AÖF Soru Bankası
FEL205U · Ünite 7

Guillelmus De Ochkam ve Nicalous Cusanus

  • 20 soru-cevap
  • Ortaçağ Felsefesi I
1

Ockham’ın en önemli mantık yapıtları nelerdir?

Expositio Super Librum Porphyrii(Porphyrios’un KitabıÜzerine Açıklama), Expositio Super Librum Praedicamentorum (Yüklemler KitabıÜzerine Açıklama - Bu kitapta Aristoteles’in Kategorileri, yani töz ve dokuz ilinek üzerine tartışmalar ve yorumlar yer almaktadır), Summa Totius Logicae (Bütün Mantığın Summası- Bu yapıtında Ockham terimler, önermeler ve argümanlar hakkında çeşitli görüş ve tezlerini kaleme almaktadır), Compendium Logicae (Mantık Hakkında Özlü Bilgiler Kitabı).

2

Duns Scotus’un Tanrı Kanıtlamasındaki üç temel özellik nelerdir?

Bu özellikler 1) Bir ilk etkin neden; 2) Bir nihai neden ve 3) mükemmel özellikleri olan bir doğa. Elbette bu özelliklerin her birinin kendi içinde Tanrı’nın sıfatlarından olan ilahi sonsuzluk ile evrende sadece tek bir Tanrı’nın olduğuna ilişkin alt kanıtlamalar da bulunmaktadır.

3

Ockham’un , Fizik Üzerine Sorular başlıklı eserinde ele alınan konu nedir?

Ockham, Fizik Üzerine Sorular (Quaestiones in Libros Physicorum) başlıklı eserinde Tanrı’nın bir koruyucu olmasıdurumunu açıklıkla ortaya koymaktadır. Ona göre, herhangi birinin Tanrı’nın şeylerin üreticisi (yaratıcısı) olduğunu göstermesi şüphe götürür bir şeydir. Buna karşılık, Tanrı’nın varoluşu, şeylerin varoluşlarının korunması durumunda daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ockham bunun nedeninin, bir şey üretildikten sonra o şeyin üreticisinin varoluşunu devam ettirmek zorunda olmayışına bağlamaktadır. Buna karşılık, herhangi bir şey korunma gereksinimi duyuyorsa, o zaman onun koruyucusunun her an işbaşında olması gerekmektedir. Bu şeyi koruyan şey de başka bir şey tarafından korunuyor olabilir. Bununla birlikte, Ockham’a göre, bu durum sonsuzca bir şekilde geriye gidemez; o halde kendisi korunmayan bir ilk koruyucunun olması kaçınılmazdır ve bu da Tanrı’dan başkası değildir.

4

Ockham ilahi sıfatları nasıl değerlendirir?

Ockham’a göre, ilahi sıfatları iki farklı anlamda değerlendirmek mümkündür. Buna göre, ilkin, ilahi sıfatlar ilahi yetkinliğin bizzat kendisidir ve bundan dolayıda Tanrı’dan bütünüyle ayrılamaz bir yapı ortaya koymaktadırlar. Bu ilk anlamıyla ilahi sıfatların Tanrı’da olduklarını söylemek doğru olmaz. Ockham’a göre bunlar Tanrı’nın kendisidir. Bir diğer anlamıyla ilahi sıfatlar Tanrı’ya yüklemlenebilen yüklemler ve imlerdir. Bu durumlarıyla ilahi sıfatların kavramlar olarak düşünülmesi ve bizzat kendilerini yetkinleştiren özellikler olduklarını söylemek daha doğru olacaktır.

5

Ockham, ikinci türden ilahi sıfatları kaç farklı kategoride değerlendirmiştir? Bunlar nelerdir?

Ockham, bu ikinci türden ilahi sıfatların da gene üç farklı kategoride değerlendirilebileceklerini düşünmektedir. Bu sıfatların bazıları (1) ilahi özü mutlak bir şekilde ve olumlu olarak imlemektedir. Bu gruptaki sıfatlara “akıl” ve “irade” örnek verilebilir. Öteki kategori (2) altında anılan sıfatlar sadece ilahi özü değil; fakat aynı zamanda başka bir şeyi çağrıştırmaktadır. Bu türden sıfatlara örnek olarak “Yaratan” veya “Yaratıcı” verilebilir. Son olarak (3) olumsuzluk ifade eden sıfatlar gelmektedir. Bunlar, her ne kadar şeklen olumsuz iseler de anlamca olumlu bir özellik göstermektedirler. Bu türden sıfatlara örnek olarak da “ölümsüz” ve bozulmaz” verilebilir. Ockham’a göre bu sıfatların hepsi, birer kavram olmaları itibarıyla birbirlerinden ayrıdır. Bu sıfatlar bizim Tanrı hakkında konuşmamıza yardımcı olmaktadır ve hepsi de ilahi özü işaret etmektedir.

6

Ockham' a göre bilgi kaça ayrılır? Bunlar nelerdir?

Ona göre bilgi ikiye ayrılmaktadır: Bileşik bilgi ve bileşik olmayan bilgi. Bileşik olmayan bilgiye örnek olarak “Sokrates”, “insan” veya “beyaz” verilebilir. Bileşik bilgiye örnek olarak da “Sokrates beyaz bir insandır” ifadesinde olduğu gibi terimlerden oluşan bir önerme verilebilir. O halde bileşik bilgi, bir önermenin bilgisidir.

7

Ockham’a göre bileşik olmayan bilgi kendi içinde kaça ayrılır? Bunlar nelerdir?

Ockham’a göre bileşik olmayan bilgi kendi içinde ikiye ayrılır: 1. Sezgisel Bilgi; 2. Soyutlayıcı Bilgi

8

Ockham’a göre herhangi bir şeyin sezgisel bilgisi nedir?

Ockham’a göre herhangi bir şeyin sezgisel bilgisi, o şeyin varolup olmadığına ilişkin bilgi verir. Öyle ki, eğer o şey varsa, o zaman aklımız hemen o şeyin varolduğuna dair bir yargıda bulunur ve apaçık bir şekilde o şeyin var olduğunu bilir. işte bu tür somut yargıların garantisi, sezgi tarafından sağlanan kanıttır.

9

Sünkategorematik terimler nedir?

Her” ve “-dır” türünden kelimeler ise sadece kategorematik terimlerle ilgileri bağlamında belli bir anlama sahip olabilirler. Bu yüzden bunlara sünkategorematik denir.

10

Kategorematik terimler nedir?

“Her kuzu beyazdır” önermesindeki “kuzu”ve “beyaz” kelimeleri, doğal veya uzlaşımsal bir şekilde belli bir nesneyi işaret etmektedir. Bundan dolayı bu türden kelimelere kategorematik terimler denir.

11

Suppositio nedir? Açıklayınız.

En basit anlat mıyla suppositio, “sadece bir önerme içinde kullanıldığında bir terime ait olan özellik”tir. “İnsan koşuyor” ifadesinde “insan” terimi belli bir bireyse linsanın yerine durmaktadır ve bu da bir kişisel suppositio (suppositio personalis)örneğidir. Bununla birlikte “insan bir türdür” ifadesinde “insan” terimi basitçe kavramı işaret etmektedir ve bu da yalın suppositio (suppositio simplex) olur.

12

Ockham’ın ahlak anlayışı nasıldır?

Ockham’a göre ahlak, aklın ve başka zihinsel koşulların dikte etmesi sonucunda belirlenen iradenin gücüne uygun düşen insani eylem biçimidir. Bu davranışların,eylem tarzlarının tek amacı “iyilik”tir. İyilik, herhangi bir şeyin olması gerektiği gibi olmasıdır. Demek ki, Ockham’a göre bir “olması gereken” bulunmaktadır. Bu-nu belirleyen de iradenin kendisidir. Bir baltanın bir ağacı kesmesi, onun kendine ilişkin işlevini yerine getirmesi; dolayısıyla da iyi bir şey yapması anlamına gelmektedir. Benzer biçimde, fizik dünyadaki varolanların hepsi birden Tanrı’nın iradesine upuygun bir şekilde varolduklarından (başka türlüsü zaten düşünülemeyecekbir şeydir.) onların hepsi birden hem iyidir hem de iyiyi arzulamaktadır.

13

Ockham’a göre, insanIn ahlaki yükümlülüğü neye bağlıdır?

Ockham’a göre, insanın ahlaki yükümlülüğü Tanrı’nın her şeye yeten gücü ilesınır tanımayan özgürlüğüne bağlıdır. Bu iki sıfat aynı zamanda ahlaklı olmanın enüst kuralıdır (Aspell, 1999: 360-361). Dolayısıyla Tanrı’nın bu özgürlüğü, O’nun herhangi bir ilahi yasaya bağlı olmaksızın insanlara bir ahlaklılık emrettiğini ortaya çıkartır. Tanrı’nın insanlara yüklediği ahlak kuralları olumsaldır. Bu olumsallıkaracılığıyladır ki, Tanrı bu kurallarda istediği zaman dilediği değişikliklere gidebilir. Tanrı’nın bize şu anda iyi olarak görmemizi buyurduğu bir şey, gene O’nun isteği ile bize bir anda kötü görünebilir. Bu bakımdan, kuralları mutlak anlamda de-ğişmez yapılar olarak algılamak, sadece onların Tanrı’nın iradesine bağlı olarakolumsallık taşıyan içerikler olduklarını unutmamamız karşılığında mümkündür.

14

Nicolaus Cusanus kimdir?

Guilelmus de Ockham’ın ölümünden sonra dünya, artık yeni bir dönemin başlamasına hazırlanmaktaydı. Bu hazırlıklar sırasında, Ockham’ın ölümünden yaklaşıkolarak yarım yüzyıl sonra, belki de on beşinci yüzyılın en çarpıcı düşünce insanıolan Nicolaus Cusanus 1401 yılında dünyaya geldi. Bazıları onu ortaçağın son filozofu olarak tanıtırken bazıları da adcılık ile Yeniplatonculuğu o güne kadar denen-memiş bir tarzda birbirine bağlayan, kaynaştıran bir dahi olarak kabul etmektedir.Bazı yazılarda onunla ilgili şu çarpıcı soru da dile getirilmektedir: “Nicolaus Cusa-nus antiklerin sonuncusu muydu, yoksa modernlerin ilki mi?” (Dupre&Hudson,2006: 466). Bu soru, elbette ondaki her iki dönemin uzlaştırıcı ve birleştirici özelliklerini takip etmek adına bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

15

Nicolaus Cusanus'un önemli bir ilahiyat metni olarak tanımlanan eseri nedir?

De Visione Dei (Tanrı’nın Görünüşü Hakkında) önemli bir ilahiyat metni olarak göze çarpmaktadır.

16

Cusanus’un bilgi anlayışını en iyi şekilde ortaya çıkaran eseri hangisidir?

Cusanus’un bilgi anlayışını en iyi şekilde onun De Docta Ignorantia (ÖğrenilmişCehalet)adlı yapıtından hareketle öğrenmek münkündür.

17

Nicolaus Cusanus'un en önemli iki yapıtı nelerdir?

Nicolaus Cusanus, on beşinci yüzyılın en parlak düşünürü olmakla kalmaz; aynı zamanda Kilise devlet adamı, matematikçi, kanun yapıcı ve diplomat olarak daöne çıkan bir isimdir. Bu yüzden pek çok farklı alanda çok sayıda yapıt ortaya çıkarmış birisidir. Bununla birlikte iki yapıtı her bakımdan öne çıkmaktadır. Erken dönem yapıtlarından birisi olan ve Kilise’nin birliği düşüncesini savunduğu De Con-cordantia Catholica (Katolikliğin Uyumu Hakkında)’da imanın ortaklaşa birliğininKilise’deki bütün yetkenin kaynağı olduğunu ileri sürmekteydi. Böylelikle Papa’nınkişisel yetkesinin Konsül’ün yetkesinden üstün olamayacağını savunmaktaydı.İstanbul’daki görevinden dönüş yolculuğunda içine doğan bir düşünceden hareket ederek kaleme aldığı en ünlü yapıtı De Docta Ignorantia (Öğrenilmiş Cehalet Hakkında)’da eğitim sonucunda elde edilen cehaletin en büyük erdem olduğunu ileri sürmektedir.

18

De Docta Ignorantia adlı eser esas itibarıyla kaç ana kitaptan oluşmuştur? Açıklayınız.

De Docta Ignorantia adlı yapıt esas itibarıyla üç ana kitaptan oluşmuştur. Birinci kitap maximum absolutus (Mutlak Sınırsız)veya Tanrı ile ilgilidir. ‹kinci kitap, Sınırsız’ın kendini açması sonucunda ortaya çıkan evreni ele almaktadır.Üçüncü kitap ise daha çok ilahiyat konularına e¤ilmekte ve ‹sa ile ilgili bir sorgulama gerçekleştirmektedir.

19

Cusanus’un insanı mikrokosmos olarak tanımlamasının nedeni nedir?

İnsanın en önemli özelliği, aynı anda hem maddeyi, hem organik ve hayvani hayatı, hem de akılsallığı kendinde barındırabilmesidir. Bundan do-layı Cusanus’a göre insana mikrokosmos demek doğru olacaktır. Bu özelliğindendolayı da herhangi bir insanın Tanrı’ya dönmesi, yaratılışın bizzat kendisinin Tanrı’ya dönmesi anlamına gelecektir. Dolayısıyla insan, evrenin en yetkin bir şekilde yansımasından başka bir şey değildir. İnsan Tanrı’nın imgesinde (imago Dei) yaratılmıştır (Maurer, 1982: 321; Hopkins, 1978: 40). ‹nsanın Tanrı’ya en yakın yaratıl-mış varlık olması, evrendeki yaratılmış canlılar arasında sadece onun Tanrı’ya yakınlaşmasına neden olmaktadır. Cusanus’a göre insanın Tanrı’yı tanıması ne zihin-selleştirme, ne de felsefileştirme vasıtasıyla oluşmaktadır. Yukarıda da dile getirildiği gibi, Cusanus’a göre, insanın aynı zamanda nihai amacı da olan Tanrı’yı tanıması İsa’nın vahyi aracılığıyla gerçekleşmektedir.

20

Cusanus’un en çarpıcı yargısı nedir?

Evrenin bir sınırlayıcı çevresi bulunmadığı için merkezinin de bulunamayacağı yargısıdır.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç