AÖF Soru Bankası
KMT106U · Ünite 5

Restorasyon ve Koruma Sürecinde Belgeleme

  • 20 soru-cevap
  • Restorasyon ve Koruma İlkeleri
1

Korunması gerekli kültür varlığının restorasyon ve koruma süreçlerinde belgeleme neden önemlidir?

Güncel belgeleme kültür varlığına uygulanacak yöntem için son derece önem taşır.  Önceki dönemlerde yapılmış olan belgeleme çalışmaları da kültür varlığının geçmişteki durumunu belgelemesi açısından aynı derecede önemlidir. Bu belgelere dayanarak mevcut fakat bozulmuş, eklentilerle değişmiş ya da artık mevcut olmayan kültür varlığı hakkında bilgi edinilebilir. Bu belgelerin sağlamlığı ve güvenilirliği bir yapının özgün tasarımına ulaşılmasını sağlayan en önemli faktörlerdir.

2

Kültür varlıklarının restorasyon ve koruma sürecinde düzenlenen yazılı belgeler nelerdir?

Yazılı belgeleme üç şekilde olabilir. Bunlardan ilki söz konusu kültür varlığı için hazırlanan ve onun tescil edilmesinde önemli bir belge olan tespit fişidir.

Yazılı belgelemenin ikinci türü söz konusu kültür varlığı için hazırlanan raporlardır. Raporlar taşınmaz kültür varlığı hakkında tespit fişlerinden daha detaylı bilgiler içerir. Bu raporlar söz konusu taşınmazın tespit ve tescili aşamasında hazırlanan detaylı durum tespitleri, analizler ve tanımlamalar olabileceği gibi daha sonraki çalışma aşamalarında ayrı ayrı hazırlanacak raporlar da olabilir. 

Yazılı belgelemenin üçüncü türü ise korunması gerekli kültür varlığı için hazırlanmış kitaplar, makaleler, ansiklopedi maddeleri, istatistik belgeleri, tezler ve raporlar gibi çalışmalardır.

3

Tespit fişi nedir?

Taşınmaz kültür varlıkları için düzenlenen tespit fişi, yapının künyesi ya da nüfus bilgisi gibidir. Bu yazılı belgede yapının fiziksel durumunu gösteren kısa ve öz bilgiler bulunur. Bir nevi katalog çalışması olarak da tanımlanabilecek fişlerde yapının kendisine ve çevresi ile olan ilişkisine yönelik bilgiler yer alır. Fişlerin katalog formunda hazırlanmış olması, önceden saptanan gerekli maddelerin karşılıklarının sadece işaretleme yöntemiyle doldurulması, belgeleme işleminin hızlı ve objektif bir bakışla yapılmasını sağlayan bir özelliktir. Bu yöntemle benzer birçok yapı ve yapılar grubu aynı kıstaslar doğrultusunda incelenmiş ve belgelenmiş olur.

4

Yazılı belgelemede hangi tür raporlar kullanılır?

Yazılı belgelemede mimarlık tarihi ya da sanat tarihi raporları, rölöve raporları, taşıyıcı sistem raporları ve restorasyon raporları kullanılabilir. Mimarlık tarihi ya da sanat tarihi raporları kültür varlığının bünyesinde barındırdığı ve sanat tarihinin ilgi alanına giren mimari elemanların ve bezeme ögelerinin üretildiği dönem, üslup ve akım; üretiminde çalışan sanatçı, üretim yöntem ve tekniği gibi açılardan incelendiği yazılı belgelerdir. Bu raporlar taşınmazın mimarlık tarihi içindeki yerinin değerlendirilmesinde ve bazı durumlarda taşınmazın ne tür bir yapı olduğunun saptanmasında araştırmacı ve uygulamacıya yardımcı olurlar. Rölöve raporları ise mevcut durumun çizim yoluyla ortaya konması aşamasında, bu yöntemle yeterince ifade edilemeyen yapım yöntemi, bozulma, eklenti ve eksikliklerin betimlenmesini amaçlar. Hazırlanan rölövenin (çizimin) çizimde yeterince anlaşılamayan kısımlarının; yapının yakın çevresi, bulunduğu yapı adası ve benzer bilgileri de içerecek şekilde yazılı olarak açıklanmasını ve detaylandırılmasını sağlarlar.

5

Kültür varlıklarının restorasyon ve koruma sürecinde tespit fişi ve raporlar dışında kullanılan diğer yazılı belgeler nelerdir?

Kültür varlıklarının restorasyon ve koruma sürecinde tespit fişi ve raporlar dışında kullanılan diğer yazılı belgeler bu konuda daha önceden yapılmış yazılı çalışmalardır. Korunması gerekli kültür varlığı için hazırlanmış kitaplar, makaleler, ansiklopedi maddeleri, istatistik belgeleri, tezler ve raporlar bu kapsamda yer alır. Restorasyon öncesinde yapının geçmişi hakkında bize bilgi verebilecek bu türden yazılı belgeler arasında yapıya ilişkin dönem kayıtları da yer alabilir. Osmanlı devrine ait keşif ve narh defterleri yapılacak çalışmaya ışık tutacak yazılı belgelerdendir. Söz konusu belgelerde dönemlerine ait her türlü imalatın gideri, malzeme miktarı, çalışanları tek tek belgelenmiş ve kaydı tutulmuştur.

6

Kültür varlıklarının restorasyon ve koruma sürecinde düzenlenen çizili belgeler nelerdir?

Çizili belgeler kapsamında harita, gravür, yapıya ait çizimler ve rölöve yer alır. Rölöve gibi taşınmaz için özel olarak hazırlanan veya gravür, harita gibi taşınmazın da içinde bulunduğu başka yapı gruplarını da betimleyen çizimler ve projeler çizili belgeler olarak sınıflandırılır. Bunlar arasında uygulama öncesinde restorasyon uzmanı mimar tarafından hazırlanan çizili belgeler olabileceği gibi taşınmaz ve yakın çevresine ait daha önce hazırlanmış çizili belgeler de yer alabilir.

7

Kültür varlıklarının restorasyon ve koruma sürecinde başvurulan haritaların önemi nereden ileri gelir?

Taşınmazın yer aldığı bölgeye ait eski haritalar en önemli çizili belgeler arasındadır. Yapının özgün konumuna ve yakın çevresi ile ilişkisine ait veriler ancak bu haritalar sayesinde elde edilir ve yorumlanır. Bazı haritalarda yapılar haritaların lejantında belirtilen renklere göre sınıflandırılmış olup, buradan onların kargir, ahşap ya da karma yapıdaki fiziksel özellikleri, kat adetleri, bulundukları yakın çevredeki kot ilişkileri, kapı numaraları, eğer önemli ise kime ait oldukları ve yapı adları ile bulundukları sokakların adları saptanabilir. Bu bilgiler günümüze gelememiş ya da özellik ve nitelikleri günümüze kadar değişmiş yapıların özgün tasarımlarını anlayabilmek açısından önemlidirler. Bir kısmı gravür niteliğinde ve ölçeksiz olan çizili belgelerin bazıları ise yapının plan düzleminde kütlesini yeniden oluşturabilecek kadar detaylı ve güvenilir çizimlerdir. Bu tür haritalarda kullanılan kuzey yönüne bağlı kalınarak alınan doğrultu ve bu doğrultulardan çıkılan diklerle yapıların konturları, onları plan düzleminde yeniden kurgulayacak detayda çizilmişlerdir. Bu haritalar sayesinde yapıların plan düzlemindeki ölçüleri ve çevre ile olan ilişkileri iki boyutta kesin olarak bilinebilmektedir. Bu nitelikteki çizimler taşınmazın restitüsyonu çalışmalarına önemli boyutlarda katkıda bulunabilirler.

8

Kültür varlıklarının restorasyon ve koruma sürecinde başvurulan çizili belgeler arasında güvenilirlik açısından gravürler nasıl değerlendirilmelidir?

Fotoğrafın kullanılmaya başlamasından önce 19.yüzyıl ortalarına kadar olan dönemde yapılar, yakın çevreleri ve siluetler gravür olarak tanımlanan çizimler aracılığıyla betimlenmişlerdir. Söz konusu bu teknik, çizimi yapılacak yapı, yapılar grubu veya silueti bakarak resmeden bir sanatçı tarafından yapılmaktadır ve bu nedenle çizimi yapan sanatçının tekniği ve yorumu ile sınırlıdır. Birçok gravür, yapıldığı dönem ve sanatçısına bağlı olarak, derinlik ve detaylardan yoksun, yapılar ve çevreleri hakkında sınırlı bilgi içeren nitelikte çizilmiştir. Bazı gravürlerin sanatçısının teknik yeteneğine bağlı olarak daha detaylı ve fotografik görüntüye yakın nitelikte çizilmiş olmaları yine de onları tam anlamıyla güvenilir kılmaz. Bu teknikle belgelenmiş yapı ve yapı gruplarının bize ilettiği bilgiler her zaman içeriğinde yorum barındıran ve mevcudu tümüyle ayrıntılı olarak yansıtmayan, dolayısıyla güvenilirliği sınırlı belgeler olarak kabul edilmelidir.

9

Rölövenin özellikleri nelerdir?

Restorasyon sürecinde üretilen çizili belgelerin ilki, yapının mevcut güncel durumunun saptandığı rölövedir. Bu belgeleme yönteminde yapı tüm hasarları, değişiklikleri, malzeme ve detayları içerecek biçimde analitik olarak çizimler yardımıyla günümüzdeki hâliyle belgelenir. Rölöveler diğer mimari projelerde olduğu gibi plan kesit görünüş, sistem detayları ve nokta detayları ölçeklerinde üretilir. Yapıda yatay ve düşey düzlemlerde oluşmuş mevcut tüm yer değiştirmeler ile benzeri hasarlar bu çizimler üzerinde kotlar, açılar ve açıklama notları ile gösterilmelidir. Rölöve çiziminde kullanılan ifade tekniği, görülebilenin ve ölçülebilen düzlem ve elemanların çizilmesi şeklinde olur. Görülemeyen ve detayları saptanamayan kesit düzlemleri bu çizimlerde gösterilmez. Bu tekniğe bir nevi dış kabuk çizimi tekniği de denebilir.

10

Rölövede hangi ölçüm teknikleri uygulanır?

Mekânların ölçülendirilmesi sürekli okuma yaparak ve saat yönünde hareket ederek yapılır; ölçüler sıfır kabul edilen bir köşeden başlayarak aynı doğrultudaki diğer köşeye ulaşılana dek, parçalı ölçüm yapılmadan verilir. Bu sistemde hata olasılığı, parçalı ölçüm sistemine göre daha azaltılmış, muhtemel bir ölçüm hatasının diğer parçalara yansıması da önlenmiş olur. Rölövede ölçü alırken doğrultuların saptanması, doğrultuların birbiri ile yaptığı açıların belirlenmesi ve mekânların hatasız ölçülmesi kurulacak poligonlar ile sağlanır, bunu sağlamanın yolu ise üçgenler kuracak biçimde ölçü almaktır. Böylece doğrultular arasındaki açıları ölçmeye gerek kalmadan, doğrultuların arasındaki ilişki sağlıklı bir biçimde çizilmiş olur.

11

Rölövede kotların belirlenmesi ve ölçümün sağlıklı yürütülebilmesi için ne yapılmalıdır?

Rölövede kotların belirlenmesi ve ölçülmesinin sağlıklı yürütülebilmesi için ölçüm yapılacak yapının her katında bizce bilinen bir yatay düzlem geçirmek gerekir. Bu işlem sonrasında belirlenen yatay düzlem, 0.00 kotu olarak ya da belirlenecek bir 0.00 kotuna bağlanarak ait olduğu kot kullanılmalıdır. Alınacak tüm düşey ölçülerin, belirlenen bu yatay düzlemden yukarıya ve aşağıya doğru ölçülmesi ile yapıdaki olası yatay düzlemden sapma hareketleri sağlıklı ölçülmüş olur.

12

Rölövede yatay düzlem nasıl belirlenir?

Yatay düzlemin belirlenmesinde kullanılabilecek en basit yöntem ince, şeffaf bir hortum içine doldurulan su ile uygulanan “hortum terazi” yöntemidir. Mekânın karşılıklı iki duvarı veya köşesinde tutulan hortumun iki ucunda su hareketi durduğunda yatay düzlemin iki noktası belirlenmiş olur; diğer duvar ve köşelerde de işlemin tekrar edilmesiyle tüm mekânda yatay bir düzlem belirlenmiş olur. Bundan sonra her noktanın ait olduğu düzlemde noktalar arasında çekilecek bir ip yardımı ile düşey ölçüler alınabilir. Çok kullanılan bu yöntemi uygulamak için birden fazla kişi gereklidir.

Yatay düzlem belirleme işlemi yatay düzlem doğrultusunu gösteren lazer ışınlı basit bir aygıtla daha sağlıklı olarak ve tek başımıza da sağlanabilir. Bu yöntemde kullanılan aygıt yatay düzlemi bir lazer ışını ile yatay bir çizgi ile gösterir. Yüksekliği hassas olarak, bir manivela ile ayarlanabilen “tripot”a (fotoğraf makinesi ayağı) bağlanan söz konusu alet içinde bulunan aynalı ve sarkaçlı bir sistem yardımıyla belli açıda kendini dengeleyerek yatay düzlemi gösterir. Aygıt üzerindeki bir düğme ile yatay düzlemin yanı sıra düşey düzlemi gösteren bir lazer ışını veya her ikisi birden kullanılabilir. Böylece yapının yataydaki ve düşeydeki düzlem bozuklukları tespit edilebilir ve belgelenir.

13

Bir kat düzleminde belirlenen yatay düzlem takip eden katlara nasıl aktarılır?

Bir kat düzleminde belirlenen yatay düzlem, takip eden katlara yapının düşey boşluğundan, tercihen merdivenkovasından taşınır, böylelikle merdiven basamak kotları da aynı yatay düzlemden kontrol edilebilir. Tavanda bulunan elemanlar ve süslemeler, bu kota erişebilen bir çubuğa bağlı çekül yardımı ile yere taşınarak işaretlenebilir ve ölçüm yerde yapılabilir. Böylece söz konusu eleman ölçüleri yerde ölçülürken mekânı sınırlayan duvar ve diğer elemanlarla da ilişkilendirilmiş olur. Bu işlem de yatay düzlem belirlemede kullanılan lazer ışınlı aygıt gibi bir çekül yardımıyla kolayca yapılabilir. Bu işlemde kullanılan aletin üst ve altında yer alan iki küçük pencereden çıkan lazer ışını ulaşamadığımız kotlardaki, görebildiğimiz yüzeyler üzerinde yer alan motifler veya elemanların seçtiğimiz noktalarını yerde işaretlememizi sağlar.

14

Ölçüm aleti yardımıyla rölöve nasıl alınır?

Manuel yöntemlerle yapılan ölçüm ve belgeleme sistemi, aslında tümüyle bizim yarattığımız bir koordinat sistemi ve noktalar dizgesi olarak da görülebilir. Bunu analog ya da lazer ölçüm sistemleri kullanarak yapmamızın belgeleme işlemimizi daha hızlı ve az kişiyle yapabilmemiz dışında, mantık olarak farkı yoktur. Bu işlemleri, daha gelişmiş aletler olan “total station” aygıtlarıyla da yapmamız mümkündür. Bilgisayar destekli bir çizim programı ile uyumlu çalışan çeşitli programlar yardımı ile söz konusu bu aletlerle belgeleme yapmak bazı durumlarda işlemi hızlandırır ve kolaylaştırır. Bu sistemde aletin gönderdiği lazer ışını ile baktığımız konuyu bize yaklaştıran optik düzenek sayesinde hedeflenen noktaların uzaydaki yerleri 3 koordinatıyla saptanır ve bu noktalar bilgisayar ekranında anında görünür. Total station aleti bilgisayar yardımlı çizimde kullanılan “fare” gibi kullanılarak bu noktaları ölçüm sırasında çizgilerle tamamlamak, yani belgeleme sırasında aynı zamanda 3 boyutlu bir çizim yapmak mümkün olur. Bu yöntemle yetişemeyeceğimiz uzaklıktaki düzlemler üzerinde, kullanılan aletin yeteneğine göre 300 metreye kadar ölçüm ve çizim yapmak imkânı vardır. Bir diğer aletli belgeleme yöntemi olarak da “nokta bulutu” oluşturan, tespit ettiği noktaların oluşturduğu 3 boyutlu görüntüler ile belgeleme yapan 3 boyutlu lazer tarayıcılar gösterilebilir. Bu sistemde önceden belirlenen bir sıklık ve yoğunlukta yapı içten ve dıştan, yine total station benzeri bir alt yardımıyla taranır ve tespit edilen noktaların oluşturduğu nokta bulutu belgeleme maçlı saklanır. Seçilen tarama yoğunluğuna bağlı olarak daha detaylı, ancak çok daha büyük hacimli dosyalar elde edilir. Bu yöntemde elde edilecek dosyaların büyüklüğü, daha gelişmiş bilgisayarların kullanımını gerektirecektir. Elde edilen görüntülerden bilgisayar destekli bir çizim programı ile uyumlu çalışan programlar yardımı ile istenilen yerlerden dilimler hâlinde yatay ve düşey kesitler almak, bunlardan kesit çizimleri oluşturmak mümkün olur. Önceki iki yöntemde, önceden planlanmış yatay ve düşey düzlemlerde noktalar yardımıyla ölçüm ve çizim yapılırken, bu yöntemde belgeleme sonrasında istenen hemen her yerden düşey kesit veya plan oluşturulabilir.

15

Kültür varlıklarını belgeleme yöntemleri arasında en güvenilir olanı hangisidir?

Görsel belgelemenin en önemli ve güvenilir ögelerinden birisi olarak fotoğraf kabul edilebilir. Fotoğraf en somut ve yorumsuz, doğru bilgi verisi olarak kullanılabilecek bir belgelemedir. Yazı ile tanımlama ve tarif ya da çizim ile ifade etme yöntemlerinde veriye çeşitli nedenlerle yorum katılabileceği göz önüne alınırsa, en güvenli kaynak belgesel fotoğraf olacaktır. Fotoğrafta olabilecek yorum konuya bakıştaki ya da çerçevelemedeki tercih ile sınırlıdır. Bu tercih, belki vurgulanmak istenen detayları öne çıkaracak ve fotoğrafı çeken kişinin belgede öncelikleri belirlemesini sağlayacaktır. Ancak buna rağmen fotoğrafın “anın belgelenmesi” ya da tespiti olduğu göz önüne alındığında, belgelemeyi yapan kişinin öncelikleri dışındaki detaylar da bu belgede, yani fotoğrafta yer alır.

16

Fotografik belgenin güvenilirliği neye dayanmaktadır?

Restitüsyon ve restorasyon çalışmalarında tek başına yeterli olmasa da fotografik belgelerin önemli katkısı vardır. Bu belgeler sayesinde kültür varlığının özgün durumu ile bugünkü hâli karşılaştırılabilir. Bir kısmı ayakta olan taşınmazları belgeleyen fotoğraflardan yapının artık ayakta olmayan bölümlerinin mevcuttan alınan ölçüler ve ölçekli orantı ile yeniden yapımı söz konusu olabilir. Bu çalışmalarda yanılgı oranı, eğer belge olan fotoğraf mimari fotoğraf kurallarına uygun çekilmişse kabul edilebilir ölçülerde olacaktır. Fotoğrafların, büyük ölçeklerde basıldığında görüntü kaybına neden olmayacak büyüklükte çekilmiş olmaları da onların kullanılabilirlik düzeyini yükseltecektir.

17

Mimari belge fotoğrafında neden profesyonel kamera kullanımı tercih edilmesi gerekmektedir?

Fotoğrafın başlangıç dönemlerinde negatiflerin cama çekiliyor olması ve negatif boyutlarının 10 cm x 15 cm civarında olması, fotoğraflardan kaybı az büyük baskılar yapılabilmesine olanak sağlamaktaydı. Kameraların gelişimi sürecinde daha taşınabilir makineler, dolayısıyla daha küçük boyutlar ortaya çıktığında negatif boyutları da küçülerek bu avantajın ortadan kalkmasına neden oldu. Bu nedenle mimari fotoğrafta, ya da büyük ölçekli fotoğraflar elde edilmek istenen belge fotoğraflarında 35 mm. formatında, yani 24 x 36 mm negatif kullanan kameralar yerine, büyük format olarak tanımlanan, daha büyük negatiflere görüntü alan kameralar tercih edildi. Günümüzde dijital ortamda görüntü alan makinelerin kullanımıyla negatif boyutu, özellikle küçük kameraların kullanımında iyice küçülmüş oldu. Mimari belge fotoğrafında genelde büyük baskılar elde edilmek istendiğinde, bu nedenle daha büyük görüntü algılayıcılara sahip, profesyonel kategoride sayılan kameraların tercih edilmesi daha doğru olacaktır. Dijital fotoğraf ile yapılacak belgelemelerde yüksek çözünürlükteki kameralar ile çekim yapmak daha doğru olur. Böylelikle büyük baskıya imkân tanınmış ve büyütmeden kaynaklanacak kayıplar en aza indirgenmiş olacaktır.

18

Fotoğrafın çizim ile kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Yapılacak çekimlerde cepheler mümkün olduğu kadar çok bilgi içermesi ve teknik açıdan kullanılabilir olması için konu olan cepheye paralel çekim yapmak gerekir. Mimari belgeleme yapmak üzere alınan görüntülerde eğer fotoğraflar konu olan cepheye her iki düzlemde de paralel tutularak çekilmişse üzerlerinden orantı kurmak mümkündür, çünkü bu tür çekimlerde perspektif deformasyon olmayacak yani elde edilen görüntü teknik resim kurallarına yakın nitelikte olacaktır. Bu yöntemle elde edilen fotoğraflar aletli ölçümlerle elde edilen belgelemeler, bilgisayar destekli çizim programları üzerinde çalışan yardımcı programlar kullanılarak ölçeklenebilir. Böylece çizim yoluyla yapılan belgeleme ile görsel belgeleme ölçek ve düzlem olarak çakıştırılmış olur.

Fotoğrafın çizim ile çakıştırılması analog yöntemle yapılan ölçüm ve belgeleme çalışmasında da sağlanabilir. Bunun için çizim için yapılan ölçüm sırasında düzlemdeki belli noktaların arasındaki ölçülerin, kurulan poligon sistemi içinde tespit edilmesi, aynı noktaların bu düzlemlerin fotografik belgelerinin üzerinde işaretlenmesi gerekir. Düzleme paralel olarak çekilen bu fotoğraflar, daha sonra herhangi bir fotoğraf işleme programında alınan ölçülere göre iki eksende de ölçeklenmesi yöntemi ile çizim ile çalıştırılır. Ölçüm yoluyla belgelenmesi mümkün olmayan, düzlem içindeki elemanlar böylece fotoğraf üzerinden çizilebilir.

19

Fotoğrafla belgelemede objektif seçimi nasıl olmalıdır?

Fotoğrafla belgelemede dikkate alınması gereken önemli faktörlerden biri de objektif seçimidir. Kullanılan objektifin özelliğine göre elde edilecek belgenin ifade biçimi de farklı olacaktır. Kısa odak uzaklıklı objektiflerle (geniş açılı objektifler) elde edilen belgelerde, özellikle, konu yakın planda ise perspektif etki oldukça fazladır. Yakın planda bulunan nesneler olduğundan daha büyük, arka planda kalan nesneler ise olduğundan daha küçük görünür. Mimari ifade biçimlerinden biri olan artistik perspektifle özdeş olan bu görüntüler aynı amaçla kullanılabilir. Odak uzunluğu arttıkça perspektif etki de azalacaktır. Uzun odaklı objektiflerin (tele objektif) verdiği görüntüler ise daha az derinlikli, perspektif etkisi az olan görüntülerdir. Özellikle konudan uzak bir konumda kullanıldıklarında elde edilen fotoğraflarda nesneler teknik resim kurallarına daha yakın bir görünümde belgelenmiş olurlar. Bu yöntemle kamera konuya iki düzlemde de paralel olarak tutulduğunda az kaçışlı, mimari cephe çizimlerine yakın görüntüler alınabilir.

20

Fotoğrafla belgelemede birbirinden farklı uzaklıkta düzlemler olduğunda bunların tümünü net görmek için neler yapılmalıdır?

Mimari belgeleme amaçlı çekilen fotoğraflarda konu nesne genelde bir yapı ya da yapının bir mekânı olduğu için birbirinden uzak ve farklı düzlemleri bir arada görüntülemek gerecektir. Bu durumda ise bilinmesi gerekli önemli konulardan biri de “netlik derinliği” kavramıdır. Netlik derinliği kısaca netlik ayarı yaptığımız nesnenin önünde ve arkasında bir miktar alanın daha, net görünmesi şeklinde tanımlanabilir. Netlik derinliği alanı kullanılan objektif cinsine, konunun uzaklığına ve kullanılan diyafram ayarına göre aşağıdaki durumlarda farklılıklar gösterir. Netlik ayarı yaptığımız konu bize yakınken netlik derinliği az, konu bizden uzaklaştıkça fazladır. Diyaframın açık değerde olduğu durumlarda, kısık olduğu durumlarda ise fazladır. Kullandığımız objektif, uzun odaklı bir objektif ise netlik derinliği az, kısa odaklı bir objektif ise fazladır. Belgeleme konusu olan birbirinden farklı uzaklıkta düzlemler varsa, bunların tümünü net görmek amacıyla, diyafram ayarını kısmak, geniş açılı objektif kullanmak, konudan uzaklaşmak gerekebilir. Bazen bu seçimlerden birkaçını bir arada kullanmak da gerekli olabilir. Tersine konu olan düzlem veya nesneleri netlik yardımıyla birbirinden ayrıştırmak gerektiği durumlarda ise diyafram ayarını açmak, teleobjektif kullanmak ya da konuya yaklaşmak gerekli olur.

Ünite 5 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç