AÖF Soru Bankası
FEL205U · Ünite 6

Latin İbn Rüşdçülüğü ve Ioannes Duns Scotus

  • 20 soru-cevap
  • Ortaçağ Felsefesi I
1

Brabant’ın tanrı ve evren anlayışı nasıldır?

Sigerus’a göre, bir bütün olarak dünya (veya evren), cinsler ve ayrı tözler sadece varolma potansiyeline sahiptir. Başka bir ifadeyle dile getirilecek olursa, evrenin, cinslerin ve ayrı tözlerin ontolojik durumları varolmama potansiyelleri (potentia ad non esse) üzerinden değil; fakat varolma potansiyelleri üzerinden belirlenmektedir. Tanrı İlk Varlık ve bütün şeylerin İlk Nedenidir. Bu özelliklerinden dolayı Tanrı’nın saf bir varoluşu olduğunu söyleyebiliriz. Tanrı’nın yaratmış olduğu ay altı dünyada; başka kelimelerle oluş ve bozuluşun hüküm sürdüğü dünyada olumsallıktan, yani herhangi bir şeyin varolup olmama imkanından söz edebiliriz

2

Katolik otoriteler ve bazı filozofların İbn Rüşd’e karşı yazılar yazmalarının temel sebebi nedir?

Katolik otoriteler, müslüman kimliğine sahip bir filozofun düşüncelerinin kendi imanlarına zarar verebileceği endişesini dillendirmeye başlamış; başta Albertus Magnus ve Thomas Aquinas olmak üzere pek çok filozof İbn Rüşd’e karşı yazılar yazarak onun Aristoteles’e yönelik yorumları arasından Hıristiyan imanına uygun olmayanları çürütmeye çalışmışlardır.

3

İbn Rüşdçülerin on üçüncü yüzyıldaki bilinen lideri kimdir ve nerede dünyaya gelmiştir?

İbn Rüşdçülerin on üçüncü yüzyıldaki bilinen lideri olan Sigerus de Brabant’ın (Brabantlı Siger) bugünkü Belçika topraklarında yer alan Brabant Dükalığındaki bir köyde, 1240 dolaylarında dünyaya geldiği sanılmaktadır.

4
Sigerus de Brabant'ın Paris üniversitesindeki eylemleri ne olmuştur?

Paris Üniversitesi’nde Picard topluluğuna katılan Sigerus de Brabant, 1266 yılından itibaren Paris Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde özellikle 1215 yılından itibaren yasaklanmış durumda olan Aristoteles felsefesiyle ilgili dersler verdi. Zira bu konuda son derecede gelişmiş bir birikime sahipti ve neredeyse rakipsizdi. Bununla birlikte, örneğin Bonaventura, Sigerus’u Aristoteles’e ilişkin yorumlarından dolayı suçlamış; bu yorumları Hıristiyan imanına aykırı bulmuştur. 

5

10 Aralık 1270 yılında Kardinal E. Tempier 13 felsefi önerme hakkında hangi tür yanlışları içerdiğini düşünerek bir suçlama yayınladı?

10 Aralık 1270 yılında Kardinal E. Tempier, temelde dört yanlışı içeren toplam on üç felsefi önerme hakkında suçlama yayınladı. Bu suçlamalar genel olarak, aklın birliği, ahlaki belirlenimcilik, dünyanın ezeli-ebediliği ve ilahi basiretin reddedilmesi üzerineydi. Edebiyat Fakültesi buna tepki verdi ve imana aykırı düşüncelerin okutulmasından yana bir tavır aldı.

6

İbn Rüşdcüler'in, dinin öğretisinden uzakta sadece aklın yolunu izlemeye çalışmaları hangi sonuçları doğurmuştur?

Bu düşünce, felsefenin ilahiyatla olan bin yıllık birlikteliğinin sonu anlamına gelmekte ve onu bağımsız bir disiplin olarak tanımaktaydı.İbn Rüşdcüler Aristoteles felsefesinin yorumlanışındaki dini etkileri gidermeye çalıştılar. Ama felsefeyle ilahiyatı karşı karşıya getirmemeye, ilahiyata da bağımsız bir alan olarak meşruiyet tanımaya özen gösterdiler.

7

1270 yılında Aegidius Romanus (Gilles of Rome), Errores Philosophorum isimli eserinde İbn Rüşdçülerle ilgili neler yazmıştır?

1270 yılında Aegidius Romanus (Gilles of Rome), Errores Philosophorum isimli eserinde ‹bn Rüşdçülerin bel bağladıkları Aristoteles, İbn Rüşd, İbn Sina, Gazali, Kindi ve İbn Meymun gibi filozofların hatalarını göstermeye çalıştı.

8

Sigerus de Brabant'ın yapıtlarına örnek olarak neler verilebilir?

Sigerus de Brabant, içinde mantık yapıtlarının da bulunduğu birçok yazı kaleme aldı. Mantık yapıtları arasında Quaestiones Logicales (Mantıkla İlgili Sorular); Sophismata sayılabilir. Aristoteles’in yapıtları üzerine yazdığı yorumlar arasında In III De Anima (De Anima Üstün Yorum); De Generatione (Oluş Hakkında); Physi- ka (Fizik) ve Metaphysica (Metafizik) yer almaktadır. O dönemdeki en ünlü metinlerden biri olan Liber de Causis (Nedenler Kitabı) ile kendi özgün çalışmaları olan De Necessitate et Contingentia Causarum (Nedenlerin Zorunluluğu ve Olumsallığı Hakkında); De Aeternitate Mundi (Evrenin Ezeli-Ebediliği Hakkında) ile De Anima Intellectiva (Akılsal Ruh Hakkında) önem taşımaktadır. Bunlardan özellikle De Anima Intellectiva Thomas Aquinas’ın Papalığın emri üzerine kaleme almış olduğu De Unitate Intellectus Contra Averroistas (İbn Rüşdçüler Karşı Aklın Birliği Hakkında) adlı yapıtına bir tür cevaptır.

9

Boethius Dacus’ta dünyanın ezeliliği-ebediliği sorunu nasıl ele alınmıştır?

Boethius Dacus, bazılarına göre, çağını aşan tarzda adcı (nominalist) bir anlayışa sahiptir. Ona göre varolmayan şeyler hakkında doğru önermeler kurmak olanaksızdır. Bu yaklaşım, dünyanın ezeli-ebediliği sorununu ele alan Boethius Dacus’un hareket sahasını bütünüyle belirlemektedir. İlahiyatçıların dünyanın yaratılışı hakkında dile getirdikleri düşünce, dünyanın ilahi irade tarafından ve yoktan var edildiği şeklindedir. Bununla birlikte, Boethius Dacus, dünyanın böyle bir irade tarafından yaratılmış olduğuna ilişkin önermenin bilim tarafından düzgün bir açıkla- masının yapılamayacağını ileri sürer.

10

Çifte hakikat öğretisi nedir ve kim için kullanılmıştır?

Boethius Dacus, akıl ile iman ya da felsefe ile ilahiyat arasına kesin bir ayrım koymuş, ama bu alanların her ikisinin de kendi sınırları içinde kalmak kaydıyla doğru yargılar üretebileceklerini savunmuştur. Onun bu görüşü bazılarınca “çifte hakikat öğretisi olarak adlandırılmış, felsefe ile ilahiyat arasında yaptığı bu kesin ayrım, felsefenin ilahiyattan bağımsız bir disiplin olarak tanınmasında önemli bir adım olmuştur.

11

Boethius akıl ile imanı nasıl yorumlar?

Boethius Dacus’a göre felsefe insan aklının bir eseridir. Bu eser kendi içinde, her şeyden önce, doğal nedenler ile evrenin, akılsal soruşturma sonucunda ortaya çıkmış olan ilkelerini barındırmaktadır. İman ise Tanrı’nın mucizeleri ile doğaüstü bir açınlamanın üstüne kurulmuştur. Bu bakımdan bunların kendilerine ait belirgin birer alanları bulunmaktadır. İkinci boyut da buna bağlı ve paralel olarak belirginlik kazanmaktadır. Bu boyuta göre, doğa felsefesi ile uğraşanlar kendi alanlarında kaldıkları sürece ortaya koydukları önermeler doğru olacaktır. İmanın alanına giren önermeler de, fizik önermeleriyle aykırı düştükleri durumlarda bile, yine aynı şekilde doğrudurlar.

12

Iohannes Duns Scotus'a Doctor Subtilis lakabının takılmasının nedeni nedir?

Bir Fransisken ilahiyatçı ve filozof olan Duns Scotus, kendisinden önce doğmuş Thomas Aquinas ile kendisinden sonra dünyaya gelen Guilelmus de Ockham ile birlikte Ortaçağın, özellikle Skolastik döneminin önde gelen isimlerinden birisidir. Düşüncelerini ortaya koyarken izlediği yol zarifti; ama bu yol onu bir o kadar da anlaşılması güç bir filozof yapmış; bundan dolayı kendisine, ince eleyip sık dokuyan, incelikli, titiz doktor anlamlarına gelen Doctor Subtilis lakabı takılmıştır.

13

Duns Scotus'un Oxford'dan Paris'e gitmesinin ve eğitimini orda sürdürmesinin sebebi nedir? 

Duns Scotus, 1278’den itibaren Fransisken eğitimi almaya başlamış ve 1291 yılında rahip olarak Fransisken tarikatına katılmıştır. 1288 yılında Oxford Üniversitesi’nde eğitimini sürdüren Scotus’u tarikat Paris’teki Üniversiteye göndermiş ve eğitimine orada devam etmesini sağlamıştır. Dolayısıyla Duns Scotus’un fel- sefesinde ve yazılarında iki evre bulunmaktadır: Oxford ve Paris dönemleri.

14

Iohannes Duns Scotus’un bilgi anlayışı nedir?

Bütün Ortaçağ filozoşarının kabul ettiği Aristotelesçi bilgi anlayışını, genel anlamda Duns Scotus da kabul etmektedir. Bu genel anlayışa göre bütün bilgimiz duyulardan kaynaklanmaktadır. Duyularımız aracılığıyla elde ettiğimiz imgelerdeki maddi unsurlar etkin akıl (intellectus agens) tarafından soyutlanmaktadır. Soyutlama (abstractio) aracılığıyla ortaya çıkan anlaşılabilir nesneler (res intelligibilis) edilgin akılda (intellectus possibilis) yer almaktadır. Bu anlaşılabilir nesnelerin tümü de bilinen nesneleri temsil yeteneğine sahiptir. Duns Scotus’un kabul etmiş olduğu bir başka özellik de insan aklının doğuştan boş (tabula nuda veya tabula rasa) olmasıdır. Bununla birlikte o, aklın sezgisel ve soyutlayıcı yönü üzerinde daha ağırlıklı olarak durmaktadır.

15

Duns Scotus nerelerde görev yapmıştır?

Paris Üniversitesi’nde Petrus Lombardus’un Sententiae adlı yapıtı üzerine yo- rumlardan oluşan dersler verdi. 1307 yılında Magister (Hoca) unvanını aldı. Birkaç defa Paris dışına görevli olarak çıktıysa da asıl olarak Paris’teki öğretim işini devam ettirdi. 1307 yılına kadar faal öğretim üyesi olarak Paris Üniversitesi’ndeki Fransis- ken kürsüsünde bulundu. Almanya’nın Köln kentindeki Fransisken evine, eğitim çalışmaları amacıyla gönderildi ve burada henüz 42 yaşında öldü. Çok genç bir yaşta ölmesine karşın ardında bıraktığı yapıtlar ciddi boyutlardadır. 

16

Duns Scotus'u Thomas Aquinas'tan ayıran şey nedir?

Duns Scotus da Thomas Aquinas gibi bir ilahiyatçı olmasına ve onunla aynı imanı paylaşmasına rağmen, özellikle varlık alanındaki felsefi düşünceleriyle Thomas Aquinas’tan derin biçimde ayrılmaktadır. Bu yüzden Scotusçuluğun, Thomasçılıktan farklı bir alanda varolduğunu belirtmek gerekir

17

Henricus de Gandavo ile olan tartışmasında Duns Scotus’un belirlemiş olduğu üç alan hangileridir?

1) İlk ilkeler ve onlardan çıkartılan her şey. İlk ilkelere örnek olarak “varlık vardır” veya “parça bütünden küçüktür” gibi doğruluğundan kesin olarak emin olduğumuz ifadeleri verebiliriz. 

2) Duns Scotus’a göre, sadece ilk ilke olarak andığımız tümel önermeler, fizik evrenle ilgili olan bilimsel ilişkimizi biçimlendirmez. Biz, aynı zamanda duyu tecrübelerimiz aracılığıyla da şeyler arasındaki düzenli ilgiyi bulup ortaya çıkartabiliriz.

3) Duns Scotus, kesin bilgi elde edebileceğimiz üçüncü alanın kendimize ait eylemlerimizle ilgili olduğunu söyler. Bu eylemler; duyulama, imgeleme, anlama gibi eylemlerdir.

18

Akıl etkin ve edilgin olarak ikiye ayıran düşünür kimdir ve bunları nasıl savunur?

Iohannes Duns Scotus, insan aklının doğuştan boş olduğunu savunmuş, bireysel varoluşların önce duyularca algılanıp sonra akıl tarafından soyutlama yoluyla kavrandığını savunmuştur. Duns Scotus’a göre insanın en yüksek güçleri akıl ve iradedir. Akıl etkin ve edilgin olarak ikiye ayrılır. Etkin akıl, Aquinas’ın savunduğunun tersine, doğrudan duyulanabilir nesneye yönelip o nesnedeki anlaşılabilirlikten tümel kavramlar ortaya çıkarır. Duns Scotus’a göre sezgisel bilgi, gerçeklik alanındaki gerçek şeylerin bilgisidir. Soyutlayıcı bilgi ise gerçeklik dünyasında bulunmayan soyutlamalarla ilgili de olabilir.

19

Iohannes Duns Scotus’un Tanrı kanıtlaması nasıldır?

Duns Scotus, etkisini fizik dünya üzerinde gösteren bir Etkin Varlık olan Tanrı’nın ispatı için başka bir yola başvurmuş ve etkin nedenin varlığının ispatı için metafizik bir hakikati tercih etmiştir. Opus Oxoniense isimli yapıtında şöyle bir ifade kullanmaktadır: “Bazı varo- lanlar üretilebilirdir.” Böyle bir başlangıç noktasından hareket etmenin avantajı, bu durumun mutlak biçimde zorunlu olmasıdır. Her varolan bir şekilde üretilmiş/yaratılmıştır. Ne var ki, her bir üretilmiş olan varolanın bir başkası tarafından üretildiği de bizzat duyu tecrübesi tarafından saptanmaktadır. Başka bir deyişle, her bir varolanın üreticilik anlamında bir başka nedeni bulunmaktadır ve bu neden de üretilmiş bir varolandır. Bu durum, tıpkı Aristoteles’in “ilk hareket ettirici”si gibi bir ilk nedene kadar geri gitmektedir

20

Iohannes Duns Scotus’un ahlak anlayışı nedir?

Duns Scotus’un ahlak anlayışı, onun irade hakkındaki düşüncesi etrafında biçimlenmiştir. Duns Scotus, Thomas Aquinas’ın akıl ile irade arasında kurmuş olduğu nispeten dengeli ilişkiyi kabul etmez. Thomas Aquinas aklın iradeye, iradenin hedefine ulaşması için en başta bir ivme kazandırdığını fakat daha sonra onu eylemlerinde özgür bıraktığını düşünmekteydi. Buna karşılık Duns Scotus, Bonaventura’nın da etkisiyle, iradenin akıldan biçimsel olarak ayrı olduğunu ve aynı zamanda akıldan daha asil (daha yüksek bir yeti) olduğunu ileri sürer. Ona göre irade özgür bir güçtür (potentia libera). Bu yapısı itibarıyla da, doğal eğilimi olan akıldan dolayı da akıldışıdır (irrasyonel). Buna karşılık irade, akıl tarafından bilinen nesneha üstündür; zira özü gereği özgürdür.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç