Staveren (2015)’e göre, ortak mallar konusunun tanınması toplulukların rolünü ekonomiye, yani piyasalar ve devletlerin yanına, geri döndürmüştür. Mülkiyet haklarının yalnızca bireysel veya kolektif olmanın ötesinde, birçok başka çeşidinin
olabileceğini ortaya koymuştur.
Kurumsal yaklaşım ortak malların yönetiminde kurallara önem vermektedir. Bu yaklaşıma göre, kurallar topluluklarda zaten var olan adalet, erdem, bedavacıların cezalandırılması gibi sosyal normlara dayanmaktadır.
Hatırlatmak gerekir ki, bu kurallar kurumlardır ve devlet tarafından tanımlanmadıklarında ve topluluklarda ortaya çıktıklarında enformel (resmi olmayan) kurumlar olurlar. Ortak malların yönetiminde işleyen kurallar katılımcıların kendi eylemlerini diğer katılımcılara açıklayabildikleri ve gerekçelendirebildikleri bir kurallar dizisinden oluşur. Bu kurallar yukarıdan-aşağıya ve dışsal olmayıp, yerel topluluklardan ortaya çıkan
dinamik kurallardır. Bu kuralların dinamik olması toplulukta öğrenme davranışının gerçekleştiğini gösterir. Bireyler yanlışlarını gördükleri ve değişen durumlara uyum gösterdikleri için kuralları değiştirirler.
Staveren’e göre, kurallar yine de çok sık ve çok hızlı değişmemelidir. Kurallar ancak toplulukta ortak bir anlam ifade ediyorlarsa işe yararlar (Staveren, 2015).