1992 yılında Avrupa Konseyi - Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından kabul edilmiş olan Avrupa Yerel Yönetim Şartı yönergesi yol gösterici yapıya sahiptir. Avrupa Yerel Yönetim Şartı’nda yer alan bazı unsurlar bize yol gösterici niteliktedir (Resmi Gazete, 3 Ekim 1992, sayı: 21364):
1. Şehirler yaşayanların kişisel haklarından söz etmek için yerel demokrasilerin esasların oturtulması gerekir. Bu bağlamda yerel şehir yönetimleri, kentte yaşayanların hakları ve sahip oldukları taşınmazlara yönelik alınan kanun ve kararlardan kentte yaşayanları haberdar etmelidir. Böylece kişiler konu hakkında düşüncelerini açıklamalarına olanak sağlanmalı ve halkın kararın alınması süreçlerine doğrudan katılması sağlanmalıdır.
2. Belirlenecek her karardan birisinin sonucu veya alınacak herhangi bir kararın sonucunun, uygulamaya geçildiğinde herhangi birisinin yetki ve hedeflerini aşması durumunda, uygulanmamalıdır. Böyle bir durum gözlemlendiğinde yönetimin bir üst kurumu devreye alınarak ihtiyaç duyulan kararlar, geniş bir ölçekte yeniden değerlendirilmelidir.
3. Yerelde yaşayanlar, yönetim mekanizmasına katılımcı veya faal olarak işleyişe müdahil olmak zorundadır. Sivil toplum örgütlerinin kabul edilmesi, yerel yönetimlerde katılımcı olmasının kurumsallaştırılması (örneğin yürütmeden sorumlu kurullar ve komisyonlarda halktan temsilcilere yer verilmesi) ve yönetimle ilgili birimlere iş birliği (denetim kurulu, şikâyet kurulu, şikâyet memurları gibi) kazandırılmalıdır.
4. Yerel yönetimlerde demokrasinin ana damarı halktır. Yerel demokrasinin kökleri de halktır. Doğal olarak halk, yönetim ve planlama kararları alınırken kamunun yereldeki yöneticilerinin ve temsil için seçtiği temsilcilerin ortağıdır. Bu görüş çerçevesinde halk, üzerine düşen görevleri icra edebilmek için kamu görevlileri ve seçilmiş temsilcilerin aldığı ve uygulamaya koyduğu kararları bilmelidir.
5. Şehirde uygulanan projelerin çevreye etkileri; halk, kamu yetkilileri ve seçilmiş yöneticiler tarafından incelenmeye ve denetlenmeye açık olmalıdır. Bu kural gereği; resmi işlemlerde halkın kamuya yasal müracaat süresi tanınmalıdır. Bu süreçte tarafsızlık ilkesi güvencesi gözetilmeli, kamuya ait tüm resmi dokümantasyona rahat bir şekilde ulaşılabilmeli, tüm projelerin yerinde ve zamanında tanıtımı yapılmalı, yerel bildirilerin yayınlanması ve yerel yönetim ile halk arasında bağın kurulmasında aracı olan sivil toplum kuruluş örgütlerinin önemi göz ardı edilmemelidir.
6. Bütün yerleşim yerlerinin kendine özgü vurgulanması ve korunması gereken kimliği vardır. Yerleşim yerinin değerlerinde bölgesel ilişkileri, bulunduğu konumu, sahip olduğu nüfusu, fiziki sınırları, kendi çevresi, sahip olduğu iklimi, formu, yapısı, kökeni, tarihi, ekonomisi ve sahip olduğu değer açısından farklı bir özelliği vardır. Bu özellik ve öncelikler konusunda önerilerde bulunmak karara bağlamak için tek bir meslek grubu, tek bir birim veya şahsa terk edilmesi öngörülemez. Söz konusu ve benzer karar aşamalarında şehrin özellikleri, potansiyeli, aktiviteleri, gelişme kapasitesi ve kaynaklar bütününde gerekli tüm bilgilerin sağlanabilmesi için yenilenen ve güncellenen analizler yapılmalı ve değerlendirmeye alınmalıdır.
7. Yerel politikalarda alınan kararlar kapsamlı olmalı, bilgileri güncelleştirilmeli, şehir ve bölge planlama ekipleri tarafından planlanmalı ve plan veya planların birkaç seçenekli ve kabul edilebilir temellere dayandırılmalı- dır. Kent planlama; uzman kişiler tarafından şehrin fiziki yapısı, sosyal çevresi, ekonomik gücü ve çevresel değerleri ile detaylı projelerin, programların, taktik ve planlamaların belirlenmesi ile yapılan bir bilimdir. Bu bilim, gelişimi amaçlarken korumayı da göz önüne alır. Şehir planlaması kendi özünde birçok zıtlığı çözümlemek zorundadır. Gelişme karşısında korumayı gözetmeli, kalkınmada sürdürülebilirliği sağlamalı ve anlaşmazlıklarda uzlaşma sağlayarak ve denge kurarak koruma ön görülmelidir. (Madran 2015, 5-7).
Madran’ın güzel bir şekilde özetlediği yukarıdaki maddeler Avrupa Konseyinin uyarıcı nitelikteki kararlarının bir çıkarımıdır. Kendisinin de belirtti- ği gibi ölçeği ve kapsamı daraltıldığında ve mekân olarak kent bütününden koruma alanına indirgendiğinde alan yönetiminin de ilkeleri olarak benimsenebilir (Madran 2015,