Çoklu ortam (multi media) nedir?
Çoklu ortam (multi media) olarak bu uygulama; fotoğraf, film, video, ses ve bilgisayarın birlikteliğinden oluşur. Yani görme ve işitme duygularına yönelik teknolojiler yeni bir düzenlemeyle bir araya gelmiştir.
Çoklu ortam (multi media) nedir?
Çoklu ortam (multi media) olarak bu uygulama; fotoğraf, film, video, ses ve bilgisayarın birlikteliğinden oluşur. Yani görme ve işitme duygularına yönelik teknolojiler yeni bir düzenlemeyle bir araya gelmiştir.
Fotoğraf kaç yılında ortaya çıkmıştır ve kaç yıllarında yayılmaya başlamıştır?
Görsel-işitsel teknolojilerin oluşturduğu geleneğin başlangıcını fotoğraf sağlamıştır. Fotoğrafın bulunuşu (1827) ve yayılmaya başladığı yıllarda (1850’ler) yaşayanlar, kuşkusuz görsel teknolojileri en üst düzeyde yaşadıklarına inanmışlardır.
Fotoğrafın icat edilmesi tekerlek, çıkrık pulluk vb. teknolojiler düşünüldüğünde neden farklıdır?
Fotoğraf, yeni bir teknoloji olarak çok hızlı bir şekilde toplumda kabul görmüştür. Bu şekilde hızla toplum içinde kabul görerek yaygınlaşan teknolojilerin oluşturduğu etki; bu teknolojilerin araştırma ve geliştirme dönemlerini ikinci plana iter. Örneğin; tekerlek, çıkrık, pulluk vb. teknolojiler bir ihtiyaca karşılık olarak bulunmuştur. Bunlar, insanın biyolojik yaşamını sürdürebilmesiyle ilişkilidir. Bu anlamda fotoğrafı sosyal değişim aracı olarak görmek gerekir yani fotoğrafın durumu farklıdır. Sanayi Devrimi sürecinde yaşanılan teknolojik ve toplumsal değişim, fotoğrafı ortaya çıkarmıştır. Bu dönemdeki buluşlar ve bunların oluşturduğu sosyal etkiler teknolojik buluşları etkilemiştir. Eski bir geleneğin devamı olarak, bu dönemde insanlar portrelerini yaptırıyorlardı. Portre ressamları geleneksel resmetme tekniğiyle çağlar boyu insanların portrelerini yapmışlardır. Doğal olarak ressamlar varlıklı insanlar için çalışıyorlardı. Derebeyi, zengin tüccarlarla birlikte Fransız Devrimi sonrasında ortaya çıkan burjuvazi, bu ressamların müşterileri arasında yer almıştır.
Resim sanatının oluşturduğu geleneksel yapı içinde fotoğraf ele alındığında, bu iki form arasındaki fark nasıl açıklanabilir?
Özellikle resim sanatının oluşturduğu geleneksel yapı içinde fotoğraf ele alındığında, sanattan farklı bir durum söz konusudur. Fotoğrafın kendine özgü resmetme tekniği, bu anlamda keşfedilmesi gereken bir durumdur. Öte yandan fotoğraf, bir aygıtın ürettiği şeyin ötesindedir. İlk bakışta hep doğaya öykülenen bir resmetme tekniği söz konusu olmuştur. Oysa, fotoğraf kendine özgü bir ifade etme şeklidir. Fotoğraf yaşamın basit bir kopyası değildir. Fotoğrafın yaptığı kopya, taklit değildir. İfade söz konusudur, bu ifade duygu yüklüdür. Buna rağmen fotoğraf için yine de bir kopya ya da taklit deniliyorsa bu durum, sanata karşı değildir.
Resimselcilik (pictorialism) nedir?
Fotoğrafçılar 1850’lerden itibaren resimselcilik (pictorialism) yaklaşımıyla, resim sanatının gelenek içinde oluşturduğu görsel düzenlemeleri fotoğraf yoluyla denemişlerdir. Oskar Gustave Rejlander (1813-1875), Henry Peach Robinson (1830-1901), Julia Margaret Cameron (1815-1879) gibi sanatçı ruhlu kişiler fotoğrafı, dönemin yaygın sanatı olan resim sanatına öykünerek kullandılar. Rejlander ve Robinson’un aynı çerçeve içinde bir konuyu birden çok negatifin üst üste basılmasıyla anlatmaya yönelmeleri yeni bir durumdur. Ortaya çıkan fotoğraf bir tür resim sanatına öykünme olsa bile, fotoğrafın kullanılış şekli öykünmeden çok yaratıcılıkla ilgilidir. Söz konusu olan yaratıcılık da, fotoğrafın resmetme tekniğine özgüdür.
Eastlake'e göre fotoğraf neden sanatın ortamında yer almamalıdır?
Eastlake fotoğrafı sanat olarak kabul etmez. Geleneksel yapı içindeki sarsıcı etkiye işaret eder. Ona göre fotoğraf, insanların ve nesnelerin zamanın akışı içindeki durumlarına tanıklık eder; ancak onları seçerek önemli bir konuma getirmez. Fotoğraf, optiğin verdiği görüntüyü kaydeder, bu görüntünün altında yatanları seçip ayırarak sunamaz, optiğin verdiği her şeyi kaydeder.
Fotoğrafın modenleşme sürecinin en önemli taşıyıcısı ve şekillendiricisi olduğu düşünüldüğünde, modernizm kavramının temel özellikleri nelerdir?
Sanayi Devrimi sürecinde yaşanan toplumsal değişim süreçleri modernleşme olarak adlandırılır. Bu sürecin en önemli taşıyıcısı ve şekillendiricisi fotoğraftır. Fotoğraf, kaydetme ve mekanik olarak çoğaltma tekniğiyle zamanı ve boyutu değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda geleneksel resmetme tekniklerinin oluşturduğu yapıyı da zayıflatır. Modernleşmenin sanatla ilişkilendirilmesi modernizmdir. Modernizm, klasik olana karşı çıkıştır. Modernistler, klasik olanı reddederler. Fotoğraf da modernizm sürecinde ortaya çıkmıştır; klasik olan bir reddediştir. Fotoğrafın resim sanatının oluşturduğu geleneksel yapıya karşı çıkışı söz konusudur. Fotoğrafın sağladığı görsel bilgi, insan gözünün normal olarak yakalayamayacağı bir ayrıntıyı içerir.
Walter Benjamin'in bahsettiği "Optik bilinçdışı" kavramı nedir?
(...) Elbet fotoğraf makinesine seslenen, göze seslenenden başka bir tabiattır; başkalık her şeyden önce, insanların bilinçle eleyip dokudukları bir mekanın yerine bilinçsizce eleyip dokunmuş bir mekanın geçmesindedir. Gerçi insanların, diyelim, yürüyüşünü inceleyip, kabaca da olsa, yargılar çıkaran çok kimse vardır, ama “adım atış”ları sırasında, saniyenin küçük bir parçası kadar bir zaman içindeki duruşlarından herhalde kimsenin haberi yoktur. Fotoğraf dondurulmuş hareket, büyütme gibi yardımcı araçlarıyla bize bunu gösterir. Bu optik- bilinç dışından ancak fotoğraf yoluyla haberimiz olur, tıpkı dürtüsel-bilinç dışından psikoanaliz yoluyla olduğu gibi. (...)
Postmodernizm nedir?
Modernleşmenin oluşturduğu değişim içinde 1970’lerden başlayarak ve 1980’lerden sonra giderek yaygınlaşan yeni bir toplumsal durum ortaya çıkmıştır. Bu durum, felsefi bir kavram olan postmodernizm ile adlandırılmıştır. Postmodernizm, kapitalizmle birlikte gelişen liberalizm, ekonomik alanda kapitalizm olarak gelişirken, toplumsal yaşamda mekân ve zamanda birçok yeniliklere neden olmuştur. Modernizm süreci içinde gelişen kapitalizm, 1980’lerde yeniden yapılandırılmıştır. Refah devleti anlayışı şekil değiştirmiştir. Küreselleşme diye adlandırılan yeni bir toplumsal durum ortaya çıkmıştır.
Jean-François Lyotard'a göre postmodernizm tanımı nasıldır?
Lyotard’a göre postmodernizm, modernizm içinde sorgulanmayanı sormaktır. Ona göre postmodernizm, modernizm içinden çıkmıştır. Lyotard şöyle demiştir: "Ondokuz ve yirminci yüzyıllar bize tahammül edebildiğimizden daha fazla terör getirdi. Bütün ve bir nostaljisi, kavram ve duyumlanabilenin, şeffaf ve iletimlenebilir deneyimin uzlaşması için yeteri kadar bedel ödedik. Genel teskinlik ve durgunluk talebi altında, gerçekliği yükseltecek fantazinin gerçekleşmesi için terörün geri dönmesi arzusunun mırıltılarını işitebiliriz. Cevap: Gelin bütünlüğe karşı bir savaş başlatalım, gelin sunulmayana tanıklık edelim, farklılıkları etkin kılıp, adın onurunu kurtaralım."
Postmodernistlerin ürettiği metin ya da eserlerin belirleyici özelliği nedir?
Postmodernistlerin ürettiği metin ya da eserlerin belirleyici özelliği, önceden belirlenmiş kurallara göre hazırlanmamış olmasıdır. Bu anlamda, modernistler için bir sanat eseri ya da metin üretilirken bir şeyin nasıl söylenmesi gerektiği ve iletilmek istenilenin kullanılan araçlarla olan ilişkisi önemlidir. Bu ilişki sıkı bir şekilde düzenlenir. Postmodern anlayışta ise bu ilişki, birbirinden koparılması gereken bir durumdur. Bu ayırım ile yeni ilişkiler kurulur. Örneğin, fotoğrafın optik yoluyla tespit ettiği bir gerçek önemli bir durum değildir. Fotoğrafın anlatım şekliyle kurgusal bir yapı oluşturması gerekir. Fotoğrafın sunduğu şeyin herkes için aynı kabul edilen bir gerçek olması gerekmez. Bu, belli bir grup ya da topluluk için kabul edilen gerçekliktir, yani geniş değil, küçük gruplara yönelik olmalıdır.
Jean Baudrillard'ın hiper gerçeklik ya da simülasyon kavramlarıyla açıkladığı olgu nedir?
Bir gerçeğin, örneğin fotoğrafı çekilerek elde edilen negatif görüntünün bir sistem (model) aracılığıyla yeniden üretilerek yaygınlaşması konusu üzerinde durmuştur. Bu olguyu hiper gerçeklik ya da simülasyon kavramlarıyla açıklamıştır. Bu şekilde üretilen görüntüler, gerçek dünyasındaki anlamından çok farklı bir şekilde yaşamaktadır. Bunun anlamı şudur: Fotoğrafı çekilen konu, hem fotoğrafı ifade ettiği gerçekten, hem de fotoğrafı çeken fotoğrafçısından bağımsız olarak üretilebilmektedir. Bu durumda, fotoğrafa konu olan gerçek artık, fotoğraf karesi üzerindeki ya da fotoğrafçının belirlediği şey değildir. Fotoğrafı çekilen konu ya da bu konunun fotoğrafçı tarafından çerçevelenmesi değil, yapay bir şekilde üretilmiş olan yeni bir durumdur. Örneğin, uçan kuşların fotoğrafı çekiliyor ise fotoğraf fiziksel olarak uçan kuşlar ya da bunun fotoğrafçı tarafından belirlenmiş olan karesi değildir. Fotoğrafı çekilen bu karenin yapay bir şekilde yani bilgisayar ortamında üretilmiş olan halidir.
"Eleştirel Düşünme" yaklaşımı nedir?
Eleştirel düşünme, felsefe başta olmak üzere, edebiyat ve insanı konu alan bilim alanlarında kullanılan yeni bir tartışma yaklaşımıdır. Eleştirel düşünme; akıl yürütme, analiz ve değerlendirme gibi fiziksel süreçlerden oluşan bir yaklaşım içerir. Görsel çalışmalar da bu düşünme biçiminden etkilenmiştir. Metodolojik olarak daha çok derleme niteliğindeki görsel kültürel çalışmalar artmıştır.
Fotoğraf, iktisat, sosyoloji, tarih, hukuk ya da eğitim gibi bir bilim alanı olarak ortaya çıkmış mıdır?
Tabii ki hayır. Fotoğraf, teknolojik boyutuyla fizik ve kimya bilimleriyle ilgilidir. Fotoğrafın teknik olarak ortaya çıkma süreçleri hem geleneksel hem sayısal teknolojilerde bilimsel süreçleri içerir. Bu yönüyle de fotoğrafın bilimsel çalışma alanları, fizik ve kimya biliminin kuramlarına dayanan yaklaşımları fotoğrafçılıkta kullanılır. Fotoğrafın teknik yönü kuramsal olarak açıklanabilir.
Victor Burgin'e göre fotoğraf kıramı nasıl açıklanabilir?
Fotoğraf konusundaki akademik çalışmalarıyla bilinen Victor Burgin (1941- ), Fotoğraf Üzerine Düşünürken(6) (1982) adlı çalışmasında, fotoğraf kuramından söz etmek gerekirse, bu kuramın disiplinlerarası olması gerektiğini savunmuştur. Burgin de gelişmiş bir fotoğraf kuramı olmadığını belirtir. Sözün özü şudur: Başlı başına, kendine özgü fotoğraf kuramından söz edemeyiz; ancak fotoğrafa kuramsal olarak yaklaşmak mümkündür. Farklı bilim adamlarına ait kuramları fotoğraf için de kullanabiliriz.
Roland Barthes'in Camera Lucida adlı kitabının ana konusu nedir?
Resmetme tekniği olarak fotoğraf denildiğinde tarihsel olarak birbirine bağlı üç durum söz konusudur. Bu durumlar nelerdir?
Resmetme tekniği olarak fotoğraf denildiğinde tarihsel olarak birbirine bağlı üç durum söz konusudur. Bunları fotoğrafın farklı ortamlarda bulunuşu olarak da sınıflandırabiliriz. İlki resmetme tekniği olarak bulunuşudur ve 1827 yılında gerçekleştirilmiştir. İkincisi mekanik çoğaltma tekniği olarak bulunuşudur. Bu da negatif görüntünün 1841 yılında bulunuşuyla gerçekleşmiştir. Üçüncüsü ise fotoğrafın sanatın ortamında yeni bir sanat alanı olarak bulunuşudur. Bu da negatif görüntünün 1841 yılında bulunuşuyla gerçekleşmiştir. Bu konu da 1845 yılında ortaya çıkmıştır. Fotoğrafın resmetme tekniği olarak bulunuşu ve negatif görüntünün bulunuşuyla mekanik çoğaltma tekniği olarak kullanılması, fotoğrafın teknoloji yönüyle ilgilidir. Bunların sonuçları bireyi ve toplumu etkilemesine rağmen belirleyici olan şey, fotoğrafın resmetme tekniğiyle ilgili teknolojiler ve süreçleridir. Fotoğrafın bu iki durumuyla ilgili olarak belirleyici olan şey, teknoloji olmuştur.
Fotoğrafın gelişim sürecinde Batı sanatında ortaya çıkan hangi akımlardan etkilenmiştir?
İzlenimcilik; Post-izlenimcilik, Kübizm, Füturizm Dada, Pop Art gibi akımlar, toplumsal yaşam içinde ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin sanatın ortamındaki yeni arayışlarıdır. Bu akımları yansıtan sanatçılar, sıradan insanın günlük yaşamını değiştiren toplumsal değişimin etkilerini sanatın ortamında dile getirmeye çalışmışlardır. Onların anlayışı, doğal olarak, geleneksel Batı sanatını da sorgulamıştır.
Fotoğrafın resmetme tekniğine yönelik teknolojik gelişmeler, 1900’lü yılların ikinci yarısından itibaren hem ressamları hem de diğer sanatçıları yeni görsel deneyimlerle donattığı
gibi, onlara yeni hayal gücü kaynakları sağladı. Bu yenilikler nelerdir?
Sanayi toplumunun yeni yaşam düzeni, bireyin çalışma ve serbest zamanını yeniden düzenlerken; fotomontajlar, kolaj çalışmaları, fotoğraf görüntüleri dönemin ifade şekilleri olarak ortaya çıkmıştır. Fotoğrafın üst üste pozlama, maskeleme, yönlendirmeler, karanlık odada uygulama teknikleri vb. tamamen fotoğrafa özgü teknik süreçler, bir tür anlatım dili haline gelmiştir. Bu sayede, fotoğraf gerçeği resmeden, kopyalayan bir olgu olmasının ötesine geçmiştir.
Sayısal fotoğrafçılık nedir?
Fotoğraf açısından durumun toplumsal yaşam içinde daha çok gelişerek karmaşık bir hal alması ise sayısal (dijital) teknolojinin gelişmesiyle olmuştur. Sayısal fotoğrafçılık, bilgisayar programlarıyla birleşerek fotoğrafın melezleşmesine neden olmuştur. (Fotoğrafın bu dönemi, hem teknolojik hem sosyal hem de sanatsal olarak üzerinde durulması gereken kendine özgü bir dönemdir.) Fotoğraf, ilk dönemlerinde, sanatın ortamında, resim sanatıyla yaşadığı karşılaşmayı, 2000’li yıllarda bilgisayar teknolojisine karşı yaşamaktadır. XXI. yüzyıl, fotoğraf açısından sayısal teknolojilerin dönemidir. Toplu üretim, yeniden üretim, kopyalama teknolojileri, özgün ya da tek olanın değil kopyalanarak çoğaltılanın önem kazandığı bu dönemde görüntü işleme programları gibi olgular fotoğrafın belirleyici öğeleri haline gelmiştir. Bu yeni durum, fotoğrafın her kullanım alanında kendini göstermektedir. Fotoğrafın içinde yer aldığı alanlar güzel sanatlar dahil olmak üzere yeni teknolojilerle değişerek devam etmektedir.