Arkeolojik alan yönetiminden söz etmek gerektiğinde hangi alan ve konuların incelenmesi gerekir?
Arkeolojik alan yönetiminden söz etmek gerektiğinde arkeolojiyi, Türkiye arkeolojisi ve arkeolojik alanlardaki koruma şekillerinin incelenmesi gerekir.
Arkeolojik alan yönetiminden söz etmek gerektiğinde hangi alan ve konuların incelenmesi gerekir?
Arkeolojik alan yönetiminden söz etmek gerektiğinde arkeolojiyi, Türkiye arkeolojisi ve arkeolojik alanlardaki koruma şekillerinin incelenmesi gerekir.
Bir bilim olarak arkeoloji kısaca nasıl tanımlanabilir?
Antik Yunancada arkheos (eski) ve logos (söz, bilim) kelimelerinin birleşmesinden oluşan arkeoloji eskinin bilimi anlamına gelir. Arkeoloji, somut belgelerden yararlanarak insan kültürünü tanımlamaya çalışan bir bilim dalıdır.
Bir arkeoloğun ve arkeolojinin görevi nedir?
Bir arkeolog somut kalıntıları inceleyerek, eski insanların nasıl yaşadığını açıklamaya çalışmaktadır. Arkeolojinin etimolojik anlamı; başlangıcın incelenmesidir. Başlangıçları inceleyerek kültür tarihine kazandırmak, arkeolojinin görevidir.
Prehistorya, arkeolojik açıdan genel anlamda hangi tarihsel dönem olarak tanımlanmaktadır?
Tarihöncesi Arkeolojisi (Prehistorya)
Prehistorya, genel anlamda tarih öncesi olarak tanımlanmaktadır. Prehistoryanın alt zaman sınırı, genel olarak ilk standart aletin bulunduğu 2,5 milyon yıl öncesinden başlar ve yazının kullanılmaya başlandığı zamana kadar olan süreci içerir. Arkeolojik terminolojide bu dönemler; Alt-Orta-Üst Paleolitik, Kalkeolikik ve Çanak Çömleksiz ve Çanak Çömlekli Neolitik olarak adlandırılır. Bu adlandırmalar farklı coğrafyalarda farklı zaman dilimlerine karşılık gelmektedir.
Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi hangi çağları ve hangi bölgeleri kapsamaktadır?
Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi
Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi, insanlık tarihinde tarımın başladığı ve ilk yerleşik yaşamın ortaya çıktığı dönem olan Neolitik Çağ’dan (yaklaşık olarak MÖ 10.000 ortaları) başlatılmaktadır. Akabinde Kalkolitik Çağ (MÖ 5.000-3.000), Tunç Çağları (MÖ 3.000-1.200) ve Demir Devri (MÖ 1.000-500) sonuna kadar olan zaman diliminde başta Anadolu olmak üzere tüm Ön Asya’ya yayılan kültürleri ve uygarlıkları incelemektedir. Ön Asya’nın kapsadığı coğrafya Anadolu, Kıta Yunanistan’ı, Ege Adaları, Girit, Kıbrıs, Balkanlar, Kafkasya, İran, Mezopotamya, Suriye, Filistin ve Mısır bölgeleridir. İnsanlık tarihinin en önemli süreçlerinden olan yerleşik yaşama geçiş ve yazının bulunmasıyla ilk tarih çağlarına geçiş, anabilim dalının kapsadığı tarihsel süreç içinde bulunmaktadır
Klasik Arkeoloji daha çok hangi uygarlıkları kapsayan bir dönemi içerir ve hangi kültürlerin gelişimini inceler?
Klasik Arkeoloji
Klasik Arkeoloji daha çok Antik Çağ diye adlandırılan Yunan ve Roma uygarlıklarını kapsayan bir dönemi içerir. Dar anlamıyla yaklaşık olarak MÖ 10. yüzyıl ile MS 3. - 4. yüzyıl arasındaki zaman dilimi ile ilgili olsa da geniş anlamıyla MÖ üçüncü binyıla kadar uzanan Girit, Yunan Anakarası ve Anadolu’nun batı ve güney kıyılarını içeren kültürlerin gelişimini inceler.
Arkeoloji Nasıl Başlamıştır?
Arkeoloji Nasıl Başlamıştır?
İtalya’da Roma şehrinde eski eserlere ilgi, diğer ülkelere göre önce başlamaktadır. Rönesans devrinde sanattaki uyanmaya bağlı olarak toprak üzerinde var olan eski Roma devrine ait kalıntılar dikkat çekmeye başlamıştır. Eski eserler duyulan ilginin başlamasının 14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyılın başı olduğu kabul edilmektedir. İtalya’da başta Roma olmak üzere Roma uygarlığından kalan bina, sanat eseri ve yazıt bulunmaktadır.
Arkeoloji alanında Avrupa’daki ilk adımlar ne zaman kimin tarafından başlatılmıştır?
Avrupa’daki İlk Adımlar
Orta Çağ’ın resmi ve dinî dili Latince olması mevcut yazıtların okunabilmesi ile eski devirler hakkında birçok bilgi sahibi olunmasını sağlamış- tır. Ayrıca kiliselerin kütüphanelerinde binlerce Latince el yazması eser bulunmaktadır. İlk defa Flavio Biondo (Latince: Flavius Blondus) (1392-1463) adında bir bilgin eski eserleri araştırmaya başlamış- tır. Biondo İtalya’da gezilere çıkmış, izlenimleri ve elde ettiği bilgileri kitap olarak yayınlamıştır.
18 yüzyılda eski eserlere olan ilgisini, eski eserleri araştırma üzerine yoğunlaştırarak, arkeoloji biliminin babası olmuş ve ilk kitabı “Gedanken über die Nachahmung der Griechischen Werke in der Malerei und Bildhauer-Kunst”u 1755 yılında yayımlanmış olan kimdir?
Johann Joachim Winckelmann (1717- 1768) eski eserlere olan ilgisini, eski eserleri araştırma üzerine yoğunlaştırarak, arkeoloji biliminin babası olmuştur. İlk Kitabı “Gedanken über die Nachahmung der Griechischen Werke in der Malerei und Bildhauer-Kunst”u 1755 yılında yayımlamıştır. Bu kitabı çok ilgi görmüş, kendisine burs sağlanmıştır. Roma’ya gitmiş, oradaki saray ve bahçeleri süsleyen heykelleri incelemiştir. Bunun üzerine de “Geschichte der Kunst des Altertums (1769)” adlı sanat tarihi kitabını yayımlamıştır.
Türkiye’de arkeolojik çalışmalara ilk kez kim ne zaman başlamıştır ve neler yapmıştır?
Türkiye’de Arkeoloji
Türkiye’de arkeolojik çalışmalar öncelikle yabancı bilim adamları tarafından yapılmıştır. İlk kez Osman Hamdi Bey, Asar-ı Antikalar ile ilgilenmeye başlamıştır. 1884’te Asar-ı Antika Nizamnâmesini yeniden düzenleyerek eski eserleri koruma altına almıştır. Lagina Hekataion’unda, Nemrut Dağı’nda araştırmalar gerçekleştirmiş, günümüzde Lübnan’ın Sayda kenti olan Sidon Kral nekropolünde kazılar yapmıştır. Böylece İstanbul’da Müze-i Hümayun kurulmasını sağlamıştır ve Osman Hamdi Bey ile Türkiye’de müzeciliğin gelişmesi hızlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin başlarından itibaren arkeoloji alanında öncelikli neler yapılmıştır?
Türkiye Cumhuriyeti’nin başlarında kökenini Anadolu topraklarına dayandırma ile ülke toprakları içinde arkeolojik kazılara ağırlık verilmiştir. Atatürk’ün isteği ile genç bilim insanlarının yetiş- mesi için yurtdışına öğrenciler gönderilmiştir. Ülkeye bilim insanları olarak dönen öğrenciler üniversiteler içinde arkeoloji kürsülerinin başına geçip Anadolu içinde arkeolojik kazılar gerçekleştirerek yeni ülkenin temelleri üzerine ilavelerde bulunmuşlardır. Kurulan Ankara ve İstanbul Üniversitelerindeki arkeoloji bölümleri ile yeni öğrencilerin yetişmesi amaçlanmıştır. Türk bilim insanları ve yurtdışından gelen yabancı akademisyenler sayesinde hızla yükselen arkeoloji Hitit, Antik Yunan ve Roma dönemlerini ağırlıklı olarak araştırmaya koyulmuştur. Yerli ve yabancı heyetlerin arkeolojik kazısı 1923’ten beri Türkiye’nin hemen hemen her yerinde yapılmış ve yapılmaktadır.
Anadolu’da Paleolitik Çağ insana ait ilk izlere nerelerde rastlamak mümkündür?
Anadolu’da bu döneme ait en tanınmış mağara Karain’dir. Bu mağara yakınında Suluin, Öküzini gibi mağaralar da keşfedilmiştir. Yine Antalya bölgesinde kaya sığınağı olarak nitelendirilebilecek Beldibi ve Belbaşı yerleşim alanları Paleolitik Çağ’a aittir. İstanbul’daki Yarımburgaz Mağarası da paleolitik dönem buluntuları vermektedir. Anadolu’nun başta kıyı şeridi olmak üzere birçok kesiminde ilk insana ait izlere rastlamak mümkündür.
Anadolu'da Neolitik Çağ’da ki ilk yerleşim yerlerinin oluşturulmasında hangi bölge buluntuları ile yeni bir çığır açmıştır?
Neolitik Çağ’da ki ilk yerleşim yerlerinin oluşturulmasından Urfa bölgesi buluntuları ile yeni bir çığır açmıştır. Göbeklitepe tapınakları ile başlayan ve sayısız örneğinin Urfa’da tespit edildiği yapı tipi kısmi olarak yorumlanmıştır. Fakat hâlen gizemini korumaktadır. Bu yapı tiplerinin başlangıcının nasıl olduğu ve hangi bölgede vuku bulduğu tam açıklanamamış olduğu gibi, bir soru olarak bilim dünyasını meşgul etmektedir.
Anadolu'da Eski Hitit Devletini kimler, ne zaman, nerede kurarlar?
Hititler (MÖ 1680 – MÖ 1200)
Orta Anadolu’da MÖ 2000 yıllarında Hint-Avrupa dil grubundan gelen Hitit halkı varlığını göstermeye başlar. Hititler Mezopotamya’dan çivi yazısını almışlar fakat hiyeroglif yazıyı da benimsemişlerdir. Kendileri Hitit (Hatti) ismini kullanmışlardır. Hititler Asur ticaret kolonilerine son vermişlerdir. Yazılı belgelere göre Kaneş Kralı Anitta’nın yaşadığı dönemden yaklaşık yüz yıl sonra onun soyundan geldiği bilinen Kuşarnalı Labarna Orta Anadolu’da yaşayan krallardan biri olan Piyuşti’yi gece düzenlediği ani bir baskınla yenerek Hattuşaş’ı (Çorum Boğazköy) ele geçirir. Burada Eski Hitit Devletini kurar ve Hattuşalı anlamına gelen “Hattuşili” ismini alır.
Urartular hangi dönemde ve Anadolu'nun hangi bölgesinde yaşamışlardır?
Urartular (MÖ 859 – MÖ 585)
Urartular, MÖ 13. yüzyıldan MÖ 9. yüzyıl arasında Doğu Anadolu’da beylik ve aşiretler hâlinde yaşayan topluluklardı. Demir Çağ’ında demir metalini kullanmaya başlayarak silahların yapımında ve askerî alanda kullanmakta hızla başarı gösterirler. MÖ 9. yüzyılda başkenti Tuşba (Van) olan bir devlet kurmuşlar ve güney komşuları Asurlularla sık sık savaşmışlardır. MÖ 7. yüzyıldan itibaren Medlerin egemenliğine girerek bağımsız devlet olma özelliklerini kaybetmişlerdir.
Friglerin en önemli kutsal alanları neresidir ve en tanınmış siyasi kimliği kimdir?
Friglerin en tanınmış siyasi kimliği Kral Midas’tır. Kendisi Helen dünyası ile ilişkiye girmiş ve Eski Yunan Kutsal Alanlarına hediyeler göndermiştir. Midas, Helen mitolojilerine bile konu olmuştur. Friglerin grafiti şeklindeki yazısı hâlen çözümlenemediği için Midas’ın tarihi kişiliği soru işaretidir. Kendisi hakkındaki bilgiler Helen kaynaklarından elde edilmektedir. Friglerin en önemli kenti aynı zamanda başkentleri olan Gordion (Polatlı Yassıhöyük) dur. Friglerin en önemli kutsal alanları Eskişehir’deki Frig Yazılıkayası veya Midas Kenti denilen kutsal kenttir.
Başkentleri Sardes (bugünkü Salihli) yakınında bulunan Paktalos Çayı’ndan (Sart Çayı) çıkarılan elektronu (gümüş- altın alaşımı) kullanarak kraliyet tarafından ağırlığı ve değeri garanti altına alınmış ilk parayı darp ederek kullanmaya başlamış Anadolu Uygarlığı hangisidir?
Başkentleri Sardes (bugünkü Salihli) yakınında bulunan Paktalos Çayı’ndan (Sart Çayı) çıkarılan elektronu (gümüş- altın alaşımı) kullanarak kraliyet tarafından ağırlığı ve değeri garanti altına alınmış ilk parayı darp ederek kullanmaya başlamışlardır. Fasulye şeklinde olan bu ilk paraların üzerinde başlangıçta yalnızca bir çukur yer almaktaydı. Daha sonraları kraliyetin simgesi aslan ve aslan-boğa betimleri darp edilerek kullanılmaya başlamıştır. Lidya Kralı Kroisos tarihte en çok hazineleriyle tanınan güçlü krallardan biridir
Türkiye'de arkeolojik alan ve koruma kapsamında kültür varlıklarının korunmasında hangi mevzuat ve kanunlar geçerli olmuştur?
1973 yılına kadar Kültür varlıklarının korunmasında Osmanlı döneminde yazılmış Nizamname’ye bağlı kalınmıştır. 1973 yılında 1710 sayılı kanun çıkarılarak 1906 Nizamnamesi yürürlükten kaldırılacaktır. 1983 yılında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile 1710 sayılı kanunun yürürlüğü sona ermiştir. Bu kanunun günümüzde bazı düzenlemeler ve değişikliklerle hâlen yürürlüktedir.
Anadolu'daki Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma) tarihi kısaca nasıl özetlenebilir?
Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma)
1453 yılında Osmanlılar tarafından İstanbul’un fethi ile sona eren Bizans İmparatorluğu 6. yüzyılın sonuna kadar Anadolu’da huzuru sağlamıştır. İstanbul, merkezi yönetim olmuştur. Eyaletler piskoposluklara bölünmüş ve piskoposlar din, siyasi yönetim, ekonomi ile ilgilenmişlerdir. MÖ 7. yüzyılda başlayan Arap akınları önce Anadolu’nun güney kıyılarında sonda Ege dünyasında huzursuzluk yaratmıştır. Güney sahillerini halk terk etmeye başlamıştır. Arap 669’da ve 715’te (kuşatma iki yıl sürmüştür.) İstanbul’u kuşatmışlar ama başarılı olamamışlardır. Araplar Anadolu’ya birçok kez sefer düzenlemelerine karşın güneydoğu sınırından öteye gidememişlerdir.
1071 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan’ın Anadolu’ya girmesi devam eden yüzyıllarda Anadolu içleri ilerlemeleri Bizans Devleti’nin Batı Anadolu kıyılarına çekilmesine neden olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin (1077-1308) Bizans sınırlarını zorlaması, Haçlı seferlerinin başlaması, Anadolu için sorun olmuştur. Hatta 1202-1204 yılları arasındaki Haçlı Seferi Kudüs’e gitmekten vazgeçip İstanbul’u yağmalama seferine dönüşmüştür. 14. yüzyıldan itibaren Bizans Devleti’nin Marmara Bölgesi dışında Anadolu’da hâkim olduğu nokta kalmamıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol İstilaları sonucunda güçsüzleşmesi nedeniyle 13. yüzyılın sonunda bağlı beylikler bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. 1299 yılında kurulan Osmanlı Beyliği uç beyliği olarak Bizans sınırında yer almaktaydı. Çok kısa bir süre sonra topraklarını genişletmeyi hatta Trakya’ya çıkmayı başarmıştır.
Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra ilk defa ne zaman Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun kabulü ile yasalar kapsamında bir koruma şekli geliştirilmiştir?
Arkeolojik Alan
Arkeolojik alanlar insanların var olduklarından beri bıraktıkları taşınmaz ve taşınabilir kültür varlıklarının bulundukları alanlardır. Bu alanlar kültür mirası oldukları için gelecek için kaynak ve yol gösterici olacak bilgileri barındırmaktadır. 21.07.1983 tarihinde kabul edilen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun kabulü ile Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra ilk defa yasalar kapsamında bir koruma şekli geliştirilmiştir.