AÖF Soru Bankası
KMT104U · Ünite 1

Müze ve Müzecilik

  • 21 soru-cevap
  • Müzecilik ve Sergileme
1

Müze kavramı antik yunandan mı gelir?

Evet,

Müze kelimesi, köken olarak Yunan mitolojisindeki Mouseion’dan gelir. Yunan mitolojisinde Mouseion; müzlerin yaşadığı yer, müzlere adanmış olan anla­mındadır. Bu terim, Antik Yunan’da tapınak, dağ, kır, bahçe gibi mekânlar ya da festival, şenlik, kitap vb. şeyler için de kullanılmıştır. Müzler (Musalar) ise esin perileridir. Baş tanrı Zeus ile bellek tanrıçası Mnemosyn’in kızlarıdır. Dokuz kardeştirler ve dokuz müzden her biri ayrı bir yaratıcı uğraşı temsil eder, korur ve ona esin kaynağı olur

2

Tapınakları, modern müzenin protipi olarak tanımlanması doğru mudur?

Antik Yunan dönemi tapınakları, modern müzenin prototipleridir. Çünkü değer­li nesne ve sanat eserlerinin yer aldığı, halkın da ulaşabildiği bu mekânlar, doğal olarak; eserlerin toplanması, korunması ve halka sunulması gibi müzeciliğe has bazı özellikler de taşımaktadır. Böy­lece, bu mekânlarda korunan değerli nesne ve sanat eserlerinden oluşan hazineler de koleksiyonların prototipini oluştururlar

3

Müzeciliğin ve koleksiyonculuğun gelişiminde kiliselerin bir rolünden söz edilebilir mi?

Orta çağda kiliseler en büyük toplayıcılar haine gelmiştir. Hristiyanlığın yayılmasıyla hem dinî hem de siyasi bir otorite olarak Avrupa’nın en güç­lü kurumu haline gelen kiliselerde zengin bir biri­kim oluşmuş, hazine değerindeki bu birikimleriyle kiliseler, koleksiyonculuğun gelişiminde önemli rol oynamışlardır. Başlangıçta okuma yazma bilmeyen halka Hristiyanlığı tanıtmak, anlatmak amacıyla dinî hikayelerden alınmış imge ve öğretileri betim­leyen resim ve heykeller ile dinî tören ve ayinlerde kullanılan kıymetli eşyaların yer aldığı kilise kolek­siyonları; zamanla tuhaf biçimli deniz kabukları, mineraller, uzak yerlerden getirilen içi doldurul­muş hayvanlar, anormal boyutlardaki yumurtalar gibi az rastlanır ya da farklı özellikleriyle ilgi çekici nitelikler taşıyan doğal nesneler ve -içlerinde aziz­lerin kalıntıları, giysi ve diğer şahsi eşyaları gibi kutsal nesnelerin saklandığı, sembolik değeri olan, genellikle antik çağlardan kalma parçalarla oluş­turulmuş- kıymetli kutular gibi insanın ürettiği nesnelerle zenginleşmiştir.  

4

Müzeciliğin ve koleksiyonculuğun gelişiminde Rönesans’ın önemi nedir?

Tarihsel olarak ele alındığında koleksiyonların prototiplerinin Antik Yunan ve Roma’da oluşmaya başladığı söylenebilirse de müze koleksiyonlarının oluşumu için esas zemini Rönesans hümanizmi sağlamıştır.. Bu nedenle Antik Çağlardan Rönesans’a kadar hazine niteliğinde büyük bir birikimden söz edilebilse de bugünkü an­lamıyla koleksiyon kavramı Rönesans düşüncesinin bir ürünüdür. Rönesans hümanizminin, müze koleksiyonları için esas zemini yaratmasının temel nedeni; bu dö­nemin, değerli ve merak uyandıran nesnelerin top­lanması ile oluşmuş hazinelerden, belirli bir ente­lektüel ortam içinde bir araya getirilip korunmakta olan nesneler anlamındaki müze koleksiyonlarına geçişe olanak sağlamış olmasıdır

5

Stüdyo, galeriler ve merak kabineleri, modern müze mekânlarına giden sürecin  önemli basamakları olarak kabul edilebilir mi?

Evet.

Modern müzeye giden yolda birer basamak olan bu mekânlar önce stüdyo sonra da kabine (yaygın adıyla merak kabineleri) olarak adlandırılmışlardır. Stüdyo; ilk örnekleri Fransa’da görülen, daha sonra Germen toprakları ve İtalya’da yaygınlaşmıştır. Stüdyoların en belirgin özelliği; bir koleksiyonu içinde barındıran mekânın, mimarisi ve koleksiyoncunun özel ilgilerini yansıtan dekorasyonu ile koleksiyonun içeriğini bağdaştırma fikridir ve bu anlayış Rönesans düşüncesi ile ilişkilidir.

Stüdyoların ardından, modern sergileme gereksinimlerini dikkate alan modelleriyle galeriler, modern müzeye bir adım daha yaklaşır. Ziyaretçilere daha rahat dolaşım olanağı sunmak ve aynı zamanda denetimi kolaylaştırmak üzere tasarlanmış, koleksiyonun algılanmasında ışığın etkisini dikkate alan, nesne ve eser­lerin düzenlenmesinde özel bir yerleştirme planının benimsendiği bu galeri modeli, ilk kez 16. yüzyılda, Floransa’da Uffizi Sarayı’nda (Galleria degli Uffizi) uygulanmış ve 16. yüzyıldan itibaren tüm Avrupa’da yaygınlaşmıştır.

Merak kabineleri ise, koleksiyonların büyüklüğü, dönemin modası ya da koleksiyon sahiplerinin kişisel tercihlerine bağlı olarak bazen salon ya da oda gibi bir mekân bazen de büyük ya da küçük, raflı, çekmeceli, çoğunlukla da gizli bölmeleri olan bir dolap şeklinde düzenlenmiştir

6

İngiltere’deki Ashmolean Müzesinin ilk müze olarak tanımlanması neden tartışmalıdır?

İngiltere’deki Ashmolean Müzesinin temeli olan bu koleksiyon, bazı kaynaklara göre ilk müze olarak da anılır. Ancak bağımsız bir kurum olarak değil Oxford Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olan, yalnızca eğitimli, soylu, zengin bir zümrenin, randevu sistemiyle kabul edildiği bu oluşumun ilk müze olarak kabul edilmesi henüz doğrudan halkın erişimine açık olmaması nedeniyle tartışmalıdır

7
  1. yy neden müzeciliğin gelişiminde yeni bir başlangıç kabul edilir?
  1. yüzyıl, müzecilik kavramının oluşması açısından farklı bir başlangıç oluşturur. Müze- üniversite ve halka sunum ilk defa bu devrede gerçekleşir.Koleksiyonların çeşitlen­mesi ile birlikte topluma açık olmayan bu birikim, zevk objeleri olmaktan çıkarak toplumsal paylaşıma ve bilgi aktarımına yönelik olarak değerlendirilmeye başlar. Bu anlayışın ilk örneği, Elias Ashmole’ün, dönemin koleksi­yonculuk anlayışını yansıtan özel koleksiyonunu Oxford Üniversitesine bağışlamasıyla ortaya çıkar. Böylece top­lumsal bir mekân olarak üniversite kapsamına giren özel bir koleksiyon ilk kez halkın görüşüne ve kullanımına açılmıştır .
8
  1. yy da müzeleri kurumsallaşmaya götüren gelişmeler nelerdir?
  1. yüzyıl ise müzeyi kurumsallaşmaya götü­ren sosyal, kültürel ve siyasi gelişmeleri ile müze­cilik alanında yeni bir dönem açar. Koleksiyonla­rın kataloglanması, taşıdıkları niteliklerin daha iyi gösterilmesi için özelliklerine göre sınıflandırılması ve düzenlenmesi, önce sanat ve bilim koleksiyon­larının ayrışmasını sonra sanat koleksiyonlarının kendi içinde gruplara ayrılmasını getirmiştir. Bu yüzyılda, koleksiyonların düzenlenmesinde sanat, tarih, doğa bilimleri ve teknik bilimler şeklinde yapılan gruplama ya da sanat koleksiyonlarının ekollere (okullara) ve dönemlere göre sergilenmesi, uzun bir süre, müzelerde düzenleme ve sergileme konusunda temel ölçütler olarak benimsenmiştir
9

Müzelerin halka açık, kamusal bir kurum niteliği kazanmasında Fransız devrimin etkili olduğu söylemi doğru mudur?

Doğrudur. Çünkü daha önce din ve devlet yöneticileri ile soyluların, daha sonra burjuva sınıfının kişisel beğenilerine dayalı, tümüyle öznel seçimler sonucu oluşturulmuş koleksiyonların hal­ka açılması, Fransız Devrimi ile gerçekleşmiştir Louvre Müzesi bu sürecin örneğidir.  Guerrieri’nin  ifadesi ile “Müze artık, objelerin ve sanat eserlerinin toplandığı tarafsız bir yer tanı­mı kazanmıştır. Bu artık dinin, monarşinin ya da feodal gücün değil, tamamen ortak bir zenginliğin sembolü olarak, geçmişin ve bugünün değerlerini bir araya getiren, sergileyen ve üzerinde çalışan laik bir burjuva kültürünün tasdikidir” .bu gelişme ile müze artık  halka açık, kamusal bir kurum niteliği kazanır

10

“Toplama” “saklama” “biriktirme” kavramlarının koleksiyonculuk ve müzecilikle ne bağlantısı vardır?

Toplama eylemi koleksiyonları, koleksiyonlar da müzeleri oluşturmuştur. Yani müze ve müzecilik toplamayla başlar .Toplama eylemi sözlük anlamıyla “bir araya getirme” ya da “tek tek şeyleri bir araya getirme” olarak tanımlanabilir. Bu aynı zamanda, hem do­ğası gereği hem de sonucu itibarıyla; “birleştir­me”, “bir arada tutma”, “saklama” ve nihayetinde “biriktirme”yi içinde barındıran bir faaliyettir. Böylece her toplama eyleminin sonunda birikmiş bir şeyler/nesneler bütünü, bir birikim oluşur.ancak  birikim”le “koleksi­yon” aynı şey değildir. Bu ayrım esasında/özünde, toplamanın amacı ile ilişkilidir. Nitekim Koleksiyon kavramı da, toplamanın gelişigüzel, rastlantısal olmaktan sıyrılıp entelektüel bir ama­ca yönelmesi ve bunun gereği olarak sınıflandırıl­masıyla ortaya çıkmıştır

11

ICOM, nedir?

ICOM, 1946 yılında UNESCO’nun girişimleriyle kurulmuş, müzeler ve müzeciliğin geliştirilmesini amaçlayan bir sivil toplum örgütüdür. Kendisini, “müze faaliyetleri için mesleki ve etik standartlar belirleyen ve müzecilik alanındaki tek küresel organizasyon” olarak tanımlar.

12
  1. yy’ dan 20. yy.’la müzenin işlevinden meydana gelen değişim nasıl tanımlanabilir?
  1. yüzyılda koleksiyonların kamuya açılma­sıyla kurumsallaşmaya başlayan müzeler, 19 ve 20. yüzyıl boyunca, giderek hızlanan ve radikalleşen bir değişim ve gelişim süreci içerisinde olmuşlardır. Nesne merkezli bir yaklaşımdan insan merkezli bir vizyona yönelerek, eğitimi en önemli işlevlerinden biri olarak benimsemiş ve 21. yüzyıla girerken iş­levlerini koruma-araştırma-iletişim olmak üzere, üç temel alanda tanımlamışlardır
13

Klasik müzecilik anlayışının toplumdan uzak fildişi kuleler olarak tanımlanması müzecilik anlayışının değişmesine etki yapmış mıdır?

Evet . Çünkü 19. yüzyıl müzeleri genellikle Batı’nın algı ve değer yargılarını yansıtan yöntemleriyle otoriter iletişimi benimsemiş; kapılarını açmakla topluma açıldıklarını varsaymışlardır. Klasik ya da geleneksel müzecilik olarak ifade edilen bu anlayış, 20. yüz­yılın ilk yarısına dek müzelerin; toplumun dışın­da, üstünlüğün göstergesi, “fildişi kuleler” olarak algılanmasına neden olmuştur. Bu tarihten itiba­ren toplumun sosyal, kültürel ve demografik yapı­sındaki gelişmeler, siyasi ve ekonomik değişimler, Batı’da müzelerin, toplumla ilgili sorumlulukları­nı, toplumdaki rollerini yeniden düşünmeye zor­lamıştır. Bunun sonucunda müzeler kendilerini, toplumun ve gelişiminin hizmetinde ve bir eğitim kurumu olarak tanımlamışlardır Böylece, özellikle tarih yazımı, öğrenme ve iletişim teorile­rindeki gelişmelerle de birlikte müzeler, 1980’ler­den itibaren; ziyaretçi odaklı ve hizmete yönelik, iletişim temelli müzecilik yaklaşımını benimsemiş­lerdir

14

21 yy müzecilik anlayışının temel işlevleri nedir?

Demokratik, erişilebilir, kapsayıcı müzeler şeklinde tanımlanan 21. Yüzyıl müzeciliğinin işlevleri; koruma ve araştırma ve ileti­şimdir.

15

“19. yüzyılın geleneksel müzecilik anlayışında müzelerin işlevleri; toplama, koruma, belgeleme, depo­lama ve sergilemedir. 20. yüzyılda, bu işlevlere eğitim de eklenmiş, bugün, 21. yüzyılda ise müzelerin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç temel alanda toplanmıştır.” Bilgisi doğru mudur?

Doğrudur.  Müzelerin varlık nedeni olan koleksiyonlarının korunması, bunların gelecek kuşaklara aktarılmasında öncelikli işlevdir. Hem koleksiyonların oluşumu ve gelişimi hem de müzenin iletişim işlevine katkı sağ­layacak bilgi birikimini oluşturan temel faaliyet alanı da araştırmadır. Bu bağlamda koruma ve araştırma, bir yandan müzenin öncelikli sorumluluk alanları olarak değerlendirilirken, diğer taraftan iletişim işlevini gerçekleştirmesine aracılık eden faaliyetler olarak karşımıza çıkarlar. Bu durum; müzenin toplumsal payla­şımını mümkün kılacak iletişimi de müzeciliğin öncelikli amaç ve işlevlerinden biri olarak öne çıkarır ve günümüz müzecilik anlayışının iletişim esaslı olarak değerlendirilmesinin nedenlerini ortaya koyar

16

Müzeograf’ın müzecilikteki rolü nedir?

Müze sergileri, müzeograf olarak da ifade edilen müze ya da sergi tasarımcıları tarafından hazırlanır. müze koleksi­yonlarının sergilenmeside üç şekilde gerçekleştirilir: Sürekli (kalıcı) sergiler, süreli (geçici) sergiler ve gezici sergiler.

17

Müzelerde araştırma ne demektir?

müze faaliyetleri ve kolek­siyona dair bilginin üretilmesi, yorumlanması ve geliştirilmesine yönelik, bilimsel yöntemlerle ger­çekleştirilen tüm çalışmalardır. Yakın dönemlere dek müze işlevleri arasında sayılmamakla birlikte araştırma, müzeciliğin hatta koleksiyonculuğun başlangıcından itibaren, gerek koleksiyonların oluşumu ve gelişiminde gerekse müzelerin tüm faaliyetlerini gerçekleştirmesinde temel olmuştur. Müze toplar; neyi toplayacağına karar verebilmek için araştırma yapar. Uzmanlık alanında mümkün olduğu kadar tam ve doğru bir duruş sergileme­lidir. Bu da koleksiyonunu oluştururken mevcut eksikleri giderebileceği eserleri seçmek, koleksi­yonunu bütünlemek, elde ettiği eserlerin taşıdı­ğı bilgiyi doğru ve eksiksiz aktarabilmek, bunları yorumlamak üzere araştırma yapmasını gerektirir. Araştırma sonucu elde ettiği koleksiyonunun bel­gelenmesini, yine araştırmayla tamamlar. Sergileme ve eğitim faaliyetlerini de yine araştırmaya dayalı gerçekleştirir. Kısaca müze, koleksiyonlarına ilişkin her tür faaliyeti için araştırmaya ihtiyaç duyar ve yapar.

18

Müze ve eğitim arasındaki ilişki nasıl tanımlanabilir?

Eğitim; sanat, kültür ve bilimin toplumun tüm kesimlerine aktarılması amacıyla, müzenin üst­lendiği bir misyondur. Günümüz müzelerinin bir araştırma merkezi, bir üniversite, bir eğitim ve kül­tür merkezi olarak tanımlanabilmeleri üstlendikleri bu misyon nedeniyledir. Böylece müzecilikte eği­tim; toplama, koruma, araştırma, değerlendirme ve sergilemeyi de yönlendiren temel işlevlerden biri olarak benimsenmiştir. Müzelerde eğitimin önem kazanması, müze eğitimi ya da müze pedagojisi ola­rak adlandırılan yeni bir akademik disiplinin doğu­şuna da neden olmuştur

19

“İstanbul Arkeoloji Müzesi” ülkemizde mevcut bir yapının restorasyon ve yeni bir düzenlemeyle müze olarak işlevlendirilmesi ile mi açılmıştır?

Hayır. İstanbul Arkeoloji Müzesi ülkemizde müze olarak kullanılmak üzere inşa edilen ilk müzedir.ancak Türkiye’de müze yapılarının büyük çoğunluğu mevcut bir yapının restorasyonu ve yeniden dü­zenlenmesiyle oluşturulmuştur

20

Müzecilik anlayışının ve işlevinin değişmesine pararlel müze mekanlarının tasarımında değiştiği söylenebilir mi?

Evet söylenebilir. Çünkü

Müzelerin nesne merkezli bir anlayıştan ziya­retçi ve hizmet odaklı bir yaklaşıma yönelmeleri, mimari tasarımlarını da dönüştürmüştür. Bu dö­nüşüm, mekân düzenlemelerinde; koruma, depo­lama, sergileme gibi yalnızca koleksiyonlara yö­nelik sorumluluğun, müzenin eğitsel amaçları ve ziyaretçilerin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen bir tasarım anlayışına yönelmesini gerektirmiştir. İletişim temelli müzecilik yaklaşımında ise müze bir deneyim mekânıdır: Koleksiyonların ihtiyaçları kadar iletişim ve ziyaretçi araştırmaları da tasarıma yön verir

21

Müze mekânları nerelerdir?

Müze mekânları, bir kısmı halka açık bir kısmı kapalı, farklı hizmet alanlarından oluşur. Bunlar; tanıtım alanı/giriş, kültür eğitim ve sosyal hizmet alanları, sergileme alanları, yönetim ve program­lama alanları, bilgi-belge ve koruma-restorasyon alanları, depolar ve teknik alanlar olarak gruplan­dırılabilir

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç