kitabınızın 12 ve 13. sayfalarında yer alan açıklama aşağıdaki gibidir.
- Gelenekli mazmunların bir kısmını “köhne”, “bî-mana” veya “kerih” bularak şiirin lügatinden çıkarmak ve “bikr-i mazmun”a önem vermek; çağa uygun yeni mazmunlar icat etmek (tiyatrohane’yi ibret sahnesi olarak dünyaya, vapur ocağı’nı aşığın yanan gönlüne, telgraf tellerini sevgilinin saclarına benzetmek gibi).
- Asırda başlayan yerelleşme yerini yerlileşmeye bırakır. Bir yandan şiirde İran etkisi hafifletilerek diğer yandan avami eğilimler törpülenerek bir orta yol bulunmaya çalışılır.
- Tasavvufi şiir ile geniş kitlelerin ihtiyacı olan hikemi şiir arasındaki fark açılmaya başlar. Sade Müslümanın gündelik ihtiyaçlarını karşılayacak, müşküllerine çözüm yolları tavsiye edecek didaktik bir şiir anlayışı öne geçer. Bu anlayış, XIX. asrın ikinci yarısında siyasi bir içerik edinmeye başlayacaktır.
- Klasik şiirde âşık ağzından maşukaya hitap etmek gelenekleşmiş bir ifade tarzıdır. O kadar ki kadın şairler bile gazellerinde erkek ağzıyla hitap ederler. Oysa XVIII. asırdan itibaren gittikçe yaygınlaşan bir tarz belirir ve erkek şairler, sevilen kadının ağzından gazeller yazmaya başlarlar. Böylece o zamana kadar şiirin pasif bir nesnesi olan kadın aktif bir varlık kazanırken erkek şair de empati kurmayı öğrenir. 13
- Şiirin en yaygın konusu olan aşkta büyük değişim görülür. Şair, sevdayı ve sevgiliyi yücelterek ilahi bir noktaya taşımaktan vazgeçerek daha beşeri, daha gerçekçi bir zemine indirir.
Şiirin gelenekli temaları arasına vatan, millet, hürriyet, adalet, eşitlik, medeniyet, terakki, alafrangalık gibi kavramların ilave edilmiştir. Ayrıca şair, azınlıkları ve kendisini poetik figürlere dönüştürmüştür. Bu dönemde çocukların fark edilmiş, çocuk ağzından ya da çocuklar için şiir yazılmıştır. Mahalli renklerin işlenmesi ve Osmanlının hayatına yeni katılan nesnelerin (şemsiye, yelpaze, resmi nişan, tablo) şiire malzeme yapılması da sayılabilir.