Mahkemelerin bağımsızlığı neyi ifade eder?
Mahkemelerin Bağımsızlığı: Hâkimlerin gerek yasama gerek yürütme organlarından bağımsız olmalarını, bu iki organın hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini ve tavsiyede bulunamayacağını ifade eder.
Mahkemelerin bağımsızlığı neyi ifade eder?
Mahkemelerin Bağımsızlığı: Hâkimlerin gerek yasama gerek yürütme organlarından bağımsız olmalarını, bu iki organın hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini ve tavsiyede bulunamayacağını ifade eder.
Hakimlik teminatı ne anlama gelir?
Hâkimlik Teminatı: Hâkimlerin görevlerini, herhangi bir baskı ya da tehditle karşılaşmaksızın tam bir serbestlik, tarafsızlık ve huzur ortamı içinde gerçekleştirebilmeleri için öngörülen önlemlerin bütünüdür.
Geniş anlamda anayasa yargısı ne anlama gelir?
Geniş anlamda anayasa yargısı, doğrudan doğruya anayasaya uyulmasını sağlamak amacını güden her türlü yargı işlemini veya anayasa hukuku sorunlarının yargısal usuller içerisinde bir karara bağlanması sürecini ifade eder.
Dar anlamda anayasa yargısından ne anlaşılmalıdır?
Dar anlamda anayasa yargısından, kanunların ve diğer bazı yasama işlemlerinin anayasaya uygunluğunun yargısal merciler tarafından denetimi anlaşılır.
Önleyici denetim ve düzeltici denetim ne anlama gelir?
Önleyici Denetim: Bir normun yürürlüğe girmesinden önce yapılan denetimdir. Düzeltici Denetim: Bir normun yürürlüğe girmesinden sonra yapılan denetimdir.
1982 Anayasasının 2010 değişikliklerinden önceki haline göre, Anayasa mahkemesi üyeleri nasıl belirlenir?
1982 Anayasası’nın 2010 değişikliğinden önceki 146. maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi on bir asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesi’ne asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için hangi şartlar aranır?
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesi’ne asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az on beş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az on beş yıl fiilen çalışmış veya en az on beş yıl avukatlık yapmış olması şarttır.
Anayasa Mahkemesi'nin verilen norm denetimi ile ilgili olmayan görevleri nelerdir?
Anayasa, Anayasa Mahkemesi’ne norm denetimi ile ilgili olmayan başka birtakım görevler de vermiştir. Bu görevler şöyle sıralanabilir: (a)Cumhurbaşkanı’nı, TBMM Başkanı’nı Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, AYİM Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcı vekilini, HSYK ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanı’nı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı’nı görevleri ile ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak (m. 148/3). 2010 değişikliği ile bu listeye TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı eklenmiş; 2017 değişikliği ile de Bakanlar Kurulu üyeleri, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Jandarma Genel Komutanı çıkarılmış, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar eklenmiştir. (b)Siyasi partilerin kapatılması hakkındaki davalara bakmak (m. 69/4). (c) Siyasi partilerin malî denetimini yapmak (m. 69/3). (d)Milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına veya üyeliklerinin düştüğüne TBMM’ce karar verilmesi hâllerinde, ilgililerin iptal istemlerini karara bağlamak (m. 85). (e) Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başkanlık edecek üyeyi kendi üyeleri arasından görevlendirmek (m. 158/2).
Bireysel başvuru 1982 Anayasasında ne şekilde düzenlenmiştir?
Bireysel başvuru, 148. maddeye eklenen fıkralarla şöyle düzenlenmiştir: “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”
Bireysel başvuruya ilişkin kanunî düzenleme hangi kanunda yer almıştır?
Bireysel başvuruya ilişkin kanunî düzenleme, 30 Mart 2011 tarihli ve 6216 sayılı “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun”la (m.45-51) yapılmıştır.
Hangi kanunlar Anayasa Mahkemesi'nin denetim yetkisi dışında tutulmuştur?
Anayasa Mahkemesi’nin denetim yetkisi kural olarak bütün kanunları kapsamakla beraber, iki tür kanun anayasanın açık hükümleriyle bu denetimin dışında bırakılmıştır. Bunlar, Anayasa’nın 174. maddesinde sayılan İnkılâp kanunları ile Anayasa’nın geçici 15. maddesinde değinilen Millî Güvenlik Konseyi döneminde çıkarılmış olan kanunlardır. Bu ikinci istisna, 3.10.2001 tarihli anayasa değişikliği ile geçici 15/3. maddenin ilgasıyla ortadan kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri: 2017 değişikliği ile eklenmiştir.
Anayasa değişikliklerinin yargısal denetiminin sınırı nedir?
Anayasa değişikliklerinin yargısal denetimi, sadece şekil yönünden anayasaya uygunluk denetimi ile sınırlandırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi denetimine açık olan normlar nelerdir?
Anayasa’ya göre (m. 148/1) “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz.” Bu hükme göre, denetime tâbi olan normlar şöyle sıralanabilir. 2017 değişikliği ile bu hükümden “kanun hükmünde kararnameler” ibaresi çıkarılmış, “Cumhurbaşkanlığı kararnameleri” eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin denetimine açık olan parlamento kararları nelerdir?
Anayasa, TBMM’nin karar biçimindeki işlemlerinin yargısal denetime tâbi olmasını kural olarak kabul etmemişse de iki tür kararın istisnai olarak Anayasa Mahkemesi’nce denetlenebileceğini hükme bağlamıştır. Bunlardan biri TBMM İçtüzüğü, diğeri de yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya TBMM üyeliğinin düşmesine ilişkin kararlardır.
Esas bakımından anayasaya aykırılık ne anlama gelir?
Bir kanunun veya anayasada sayılan diğer normların esas bakımından anayasaya aykırılığı, o normun muhtevasının anayasa hükümleri ile çatışması demektir.
Soyut norm denetimi ne anlama gelir?
Anayasada belirtilen bazı kişi ya da organların bir kanuna karşı Anayasa Mahkemesi’nde dava açmalarıyla gerçekleştirilen denetim türüdür.
Somut norm denetimi ne anlama gelir?
Somut norm denetimi, bir mahkemede görülmekte olan bir davanın karara bağlanmasının, o davada uygulanacak hukuk normunun anayasaya uygun olup olmamasına bağlı olması hâlinde yapılan denetimdir.
Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali istenen norm için ne kadar süre içinde dava açılmalıdır?
1961 Anayasası’nda (m. 150) iptali istenen normun RG’de yayımlanmasından başlayarak doksan gün olan dava açma süresi, 1982 Anayasası (m. 151) ile altmış güne indirilmiştir. Bu değişiklikle, anayasa yargısı sürecinin hızlandırılmak istenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Maddenin gerekçesine göre, “Anayasaya aykırı görülen bir hükmün uzun süre uygulanmasını önlemek için doksan günlük süre altmış güne indirilmiştir.” Şekil ve esas yönünden açılacak iptal davaları arasında, dava süresi bakımından da bir ayrım yapılmıştır. Şekil bozukluğuna dayanan iptal davası, iptali istenen kanunun (veya anayasa değişikliğinin) yayınlandığı tarihten itibaren ancak on gün içinde açılabilir (m. 148/2). Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve TBMM İçtüzüğü, bu kısıtlayıcı özel hükme tâbi değildir. Bunlar hakkında, genel kural (m. 151) uyarınca, altmış gün içinde iptal davası açılabilir.
Anayasa mahkemesi kararlarının kesinliği ne anlama gelir?
1982 Anayasası’na göre (m.153/1; aynı mahiyette 1961 Anayasası, m.152/1), “Anayasa Mahkemesi’nin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz”. Kararların kesinliği, o karara karşı kanun yollarına (temyiz, karar düzeltmesi) başvurulamaması demektir. Ayrıca kararların kesinliği, kesin hüküm anlamını da taşır. Yani o karara konu olan uyuşmazlık, aynı taraflarca aynı sebebe dayanarak yeni bir dava konusu yapılamaz
Anayasa yargısında yürütmenin durdurulması prosedürü işletilebilir mi?
Anayasa yargısında, özellikle iptal davaları dolayısıyla, geçici bir tedbir niteliğinde olarak, anayasaya aykırılığı iddia edilen kanunun yürürlüğünün durdurulmasına karar verilip verilemeyeceği tartışmalıdır. Federal Almanya’da Federal Anayasa Mahkemesi Kanunu (m. 32/1) bazı şartlarla Federal Anayasa Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulmasına karar verebilmesini kabul etmiştir. Bu maddeye göre, “Federal Anayasa Mahkemesi bir uyuşmazlık sırasında, ağır sakıncaların doğmasını önlemek veya tehdit edici bir gücü engellemek için, ya da başka bir önemli nedenle kamu yararı açısından acilen zorunlu olması durumunda, Geçici Tedbir kararıyla bir durumu geçici olarak düzenleyebilir.” Türkiye’de ise 1961 ve 1982 Anayasası’nda bu konuda hüküm yoktur. Ancak, 1972 yılında Anayasa Mahkemesi, üç kişinin idam cezasının yerine getirilmesi hakkındaki kanuna ilişkin kararında, kendisine ne anayasa, ne de Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanun’la böyle bir yetki tanınmış olduğunu belirterek, yürütmeyi durdurma kararı vermeyi reddetmiştir. Buna karşılık, Anayasa Mahkemesi 1993 yılında verdiği bir kararda bu içtihadını değiştirerek, kanunların veya denetime tâbi diğer normların yürürlüğünü durdurma yetkisini kendisinde görmüştür. Gerekçede, yürütmeyi durdurma yetkisinin, mahkemenin davayı görüp karara bağlama yetkisi içinde bir aşama ve “yargısal denetimin etkinliğinin özünde var olan bir araç” olduğu, bu yetki tanınmadığı takdirde kişilerin ve kamu düzeninin anayasa korumasından yoksun bırakılmış olacağı, anayasada ve kanunda yürütmeyi durdurma yetkisinden söz edilmemiş olmakla beraber bunu yasaklayıcı bir hüküm de bulunmadığı dolayısıyla ortada bir kanun boşluğu bulunduğu ve bunun içtihat yoluyla doldurulabileceği yolunda görüşlere yer verilmiştir (E. 1993/33, K. 1993/40 - 42, k.t. 21.10.1993, AMKD, Sayı 29, Cilt 1, s. 574 - 581).