AÖF Soru Bankası
KMT203U · Ünite 5

HierapolisPamukkale ve Pergamon-Bergama

  • 21 soru-cevap
  • Türkiye'nin Kültürel Mirası I
1

Helenistik Dönem'de Pergamon Krallığı, komşu krallık ve devletlerle nasıl bir ilişki içindedir?

Tarihsel sürecinde hemen hemen hiç barış görülmeyen Pergamon Krallığı’nın kuzeydoğusundaki Bithynia Devleti, doğusundaki Phrygia Bölgesi topraklarına giren Galatlar, kuzeybatısındaki Makedonya Krallığı ve Seleukoslar Devleti ile sürekli savunma savaşı yürütmesine karşın Hellenistik dönemde Pergamon büyük bir kültür kenti olmuş ve görkemli yapılarla donatılmıştır.

2

Hierapolis-Pamukkale; UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne hangi kategoride hangi ölçütlerle alınmıştır?

Hierapolis-Pamukkale; Dünya Mirası Komitesi’nce iii ( yaşayan veya ortadan yok olmuş bir kültürel geleneğe veya bir uygarlığa yönelik ünik veya en azından istisnai bir tanıklık üstlenmeli), iv (bir yapı tipinin seçkin bir örneği, ya da insanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir mimari ve teknolojik bütünün veya peyzajın örneği olmalı), vii (üstün doğal bir fenomeni veya istisnai bir doğal güzelliğe ve estetik öneme sahip alanları içermeli) ölçütlerine uygun olduğu onaylandıktan sonra, karma (hem kültürel hem doğal) kategoride 1988 tarih/485 dosya numarasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır.

3

Pergamon-Bergama ve Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı; UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne hangi kategoride hangi ölçütlerle alınmıştır?

Pergamon-Bergama ve Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı,  nitelik ve değer olarak i (insanın yaratıcı dehasının bir başyapıtını temsil etmeli), ii (bir zaman zarfı içinde veya dünyanın bir kültürel alanında, mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, şehir planlama veya peyzaj tasarımı alanlarındaki gelişmeler ile ilgili insani değerler arasında önemli bir alışverişi sergilemeli), iii (yaşayan veya ortadan yok olmuş bir kültürel geleneğe veya bir uygarlığa yönelik ünik veya en azından istisnai bir tanıklık üstlenmeli), iv (bir yapı tipinin seçkin bir örneği, ya da insanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir mimari ve teknolojik bütünün veya peyzajın örneği olmalı), vi (insanlık tarihinde önemli bir aşamayı veya aşamaları gösteren bir yapı tipinin, mimari veya teknolojik bütünün veya peyzajın istisnai bir örneği olmalı) ölçütlerine uyduğu Dünya Mirası Komitesi’nce onaylandıktan sonra 2014 tarih/1457 dosya numarasıyla kültürel kategoride UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine alınmıştır. 

4

Hierapolis nerede konumlanmıştır?

Hierapolis; Phrygia Bölgesi sınırları içinde, sıcak su kaynakları ile şekillenmiş Maiandros (Büyük Menderes)’un kollarından biri olan Lykos (Çürüksu) Nehri’nin aktığı bir vadi üzerindedir. Lykos Vadisi güneydoğuda Kadmos (Honaz) Dağı, güneyde Salbakos (Babadağ) ile sınırlıdır. Birçok bölgeyi birbirine bağlayan kent; İç Anadolu Bölgesi’nin yollarını, Ege Bölgesi ile birleştirir. Antik kentin batısında; Ephesos, Miletos ve Smyrna, güneyinde; Kibyra, Attaleia, Perge, Side, doğusunda; Kolossai ve Apameia Kentleri yer alır.

5

Hierapolis antik kenti tarihsel süreçte hangi araştırmacılar tarafından ziyaret edilerek incelenmiştir?

Hierapolis kentinde 17. yüzyılın sonlarında başlayan ilk araştırmalar günümüze kadar devam eden süreçte belgeleme, kazı ve restorasyon süreçlerini de içine alacak şekilde genişletilmiştir.

1. Kente ilk ziyaret 1678-1699 yılları arasında J. Spon, G. Wheeler, T. Smith tarafından gerçekleştirilmiştir.

2. Kente girildiğinde dikkati çeken mezarlar 1745 yılında R. Pococke tarafından ayrıntılı olarak incelenmiştir.

3. R. Chandler, 1775 yılında kenti ziyaret etmiş ve bu ziyaretinde tiyatro yazıtlarını okumuştur.

4. 19. yy’da C. R. Cockerell, Plutonium’u tanımlamış, tiyatro ve Büyük Hamam’ın planlarını çıkartmıştır.

5. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Albay W. M. Leake, Plutonium üzerine tespitlerde bulunmuştur. L. De Laborde tiyatronun, nekropolden bazı mezarların ve travertenlerin gravürlerini çizmiştir.

6. 19. yüzyılda C. Texier ile W. J. Hamilton; kentteki pek çok yapının, mezarların ve travertenlerin gravürlerini çizmişlerdir.

7. 19. yy’ın ortalarına gelindiğinde C. Tremaux kentin planının yanı sıra tiyatronun topografik planlarını ve sahnenin ön cephesinin tahmini çizimini yapmıştır.

8. W. M. Ramsay 1882-1897 yılları arasında kenti ziyaret etmiştir.

9. 19. yy’ın sonlarına gelindiğinde C. Humann, C. Cichorius, W. Judeich ve F. Winter tarafından Hierapolis antik kenti ile ilgili ilk bilimsel yayın Altertümer Von Hierapolis adıyla hazırlanmıştır.

10. Hierapolis Antik Kenti’ndeki ilk kazı çalışmaları 1957 yılında İtalyan Arkeoloji Heyeti tarafından P. Verzone ile başlamıştır. Bu çalışmalarda kentin planı, Hıristiyanlık dönemi yapıları, Aziz Philippus Martyrionu ve Apollon Tapınağı’ndaki kazı çalışmaları ile Frontinus Kapısı ve nekropolis alanındaki bazı anıtların restorasyonu da gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tiyatroda başlatılan kazı çalışmalarıyla agora ortaya çıkarılmıştır. Kentin hippodamik plana göre planlanarak kurulduğu bu çalışmalar ile saptanmıştır.

11. 1987 yılından itibaren Daria De Bernardi Ferrero başkanlığında sürdürülen kazılar, 2000-2018 yılları arasında Ord. Prof. Dr. Francesco D’Andria’nın başkanlığında devam etmiştir.

12. D’Andria’nın emekli olmasının ardından Hierapolis’teki kazı ve araştırmalar Prof. Dr. Grazia Semeraro’nun başkanlığında yürütülmektedir.

6

Hierapolis antik kentinin Helenistik Dönem tarihçesi hangi evrelerden oluşur?

MÖ 3. yy’da Helenistik dönemde kurulan kent sırasıyla önce Büyük İskender ve sonrasında ardılı olan Helenistik krallıklar Seleukos ve Pergamon krallıklarının egemenliğine girmiştir. Helenistik krallıklarının egemenliğini kimi zaman anlaşma ve kimi zaman savaşlarla sonlandıran Roma devletinin Anadolu'ya hakimiyetiyle birlikte MÖ 129 yılından itibaren Roma'ya bağlanmıştır. 

III. Aleksandros’dan (Büyük İskender) sonra ilk olarak Seleukos Krallığı'nın denetimine giren kent; MÖ 190 yılında yapılan Magnesia Savaşı’nda, Seleukos Kralı III. Antiokhos’un Roma desteğini alan Pergamon Kralı II. Eumenes’e yenilmesinin ardından MÖ 188 yılında yapılan Apameia Barışı ile Pergamon Krallığı'na geçmiştir. Seleukoslar döneminde olduğu gibi bu dönemde de önemli bir dinsel merkez olması nedeniyle Hierapolis’e özel önem verilmiştir. Krallığın Hierapolis’e önem vermesinin bir başka önemli nedeni de Hierapolis üzerinden Phrygia ve Pisidia Bölgelerinde hâkimiyet sağlanması isteğidir.

Pergamon Kralı III. Attalos’un, MÖ 133 yılında vasiyet yoluyla Pergamon topraklarını Roma'ya bırakmasıyla tüm Batı Anadolu kentleri gibi, Hierapolis de savaşmadan Roma devletinin yönetimine girmiştir. MÖ 129 yılından itibaren Roma İmparatorluğu’nun Asia eyaletine bağlanarak prokonsüller tarafından yönetilen kent; önce Kibyra Conventus Birliği’ne, MS 3. yy’dan sonra da Phrygia Pacatiana’ya dâhil edilmiştir.

7

Hierapolis antik kentinin Roma Dönemi'nde hangi imar faaliyetleri gerçekleştirilmiştir?

Roma İmparatorluğu’nun ilk yıllarına ilişkin kentte İmparator Augustus’un şerefine oyunlar düzenlendiği bilinmektedir. MS 17 ve MS 60 tarihlerinde gerçekleşen iki büyük depremle tamamen yıkılan kentte; Roma İmparatoru Nero (MS 54-68) döneminde eski planına sadık kalınarak imparatorluk yardımıyla  yeniden imar faaliyetlerine başlanmış, Batı Anadolu Helenistik kentlerinde olduğu gibi, kent hippodamos (ızgara) plana göre inşa edilmiştir.

İmparator Domitianus (MS 81-96) döneminde Prokonsül Iulius Frontinus tarafından Frontinus Caddesi ve anıtsal girişi kulelerle destekli üç kemerli şeref kapıları yaptırılmıştır. Yine bu dönemde anıtsal agorada değişiklikler yapılmış, MS 2. yy’da oyunlar ve gladyatör dövüşlerine bağlı olarak meydan Ion düzenindeki stoalarla çevrelenmiştir.

Hierapolis’i MS 129 yılında ziyaret eden İmparator Hadrianus, yeni imparatorların tahta çıkışını kutlamak amacıyla kentlerin ödediği vergiyi (aurum coranarium) kabul etmemiş ve bu parayla anıtsal agoranın inşasına başlanmıştır. İmparator ve karısı Sabina’nın onuruna kentte her ikisinin de heykelleri dikilmiştir. Tiyatroda bulunan bir yazıtta ve İmparator Hadrianus’un (MS 117-138) kente hitaben yazdığı iki mektupta kente sığınma, vergiden muafiyet, özerklik gibi ayrıcalıkların verildiği belirtilmiştir. 

MS 2. ve 3. yy’da kentin ekonomik ve ticari olarak geliştiği yerleşimdeki mermerden yapılmış anıtsal mimariden anlaşılmaktadır. Bu yüzyıllarda kentte önemli kamu yapıları inşa edilmiş, özellikle nekropoliste aristokrat aileler için anıtsal mezarlar yaptırılmıştır. Kuzey nekropolise giden yol üzerine hamam yapısı ve kentin merkezinde inşa edilmiş olan tiyatroya ilaveten ikinci tiyatro binası inşa edilmiştir. Kentte bugün görülen görkemli ve anıtsal yapıların büyük çoğunluğu ise Flaviuslar dönemine (MS 1.-3. yy) aittir. Severuslar hanedanlığından olan Elagabalus döneminde (MS 218-222) kente “Neokoros” tapınak koruyuculuğu unvanı verilerek kent vergiden muaf tutulmuştur. Bu unvan Alexander Severus ve Philippus dönemine kadar korunmuştur. “Neokoros” unvanının devamıyla birlikte Alexander Severus döneminde (MS 222-235), imar faaliyetleri sürdürülmüş ve kentin kuzey kesiminde Triton Çeşmesi inşa edilmiştir. 

MS IV. yy’ın ikinci yarısında kentte meydana gelen ikinci deprem ile agora gibi bazı yapılar da terk edilmiştir. Doğu Roma İmparatoru II. Constantinus döneminde, MS 350-361 yılları arasında tiyatroda iki kez yenileme çalışmalarına gidilmiştir. MS IV. ve VI. yüzyıllarda kentin çevresinde, barbar akınlarından korunmak amacıyla sur duvarları inşa edilmiştir. Bu yüzyıllarda kent planında da değişiklikler yapılmıştır. Terkedilen agora tuğla, kiremit ve seramik üretilen bir işliğe dönüşmüştür.

8

Hierapolis antik kentinin Hıristiyanlık Dönemi ve sonrası hangi evrelerden oluşur?

Hıristiyanlığın Doğu Roma'nın resmi dini haline geldiği IV-V. yüzyıllardan itibaren imar faaliyetleri sürdürülen Hierapolis’te bu dönemde pagan inancının devam etmesi yanında, Hristiyanlığın yayılmasında da fazla zorlukla karşılaşılmamıştır. İstanbul’un o devirdeki adıyla Konstantinopolis’in etkileri ile anıtsal kiliseler inşa edilmiştir. Kentin Hıristiyanlık geçmişindeki en önemli olaylardan biri İsa’nın havarilerinden Philippus'un MS 80 yılında Hierapolis'te öldürülmesidir. Süreç içinde Hıristiyanlığın imparatorluk genelinde yayılıp örgütlenmeye başlamasıyla belli merkezler önem kazanmaya başlamıştır. MS 535’te Phrygia Pacatiana Secunda’nın metropolisi ilan edilen Hierapolis, önemli bir Hristiyanlık merkezi olmuş ve Aziz Philippus adına burada büyük bir kilise inşa edilmiştir. Ana aks boyunca şehir dış kilisesi (Hamam-Kilise) katedral ve vaftizhanesi, Sütunlu Bazilika, doğudaki tepenin üzerinde bir mimari başyapıt olan Aziz Philippus Martyrionu bulunur. Aziz Philippus Martyrionu’nun Hierapolis’te yer almasından dolayı şehrin dini önemi giderek artmıştır. MS VII. yy’ın ilk yarısında İmparator Heraklius (MS 610-641) döneminde yıkıcı bir deprem ile tahrip olan kent eski varlığını kaybetmiş, MS 12. yy.da küçük bir kasaba hâlini almıştır. Selçukluların 1210 yılında bölgeye gelmesiyle birlikte kent Türklerin eline geçmiş, 1354 yılında Batı Anadolu’yu etkileyen büyük depremden sonra tamamen terk edilmiştir.

9

Pergamon-Bergama antik kenti nerede konumlanmıştır?

Antik dönemde Mysia Bölgesi’nde yer alan Pergamon Kenti; Kaikos (Bakırçay) Irmağı’nın iki kolu arasında, denizden yaklaşık olarak 392,3 m yükseklikteki bir tepe üzerine kurulmuştur. Antik kentin bulunduğu tepe, Pindasos (Kozak) Dağları'nın güney eteklerinin bir parçasıdır. Yerleşimin görkemli tiyatrosunun da bulunduğu oldukça dik batı yamaç ise birkaç yapı terası şeklinde düzenlenmiştir. Güneydoğudaki zirve platosu da bir yamaç olarak alçalır ve kentsel alanın batısındaki Kaikos (Bakırçay) Vadisi’ne yönelimini belirler. Bu da akropolis ve zirve platosundan göze çarpan bir şekilde basamakla ayrılan güney yamacın üst kısımlarında devam eder. Dağın doğal şekli adeta kentin iç yapısını ve çevresindeki peyzaja entegrasyonunu belirlemiştir. 

10

Pergamon-Bergama antik kenti tarihsel süreçte hangi araştırmacılar tarafından ziyaret edilerek incelenmiştir?

Pergamon ile ilgili olarak ilk kapsamlı ve bilimsel amaçlı araştırma, Fransız mimar ve arkeolog C. Texier tarafından yapılmıştır. Osmanlı Hükümeti ile Fransız Hükümeti tarafından desteklenen bu çalışma, Anadolu’daki antik yapıları tespit etmeye yönelik olan ve 1833’te başlatılan araştırma faaliyetleri kapsamında yürütülmüştür. İngiliz arkeolog C. Fellows ile Alman Eski Çağ araştırmacılarından F. G. Welcker ve A. Baumeister’in 1838-1865 yılları arasında kaleme aldıkları gezi notları ile A. D. Mordtmann’ın gezi anıları da Pergamon kenti için geniş bilgiler sunmaktadır. Mordtmann 1850 yılı ile 1854 yılındaki Pergamon ziyaretlerine dair küçük bir topografik eskiz de yapmıştır. 1864-1865 yıllarında ünlü Alman mühendis C. Humann’ın Pergamon’a gelmesi ile araştırmalarda yeni bir dönem başlamış, A. Conze ile birlikte 1886 yılına kadar kazılara devam edilmiştir. Pergamon kazıları; C. Humann, A. Conze, W. Dörpfeld, T. Wiegand, E. Boehringer’in birbirini izleyen araştırma dönemleri boyunca Alman arkeoloji ekolünün imzasını taşımıştır. 1973 yılından itibaren Pergamon’un yaklaşık olarak otuz yıl kazı başkanlığını yapan W. Radt’ın ardından 2004 yılından itibaren kazı ve araştırmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü Merkez Müdürlüğü adına Prof. Dr. F. Pirson başkanlığında yürütülmektedir.

11

Pergamon antik kentinde izi sürülebilen yerleşim evreleri hangi aşamalardan oluşur?

Pergamon Kenti’nde yapılan araştırmalar, kent tepesinin yukarı güney yamacındaki kale kalıntısının Orta Tunç Çağı’na (MÖ 2. binyıl) tarihlendiğini göstermiştir. Mimari olarak kalenin iç mimarisinde arkaik dönem olabileceğini kanıtlayacak bir kalıntı tespit edilemese de tepede MÖ 7. ve 6. yy’lara tarihlenen çok miktarda seramik ve bezemeli çatı kiremitleri bulunmuştur. MÖ 5. yy’a yani klasik döneme tarihlenen seramik buluntular kentin kurulduğu tepede ele geçmiştir. Bu buluntulardan ve yukarı güney yamaçtaki kalıntılardan anlaşıldığı üzere, Pergamon’da Tunç Çağı’ndan itibaren, Protogeometrik dönemden (MÖ 10. yy) MÖ 5. yy’a kadar hemen hemen kesintisiz olarak yerleşimin devamlılığı izlenebilmektedir. MÖ 5. yüzyıldan itibaren Pers kralının vasalı olan yerel Gongylosoğulları hanedanının merkezi konumunda olan Pergamon, Büyük İskender’in MÖ 4. yy.'da Pers İmparatorluğu'na son vermesiyle başlayan ve Roma hakimiyetine dek devam eden Helenistik Dönem boyunca İskender'in ardılları arasında el değiştirir. Helenistik Dönem yöneticilerinden II. Attalos'un öldüğünde (MÖ 133) ülkesini vasiyetname ile Roma Cumhuriyeti’ne bırakmasıyla bölgede Roma hakimiyeti başlamıştır. Helenistik ve Roma dönemlerini kapsayan ve Anadolu  tarihinin MÖ 280-MÖ 133 arasına rastlayan döneminde Pergamon hem bir kent hem de bölgesel bir devlet olarak önemli bir role sahip olmuştur. 4. yüzyıldan itibaren Hristiyanlığın yaygınlaşmaya başladığı kentler arasında yer alan Pergamon, 716 yılında Arap akınları ile yakılıp yıkılmıştır. 1306’da bu yöre, Karesi Türk Beyliğinin ülkesine katılmıştır.

12

Pergamon antik kentinin Helenistik Dönem tarihçesi hangi evrelerden oluşur?

Helenistik Dönem; Büyük İskender'in MÖ 4. yy.'da Doğu Seferi ile ele geçirdiği, ölümünden sonra komutanları arasında paylaşılan ve devamında ardıllarının iktidarı ile yönetilen bölgelerin tarihidir. MÖ 5. yüzyıldan itibaren Pers kralının vasalı olan yerel Gongylosoğulları hanedanının merkezi konumunda olan Pergamon, Büyük İskender’in MÖ 4. yy.'da Pers İmparatorluğuna son vermesi ve kendi devletini büyük bir imparatorluk durumuna getirmesinden sonra, İskender’in ardılları yani komutanları arasında pay edilmiş topraklardan olmuş; sırasıyla Antigonos Monophtalmos, Lysimakhos, Philetairos, Seleukoslar ve Attalosoğulları egemenliğinde yönetilmiştir. II. Attalos öldüğünde (MÖ 133) ülkesini vasiyetname ile Roma Cumhuriyeti’ne bırakmasıyla bölgede Roma hakimiyeti başlamıştır.

13

Pergamon'da I. Attalos Dönemi'nde gerçekleştirilen imar faaliyetleri nelerdir?

I. Attalos (MÖ 241-197) döneminde Pergamon’da Attalosoğullarının imar faaliyetleri artmıştır. Yukarı güney yamaçtaki kent merkezi yeniden düzenlenerek Yukarı Agora’daki Zeus Kutsal alanı ile Athena Kutsal alanının aşağı kesiminde pazar yapısı gibi dinsel ve işlevsel yapılar inşa edilmiş, Demeter Kutsal alanı da genişletilmiştir. Kesin olmamakla birlikte MÖ 2. yy’a tarihlenen üç suyolundan en eskisi olan ve Gymnasion’un aşağı kesiminde bulunan çeşmede sonlanan su yolu da Attalos’a atfedilmektedir. Bununla birlikte I. Attalos’un hükümdarlığının sonlarına doğru tahkimatlı kent alanını genişletmek amacıyla bir planlama yaptığı ancak bu planlamanın kendinden sonra gerçekleştiği kabul edilmektedir.

14

Pergamon'da I. Attalos'un ardından gelen II. Eumenes ve II. Attalos dönemlerinde hangi imar faaliyetleri gerçekleştirilmiştir?

Kent planlaması açısından babalarının politikasını devam ettiren Attalosoğulları, II. Eumenes ve II. Attalos (MÖ 159-138) dönemlerinde daha önce görülmemiş bütüncül bir yaklaşım ve anıtsallık ile kentin görünümünde köklü bir değişime gidilmiştir. Coğrafyacı Strabon’un aktarımına göre II. Eumenes kenti imar etmiş ve Nikepherion Koruluğu’nu oluşturmuş; büyük kardeşi Attalos da görkemi çok sevdiğinden kutsal binalar, kitaplıklar yaptırmış ve Pergamon Kenti’ni şimdiki durumuna getirmiştir. Kentin gelişimi açısından en önemli adım I. Attalos tarafından başlatılan tahkimatlı kentsel alanın 21 hektardan 91 hektara genişletilmesi olmuştur. Kent tepesinin aşağı, güney, batı ve doğu yamaçlarının sur içine dahil edilmesi ile oldukça geniş bir alanda imar faaliyetleri gerçekleştirilmiş; yaklaşık 4 km uzunluğunda bir surla kent alanı çevrilmiştir. II. Eumenes’in ardından kardeşi II. Attalos döneminde de kent alanı genişletilmiş ve yeni bir sur sistemi inşa edilmiştir. Cadde-sokak sistemi de yeniden tasarlanmış, kente su temini sağlanmıştır. Akropolis'teki kamusal alan genişletilerek yeniden düzenlenmiş, yeni kamu yapıları inşa edilmiş, şehrin çevresindeki yerleşim alanları kutsal alanlar ve mezar anıtları ile donatılmıştır. Kraliyet saraylarının bulunduğu Athena Kutsal alanı, askeri tesisler güneyinde konumlanan kentsel alandan dar bir kapıdan ulaşılan etkileyici bir tahkimatla ayrılmıştır. II. Eumenes ve II. Attalos döneminde Pergamon Kenti MÖ 2. yy’daki yamaç yerleşiminden günün koşullarına uygun kentsel planlama açısından tahkimatlı ve görkemli bir kente dönüşmüştür.

15

Pergamon'un Roma Devleti'nin hakimiyetine girmesi nasıl gerçekleşmiştir? 

Daha önce ortak düşman Seleukos Krallığına karşı yürütülen ve bu krallığın MÖ 188’deki Apameia/Dinar barış antlaşmasında Torosların kuzeyindeki bütün ülke topraklarını bırakmak zorunda kalmasıyla sonuçlanan savaşta Batı Anadolu’ya yayılmak isteği göstermeyen Roma, bu tutumunu değiştirerek Bergama Krallığına ait toprakların çoğunu kendi ülkesine katmış ve bazı bölümlerini de bağlaşıklarına vermiştir. II. Attalos MÖ 133’te öldüğünde ülkesini vasiyetname ile Roma Cumhuriyeti’ne bırakmıştır.  Ülkenin vasiyet yolu ile Roma’ya geçmesiyle birlikte Pergamon için çalkantılı bir dönem başlamıştır. Kentteki tahribatlar ve yeniden inşa faaliyetlerine ek olarak MÖ 1. yy’da Aşağı Agora, doğu ve batı yamaçlarda konut alanlarının ortaya çıkışı kenti önemli ölçüde değiştirmiştir. Kamusal yapılar da Attalosoğulları dönemine göre oldukça mütevazıdır. Aşağı Agora’nın Gymnasion'una ayrıca önem verilmiştir.

16

Roma döneminde Asia eyaletinin en önemli merkezlerinden biri olan Pergamon Roma imparatorlarının hangi imar faaliyetleriyle onurlandırılmıştır?

Roma döneminde Asia eyaletinin en önemli merkezlerinden biri olan Pergamon’a Marcus Antonius ve Octavianus’un geldikleri, bir süre kentte kaldıkları bilinmektedir. Octavianus, MÖ 29 yılında Ephesos ve Pergamon’da kendi portresini taşıyan altın ve gümüş sikkeler bastırmıştır. MÖ 27 yılında Augustus ilan edilmesinden sonra eyaletlerin yönetiminde bir dizi değişiklik olmuş, Pergamon ile birlikte Asia ve Bithynia senatör eyaletler olmuşlardır. Augustus döneminde bazı kentlerin serbest kent ilan edildiği, Ephesos ve Pergamon kentinin de bu kentler arasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Pergamon kenti ile birlikte Anadolu’daki kentlerde MS 1. yy’ın sonuna doğru yapılaşma faaliyetlerinde artış olmuştur. Traianus döneminde (MS 98-117) İmparatoru onurlandırmak için Pergamon’da yaptırılan ve Hadrianus döneminde (MS 117-138) bitirilen tapınak Traianeum önemli anıtlardandır. Pergamon’daki Asklepion kutsal alanı da Hadrianus döneminde yenilenmiştir. Özellikle bu dönemde Mısır Tanrılar Tapınağı bir diğer adı ile Kızıl Avlu, gymnasion ile büyük ihtimalle stadion ve amfitiyatro ve aşağı kentte tiyatro yapımı faaliyetleri de devam etmekteydi. MS 214 yılında Caracalla da (MS 198-217) Pergamon’a gelmiş ve adına İmparator Kültü tapınağı adanmıştır. Yine İmparatorun bu ziyaretinde Asklepion kutsal alanında yakalandığı bir hastalık için şifa aradığı da bilinmektedir. 

17

Pergamon antik kentinin kalıntıları nasıl bir yerleşim gösterir?

Pergamon antik kentinin kalıntıları Akropolis/ Yukarıhisar’da, Orta ve Aşağı Kent olarak adlandırılan bölümlerinde görülebilmektedir. Orta Kent olarak adlandırılan bölüm kentin ortasında yer alır. Roma döneminde daha aşağıya, ovaya doğru genişleyen Bergama Çayı ile Asklepieion arasında kalan bölge ise Pergamon kentinin aşağı bölümünü oluşturur. Akropolis, Pergamon’un ilk kurulduğu alan üzerindedir. II. Eumenes dönemine kadar surlar yalnız bu bölümü çevrelemektedir. Pergamon Akropolisi, Hellenistik dönemin görüşünü yansıtan sosyal ve kültürel anlamda hareketliliğin geliştirilmesine uygun yapılar ile donatılmıştır. Bu bölüm; daha çok halk toplantılarının ve gezintilerinin yapılabildiği, günlük yaşantının geçtiği, devlet ve ticaret işlerinin görüldüğü spor faaliyetlerinin düzenlendiği alan ve yapılardan oluşmaktaydı. II. Eumenes, kenti büyütmüş ve yamacın aşağısına, surla çevrili yeni bir bölüm kurdurmuştur.

18

Pergamon'da yer alan Akropolis'teki başlıca kalıntılar nelerdir?

Akropolis'teki başlıca kalıntılar; akropolün en üst kısmında sur hattı boyunca Pergamon kralları tarafından kullanılmış olan saraylar, akropolün kuzeyinde ordu araç gereçleri yapım ve saklama işleri için kullanılan birbirine paralel olarak yapılmış olan Arsenal binaları, İmparator Traianus için Hadrianus döneminde (MS 117-138) yapılmış Korinth düzeninde bir tapınak, MÖ 2. yüzyılda inşa edilmiş ve Caracalla döneminde (MS 211217) onarım görmüş Dionysos Tapınağı ile Hellenistik dönemde yapılmış ve Roma döneminde bazı bölümleri değiştirilmiş tiyatro da buradadır. Aşağıdaki ovaya tepeden bakan ve yaklaşık olarak 250 m uzunluğundaki Dor Düzenindeki stoa, MÖ 2. yüzyılda yapılmıştır. II. Eumenes dönemine tarihlenen Pergamon kitaplığının kalıntıları da buradadır. Athena Tapınağı ve temenosu da bu alanda yer almaktadır. Dor Düzenindeki bu tapınak, Philetairos döneminde Atina akropolisindeki Athena Tapınağı örnek alınarak yapılmıştır. Yakın zamanlarda yapılan araştırmalarda II. Eumenes tarafından yaratılan ya da onun tarafından inşası gerçekleştirilen ve antik kaynakların belirttiğine göre 200 bin kitap tomarının bulunduğu söylenen kraliyet kütüphanesinin yeri ile ilgili kesin veriler olmamasına karşın kütüphane odalarının Athena Tapınağı’nın kuzey galerisinin üst katının arkasında olduğu görüşü şimdilik hâkimdir. Pergamon’un en görkemli yapılarından olan, bugün sadece temelleri görülen Zeus sunağının temel ve basamak kalıntıları da burada, agoranın hemen yukarısında bir teras üzerindendir. I. Attalos ve II. Eumenes’i onurlandırmak için yapılmış, MÖ 3. yüzyıla tarihlenen Dor Düzeninde bir stoa ile çevrili Yukarı Agora ve agora avlusunun batı yanında küçük bir sunak, batı ucunda ise bir tapınağın kalıntıları vardır.

19

II. Eumenes dönemine tarihlenen Pergamon Kitaplığı/Bergama Kütüphanesi'nin genel özellikleri nelerdir? 

Kuzey Stoa’nın doğu tarafına bitişik olan kütüphanenin odalarının sokağa ya da meydana açılan kapıları olmaması nedeniyle, stoalardan önce inşa edilmiş olduğu düşünülmektedir. Kütüphaneye girmek isteyenler, Kuzey Stoa’nın üst katından geçmek zorunda idiler. Kütüphanenin okuma salonu, doğu bölümde bulunan büyük odadır. Duvardaki deliklerin kitap raflarının tutturulduğu yerler olduğu anlaşılmaktadır. Kuzey, batı ve doğu duvarlardan 50 cm uzaklıkta, 1 m genişliğinde, yerde bir temelin var olduğu görülür. Böylece ahşap rafların, duvarların 50 cm önündeki 1 m genişliğinde bir temel üzerinde oturduğu ve kalın kalaslarla duvara tutturulmuş olarak salonun üç yanını çevirdiği anlaşılmaktadır. Rafların duvarlara dayanmamaları ve aralarında 50 cm boşluk bırakılması, kitapların rutubetten korunmaları için alınmış bir önlemdir. Efes Kütüphanesi de buna benzer bir şekilde rutubetten korunmuştur. Büyük salonun önünde bulunmuş olan ve şimdi Berlin Müzesi’nde saklanan 3,50 m yüksekliğindeki Athena Heykelinin bu kaide üzerinde durduğu kabul edilmektedir. Heykel, kaide ile birlikte 4,5 m yükseklikte idi. Bu yüzden salonun yüksekliği 6 metreyi buluyordu. Rafların en az Athena Heykelinin boyunda olduğu düşünülürse, bu salonda binlerce el yazmasının yer aldığı düşünülebilir. El yazmaları büyük ölçüde şaplanmış derilerden meydana geliyordu ve bugünkü kitaplar şeklinde ya da katlanmış halde raflarda dikine durmakta idiler. Bununla beraber rafların 4-5 metre yükseklikte olduğu kabul edilse bile, bu salonda papyros ya da pergament (parşömen) üzerine yazılmış el yazmalarının 15-20 bin parçadan çok olamayacağı bir gerçektir. Eski yazarlarca Bergama Kütüphanesinde 200.000 cilt bulunduğu bildirildiğine göre geri kalan yazmaların öteki üç odada ve daha başka yerlerde saklı olduğu düşünülebilir. Okuma salonu olarak kullanılan bu büyük odanın tavanı ahşap ve semerdam şeklinde idi. Yan duvarların üst kısmında açılmış olan pencerelerden ışık alıyordu. Geri kalan odaların ikisinde, ancak kuzey yöndeki duvarların üst kısmında pencere olması düşünülebilir. En batıdaki oda, batı duvarında açılabilecek pencerelerle aydınlatılabilirdi ancak bu üç odada rafların kullanılmış olduğunu gösteren hiçbir ize rastlanmamıştır. 

20

Pergamon’un en görkemli yapılarından olan ve günümüzde Berlin’deki Pergamon Müzesi alanında sergilenen Zeus Tapınağı'nın genel özellikleri nelerdir?

Pergamon’un en görkemli yapılarından olan ve bugün Pergamon antik kentinde sadece temelleri görülen Zeus sunağının temel ve basamak kalıntıları da burada, agoranın hemen yukarısında bir teras üzerindendir. Sunak yaklaşık 6 m. yüksekliğe sahip bir podyum üzerinde yükselmektedir. Neredeyse kareye yakın bir alt yapıya sahip olan sunak, 10 m yüksekliğinde ve 20 m genişliğindedir. Altarın altyapısı üzerinde dört basamaklı, profilli bir krepis yükselmekte onun da üzerinde profilli, friz plakalarının oturduğu bir taban yer almaktadır. Tanrılar ve “Gigantomakhia” konulu görkemli friz, sunağın her yönünü çevrelemektedir. Frizin plakaları yukarıda dışa taşkın diş sırası süslemeli mermer bloklarla nihayetlenirler. Bu diş sıralı blokların üzerinde de koyu renkli mermer taban üzerinde yer alan ve altarı çevreleyen İon Düzeni'ndeki sütunlardan oluşan görkemli sütunlu galeri yükselmektedir. Beş basamak üzerine yükselen anıtın alt yapısının yüzeyinde frizler üzerine yüksek kabartma olarak yapılmış heykeltıraşlık eserleri bulunmaktadır. Avluyu üç yönden çeviren duvarların avluya bakan iç yüzleri kabartmalarla bezenmiştir. Kabartmalarda Pergamon kentinin mitolojik kurucusu olarak kabul edilen Telephos’un hayatı, birbirini takip eden olaylar biçiminde kesintisiz bir şekilde betimlenmiştir. 

21

Pergamon kentinin dışında hangi yapı ve kutsal alanlar bulunmaktadır?

Pergamon kentinin dışında, MÖ 4. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen sağlık tanrısı Asklepios Tapınağı’nın da bulunduğu bir Asklepion Kutsal Alanı bulunmaktadır. Kutsal alanın düzenlemesi MÖ 200’lü yıllarda bitirilmiş olmakla birlikte bu alanda Hellenistik dönem sonu ve Roma döneminde eklemelerle değişiklikler yapılmıştır. Asklepion, kütüphanesi, tiyatrosu, tapınakları, kutsal su ve çeşmesi, yeraltı geçidi (Kriptoportikos) ile MS 3. yüzyılın ikinci yarısına kadar varlık göstermiş, MS 6. yüzyılda bu alanda yer alan eski yuvarlak tapınağı ile propylonun bulunduğu alanda kalıntıları bugün de görülebilen bir Hristiyan kilisesi yapılmıştır. Bergama’nın dışında Hellenistik döneme tarihlenen zafer getiren Tanrıça Athena’ya adanmış tapınak Nikephorion, kent surları dışında Pergamon’un kuzeydoğusunda Mamurt Kale Kybele Kutsal alanı, kuzeybatısında Kapıkaya Kybele kutsal alanı, güneyinde tümülüsler bulunmaktadır.

Ünite 5 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç