AÖF Soru Bankası
FEL205U · Ünite 4

Thomas Aquinas

  • 20 soru-cevap
  • Ortaçağ Felsefesi I
1

Yedi özgür sanat eğitimi kaç kısımdan oluşur ve içerikleri nelerdir?

Septem artes liberales veya yedi özgür sanat iki ana kısımdan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi Trivium (üçlü) gramer, retorik ve diyalektik (mantık)’ten oluşmakta; ikincisi Quadrivium ise aritmetik, geometri, müzik ve astronomiyi içinde barındırmaktadır. O dönemde kurulmuş olan üniversitelerin bu dallardan hangisine eğilim gösterdikleri, bunların eğitim anlayışlarını da belirleyen önemli bir nitelik haline gelmişti.

2

Thomas Aquinas Napoli'de 19 yaşına kadar ne üzerine bir eğitim almıştır?

Thomas Aquinas Napoli’deki bir okulda 19 yaşına kadar özellikle yedi özgür sanat (septem artes liberales) üzerinde yoğunlaşan bir eğitim aldı. Kendisine ders veren hocalar› ağırlıklı olarak Aristotelesçiydiler.

3
Sententiae ne tür bir eserdir ve önemi nedir?

Sententiae, Petrus Lombardus’un sistematik ve mantıksal bir yöntemle kaleme aldığı teolojik konuları ve Kilise Babalarının düşüncelerini çok geniş bir alanda irdeleyen önemli bir eserdir. Bu eser üzerine çalışmak, üniversitelerde magister, yani eğitmen olmak isteyenler için bir gelenek ve hatta zorunluluk haline gelmiştir.

4

Thomas Aquinas'ın nasıl bir varlık anlayışı vardır?

Thomas Aquinas’a göre evrendeki hiçbir varolan, ilahi yetkinliği kendi başına temsil etme gücüne sahip değildir. Tanrı her şeyi bir yetkinlik sıradüzeni içine yerleştirmiştir. Bu sıradüzenin en üstünde melekler bulunmaktadır. Meleklerin hemen altında insan yer almaktadır. İnsan kısmen maddi, kısmen de ruhsal bir varoluşa sahiptir. Daha sonra hayvanlar, bitkiler ve en sonunda da dört öge olan hava, su, ateş ve toprak gelmektedir. Bunların her biri bir katman olarak düşünülebilir. Böylelikle, farklı varoluşlar arasında bir kesinti söz konusu değildir; yaratılış bir katmandan diğerine akıcı bir özellik sergiler. 

5

Thomas Aquinas'ın “ne’lik” (quidditas) veya “öz” olarak tanımladığı kavram nedir?

Thomas Aquinas’a göre, yaratılmış olan her varlık sınırlı ve belirlenmiştir. Bu bakımdan, Tanrı’nın yalın anlamda Varlık’ı yaratması asla olanaklı değildir. Öyle olmuş olsaydı, Tanrı kendisini yaratmış olurdu; bu da açıkça imkansızdır. Yaratılmış her şeyi sınırlayan ve belirleyen bir şey vardır. Bu, onların varoluşlarından başka bir şeydir ve Thomas Aquinas buna “ne’lik” (quidditas) veya “öz” (es-sentia) demektedir.

6

Aslında Platoncu bir kavram olan pay almayı Thomas Aquinas nasıl kullanmış ve yorumlamıştır?

Thomas Aquinas Summ Theologica adlı eserinin 44. sorusunun ilk makalesinde insan algısında ortaya çıkan her türlü varlığın mutlak olarak yaratılmış olması gerektiğini dile getirmektedir. Bu yaratılmanın başlangıcı Tanrı’dır. Yaratılan (yani zorunsuz) ile Yaratan (yani zorunlu) arasındaki ilişki özsel bir ilişkidir. Bu özsellik yaratılanın pay aldığı bir süreçte daha belirgin hale gelmektedir. 

7

Thomas Aquinas’a göre varlık kaça ayrılır?

Thomas Aquinas’a göre varlık “zorunlu” ve “zorunsuz” olmak üzere ikiye ay- rılır. Zorunlu varlık, bir anlamda kendisi ne ise o olarak kalan ve bizzat kendisi olduğu durumdan başka bir tarzda varolamayacak olan varlıktır. Bu Varlık Tanrı’nın kendisidir. Yaratılış içinde Tanrı, kendisi dışındaki bütün varolanlar için bir “etkileyici neden”dir. Bu yüzden her şey Tanrı tarafından yaratılmıştır. Tanrı’nın yetkin bir “etkileyici neden” olması, O’nun eylemlerinin herhangi bir bireysel gereksinimi karşılamak için yapılmamasından kaynaklanmaktadır.

8

Thomas Aquinas ilk madde kavramını nasıl açıklar?

Thomas Aquinas’a göre Antikçağ filozofları, işaret edilebilen fizik nesneler dışında başka varolanların da bulunup bulunmayacağı konusunda kararsızlık göstermişlerdir. Hatta bazıları maddenin yaratılmamış olduğunu bile düşünecek kadar ileri gitmiştir. Ona göre, felsefede gerçek ilerleme tözsel form ile madde arasındaki ayırımın farkına varıldığı anda ortaya çıkmıştır. Ancak bu bile, maddenin yaratılmamış olduğu düşüncesinin ortadan kaybolmasına yeterli olmamıştır. Bu yüzden “ex nihilo” tarzda bir yaratmanın nasıl mümkün olacağı konusunda her zaman derin şüpheler bulunmuştur. Oysa Thomas Aquinas’ın düşüncesinde, pay alma maddeyi dışarıda bırakmaz. Varolanların ortaya çıkması için gerekli olan ilk maddenin de (material prima) her şeyin tümel nedeni olan Tanrı tarafından yaratılmış olduğunu unutmamak gerekir.

9

‘Bileşik varoluş' kavramı nedir?

‘Bileşik varoluş’ (compositum) teriminin Aristotelesçi terminoloji bağlamında değerlendirilmesi gerekir. Bazı düşünce sistemleri, insanın bileşik bir yapı olduğu, yani form ve maddeden (burada ruh ve beden) ortaya çıktığı kabulünden uzak dururlar. Sözgelimi Platon için insan bileşik bir yapı değil; fakat aşağı yukarı akılsal ruha (logistikon) karşılık gelen yalın bir durumdur. Bununla birlikte Aristotelesçi çizgiyi izleyen Thomas Aquinas için insan, ruh ve bedenden oluşmuş bir bileşik yapıdır. O halde, insandaki her bir değişim, ondaki potansiyel durumdan aktüel duruma geçişin, yani hareketin bir sonucudur.

10

Ayrı akıl ne demektir?

Ayrı Akıl anlayışı Aristoteles’in De Anima adlı eserinde geçmektedir: “Ve bu akıl ayrıdır (nous khoristos), ve etkiye açık değildir (apathes), ve katışıksızdır (amiges), edim halinde (energeia) varolan bir tözdür (ousia). Zira etkide bulunan etkide bulunulana ve ilke (arkhe) maddeye (hüle) nazaran daima daha üstündür.” Aristoteles bu düşüncesini, etkin aklın her türlü maddi olandan bağımsız olduğunu anlatmak için kullanmıştır. Ama bu düşünce sonraki bazı düşünürlerce yanlış değerlendirilmiştir.

11

Thomas Aquinas’ın bilgi anlayışı nedir?

Thomas Aquinas’a göre, “eğer akıl maddi şeylerin bilgisine sahip olmasaydı, onlara ilişkin (tanıtlayıcı) bir bilgiye de sahip olamayacak ve dolayısıyla değişime tabi maddi şeylerle uğraşan bir doğa biliminden söz edemeyecektik.” Burada anlatılmak istenen, Platoncu düşünceyi de etkilemiş olan anlayıştır. Bu anlayışa göre, her şey sürekli yer değiştirdiğinden, değişenin kendisinden hareketle bilgi elde etmek mümkün değildir. Thomas Aquinas, bu yüzden, Herakleitos’un akıp gitmekte olan nehrin suyuna iki defa dokunulamayacağı (“non est possibile aquam şuvii currentis bis tangere.”) yönündeki yaklaşımının üzerinde durmak gereksinimini duyar.

12

Aklın soyutlama yapması ne demektir?

Aklın, kendi uygun nesnesi olan formları ortaya çıkarması için bir soyutlama (abstractio) yapması zorunludur. Akıl, başlangıçta, fizik dünyanın bilgisine karşı potansiyel bir durumdadır. Bununla birlikte, fizik dünyayı, bilme bakımından aktüel hale getirebilmesi için gerekli olan soyutlamayı yapabilmesi için, imgelemin aklın kendisine soyutlanacak malzeme sunması gerekmektedir.

13

Etkin akıl nedir?

İki parçalı bir yeti olan aklın soyutlama eylemini gerçekleştiren kısmına etkin akıl denir. Etkin akıl bir tür ışık gibidir. Aristoteles’in De Anima 430 a15’te dile getirdiği gibi ışık, potansiyel olan rengi aktüel hale getirir. Etkin akıl, edilgin aklın anlama edimini gerçekleştirmek için gereksinim duyduğu anlaşılabilir nesneleri (kavramları) oluşturmaktadır.

14

Thomas Aquinas ile Augustinus’un illuminatio’su hangi anlamda örtüşür?

Soyutlama etkinliğinin gerçekleşebilmesi için, aklın, ayırdığı şeylerin birbirlerine bağlı bir varoluş sergilemediklerini anlaması zorunludur. Bunun için de aklın, birbirinden ayırdığı şeylerin neliği üstüne bir donanımı olması gerekir. Platon’a göre, aklın böyle bir donanımının olması, onun ideal formlara -hiç olmazsa onların izlerine- doğuştan sahip olmasıyla açıklanabilir. Oysa Thomas Aquinas’a göre, akıl doğuştan herhangi bir nesneye sahip değildir (tabula rasa). Bununla birlikte etkin akıl, tanrısal aklın ışığından pay alan bir özelliğe sahiptir ve bu ışıkla, nesnenin taşıdığı hakikat ile aklın hakikati arasındaki ilginin gözlenebileceği bir nesnenin ak- tüelleştirilmesi etkinliğini ortaya koyar. Thomas Aquinas böyle bir ışığı kabul ederek, Augustinus’un illuminatio’su ile bir ortaklık kurmaktadır.

15

Thomas Aquinas, soyutlama sonucunda ortaya çıkan kavramlar ile bilmenin nasıl bir ilişkisi olduğunu savunur?

Soyutlama sonucunda ortaya çıkan kavramların bilmenin nesnesi olmayıp (id quod intelligitur) bilmenin aracı (id quo intelligitur)dır. Aklın bir tür kurgulaması olan kavramlar, bilginin bizzat kendisi olmuş olsaydı; o zaman bilgimiz bizzat formların kendilerinin bilgisi olacaktı. Böyle bir tarz, bilimin, dışımızdaki dünya olarak adlandırdığımız oluşumun nesneleri hak- kında değil; fakat zihnimizde yer bulan kavramların kendileri üzerine yargıda bu- lunacaktı. Thomas Aquinas’a göre akıl bilgi bakımından potansiyel durumda olmakla birlikte doğuştan herhangi bir bilgiye de sahip değildir (nihil est in intellec- tu quod prius non fuerit in sensu zihinde, öncelikle duyularda ortaya çıkmayan hiçbir şey yoktur).

16

Thomas Aquinas’ın ahlak ve toplum anlayışı hangi düşüncelerden etkilenmiştir?

Thomas Aquinas’ın ahlak ve toplum anlayışı Aristoteles’in felsefesi ile Hıristiyanlığın akılcı kavranışının bir karışımıdır. Hıristiyanların ahlaki buyrukları ile Aristotelesçiliğin teleolojik yöntemi harmanlanmış ve ortaya devasa bir sistem çıkmıştır. İnsan, Thomas Aquinas’a göre bizzat kendi gelişimi için çabalamakta ve bu bağlamda Tanrı’dan pay almaya ve onun benzerliğinde büyümeye çalışmaktadır.

17

Thomas Aquinas’a göre akıl ile ahlaki zorunluluk arasında nasıl bir ilişki vardır?

Thomas Aquinas’a göre akıl ahlaki zorunluluğun köküdür. İrade doğal bir biçimde iyi olana doğru yönelir ve pratik akıl bizim iyiye yönelmemizi, kötüden de kaçınmamızı buyurur. Bu şekilde ortaya çıkan ve adına doğal yasa denilen yasa, akıl sahibi olan her bir varlığı üç doğal eğilim çerçevesinde yönlendirir.

18

Doğal yasa, akıl sahibi olan her bir varlığı hangi doğal eğilimler çerçevesinde yönlendirir?

Adına doğal yasa denilen yasa, akıl sahibi olan her bir varlığı üç doğal eğilim çerçevesinde yönlendirir:

1. Hayatını korumak ve sağlığını muhafaza etmek;

2. Çoğalmak ve karısı ve ailesine göz kulak olmak;

3. Hakikati gözetmek suretiyle akılsal hayatını geliştirmek ve sosyal erdem içinde büyümek.

19

Ezeli-ebedi yasa nedir?

Bütün insanlarda ortak olarak bulunan bir tür yasa vardır. Bu yasanın insanların tümünde olmasının en başta gelen işareti, insanların tümünün kendi iyilikleri için eylemde bulunma yeteneğine sahip olmalarıdır. Akılsal varlıklar tarafından ezeli-ebedi yasadan pay alınarak sahip olunan bu yasaya doğal yasa denir. Bununla birlikte insan bazen tutkuları veya kötü gelenek yüzünden bu yoldan ayrılabilir ve doğal yasanın emrinden uzaklaşabilir. Bu akıldışı durumu onarmak için doğal yasanın meydana gelmesini sağlayan bir başka tür yasaya gereksinim vardır ve bu da ezeli-ebedi yasadır.

20

Thomas Aquinas’a göre insanlar neden birlikte yaşamak zorundadır?

Thomas Aquinas’a göre insanlar birlikte yaşamak zorundadır; zira kendi başlarına kaldıklarında yaşamaları için gerekli olan şeyleri elde etmek bakımından ye- tersiz kalacaklardır. Bu da doğal yasanın insanlara yüklediği önemli bir durumdur. Toplumsal bir grup, o halde, bireysel hayattan daha yetkindir ve hayat için gerekli olanları sağlamak açısından daha vaadkârdır. Thomas Aquinas’a göre bir aile kendi içinde üreme ve beslenme gibi temel etkinlikleri gerçekleştirebilir. Bununla birlikte yetkin bir topluluk olan şehir, bir yaşam için gerekli olan her şeyi içinde barındırmaktadır. Dolayısıyla, ister şehir ister devlet olsun, yetkin bir topluluğu yönetme işi kralındır. Ailede de belli türden bir yönetim sergilenmektedir; bununla birlikte aileyi yöneten kral değil; fakat ailenin babasıdır

Ünite 4 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç