Yararcı öğretileri hazırlayan filozof olarak Francis Bacon’ın adı geçmektedir. Kendisi bir etik teori geliştirmeyen Bacon, yararcılığa giden yolu hazırlamış, yararcı öğreti ise Hutcheson, Bentham ve özellikle John Stuart Mill tarafından geliştirilmiştir. Bentham 18. yüzyılın başında Francis Hutcheson tarafından dile getirilen şu düsturu kamu politikasına yol gösteren ilke olarak benimsemiştir. “En iyi edim, en fazla sayıda en büyük mutluluğu sağlayan edimdir”. Bentham bu yaklaşımı geliştirerek bir ahlak felsefesine dönüştürdü. Bu felsefeye göre bir edimin doğruluğuna ya da yanlışlığına, tümüyle sonuçlarına bakarak karar verilmeliydi (dolayısıyla edim ardındaki güdüler önemli değildi), iyi sonuçlar insana haz veren, kötü sonuçlar ise acı verenlerdi, bu felsefe faydacılık olarak bilinmeye başladı. Çünkü edimin sağlayacağı faydaya göre yargılanması, yani belirli türde sonuçlar yaratması açısından faydalı olduğunu söylemek anlamına geliyordu. Bu ahlak felsefesinin savunucuları, söz konusu ilkeleri, siyaset, hukuk ve sosyal politika alanlarının yanı sıra özel ahlak alanına da uyarladılar.
Yararcı öğretiler, tüm insanların kendi mutluluklarının peşinde koştuklarını kabul eder ancak tek kişinin kendi başına mutluluğa erişemeyeceği, tek kişinin mutluluğunun toplum içinde ve toplum yararına gerçekleşebileceği düşünülür. Bu öğretiler, büyük ölçüde İngiliz felsefesinden doğmuştur.
Yararcılığın en bilinen temsilcilerinden olan J. S. Mill, kendisinden önceki yararcı filozofların görüşlerini belli bir sistematik içerisinde toplamış olması nedeniyle ön plana çıkmıştır. Mill’e göre, insanlar kendi bireysel mutluluklarına ancak toplumsallık durumunda ve karşılıklı yarar düşüncesi doğrultusunda ulaşabilirler. Bu nedenle, etiğin temel problemi, daima, bireysel mutlulukla toplumun genel iyiliğini (mutluluğunu) bağdaştırabilmek olmuştur. Bununla birlikte, bireyin çıkarı ile kamusal yararın çatıştığı durumlarda hangisine öncelik verileceği konusu açıklık kazanmamıştır. Mill yalnızca, çatışma söz konusu olduğunda bireyin kendi çıkarlarından fedakârlık yapması gerektiğini öğütlemiştir.
Mill, faydacı bir filozof olarak yetişmişti. Warburton’a göre Mill, Bentham’ın doğru eylem her zaman en fazla mutluluğu üretir fikrine katılsa da hocasının haz olarak mutluluk açıklamasının ham olduğuna inanıyordu. Bu nedenle Mill teoriye ilişkin kendi yaklaşımını da ortaya koyarak,
aşağı ve yukarı haz ayrımını yaptı. Bu yaklaşımla Mill’e göre, bir hayvanın deneyimleyebileceği
hazlar, kitap okumak ya da konser dinlemek gibi daha yüksek hazlarla karıştırılmamalıdır. Mill yararcı yaklaşımını yaşamın her alanına uyguladı. Warburton’a göre Özgürlüğü vurgulayan Mill, 1859 yılında yazdığı ve bugün hâlâ yaygın biçimde okunan ‘Özgürlük üzerine’ başlıklı eserinde her insana uygun gördüğü biçimde gelişebilmesi için alan açmanın toplumu düzenlemenin en iyi yolu olduğunu dile getirmektedir.
Mill, “Önemli olan sonuçtur. Sonuçları düşünmeden hareket eden kişi etiğe uygun davranmayan kişidir” görüşünü ifade ederken aynı zamanda, katı ilkelerin bir kenara atılmasını ve her olayın kendi içinde değerlendirilerek olası sonuçlara göre karar verilmesini önermektedir.