Görselin Dili ne anlama gelmektedir?
Gerçekliği sanala taşıyan fotoğraf, sosyolojik, toplumsal ve kültürel anlamda yeni bir dil, yeni bir gerçeklik dayatmaktadır; bu dile “Görselin Dili” diyebiliriz.
Görselin Dili ne anlama gelmektedir?
Gerçekliği sanala taşıyan fotoğraf, sosyolojik, toplumsal ve kültürel anlamda yeni bir dil, yeni bir gerçeklik dayatmaktadır; bu dile “Görselin Dili” diyebiliriz.
Son dönemlerde fotoğrafın sanal dünyanın içinde inanılmaz bir yer bulmasının nedenleri nedir?
Son dönemlerde fotoğraf sanal dünyanın içinde inanılmaz bir yer bulduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenlerden bir tanesi yaşamın hızı ve yoğunluğunda olan insanlar artık uzun metinleri, yazıları okuyamıyorlar. Yapılan araştırmalarda ekranlardan okunan uzun metinlerden sonra, yazılar kamaşmaya başlıyor ve insan gözü fizyolojik olarak zorlanıyor. Özellikle tablet ve mobil cihazlarda yazı puntolarının küçüklüğü ve ortam ışığının sabitlenememesinden ötürü metin okuma olanaklarımız kısıtlanıyor. İkincisi ise sanal dünyada tüm dünyayla iletişim kurabilmek için İngilizce, Fransızca, Türkçe ya da Çince gibi en az bir yabancı dil veya diller bilmek gerekiyor; bu dillerin hepsini öğrenmemiz mümkün değildir.
Sayısal teknolojinin farklı kulvarlarda fotoğrafa getirdiği büyük avantajlar hangileridir?
Sayısal teknolojinin farklı kulvarlarda da fotoğrafa büyük avantajlar getirdiğini söyleyebiliriz. Bunlarda en önemlilerinden bir tanesi çekilen görüntüyü fotoğraf makinesi arkasındaki ekrandan aninden test etme olasılığının olmasıdır. Aynı zamanda hafıza kartlarına çoklu fotoğraf kaydedip depolama ve sanal dünyaya aktarma çözümleri ise bu teknolojinin artılarından bir tanesidir. Sonrasında çekilen fotoğrafların bilgisayara kaydederek ve bir ekran yardımıyla yazılımlarda işlenme şansının olması ve bütün işlemlerin hızlı ve analog fotoğrafla kıyaslanmayacak çabuklukta yapılabilmesinin fotoğrafçılar için çok büyük şans olduğu söylenebilir. Analog fotoğrafçılık ve karanlık oda süreçlerinin maliyeti göz önüne alındığında sayısal devrimin getirileri, fotoğraf üretiminin artmasını ve yaygınlaşmasını da sağlamıştır. Belki de en önemli katkılardan bir tanesi olarak sağlığa zararlı kimyasallardan fotoğrafçıyı uzaklaştırmasını da gösterebiliriz.
İlk sayısal fotoğraf makinesini kim icat etmiştir?
Tam olarak 1973-1975 yılları arasında Kodak firmasının araştırma geliştirme mühendislerinden olan Steven Sasson fotoğrafta analogdan, sayısala geçişin ilk prototipi olan fotoğraf makinesini icat etmiştir. Sasson, bu fotoğraf makinesiyle ilk siyah- beyaz fotoğrafı, yaklaşık 23 saniyede oluşturarak bir kasete kaydetmiş ve bu kayıt 0,01 mega piksel olarak tarihe geçmiştir.
Mavica-Magnetic Video Camera'ların ilk örnekleri hangi özelliklere sahipti?
1981 Yılında ise yüzyılımızın önemli devlerinden biri olacak Sony markası, ilk sayısal fotoğraf makinesini piyasaya sürdü. Bu sayısal fotoğraf makinesi Mavica-Magnetic Video Camera adıyla anılıyordu. Bu fotoğraf makinesi kaydedilmiş görüntüleri manyetik güçler biçiminde 5 cm. çapında disklere yükleyebiliyordu. Mavicaların ilk örnekleri SLR şeklinde ve tak/değiştir lenslere sahipti. Makine, görüntüyü 570×490 çözünürlüğündeki NTSC sinyaline çeviriyor ve bunları Mavipacks ismi verilen manyetik disketlere kaydediyordu. Mavica serisi çok kısa sürede değişim ve dönüşüm yaşayarak daha kullanışlı ve günlük kullanıcıya yönelik çeşitlerini de piyasaya sürmüştür.
Dünyanın kullanıcılara yönelik ilk sayısal kamerasını kim üretmiştir ve özellikleri nelerdir?
Analog dönemi filmleriyle tanınan Fujix markası, 1988 yılında dünyanın kullanıcılara yönelik ilk sayısal kamerasını üretti. 400 kilopiksel CCD sensörü bulunan kamera, görüntü dosyalarını takılabilir/çıkartılabilir hafıza kartlarında depolayabiliyordu. Görüntünün tespitinden saklamaya ve bilgisayar üzerine aktarmaya ve kullanmaya, tüm işlemler sayısal ortamda çözümlenebiliyordu. Ancak sadece Japonya genelinde pi- yasaya sürülen kameranın raf ömrü oldukça kısa sürmüştür.
Sayısal fotoğraf makinelerinin analog makinelere göre en önemli avantajları nelerdir?
Sayısal kayıt sistemlerine göre makineleri objektiften gelen görüntüyü dijital formatta oluşturan bir teknoloji kullanmaktadır. Bu makineleri kullanması analog makinelere kıyasla kolaydır. Analog makinelere göre en önemli avantajlarından biri kullanıcının fotoğrafı hemen gözden geçirmesine izin verilmesidir. Dijital fotoğraf makinelerince çekilen fotoğrafları elektronik olarak bilgisayarınıza kaydedebilir, veya çeşitli yazılımlarla manipüle edebilirsiniz. Dijital kamera en temel düzeyde, bir görüntüyü taramaktadır. Taradığı görüntüleri çıkarılabilir depolama alanında örneğin SD kartlar veya CF kartlarda dijital olarak saklar. Diğer bir tanımla dijital fotoğraf makineleri izlemek için yerleşik bir monitöre sahip olan ve görüntüyü bir bilgisayara aktarabilen objektife sahip bir bilgisayardır.
Sayısal fotoğraf makineleri üretim biçimlerine göre hangi sınıflar altında toplayabiliriz?
Sayısal fotoğraf makinelerini üretim biçimlerine göre sınıflandırırsak karşımıza ortalama 6 sınıf çıkacaktır:
• Basit kompakt sayısal makineler,
• Kompakt sayısal makineler,
• DSLR-like kompakt makineler,
• DSLR ve full-frame makineler,
• Sayısal arkalıklı makineler,
• DSLR aynasız fotoğraf makineleri.
Basit kompakt sayısal makinelerin özellikleri nelerdir?
Sabit açılı objektiflere sahip olan bu sınıfta diyafram bulunmamaktadır. En iyi bildiğimiz temsilcileri cep telefonlarımızdır. Bir çok konuda işlevsel olan bu cihazlara sayısal teknolojiye geçişle fotoğraf makinesi özelliği eklenmesi kaçınılmazdı. Bu teknoloji ilerledikçe cep telefonu üzerindeki kamera sayısı iki ye çıkarılarak özellikleri geliştirilmiştir. Bu özelliklerden, derinlik sensörü sayesinde bir nevi alan derinliği varyasyonu yakalanabilir yani ön plan net arka plan flu şeklinde fotoğraflanabilir
Çift kamera teknolojisinin getirdiği bir diğer özellik de sensörleri, mercekleri ve odaklama sistemleri aynı olan kameralardan birinde RGB renk filtresinin bulunmamasıdır. Böylelikle ikinci kamera renkleri çözümleyemez ve algılayamaz. Bu özelik ışık açılarına zengin bir değer katar. Bu özellikle siyah, beyaz ve orta tonlar oldukça keyifli fotoğraflar ortaya koyar.
Kompakt sayısal makinelerin özellikleri nelerdir?
Fotoğrafa ilgi duyan ancak yeteri kadar teknik bilgisi olmayanlar için üretilmiş pratik kullanımlı makinelerdir. Objektif ve gövde bütünleşiktir. Genellikle gövde arkasında LCD bir ekran bulunur ve bakaç görevi görür. Ancak 3x-5x-10x gibi optik zoom yapabilecek şekilde üretilmiştir. Mal- zeme ve gövde yapısı DSLR makinelere göre kalitesi daha düşük malzemeden yapılmıştır. Üretim maliyetini düşürmek için küçük sensör kullanılmış ve otomatik çekimler için programlanmıştır.
DSLR-Like kompakt makinelerin özellikleri nelerdir?
Kompaktlardan daha gelişmiş ve iri gövdeleri mevcuttur. Elektronik vizörlü (bakaçlı) EVF makineler olarak da anılırlar. LCD ekranları genellikle hareketli ve dönebilir özelliklere sahiptir. Objektifleri optik olarak 10x-16x gibi zoom değerlere çıkabilir. Gövde üzerinde aynı DSLR gibi manuel ayarların yapılabildiği seçenekler mevcuttur. Lensi ve gövdesi birbirinden ayrı iki özellik gösterirken, rahatlıkla P/A/S/M modlarında çekim yapılabilir. Bu makinelerde de genellikle maliyet gözetilerek küçük sensör kullanılmıştır. Diyafram değeri kaliteli lenslerin oldukça gerisindedir. Bir çoğunda video çekim özelliği olması, hafifliği ve taşıma pratikliği nedeniyle amatör kullanıcılar tarafından çokça tercih edilir. Özellikle fotoğrafa başlangıç makinesi olarak görülür. Fujifilm X-S1 modeli bu türün örneklerindendir
Sayısal arkalıklı makinelerin özellikleri nelerdir?
Stüdyo tipi olarak üretilmiş tam profesyonel makinelerdir. Bu makineler üç bölümden oluşur objektif, gövde ve sayısal arkalık (dijital back)’tan oluşur. Orta format ve büyük format fotoğraf makinelerinin film kullanılan magazinlerinin çıkarılarak yerine sayısal arkalıklar takılarak dönüştürülmesi sürecine dayanır. Çok pahalı bir teknoloji olmasına karşın ortaya çıkan fotoğraf kalitesi nedeniyle profesyonellerce tercih edilir.
Lens markaların crop sensör için ürettikleri lenslerde kullanılan kısaltmalar nelerdir?
Aşağıda farklı lens markaların crop sensör için ürettikleri lenslerde kullanılan kısaltmaları görebiliriz.
Nikon: DX
Canon: EF-S, EF-M
Sony / Konica Minolta: DT, E
Pentax: DA
Samsung: NX
Sigma: DC
Tamron: Di II
Tokina: DX
DSLR fotoğraf makineleri hangi sınırlamalara sahiptir?
Tüm DSLR fotoğraf makineleri “objektif (TTL)” aracılığıyla aynaya bağlıdır, bu nedenle aşağıdaki sınırlamalara sahiptir:
Aynasız fotoğraf makinelerinin ortaya çıkmasıyla birlikte makine gövdesinde kullanıcı sınırlamalarında hangi rahatlamalar yaşanmıştır?
Aynasız fotoğraf makinelerinin otaya çıkmasıyla birlikte makine gövdesinde kullanıcı sınırlamalarında yaşanan rahatlamalar:
Sensörlerin (görüntü algılayıcıları) görevleri nelerdir?
Analog fotoğrafın önemli bir parçası olan filmlerin yerini sayısal fotoğrafçılıkta “Görüntü Algıla- yıcılar” (sensörler) almıştır. Sensörler tarafından algılanan görüntü sayısal çevirici ve işlemci sayesinde bellek kartında depolanır. Kuşkusuz bu sürecin en önemli başrol oyuncusu sensördür. Sensörler filmin aksine makine üzerine sabitlenmiş ışığa duyarlı önemli bir parçacıktır. Sayısal makinelerin vazgeçilmezi sensörler görüntüyü oluşturabilmek için dizim olarak milyonlarca küçük piksellerden oluşur. Pozlama esnasında fotonlar, piksellerin içerisinde bulunan foton kutucukları içinde toplanarak biriktirilir, pozlama biter bitmez makine bu foton kutucuklarının kapağını kapatır ve içerilerinde ne kadar foton biriktiğini sayısal olarak hesaplar. Her kutucuğun içerisindeki foton yoğunluğu ve miktarı kaydedilir. Sayısal sensörler de her bir kutucuk için RGB den (Red: Kırmızı, Green: Yeşil, Blue: Mavi) oluşan üç ana renkten birini kutucukta yakalamayı sağlayan filtreler vardır. Bu şekilde kutucuğa girmesi gereken maksimum ışığın 2/3’ü atılır.
CCD ve CMOS Görüntü Algılayıcılar (Sensörler) arasındaki farklar nelerdir?
En büyük fark CCD sensörlerin düşük parazitli (çizgili) yüksek kaliteli görüntüler oluşturmasıdır. CMOS görüntüleri daha parazitli olmaya meyillidir.
CCD sensörleri ışığa karşı daha hassastır. CMOS sensörleri düzgün bir ışıklandırmada düşük parazitli görüntü oluşturmak için daha fazla ışığa ihtiyaç duymaktadır.
CCD dijital kameralarda daha uzun süredir bulunmaktadır ve teknolojisi çok daha gelişmiştir. CMOS sensörleri teknolojiyi yakalamaktadır ve sonunca çözünürlük ve kalite açısından CCD ile eşdeğer olacaktır.
CMOS’un CCD’yi yakalaması sadece an meselesidir. Bunlar herhangi bir standart silikon üretim hattında üretilebilir ve CCD sensörleri ile karşılaştırıldığında çok daha pahalıdır.
CMOS sensörleri güç tüketimi bakımından CCD sensörlerinden daha üstündür. Daha uzun batarya ömrü CMOS kamera ile daha fazla resim çekmeniz anlamına gelmektedir.
CCD kameralar yüksek çözünürlükte daha kaliteli görüntüler üretmektedir. CMOS teknolojisi yakalanmaktadır. Ve daha uzun batarya ömrü ve daha ucuz kameralarla CCD kalite seviyesine uyum sağlamak zorundadır ve bir gün daha iyisi geliştirilene kadar dijital kameraların vazgeçilmez normu haline gelecektir.
Crop faktör ne demektir?
“Crop faktör”, 35mm / full-frame kameraya göre yapılmış bir orandır. Verilen crop faktör numarasını lensin odak uzaklığı ile çarparsanız ve lensinizin 35mm’lik filmli (ya da full-frame) kameraya göre eşdeğer odak uzaklığına rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Crop Faktör nasıl hesaplanır?
Crop faktörü hesaplamak oldukça kolaydır. Crop sensörün fiziksel boyutunu biliyorsanız, Pisagor Teoremini kullanarak (a2 + b2 = c2) her iki sensörün de köşegenleri bulun, sonra da full-frame sensörün kö- şegenenini crop sensörün köşegenine bölün.
Piksel nedir?
Fotoğraf makinesi ya da bilgisayar ekranında gördüğümüz görüntüler milyonlarca küçük dijital rengin bileşimiyle meydana gelmektedir. Piksel, bu bileşimin parçası olarak dijital ekran teknolojileri üzerinde gösterilen görüntünün en küçük birimine verilen isimdir.
Histogram nedir?
Histogram, bir görüntüdeki parlaklık değerlerinin aralığını gösteren grafiktir. Yakalanan fotoğrafik görüntünün poz değerlerini analiz etmek için kullanılan histogramlar, piksellerin saf siyah ve saf beyaz arasında nereye düştüğünü göstermektedir. Histogram grafik görüntüsünde yatay olarak bir dizi ton boyunca piksellerin dağılımını göstermektedir.
Düşük ve yüksek İSO'larda çekim yapmak fotoğraflarda nasıl belirtiler gösterir?
ISO değerini 100’den daha düşük bir değere ayarladığınızda, tripod kullanmıyorsanız fotoğraflarınızda bulanıklık oluşabilir. Fotoğraf makinelerinin sensör kalitesine bağlı olarak değişebilmekle birlikte yüksek ISO’larda (ortalama bir DSLR için genellikle 800 ISO üstü) çekim yapmak, dijital parazitlere yani kırmızı, yeşil ve mavi lekelere veya genellikle gölge ve düz renk alanlarında ortaya çıkan parlaklık gürültüsüne neden olabilir. Bu gürültüye, fotoğrafçılık dilinde kumlanma ve ya noise olarak adlandırılır.
Beyaz ayarı ne anlama gelmektedir?
Bir objeden yansıyan ışığın rengi ışık kaynağının rengine göre değişiklik gösterir. İnsan beyni ışık kaynağının rengindeki değişikliklere adapte olabilir ve sonuçta ister gölgede, ister doğrudan güneş ışığında isterse de parlak ışık altında olsun beyaz ob- jeler beyaz görünür. Filmli kameralarda kullanılan filmin aksine, dijital kameralar fotoğrafları ışık kaynağının rengine göre işleyerek bu ayarlamanın bir benzerini yapabilmektedir. Bu işlem “Beyaz Ayarı” olarak bilinir.
Fotoğraf makinenizde bulacağınız temel beyaz dengesi ayarları hangileridir?
Sayısal fotoğraf makineleri bizim belirleyeceğimiz seçimler için otomatik bir beyaz ayarı skalası oluşturmuştur. Bu skalayı kullanmak hem çok basit hem de oldukça yararlıdır. Fotoğraf makinenizde bulacağınız temel beyaz dengesi ayarları incelenmelidir.
Bellek kartları ne işe yarar ve çeşitleri nelerdir?
Dijital fotoğraf makineleri, fotoğrafları kaydetmek için bellek kartları olarak isimlendirilen çeşitli saklama medyaları kullanır. Bu bellek kartları fotoğraf makinesinin türüne göre pek çok farklı model çerçevesinde birbirinden farklı kapasitede ve hızda görüntüyü kaydedebilir. Bellek kartlarının türü ve saklama kapasitesi makineyle çekilecek toplam fotoğraf sayısını belirler. Bellek kartları, herhangi bir güç kesinti durumunda bilgileri kaybetmeyen ve üzerine bilgilerin tekrar yazılabileceği özelliklere sahiptir. Pek çok fotoğraf makinesine göre çeşitli türleri olan bu kartları 5 ana başlık altında sınıflandırabiliriz:
“RAW” Dosya Formatı ne demektir?
İngilizce ham anlamına gelen Raw kelimesiyle ifade edilen bu dosya formatı dijital fotoğraf makinelerinde düzenlenmemiş ve işlenmemiş ham görüntü verilerini içermektedir. Raw, görüntü formatı seçilen bir fotoğraf çekimi sırasında, sensörden gelen dijital veriler hiçbir işleme tabi tutulmadan doğrudan belleğe yazılmaktadır. Fotoğraf makinesi, bu format türü seçildiğinde verilerin sıkıştırılması, beyaz dengesi ve keskinleştirme gibi işlemleri yapmamaktadır. Raw, dosya formatı özellikle görüntünün sayısal ortamda fazla yer kaplamaması adına yapılan sıkıştırma işleminin olmaması, görüntünün kayıpsız olarak elde edilmesi ve üzerinde sonradan birtakım değişikliklere izin vermesi açısından profesyonel fotoğrafçılar tarafından sıklıkla kullanılmaktadır.
“JPEG” Dosya Formatı nedir?
“Birleşik Fotoğraf Uzmanları Grubu” olarak ifade edilen bir grubun adının baş harflerinin kısaltmasına dayanan JPEG dosya formatı, standardize edilmiş bir dijital görüntü kodlama biçimidir. JPEG, dosya formatında veriler bir takım sıkıştırma işlemleri geçirerek görüntü detaylarının bir bölümünü kaybeder. JPEG, bellek üzerinde en az yer kaplayan ve çıplak gözle kolay fark edilemeyecek görüntü kayıplarını içeren dosya formatıdır.
RGB ve CMYK renk modelleri hangi renklerden oluşmaktadır?
Toplamsal renk sentezi olan RGB (Red, Green, Blue) kırmızı, yeşil ve mavi renklerden oluşmaktadır. Bu modelde renkleri ifade etmek için toplamsal olarak üç renk kullanılır. Bunlar;
R (Red): Kırmızı
G (Green): Yeşil
B (Blue): Mavi’dir
Çıkarımsal renk sentezi olarak CMYK (Cyan, Magenta, Yellow, Key) camgöbeği, mor, sarı ve siyah renklerinin beyaz zeminde kullanımı ile oluşmaktadır. Bu sentezde renkleri ifade etmek için toplamsal olarak üç renk ve siyah kullanılır. Bunlar;
C (Cyan): Camgöbeği
M (Magenta): Mor
Y (Yellow): Sarı
K (Key): Siyah