AÖF Soru Bankası
ARK102U · Ünite 1

Alan Yönetimi

  • 20 soru-cevap
  • Arkeolojik Alan Yönetimi
1

Kültürel varlıkların korunması konusunda hem ulusal hem de uluslararası  koruma için hangi kurumlar çalışmalar gerçekleştirmektedir?

Yok edildikleri zaman tekrar geriye dönüşü mümkün olmayan kültürel varlıkların korunması, hem ulusal hem de uluslararası gereksinimlerden dolayı korunma çalışmalarını zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı, tüm kurum ve kuruluşları ile korumayı sağlamaya çalışırken UNESCO’da uluslararası koruma için çalışmalar gerçekleştirmektedir.

2

Alan yönetiminde dikkat edilmesi, belirlenmesi ve kurgulanması gereken üç ana madde nelerdir?

Alan yönetiminde dikkat edilmesi gereken üç ana madde yasal süreç, yönetsel ihtiyaç ve mali giderlerin belirlenmesi ve kurgulanmasıdır. Yönetim modeli ile oluşturulacak bu kurgulama, aktörlerin belirlenmesini ve kurumlar arasındaki eş güdümü ve usul ile esasların oluşturulmasını sağlayacaktır.

3

Ülkemiz için yeni bir anlayış olan alan yönetimi, temelde tarihsel çevre kapsamında koruma gerekliliği ve sürecinin güncel araçları nelerdir?

Ülkemiz için yeni bir anlayış olan alan yönetimi, açıklamalarla anlaşılır kılınacağı gibi temelde tarihsel çevre kapsamında koruma gerekliliği ve sürecinin güncel araçları belirlenerek açıklanmış olacaktır. Bunları sıralamak gerekirse;

Alan yönetiminin içeriğini oluşturan konunun kapsamı ve var olduğu çevreyi içeren mekânsal kapsamı esas ikili olarak ana unsurları oluşturur. Bir ören yeri, tarihi alan, korunması gerekli alan gibi bölgelerde önce alanın çekirdeği, çevresi ve etkileşim alanlarının göz önüne alınarak bir bütün olarak değerlendirilmesi, korunması, koruma kullanma  dengesinin sağlanması, geliştirilmesi, yönetsel planın oluşturulması, olurunun alınması, uygulamaya geçilmesi ve denetimin sağlanması; yönetim planının esaslarını oluşturmaktadır. Mekânsal açıdan ise yönetim planının uygulanacağı, koruma altına alınan alanın tümünü ifade etmektedir.

4

Türkiye’deki alan yönetimi uygulamaları hazırlamak için hangi yönerge yol gösterici yapıya sahiptir?

Türkiye’deki alan yönetimi uygulamaları çoğunlukla arkeolojik ve kentsel sit alanlarında hazırlanmış veya hazırlanmaya çalışılmaktadır. Kentsel sit alanlarında oluşturulacak planlamalarda kentin tümünün ele alınarak değerlendirilmesi doğru olacaktır. Bu şeklin oluşturulması için 1992 yılında Avrupa Konseyi - Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından kabul edilmiş olan Avrupa Yerel Yönetim Şartı yönergesi yol gösterici yapıya sahiptir.

5

Avrupa Yerel Yönetim Şartı’nda yer alan bazı unsurların Avrupa Konseyinin uyarıcı nitelikteki kararlarının Madran’ın güzel bir şekilde özetlediği maddelerin çıkarımları nelerdir?

1992 yılında Avrupa Konseyi - Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından kabul edilmiş olan Avrupa Yerel Yönetim Şartı yönergesi yol gösterici yapıya sahiptir. Avrupa Yerel Yönetim Şartı’nda yer alan bazı unsurlar bize yol gösterici niteliktedir (Resmi Gazete, 3 Ekim 1992, sayı: 21364):

1. Şehirler yaşayanların kişisel haklarından söz etmek için yerel demokrasilerin esasların oturtulması gerekir. Bu bağlamda yerel şehir yönetimleri, kentte yaşayanların hakları ve sahip oldukları taşınmazlara yönelik alınan kanun ve kararlardan kentte yaşayanları haberdar etmelidir. Böylece kişiler konu hakkında düşüncelerini açıklamalarına olanak sağlanmalı ve halkın kararın alınması süreçlerine doğrudan katılması sağlanmalıdır.

2. Belirlenecek her karardan birisinin sonucu veya alınacak herhangi bir kararın sonucunun, uygulamaya geçildiğinde herhangi birisinin yetki ve hedeflerini aşması durumunda, uygulanmamalıdır. Böyle bir durum gözlemlendiğinde yönetimin bir üst kurumu devreye alınarak ihtiyaç duyulan kararlar, geniş bir ölçekte yeniden değerlendirilmelidir.

3. Yerelde yaşayanlar, yönetim mekanizmasına katılımcı veya faal olarak işleyişe müdahil olmak zorundadır. Sivil toplum örgütlerinin kabul edilmesi, yerel yönetimlerde katılımcı olmasının kurumsallaştırılması (örneğin yürütmeden sorumlu kurullar ve komisyonlarda halktan temsilcilere yer verilmesi) ve yönetimle ilgili birimlere iş birliği (denetim kurulu, şikâyet kurulu, şikâyet memurları gibi) kazandırılmalıdır.

4. Yerel yönetimlerde demokrasinin ana damarı halktır. Yerel demokrasinin kökleri de halktır. Doğal olarak halk, yönetim ve planlama kararları alınırken kamunun yereldeki yöneticilerinin ve temsil için seçtiği temsilcilerin ortağıdır. Bu görüş çerçevesinde halk, üzerine düşen görevleri icra edebilmek için kamu görevlileri ve seçilmiş temsilcilerin aldığı ve uygulamaya koyduğu kararları bilmelidir.

5. Şehirde uygulanan projelerin çevreye etkileri; halk, kamu yetkilileri ve seçilmiş yöneticiler tarafından incelenmeye ve denetlenmeye açık olmalıdır. Bu kural gereği; resmi işlemlerde halkın kamuya yasal müracaat süresi tanınmalıdır. Bu süreçte tarafsızlık ilkesi güvencesi gözetilmeli, kamuya ait tüm resmi dokümantasyona rahat bir şekilde ulaşılabilmeli, tüm projelerin yerinde ve zamanında tanıtımı yapılmalı, yerel bildirilerin yayınlanması ve yerel yönetim ile halk arasında bağın kurulmasında aracı olan sivil toplum kuruluş örgütlerinin önemi göz ardı edilmemelidir.

6. Bütün yerleşim yerlerinin kendine özgü vurgulanması ve korunması gereken kimliği vardır. Yerleşim yerinin değerlerinde bölgesel ilişkileri, bulunduğu konumu, sahip olduğu nüfusu, fiziki sınırları, kendi çevresi, sahip olduğu iklimi, formu, yapısı, kökeni, tarihi, ekonomisi ve sahip olduğu değer açısından farklı bir özelliği vardır. Bu özellik ve öncelikler konusunda önerilerde bulunmak karara bağlamak için tek bir meslek grubu, tek bir birim veya şahsa terk edilmesi öngörülemez. Söz konusu ve benzer karar aşamalarında şehrin özellikleri, potansiyeli, aktiviteleri, gelişme kapasitesi ve kaynaklar bütününde gerekli tüm bilgilerin sağlanabilmesi için yenilenen ve güncellenen analizler yapılmalı ve değerlendirmeye alınmalıdır.

7. Yerel politikalarda alınan kararlar kapsamlı olmalı, bilgileri güncelleştirilmeli, şehir ve bölge planlama ekipleri tarafından planlanmalı ve plan veya planların birkaç seçenekli  ve kabul edilebilir temellere dayandırılmalı- dır. Kent planlama; uzman kişiler tarafından şehrin fiziki yapısı, sosyal çevresi, ekonomik gücü ve çevresel değerleri ile detaylı projelerin, programların, taktik ve planlamaların belirlenmesi ile yapılan bir bilimdir. Bu bilim, gelişimi amaçlarken korumayı da göz önüne alır. Şehir planlaması kendi özünde birçok zıtlığı çözümlemek zorundadır. Gelişme karşısında korumayı gözetmeli, kalkınmada sürdürülebilirliği sağlamalı ve anlaşmazlıklarda uzlaşma sağlayarak ve denge kurarak koruma ön görülmelidir. (Madran 2015, 5-7).

Madran’ın güzel bir şekilde özetlediği yukarıdaki maddeler Avrupa Konseyinin uyarıcı nitelikteki kararlarının bir çıkarımıdır. Kendisinin de belirtti- ği gibi ölçeği ve kapsamı daraltıldığında ve mekân olarak kent bütününden koruma alanına indirgendiğinde alan yönetiminin de ilkeleri olarak benimsenebilir (Madran 2015,

6

“Sit” olarak adlandırılan alanları tanımlayınız?

Ülkemizde kültürel değerlere sahip olan, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken, yalnızca milli değil aynı zamanda uluslararası değerlere sahip alanlar “sit” olarak adlandırılmakta, koruma alanı belirtilmekte ve alan yönetimi ile bu alanlarda yaşam biçimlendirilmesi yapılmaya çalışılmaktadır.

7

Türkiye’de kültür varlığına sahip kişiler için katkı sağlanması ve yerel yönetimler için yeni kaynaklar oluşturulması, alan yönetimi oluşturulurken kültür varlığı veya varlıklarının korunması için katkıların ve katkı paylarının belirlenmesi konusu hangi yıllardaki yasalarla belirlenmiştir?

Türkiye’de kültür varlıklarını koruma ile ilgili kapsamlı ilk yasa 1973 yılında 1710 sayılı Kanunla oluşturulmuştur. Bu kanunda kültür varlığına sahip kişiler için katkı sağlanması öngörülmüş ve maddi ve teknik konular ile malzeme (inşaat) konularında sağlanacak danışmanlık olarak üç maddede toplanmıştır. 2004 yılında gereksinim üzerine çıkarılan 5226 sayılı Kanunda yerel yönetimler için yeni kaynaklar oluşturulması sağlanmıştır. Bu bağlamda alan yönetimi oluşturulurken kültür varlığı veya varlıklarının korunması için katkıların ve katkı paylarının belirlenmesi, bu katkının nasıl ve ne şekilde olacağı usul ve esasları planda finansal kaynak bölümünde açık ve net yazılmalıdır.

8

Kültürel alanlarda alan yönetimini şart hale getiren etkenler nelerdir?

Böylece kentsel yerleşim alanlarının azalması ve daralması çevre sorunları ile birlikte baskı da getirmektedir. Diğer etkenler de  göz alındığında korunması gerekli başta arkeolojik alanlar olmak üzere bozulmaları, kaybolmaları, istem dışı ve kontrolsüz değişimlerin etkilerini yok etmek için alan yönetimi şarttır.

9

Hangi toplantının sonucunda “İnsan Çevresi Bildirgesi” yayımlanarak çevre ile ilgili ilk çalışmalardan biri yapılmıştır?

Stockholm Konferansı (1972)

İsveç’in başkenti Stockholm’de 5 Haziran 1972 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından “İnsan Çevresi Konferansı” başlıklı toplantı gerçekleştirilmiştir. Toplantının sonucunda “İnsan Çevresi Bildirgesi” yayımlanarak çevre ile ilgili ilk çalışmalardan biri yapılmıştır.

10

1996 yılında  yapılan “İnsan Yerleşimleri Konferansı HABİTAT II” hangi katılımcılarla nerede gerçekleştirilmiştir?

İnsan Yerleşimleri Konferansı-İstanbul (1996)

1996 yılında Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin katkılarıyla İstanbul’da Haziran ayında “İnsan Yerleşimleri Konferansı HABİTAT II” gerçekleştirilmiştir. Konferansın bildirgesine İstanbul Deklarasyonu denilmektedir. Çevre ve yaşam çerçevesinde sistem içinde yer alan aktörler belirlendiği gibi paylaşım ve ortaklığın tanımlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Deklarasyonun 12. maddesi bunu açıkça belirtmektedir

11

1993 yılında Dünya Kültürel Miras Alanları için Yönetim Rehberi kimler tarafından kitap haline getirilmiştir?

Dünya Kültürel Miras Alanları için Yönetim Rehberi

1993 yılında Bernard M. Fielden ve Jukka Jokilehto tarafından kitap haline getirilen Dünya Kültürel Alanları için Yönetim Rehberi olarak çevireceğimiz kitapçık 1998 yılında revize edilerek son şeklini almıştır. Burra tüzüğü ile örtüşen rehberin alan yönetim biçim ise (Madran 2015, 12);

1. Alanın tanımlanması

• Genel Bilgiler

• Kültürel bilgiler

• Çevresel Bilgiler

• Menfaatler/İlgililer

2. Değerlendirme ve Hedefler

• Alanın Statüsü

• Karakteristik ve Potansiyel

• Önemli özelliklerin tanımlanması/Politika Seçenekleri

3. Bütünsel yönetim için formülasyon

• Projeler

• Çalışma Planı

• Maliyet ve zamanlama

olarak yine üç bölümde toplanmıştır. Ama küçük eklemeler ve ayrıcalıklar içermektedir (Madran 2015, 12)

12

UNESCO Operasyonel Rehberde yönetim planının nasıl oluşturulacağı, gerekli belgeler ve koşullarla belirtilmektedir. Eğer alan yönetim süreci başlatılmak isteniyorsa ilk yapılacaklar nelerdir?

ALAN YÖNETİMİ OLUŞUMU

UNESCO Operasyonel Rehberde yönetim planının nasıl oluşturulacağı, gerekli belgeler ve koşullarla belirtilmektedir. Eğer alan yönetim süreci başlatılmak isteniyorsa ilk yapılacaklar;

• Ana mülkiyet sahiplerinin (hazine, özel, vakıf, yerel yönetim vb.) belirtilmesi,

• Aday gösterilecek olan taşınmazın yasal ve kurumsal statüsü (Örneğin milli park, tarihî anıt, arkeolojik sit alanı, korunma alanı vb.) verilmelidir,

• Bu koruma statüsünün hakiki korumayı sağlayıp sağlamadığı açıklanmalıdır,

• Korumaya yönelik planların ölçek ve niteliği ile bu planları yapacak kurumlar belirlenmelidir,

• Yönetim planında sürdürülebilir koruma politikalarının yer almasına dikkat edilmelidir.

• Yıllık olarak korumaya ayrılan ödeneklerin kaynak ve düzeyi gösterilmelidir,

• Olası başka kaynaklara ilişkin tahminler de eklenebilir,

• Alanda ziyaretçiler için oluşturulan servislerin yeterli olup olmadığı ve bunların koruma ilkeleri ile uyum içerisinde olup olmadığı ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. (Madran 2015, 13-14)

13

21. yüzyıla gelindiğinde uluslararası platformlarda ve Ülkemizde koruma ve sürdürülebilirlik konusunda  hangi yeni çalışmalar yapılmaya başlanmış ve hangi yeni kararlar alınmıştır?

21. yüzyıla gelindiğinde uluslararası platformlarda koruma ve sürdürülebilirlik konusunda yeni çalışmalar yapılmaya başlanmış ve yeni kararlar alınmıştır. Kültürel alanların yönetiminde, korunmasında, finansal şekillenmesinde değişen koşullar karşısında çağdaş yaklaşımlara ihtiyaç duyulması ile yenilendiği ve değiştirildiği görülmektedir. UNESCO ve diğer kurumlar demeçlerinde bu konularda yenileme ve değişim çalışmaları yaptıklarını açıklamaktadırlar. Ülkemizde de 5226 sayılı kanunda uluslararası çalışmalardaki değişimler göz önüne alınarak kültür varlıklarının korunmasında eksik olan unsurlar tamamlanmaya çalışılmıştır.

14

“Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”’ mevzuatında bir alan yönetiminin hedeflerinin nasıl olacağı nasıl sıralanmıştır?

“Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”’ mevzuatında bir alan yönetiminin hedeflerinin nasıl olacağı sıralanmıştır:

Madde 5 — Alan yönetiminin hedefleri şunlardır:

a. Alan sınırlarının tarihî, sosyal, kültürel, coğrafi, doğal, sanatsal bir bütünlük içerisinde etkileşim (Ek ibare: RG-26/3/2021-31435) –geçiş sahaları ve tarihî, kültürel, sosyal, coğrafi ve sanatsal nedenlerle ilişkili bulunduğu bağlantı noktalarının alanın korunması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesi bakımından doğru tespit edilmesinin,

b. Koruma, erişim, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ihtiyaçları ile yerel toplumun ilgisi arasında uygun bir denge oluşturmanın yollarının yönetim planı ile gösterilmesinin,

c. Alanın değerini arttırarak uluslararası bir seviyeye çıkarmak için genel stratejiler, yöntemler ve araçların geliştirilmesi, mali kaynakların belirlenmesi ve yaratılmasının,

d. Kültür turizmini geliştirmek amacıyla uluslararası işbirliği ve paylaşımı yaratacak etkinlik ağının kurulmasının,

e. Belirli bir bölge içinde birbirleriyle ilişkilendirilerek sektör oluşturma potansiyeli bulunan sit alanlarında bölgesel kültür sistemlerinin gelişimi için uygulama planlarının yaratılmasının,

f. Yönetim alanlarının korunması ve değerlendirilmesinde kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, alanda mülkiyet hakkı bulunanlar, gönüllü kişi ve kuruluşlar ile yerel halkın işbirliğinin,

g. Sit alanları ve ören yerleri ile etkileşim (Ek ibare: RG-26/3/2021-31435) –geçiş sahalarının bakım, onarım, restorasyon, restitüsyon, teşhir, tanzim ve çevre düzenlemesi ile birlikte alan yönetim amaçları doğrultusunda uluslararası koruma prensipleri ve sözleşme hükümleri çerçevesinde korunarak yaşatılmasının yanı sıra kullanım ve gelişim ilkelerinin ve sınırlarının belirlenmesinin,

h. Kültür varlıklarının yönetiminde, konservasyon alanında, tasarım ve uygulamada, uzmanlık ve ekipman da yüksek standartların kullanılmasının sağlanmasıdır. Ekipmanda yüksek standartların kullanılması.

15

Kültürel Alanların miras olarak korunmasında önemli bir adım Türkiye’de 5226 sayılı kanunun çıkarılması ile sağlanmıştır. Bu kanunda 1. maddesi içerisinde yer alan 10. bentte alan yönetimi için nasıl bir tanımlama yapılmaktadır?

Kültürel Alanların miras olarak korunmasında önemli bir adım Türkiye’de 5226 sayılı kanunun çıkarılması ile sağlanmıştır. Yasa içeriğinde doğrudan alan yönetimi kapsamı bulunmamaktadır. Alan yönetimi ibaresi ve süreci ile ilgili olarak yasanın 1. maddesi içerisinde yer alan 10. bentte alan yönetimi için bir tanımlama yapılmaktadır. 5226 sayılı kanunun 1. madde 10. bendi:

Yönetim alanı; sit alanları, ören yerleri ve etkileşim sahalarının doğal bütünlüğü içerisinde etkin bir şekilde korunması, yaşatılması, değerlendirilmesi, belli bir vizyon ve tema etrafında geliştirilmesi, toplumun kültürel ve eğitsel ihtiyaçlarıyla buluşturulması amacıyla, plânlama ve koruma konusunda yetkili merkezî ve yerel idareler ile sivil toplum kuruluşları arasında eş güdümü sağlamak için oluşturulan ve sınırları ilgili idarelerin görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenen yerlerdir.

16

Kültürel Alanların miras olarak korunmasında önemli bir adım Türkiye’de 5226 sayılı kanunun çıkarılması ile sağlanmıştır. Bu kanunda 1. maddesi içerisinde yer alan 11. bentte yönetim alanlarının plan tanımı nasıl  yapılmaktadır?

Kültürel Alanların miras olarak korunmasında önemli bir adım Türkiye’de 5226 sayılı kanunun çıkarılması ile sağlanmıştır.

Kanun 1. madde 11. bendinde yönetim alanlarının plan tanımı yapılmıştır:

Yönetim plânı; yönetim alanının korunmasını, yaşatılmasını, değerlendirilmesini sağlamak amacıyla, işletme projesini, kazı plânı ve çevre düzenleme projesi veya koruma amaçlı imar plânını dikkate alarak oluşturulan koruma ve gelişim projesinin, yıllık ve beş yıllık uygulama etaplarını ve bütçesini de gösteren, her beş yılda bir gözden geçirilen plânlardır. Yukarıdaki tanımlama yasada yer aldığı gibidir

17

Alan yönetiminde süreci belirlemek ve bu süreç içerisinde kullanılması gereken genel sınıflama araçları nelerdir?

ALAN YÖNETİMİ SÜREÇLERİNDE KULLANILAN ARAÇLAR

Alan yönetiminde süreci belirlemek ve bu süreç içerisinde kullanılması gereken araçların doğru ve gereksinimi karşılayacak şekilde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu da iyi bir planlama ve gerekli bir süre ve doğru belirlenmiş araçlarla yapılabilir.

Genel Sınıflama

Kültürel miras ve onun yönetimi ile ilgili olan alan yapı ve yapı topluluklarının bir araya gelmesi değildir. Koruma planlarında fiziksel bir olguya sahip tarihsel alanların korunup sağlıklaştırılmasını içeren bir oluşum değildir. Miras alanları yalnızca orada var olan somut kültür varlıklarını içermez, orada yaşamış ve yaşamakta olan toplum, yıllar içinde alana ait somut olmayan değerler, örf, adet, gelenek, görenek, sosyal yaşam, ekonomik hareketlilik, kısaca oradaki yaşamın her unsurudur. Böylece kültür varlıkları var olan bir yaşamın sesli ve aynı zamanda sessiz temsilcileridir. Yönetim planı bu doğrultuda hangi vasıf ve değerde yapılıyor olsa da bazı araçlara ihtiyaç duyacaktır.

Genel sınıflama araç başlıkları:

Yasal Araçlar

Yönetimsel Araçlar

Parasal Araçlar

Koruma Araçları

Sosyal Araçlar

18

Alan yönetiminde süreci belirlemek ve bu süreç içerisinde kullanılması gereken araçlarda özel sınıflama kavramı bu alanda yapılacak olan neleri kapsamaktadır?

Özel Sınıflama

Özel sınıflama kavramı bu alanda yapılacak olan analiz çalışmalarını ve sonuçlarını kapsamaktadır.

19

26936 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Resmi Gazete ne zaman yayımlanmıştır ve çevre ve çevresel etki değerlendirmesi nasıl açıklanmıştır?

Çevresel Etki Analizi

Resmi Gazete’nin 17.07.2008 tarihli 26936 sayılı yayınında Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu yönetmeliğin 4. madde b bendinde çevrenin; “canlıların hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam” olduğu belirtilmektedir. Aynı maddenin c bendinde ise çevresel etki değerlendirmesi (ÇED); gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları” olarak açıklanmıştır.

20

Alan yönetimini gerçekleştirecek organların paydaşları ile olan ilişkilerinde hangi hususların göz önünde tutulması önerilir?

Paydaş Yaklaşımının İlkeleri

Alan yönetimini gerçekleştirecek organların paydaşları ile olan ilişkilerinde şu hususların göz önünde tutulması önerilir (Madran 2015, 25):

1. İlke: Alan yöneticileri alan ile ilgili tüm yasal paydaşları dikkate almalıdır.

2. İlke: Yöneticiler paydaşlarını dinlemeli ve açık bir şekilde onlarla iletişim kurmalıdır.

3. İlke: Yöneticiler her bir paydasın kendine özgü kişisel ya da kurumsal yapısını iyi etüt etmeli, görev ve sorumluluk paylaşımında bunu göz önünde tutmalıdır,

4. İlke: Yöneticiler, kurumsal faaliyetlerinden dolayı ortaya çıkan zararları minimize etmeyi garanti altına alabilmek için diğer bütün paydaşlarla iş birliği içinde çalışmalıdır.

5. İlke: Yöneticiler bütün paydaşlarını tehlikeye atabilecek risklerden korumalıdır.

6. İlke: Yöneticiler kurumsal paydaş olarak kendileri ve diğer paydaşlar arasında çıkabilecek muhtemel çatışmaları yönetebilmelidir.

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç