Çalışma sermayesinin yönetiminde iki önemli ödünleşme mevcuttur: Birincisi, kârlılık, likidite ile ters orantılı olarak değişmektedir. Yöneticiler, dönen varlıklara yatırım seviyesini artırarak, işletmenin likiditesini artırmakta ancak potansiyel kârlılığı düşürmektedir. Öte yandan, kârlılık riskle birlikte hareket etmektedir. İşletme yeterli dönen varlık bulundurmayarak, vadesi geldiğinde finansal yükümlülüklerini yerine getirememe, kısıtlayıcı kredi politikaları nedeniyle müşterilerini kaybetme ve stok tükenmesinden kaynaklanan satış düşüş riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Tüm bu koşullar altında, dönen varlıklara yapılacak yatırımların düzeyi yönetimin bu ödünleşmelere yönelik tutumlarına bağlı olmaktadır.