Yeni medyanın yüksek hızlı iletişim süreçlerinde büyük kolaylıklar sağlamasının yanında kayda
değer eleştiriler de aldığı da bir gerçektir. Örneğin, Stevenson (2008), yeni medyanın
geleneksel medyaya karşın yüksek hızlı iletişim becerisinin her zaman olumlu
sonuçlar doğurmayacağını belirtirken, Virlilio’nun (1995) görüşlerine atıfta bulunur
ve bu olumsuzlukları altı maddede toparlar:
• İletişim teknolojisinin gelişmesiyle iletişim sürecinin hızlanması sonucuna
daha demokratik bir yapılanmanın oluştuğu hatalı olabilir. Hıza dayalı bir
teknoloji halkın koşullandığı bir kültür üretmeye meyillidir.
• Hızlı iletişim süreci ve küresel teknolojiler daha çok bir “terminal yurttaşlığını”
ortaya çıkarır. Bu ortam yakın ile uzak arasındaki fiziksel zaman ve
mekan ilişkilerinin kaybolduğu, fiziksel gerçekliğin yerini, ekran gerçekliğinin
aldığı bir duruma işaret etmektedir.
• Enformasyon toplumunun yüceltilmesi sürecinde sanal olarak bir devinimin
ortaya çıktığı doğru olabilir, ancak bu sanal devinim fiziksel ataleti
doğurabilmekte, “terminal yurttaşı” olarak tanımlanan bu yeni yaşam biçimine
uyum sağlamış kullanıcıları daha pasif bir konuma sokabilmektedir.
• Enformasyon teknolojilerinin iletişim süreçlerini hızlandırmasıyla birlikte
ortaya çıkan yeni gerçeklik algısı çevremizi saran ekolojik dünyayı eskisine
oranla daha az önemsememize neden olabilir ve içinde bulunduğumuz
gerçekliği daha çok teknolojinin olanakları ile oluşturulmuş eğlence ve siberfantazi
dünyasına dönüştürebilmektedir.
• Yeni medyanın gerçek zamanlı video teknolojisi ile bütünleştiği alanlarda
kullanıcılar sürekli bir gözetim altına girerler ve bu durum yeni bir totalitarizmin
oluşmasına neden olabilir.
• Kamusal alanı sömürgeleştirebilen teknoloji, insan bedeninin mahrem bölgelerini
işgal edebilir (akt. Stevenson, 2008: 328-330).