AÖF Soru Bankası
KMT204U · Ünite 2

Unesco Dünya Mirasında Türkiye II

  • 20 soru-cevap
  • Türkiye'nin Kültürel Mirası II
1

St. Pierre Kilisesi nerede bulunmaktadır ve bulunduğu bölgenin öneminin sebebi nedir?

Dünyanın ilk kilisesi olarak kabul edilen St. Pierre Kilisesi, Musevi, Hristiyan ve Müslümanların, Ortodoks, Katolik, Sünni, Alevi gibi her dinden değişik mezhep ve meşreplere mensup insanların bir arada yaşadıkları ve inançlarının gereği dini yapılara sahip oldukları bir inanç merkezi ve kardeşlik şehri Hatay ilinin merkez ilçesi Antakya’da yer almaktadır. Dünyanın ilk kilisesi olarak kabul edilen St. Pierre Kilisesi ve Anadolu’nun ilk camisi olarak kabul edilen Habibi Neccar Camii’nin Antakya’da bulunması, kenti hem Hristiyanlar hem Müslümanlar için önemli bir merkez haline getirmektedir.

2

St. Pierre Kilisesi'nin kurucusu kimdir?

Dönem metinlerinde adı Simun ya da Simeon olarak geçen Hz. İsa’nın on iki havarisinden Aziz Petrus Batı dünyasındaki adıyla Saint Pierre, İsrail’de Taberiye (Celile) Gölü’nün kuzeyinde bir kasabada dünyaya gelmiştir. Hristiyanlık inancına göre Matta İncili 16:18’de yer alan; “Ben de sana şunu söyleyeyim, Sen Petrus’sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek” biçimindeki metinden de anlaşıldığı gibi Hz. İsa, kurmak istediği kilisesini Grekçe “kaya, taş parçası” Aramice kefa (taş) anlamına gelen Petrus ismini verdiği havarisi üzerinden temellendirmiştir. Hz. İsa’nın ölümünden sonra Hristiyanlık dinini yaymak için Anadolu’ya ve özellikle Antakya’ya yolculuklar yaparak misyonerlik faaliyetlerinde bulunan Aziz Petrus, Antakya Kilisesi’nin kurucusu ve ilk başpapazı olmuş, daha sonra gittiği Roma’da 64-67 yılları arasında ilk Hristiyan topluluğunu kurmuş, 67’de tutuklanarak baş aşağı çarmıha gerilmek suretiyle öldürülmüştür (Resim 2.1). Hz. İsa’nın diğer havarilerin öncüsü ve sözcüsü olma görevini bahşettiği, Aziz Petrus, Roma Katolik Kilisesi’nin ilk piskoposu, ilk Papa’sı olarak kabul edilmektedir.

3

Kiliselerdeki "apsis" ve "pastoforion"  ne amaçla kullanılan yapılardır?

Kiliselerin doğuda bulunan ve ibadet yönünü gösteren bölümüne apsis; apsislerinin iki yanlarında yer alan din görevlilerin eşyalarını koydukları ve yapılacak dini törenlere hazırlandıkları mekânlara pastoforion denilmektedir.

4

St Pierre Kilisesi'nin hristiyanlık bakımından önemi nedir?

St. Pierre Kilisesi 1983’de Papalık tarafından hac yeri ilan edilmiştir. . Günümüzde anıt müze olarak işlevini sürdüren kilisede her yıl 29 Haziran’da ayin yapılmaktadır.

5

St Nikolaos Kilisesi nerede bulunmaktadır? Bölgenin tarihi önemi nedir?

St.Nikolaos Kilisesi, Antalya Körfezi’nin batısında Teke Yarımadası’nda Antalya iline bağlı Demre ilçesinde yer almaktadır. Antik dönemde Myra olarak adlandırılan Demre, Aziz Nikolaos’un yaşadığı ve piskoposluk yaptığı, kuzeyde Toros Dağları, kuzeydoğuda Demre Çayı (Myros Çayı) ile çevrelenen düz ovada yer alır.  4. yüzyılda azizin vefatından sonra önemli bir dini merkeze dönüşen Demre’nin Ortodoksluğun bölgede geliştiği 5. yüzyılın ilk yarısında Roma İmparatorluğu’nun eyaleti Likya’nın başkenti olması ve 6. yüzyılda misyonerlik yolculuğu sırasında Aziz Paul’un Demre’den geçmesi, kenti bölgenin siyasi ve dini merkezi haline getirmiştir. Ortodoksların en ünlü azizlerinden olan St. Nikolaos’un vefatının ardında Demre (Myra), 5. yüzyıldan 15.yüzyıla kadar Antik Likya bölgesinin metropolisi olmuştur.

6

Hristiyanlık kültüründe "vita" ne demektir?

Azizlerin hayatlarının anlatıldığı eserlere Vita denilmektedir. Kutsal kişilerin hayatlarından alınmış konuların tasvir edildiği sahneler siklus olarak adlandırılmaktadır

7

St. Nikolaos Kilisesi’nin yapım evreleri nelerdir?

St. Nikolaos Kilisesi’nin üç yapım evresi bulunmaktadır. Mimari ve arkeolojik verilere dayanılarak inşa tarihi bilinmeyen ilk kilisenin 6. yüzyılda inşa edildiği ve bazilikal planlı olduğu genel kabul görmektedir . 8. yüzyılda Arap yayılmaları ya da bir deprem felaketi sonunda harap olduğu düşünülen ilk kilise, St. Nikolaos kültünü başkentte (Konstantinopolis) yaşatan ve yücelten İmparator I. Basileios (867-886) ve II. Basileios (976-1025) dönemlerinde 9.-10. yüzyıllar arasında üç nefli kubbeli bazilika planlı olarak ikinci kez inşa edilmiştir. Akdeniz bölgesinin özgün dekorasyon örnekleri olarak beliren opus sectile tekniğindeki insitu zemin döşemeleri ikinci inşa evresinde yapılmıştır. 11. yüzyıla tarihlenen üçüncü evrede kilise çevresinde ek yapılar inşa edilerek manastır kurulmuştur. St. Nikolaos Kilisesi’nin apsisi, beması, yan nefleri, iç narteksi, güneydoğu şapelleri, mezar mekânı, kuzey ek yapıları ve batı avlusundaki arkosoliumda yer alan duvar resimleri bölgenin en zengin anıtsal resim sanatı örneklerini barındırmaktadır. Kilisenin iç narteksinde bulunan duvar resimleri 11. yüzyıla, yapının diğer duvar resimlerinin üslup özelliklerine göre genel olarak 11.-12. yüzyıllara tarihlenmektedir. Yapının kuzeydoğu köşe odasında Havari Komünyonu, iç narteksin doğu ve batı tonozlarında Konsil, güneydoğu şapelin apsisinde Asker azizler, şapelin kuzey ve güney haç kollarının doğu duvarlarında Meryem’e Müjde sahneleri bulunmaktadır. 

8

St Paul Kilisesi ve Kuyusu nerede bulunmaktadır? Bölgenin önemi nedir?

St. Paul Kilisesi ve Kuyusu, Mersin ilinin en büyük ilçesi Tarsus’ta bulunmaktadır. Neolitik Çağ’dan günümüze kadar yerleşim gören Tarsus, Antik dönemde Kilikya olarak adlandırılan Alanya’dan İskenderun Körfezi’ne uzanan Akdeniz bölgesinin doğu kesiminde yer almaktadır. Bölgeyi, İç Anadolu’ya bağlayan tarihi yolların kavşağında bulunan Tarsus, coğrafi koşullar ve iklimi nedeniyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Kur’an da sözü edilen Eshab-ı Kehf Mağarası’nın Tarsus sınırları içinde bulunduğu yolundaki inanç ve St. Paul’un Tarsus’ta doğması Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için Tarsus’u önemli bir inanç merkezi haline getirmiş, burada Danyal Peygamberin mezarı ile ilgili arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

9

Yeni Ahit ve Eski Ahit ne anlama gelir?

Yeni Ahit, Hristiyanların kutsal kitabı İncil, Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Eski Ahit İsrail halkının, kutsal yasa ve peygamberlerin hikayelerini içerir. Yeni Ahit ise, Hz. İsa’nın hayatını konu alan Matta, Markos, Lukas ve Yuhanna İncilleri, Resullerin İşleri bölümü ve havarilerin göndermiş oldukları mektuplar ile vahiy bölümlerinden oluşmaktadır.

10

St Paul Kilisesi'nin kurucusu kimdir?

Yahudi bir ailenin çocuğu olarak pagan inançlarının hâkim olduğu Tarsus’ta MS 6-15 yılları arasındaki bir tarihte doğduğu bilinen St. Paul, ailesinin sahip olduğu hak ve ayrıcalıklar nedeniyle Tarsus’ta iyi bir eğitim almıştır. Babasının kazanmış olduğu Roma vatandaşlığı St. Paul’un misyon yolculuklarında önemli rol oynamıştır. Hristiyanlığın temel kurucusu olarak kabul edilen St. Paul için iki genel görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre, St. Paul bir havari ve azizdir. İkinci görüşe göre, St. Paul havari değildir, ancak Hz. İsa’nın ölümünden sonra onun tüm ilahi mesajlarını yaymış ve Hristiyanlığı sistematize etmiştir. St. Paul, tartışmasız olarak ilk Hristiyan teoloğu olarak kabul edilmektedir. Filistin’de doğmamış olması, Kudüs’te bulunmuş olmakla birlikte Hz. İsa ile hiç karşılaşmamış ve görüşmemiş olması, hayatını ve görüşlerini pagan halkları ile paylaşmış olması St. Paul’u Hz. İsa’nın havarilerinden ayırır (Resim 2.6). Hz. İsa öldükten sonra Kilikya ve Suriye’de Hristiyanlığı kabul edenleri takip ve kovuşturma görevlerinde bulunan St. Paul, böyle bir takip görevi sırasında Şam yolunda kendisine parlak bir ışık içinde görünen Hz. İsa’nın kendi insanlarına niye zulmettiğini sorması üzerine Hristiyanlığı kabul ederek hayatını değiştirmiş ve 40-60 yılları arasında Hristiyanlığı yaymak için geziler yapmıştır. Yeni Ahit’te “Luka İncili” ve “Elçilerin İşleri” başlıklı iki metni bulunan Yeni Ahit yazarı Lukas, Yeni Ahit’in “Elçilerin İşleri” bölümünde St. Paul’un hayatı ve misyon yolculuklarına yer vermiştir. Yeni Ahit külliyatında hayatı, misyon gezileri ve mektupları ayrı bir yer tutan St. Paul, üçüncü misyon gezisinden sonra Kudüs’te tutuklanarak Roma’ya götürülmüş, 64 ya da 67 yılında öldürülmüştür. 

11

St Paul Kuyusu nerede bulunur ve önemi nedir?

St. Paul Kuyusu, Tarsus’un merkezinde Kızılmurat mahallesinde St. Paul’un doğduğu ve yaşadığı kabul edilen evin avlusunda bulunmaktadır (Resim 2.8). Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2000 yılında kuyu ve çevresinde kamulaştırma çalışmaları gerçekleştirilmiş ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Tarsus Müze Müdürlüğü’nce St. Paul Kuyusu çevresinde gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarında Roma dönemine ait döşeme kalıntılarının da bulunduğu iki odanın temel duvarları ortaya çıkartılmış ve bu kalıntılar çelik strüktür üzerine kurulan cam döşeme ile koruma altına alınmıştır. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan yapı bakiyelerinden yola çıkarak buradaki kuyuya St. Paul Kuyusu adı verilmiştir. St. Paul’un Tarsus’ta doğması, Hristiyanların büyük değer verdikleri ve Kudüs’e hacı olmak için giderken uğradıkları evi ile suyunun şifalı ve kutsal olduğuna inanılan St. Paul Kuyusu’nun Tarsus’ta bulunuşu ve S. Paul’un, Hristiyanlığı yayma fikrini burada vermesi, Tarsus’u Hristiyanlar için kutsal kılmaktadır. St. Paul’un Tarsus’ta yaşadığına inanılan evinin ve kendisine adanan kilise yapısının Hristiyanların hac güzergâhı üzerinde olması Türkiye’nin ve Tarsus’un inanç turizmine katkı sağlamaktadır.

12

Zeynel Abidin Camii ve Mor Yakup Kilisesi nerede bulunmaktadır?

Zeynel Abidin Camii ve Mor Yakup Kilisesi, Yukarı Mezopotamya’da Tur Abdin bölgesi içinde yer alan Mardin iline bağlı Nusaybin ilçe merkezinde bulunmaktadır. Orta Çağ’da Süryani-Hristiyan ruhaniliğinin merkezi olarak bilinen bölge, 7. yüzyılda Arap-İslam ordularının bölgeyi fethinden sonra İslam kültür dairesine girmiştir. Günümüzde Süryani, Yezidi ve Müslümanların bir arada yaşadıkları Tur Abdin bölgesinde Süryani dini ve eğitiminde aktif rol oynayan önemli manastır ve kiliseler bulunmaktadır. 1999 yılında Nusaybin Belediyesi ve ÇEKÜL Vakfı (Türkiye Çevre ve Kültürel Değerleri Koruma) tarafından Nusaybin ilçe merkezinde yer alan Zeynel Abidin Camii ve Külliyesi ile hemen doğu yanında bulunan Mor Yakup Kilisesi ve Manastırı’nın korunması ve geleceğe aktarılması için başlatılan çalışmalar kapsamında 2000-2007 yılları arasında yapıların bulunduğu alanda arkeolojik kazılar gerçekleştirilmiştir. İki farklı dini inanca ve yaşam kültürüne mensup Hristiyan ve Müslümanların yüzyıllarca bir arada yaşadıkları, yan yana ibadet ettikleri bu iki önemli yapı topluluğunun yer aldığı açık hava müzesi niteliğindeki alan, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Nusaybin Belediyesi tarafından Nusaybin Kültür ve İnanç Parkı ilan edilmiştir.

13

Zeynel Abidin Cami'nin tarihi önemi nereden gelir?

Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in 13. kuşaktan torunu Molla Zeynel Abidin ve kız kardeşi Sitti Zeynep’e ait Müslümanlarca kutsal sayılan kubbeli sanduka biçimli iki ayrı türbe etrafında gelişen külliyede Zeynel Abidin Camii, sıralı odalara sahip bir medrese, şadırvan, mezarlık alanları ve yeni bir abdesthane bulunmaktadır. 

14

Mor Yakup Kilisesi'nin tarihi önemi nedir?

Geç Antik dönemde askeri, ticari ve entelektüel merkez olan Nusaybin, Sasaniler ve Bizans arasında sınır oluşturmaktaydı. Doğu’nun en güçlü kalesi olarak kabul edilen kent, Süryanice konuşan Hristiyanların teoloji okulunun yer aldığı önemli bir merkezdi. Nusaybin, Antakya ve Urfa’dan sonra Hristiyan teolojisinin öğretildiği üçüncü büyük merkez olarak bilinmektedir. Kentin, 4. yüzyılda Persler tarafından fethinden sonra teoloji merkezi Urfa (Edessa)’ya taşınmış, 410 yılında Nusaybin’de yeniden kurulan okul, 14. yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Manastır, kilise ve okul gibi yapıları bünyesinde barındıran dini kompleks içinde yer alan Mor Yakup Kilisesi, Nusaybin’in Geç Antik dönemdeki fiziksel yapısını aydınlatacak günümüze gelebilen tek yapıdır.

15

Justinianus Köprüsü nerede yer alır?

Roma İmparatorluğu’nun doğuya doğru genişlemesi, Anadolu’da güçlü bir yol ağının gelişmesine neden olmuş ve başlıca nehirler üzerine köprülerin inşasını gerektirmiştir. 1.-6. yüzyıllarda Anadolu’da Seyhan, Ceyhan, Dicle, Göksu, Gönen, Sakarya gibi nehirler üzerinde tek gözlü, çift gözlü ve sürekli kemerli olmak üzere birçok taş köprü inşa edilmiştir. Bunlardan biri de Marmara Bölgesi’nde, Sakarya ili, Serdivan mahallesinde Sapanca Gölü’nün göl ayağı (gideğen) olan Çarksuyu Deresi üzerinde yer alan Justinianus Köprüsü’dür. Günümüzde Çarksuyu Deresi, köprünün orta kemerinden kuzeye doğru yönelerek Sakarya Nehri ile birleşmekte ve Sapanca Gölü’nün fazla sularını Karadeniz’e boşaltmaktadır.

16

Sarıkaya Roma Hamamı nerede bulunmaktadır?

Yozgat’ın Sarıkaya ilçe merkezinde Kaplıca mahallesinde yer alan MS 2. yüzyıla tarihlenen Sarıkaya Termal Roma Hamamı, günümüzde 48°C sıcaklıkta akan termal su kaynağına sahiptir. Isıtma özellikleri ve su sistemleri açısından termal Roma tedavi merkezleri veya imparatorluk hamamları gibi fiziksel ve işlevsel nitelikli ortak özellikler sergilemektedir.

17

İstanbul Galata Kulesi hangi dönemde ve kimlerce inşa edilmiştir? 

Ceneviz’in en büyük rakibi Venedik, doğudaki koloniler üzerinde daha sıkı bir denetim kurmuş, bu rekabet iki İtalyan devleti arasında çeşitli savaşlara neden olmuştur. Venedikliler 1296’da Galata’yı ateşe verdikten sonra Cenevizliler, yerleşim alanını surla çevrelemek istemişlerse de Bizans yönetimi başlangıçta buna izin vermemiştir. Cenevizliler daha sonra elde ettikleri imtiyazlarla 14. ve 15. yüzyıllarda Galata’da kendilerine verilen bölgede sur ve burçlar inşa etmeyi başarmışlardır. Farklı dönemlerde inşa edilen Galata Surları çevreledikleri alanı, ızgara planlı sokakları bulunan beş farklı mahalleye ayırmaktadır. Surları, limanı, Latin halkı, canlı ticaret hayatı ile Galata’nın, 15. yüzyılda tipik bir Akdeniz liman kenti görünümünde olduğu söylenebilir. Galata Surlarının büyük kısmı 19. yüzyılın ikinci yarısında yıkılmıştır. Kalan bölümleri daha sonra çevresel etkenlerle büyük ölçüde harap olarak yok olduğundan surların çok azı günümüze gelebilmiştir. Galata Kulesi bunlardan biridir . 14. yüzyılda inşa edilen kule, Osmanlı döneminde çeşitli işlevlerle kullanılmış, geçirdiği yangın ve depremler sonrasında onarılmıştır. 

18

Yoros Kalesi nerede yer almaktadır?

İstanbul Yoros Kalesi: İstanbul Boğazı’nın Asya yakasında, Beykoz ilçesinde Anadolu Kavağı’nda yer alan Yoros Kalesi, İstanbul’un tek Orta Çağ Bizans Kalesi’dir (Resim 2.15). Doğu-batı yönünde yaklaşık 500 m, kuzey-güney yönünde 60-130 m arasında değişen bir genişlikte düzgün olmayan iki tepeyi içine alan bir alanı kaplayan kalede 1352’de bir deniz savaşının ardından ticari gemilerin geçişini yönetmek ve başkente yönelecek saldırıları önlemek amacıyla Ceneviz askeri ve ticari garnizonu kurulmuştur. Yaklaşık yarım asır süren Ceneviz egemenliği nedeniyle Ceneviz Kalesi adıyla anılan kalede Sultan II. Bayezid (1481-1512) döneminde asker aileleri için bir cami, hamam ve çok sayıda ev inşa edilmiştir. Kale, 15. ve 17. yüzyıllarda birçok kez onarım görmüştür.

19

Bodrum Kalesi'nin yapım evreleri nelerdir?

Bodrum Kalesi’nde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalarda 4 yapım evresi tespit edilmiştir. 1. Evre (MÖ 4.yüzyıl-1415); 2. Evre Rodos St. Jean Şövalyeleri devri (1415-1522); 3. Evre Osmanlı dönemi (1522-1923); 4. Evre Cumhuriyet dönemi (1923- ) olarak tanımlanmaktadır. MÖ 4.yüzyıl-1415 yılları arasında tanımlanan 1. Evre için, tarihi kaynaklar ile arkeolojik kazılarda ele geçen Miken dönemi seramikleri ve 1990’lı yıllarda yapılan arkeolojik kazılarda bulunan Kral Mausolos Sarayı’nın teras duvarları olarak değerlendirilen yapı bakiyeleri ile 1415 yılına değin süren Roma, Bizans, Menteşe Beyliği hakimiyeti söz konusudur.

20

Bodrum Kalesi'nin tarihi önemi nedir?

Doğu Akdeniz ticaretinde önemli rol oynayan Bodrum Kalesi, Bodrum Yarımadası’nın ucunda bulunan burun üzerinde yer almaktadır. Antik Halikarnassos kenti üzerinde yer alan Bodrum, Geç Tunç Çağı’na (MÖ 1550-1200) uzanan bir tarihe sahiptir. 2000’li yıllarda kalede gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalarda MÖ 4. yüzyıla tarihlenen yapı bakiyeleri tespit edilmiştir. Bodrum Kalesi’nin bulunduğu alanın Antik Halikarnassos kentinin akropolü olabileceği, günümüz Bodrum Kalesi’nin de Rodos St. Jean Şövalyeleri tarafından bu akropolün üzerine yapılmış olduğu düşünülmektedir. Perslerin, Makedonyalıların, Romalıların ve Bizanslıların hakimiyeti altında kalan kent, 11. yüzyıl sonlarında Türklerin eline geçmiş ve 15. yüzyıl başlarına kadar Menteşe Beyliği’nin hakimiyetinde kalmıştır. St. Jean Şövalyeleri, Menteşe Beyliği’nin karşı çıkmasına rağmen Osmanlı Sultanı I. Mehmet döneminde günümüzdeki Bodrum Kalesi’ni inşa etmek için izin almışlardır. 1415-1522 yılları arasında St. Jean Şövalyelerinin hakimiyetinde bulunan kale, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1522’de Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

600 yıllarında Papa Gregory’nin emriyle Filistin’de hacca gelen yaşlı ve hasta Hristiyanların bakımı için kurulan Hastaneci Şövalyeler adıyla bilinen dini örgütün devamı niteliğindeki Rodos St. Jean Şövalyeleri Rodos’ta bir din devleti kurmuşlardır.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç