Wittgenstein’ın benzerlik argümanına eleştirisi, bu yaklaşımda, doğru olan ve doğru olmayan tanımlamayı, birbirinden ayırt etmeye yarayan bir ölçütün olmamasıdır. Oysa doğru ve yanlış, tanımlamanın birbirinden ayrılması ve bu ayrımın belli ilkelere bağlanması, sağlıklı bir tanımlama yapmak için son derece gereklidir. Wittgenstein’in eleştirisi, Kartezyen zihin anlayışının, zihnin ve anlamın ne olduğuna ilişkin kavrayışı üzerindedir. Descartes’a göre, bir kişinin zihin durumları, anlamlarını, kişiye özel içsel durumların isimlendirilmesinden alır. Herhangi bir zihinsel durumun doğası, onu ifade etmek üzere kullanılan ifadenin anlamını belirler. Yalnızca kişinin kendisi, kendi içsel zihinsel durumlarının farkında olabildiği için yalnızca o kişi, o zihinsel durumları ifade etmek için kullanılan çeşitli terimlerin anlamlarını bilebilir. Bir kişinin ağrı teriminden anladığıyla bir başka kişinin, ağrı teriminden anladığı anlam, birbirinden son derece farklı olabilir. Bu konuyla ilgili olarak Wittgenstein, Felsefi Soruşturmalar’da, herkesin kendine özel bir kutusunun olduğu ve kutunun içindeki şey yalnızca kişinin kendisinin görebildiği, kimsenin bir başkasının kutusunun içindekileri görme şansının olmadığı, bir düşünce deneyi geliştirir. Herkesin kendi kutusunda bir böcek olduğunu söylemektedir. Ama belki de bir başkasının kutusunda onun böcek dediği şeyin aslında bir örümcek olduğunu görecektik. Belki kutusunda hiçbir şey olmadığı halde, (yani nitel zihin durumlarından yoksun olduğu halde) kutusunda böcek olduğuna inanan kişiler vardır (Wittgenstein, 1998, I, 293: 146).
Wittgenstein’ın, kutudaki böcek benzerliği düşünce deneyi, bir kişinin “ağrı” terimiyle isimlendirilmiş içsel zihinsel durumuyla bir başka kişinin “ağrı” adı verilen içsel zihinsel durumunun, birbirinden son derece farklı olabileceğini gösterir. Wittgenstein’in bu deneyle vurgulamak istediği husus; kişi sadece kendi zihinsel durumlarını bilebilir, farkında olabilir, bir başkasının zihninde neler olup bittiğinin asla farkında olamaz ve bilemez. Benim, kişisel zihin durumlarımı isimlendirmek üzere kullandığım terimler, bir başkasının “ağrı”, “hayal kırıklığı” ya da “pişmanlık” gibi zihinsel durumlarına karşılık gelmeyebilir; ayrıca bu duygu ve hisler, diğer kişinin herhangi bir kişisel deneyimine karşılık bile gelmeyebilir. Bir başka deyişle nasıl kutumuzdaki böceğimiz, bir başkası için bir gizse her birimizin özel dili de bir başkası tarafından anlaşılamaz.