Modernleşme sürecinde fabrikada çalışmaya bağlı laik bir zaman kavramı ortaya çıktı. Daha önceleri dini günlere, dua saatlerine, azizlere adanmış günlere göre veya tarımsal üretimin ritmine göre ayarlanan bir zaman anlayışı, yerini fabrikasyon üretimin saat anlayışına bıraktı. Bu da insanların çalışma saatlerini belirledi ve günün geri kalan kısmında “boş zaman” kavramı ortaya çıktı. Artık zaman para ile ölçülen bir olguydu. Ayrıca teknolojinin gelişmesi ev işlerinin azalmasını sağlayacak yeni makineler ürettiğinden evde yapılması gerekli işler de azaldı. Böylece kentlerde boş zamanı değerlendirmek için farklı eğlence biçimleri gündeme geldi. Paris modern kent yaşamının simgesi oldu. Lokantalar, kafeler, şarkılı danslı gösterili yerler, tiyatro, bale gösterileri daha önceleri sadece aristokrat sınıfın yararlandığı kültürel olaylar demokratikleşerek kentsoylunun da ilgi alanına girdi. Hızla gelişen tüketimle, toplumun yeni sosyal mekânları olan büyük mağazalar, pasajlar açılmaya başlandı. Kentsoylu, değişen kent dokusunu kendi algısına göre yeniden kurgulamak için sokaklarda dolaşıp, kafelerde oturup, gelip geçeni seyrederek zaman geçirmeyi sevdi. Hafta sonları mesire yerlerinde düzenlenen piknikler, danslı toplantılar bu yeni zaman kavramının uygulanmasıyla ortaya çıkan yeni yaşam tarzlarıydı.