Sıradan insanlar için günlük yaşamdaki görüntülerin çoğu çeşitli şekillerde oynanmış,
birçoğu da sahte niteliği taşımaktadır. Yüzlerdeki kırışıkları düzeltmek, hatları belirginleştirmek
ve renklerle oynamak en masum olanlarıdır. Ancak bu kadar masum olmayan
iki örnek vardır ki bunlar her zaman hatırlanmaktadır. İlki Time Dergisi’nin 27 Haziran
1984 tarihli sayısının kapak fotoğrafında yer alan O. J. Simpson’un sabıka fotoğrafıdır.
Bu fotoğrafta Simpson’un teni koyulaştırılmış, tıraşsız ve bulanık şekilde yayınlanmıştır.
Gerçek görüntüye yapılan bu sayısal yönlendirmeye karşı büyük bir tepki olunca, Time bu
kapağı sessizce, değiştirilmemiş gerçek görüntüyle değiştirmiştir. Gerçek fotoğrafı yazılım
yoluyla değiştiren kişi ise bunun bir yorumlama olduğunu belirtirken; “Bir sahne yönetmeninin
kasvetli bir sahnede ışıkları kapatması gibi görüntüye dramatik bir ton vermek
için stilimi kullandım” şeklindeki açıklaması, sayısal görüntüleri ve görüntülerdeki şeyleri
değiştirmedeki olanakları göstermektedir. Benzer şekilde ikinci örnekte de, sayısal teknolojinin
fotoğrafın alanına yeni girdiği günlerde, Şubat 1982 tarihli National Geographic
Dergisi kapak fotoğraflarında, Mısır Piramitlerinin yatay görüntüsünü dikey olarak kapağa
sığacak şekilde düzenlemek için iki piramidi fotoğraf üstünde birbirine yaklaştırarak
kullanmıştır. Gerçek bir fotoğraf üzerinde yapılan bu düzenlemeyle ilgili olarak Fred Ritchin
1984’te kaleme aldığı yazısında; “Geographic’in editörü, değişikliği tahrif olarak değil,
sadece yeni bir bakış açısının kurulması olarak” görmesini fotoğrafçılıkta sayısal çağın
başlangıcı olarak değerlendirmiştir.