreleri hep genç tasvirli olmuştur. Bu iki Anadolu örneği en iyi korunmuş örneklerdir. İonya Ayaklanması’ndan sonra Arkaik Çağ sonu Klasik Çağ başı krize giren Anadolu Helen heykeltıraşlığı geç Klasik Çağ’da yeniden canlanmaya başlamış ve Helenistik Çağ’da önemli merkezlerden birisi olmuştur. Pergamon Krallığı’nın kurulmasının akabinde Pergamon Heykeltıraşlık Okulunun oluşmasına ve çok kısa sürede başkentin önemli bir sanat merkezi olmasını sağlayacaktır. Erken dönemde Büyük Galatlar Grubu, olgun döneminde Pergamon Sunağı Gigantomakhia Frizi, geç döneminde Telephos Frizi ve Küçük Galatlar Grubu sanat tarihi açısından eşsiz eserlerdir.

17

Pergamon Sunağının önemi nedir?

Pergamon Sunağı: Sunak tüm Helenistik Çağ’ın en zengin bezemeli anıtıdır ve anıtın baş heykeltıraşı Pergamonlu Epigonus’tur. Gigantomakhia frizi, teknik ve tematik açıdan, arka planın önemini en aza indiren, ayrıntıların betimlenmesindeki değerliliği uç noktalara götüren, Olympos tanrılarının yanında küçük tanrıları sunan ve frizin sınırlarının ötesine geçerek çeşitli yenilikler getirmiştir. Heykel ve mimarlık arasındaki ilişkiyi yöneten, gelenekleri alt üst ederek anıtın basamaklarına doğru ilerleyen yer karakterlerini öne çıkarmaktadır. Öte yandan, Telephos’un frizi arka planın önemini kurtarmış ancak manzara sahnelerinin benzeri görülmemiş ayrıntılarını eklemiştir.

18

Pergamon Sunağında bulunan Telephos frizinin mitolojisi nasıldır?

Telephos frizinde ise Pergamon kentinin kurucusu kabul edilen Herakles’in oğlu Telephos’un hayat hikâyesi anlatılmaktadır. Kahraman olarak onurlandırılan Telephos mitolojik bir kişiliktir. Annesi Auge ve babası Herakles’in anlatımıyla başlayan friz doğumundan ölümüne kadar her dönemini yansıtan bir akış dizilimindedir. Dönem sanatında ilk kez bir kişinin birden çok kez resmedilmesi yanında, yaşamının farklı dönemlerinde farklı görünümü ile tasvir edilmesi ile karşılaşılmaktadır.

19

Antiokheia Tykhesinin özellikleri nelerdir?

Antiokheia Tykhesi: Seleukos Krallığı’nın yeni kurdukları başkenti için oluşturulmuş yeni kült ve koruyucu tanrıça kavramını yansıtmaktadır. Lysippos’un öğrencisi Eutykhides tarafından yapılmıştır. Tanrıça kayalık eğimli bir arazi üzerine oturur. Çünkü kent Habibi-i Nekkar Dağı’nın eteğinde yer alır. Başında sur tacı vardır. Sağ ayağı ile belden yukarı görünen bir genç erkek figürünü sağ omuzuna basar. Genç erkek Oronthes Nehri’ni (Asi Nehri) simgeler ve nehir kentin kenarında yer aldığı için tanrıça ayağı ile üzerine basar. Elinde buğday demeti, haşhaş kapsülü ve üzüm salkımı tutar. Bu da yılın her döneminde üretim yapılabilen verimli arazilere sahip olduğunu belirtmek için seçilmiştir. Buğday yaz başlangıcını, haşhaş yaz ortasını ve üzüm bağ bozumu sonbaharı simgelemektedir. Eutykhides bu heykelle kent için yaratılan yeni dini çok iyi şekilde simgelemiştir.

20

Helenistik Çağ’da ilk kez kullanılan cam kap tipleri hangileridir?

Cam; Akdeniz’de üretilen çekirdek biçimli cam kaplar en çok sayıda ve yaygın olanlardı. Çekirdek biçimli kaplar genellikle küçük boyutlu, parfüm, kokulu yağ ve kozmetik depolamak için tasarlanmıştı. En yaygın şekilleri alabastron, amphoriskos, aryballos ve lentoid aryballos, oinokhe (testiler) eskiden beri kullanılmaktaydı. Helenistik Çağ’da ilk kez hudriskos (üç kulplu şişeler) ve unguentarium(merhem şişeleri) görülmeye başlanmıştır.

21

Helenistik Çağ’da çanak çömleğindeki en önemli değişiklikler nelerdir?

Helenistik Seramik;  Helenistik Çağ’da çanak çömleğindeki en önemli değişiklikler, yeni yönetici sınıfın lüksünü taklit etme arzusunu, barok detaylara yönelik bir eğilimi ve daha basit dekorasyona karşı zıt bir eğilimi içeriyordu. MÖ 5. ve MÖ 4. yüzyıllara ait kırmızı figürlü vazo tekniği büyük ölçüde terk edilmiştir. MÖ 3. ve MÖ 2. yüzyıllarda itibaren klasik seramik üretimi yerini kalıp yapımı kabartma seramik gibi yeni tekniklere ve stillere bıraktı. Bu kalıp yapımı kaplar, seçkinler tarafından kullanılan metal kapları taklit etmek amacıyla yapılmış olabilir. Çanak çömlek olmasa da “Altın Cam” kâse (Altın Sandviç kâsesi olarak da adlandırılır) olarak bilinen özellikle ayrıntılı bir sofra takımı türü, çağdaş çömlek stilini yaratmak için amaçlanmış olabilecek yeni bir kap tipi yaratımı olduğu kabul edilebilir. Bu kâseler birbirine tam olarak oturacak şekilde yapılmış iki cam kâsenin arasına ince bir altın varak tabakasının yerleştirilmesi ile yapılmıştır. Altın varak, enfes ürünler üretmek için girift bir şekilde kesildi ve dikkatlice yerleştirildi. Bu kâselere özgü çiçek tasarımları sadece kalıp yapımı çömlekleri değil, aynı zamanda çağdaş metal kabartmalı kâseleri de etkilemiş olabilir.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç