AÖF Soru Bankası
MLY408U · Ünite 2

Vergi Yargısı Hakkında Genel Bilgiler

  • 20 soru-cevap
  • Vergi Yargılaması Hukuku
1

Vergilerin kanuniliği ilkesi neyi ifade etmektedir?

Vergi yükümlülüğünün Anayasaya uygun kanunlarla konulması, değiştirilmesi ve kaldırılması anlamına gelen vergilerin kanunîliği ilkesi; aynı zamanda vergilerin kanunlara uygun olarak alınmasını da gerektirmektedir. Bu itibarla vergi kanunlarının uygulanması aşamasında idarenin yaptığı işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, hem hukuk devleti ilkesinin hem de vergilerin kanunîliği ilkesinin bir gereğidir.

2

Organik-şekli anlamda yargı ile maddi anlamda yargı ne demektir?

Organik-şeklî anlamda yargı, mahkemelerin yaptıkları tüm iş ve işlemleri kapsamaktadır. Organik-şeklî anlamdaki yargı tanımının ölçüsü, faaliyette bulunan makamdır. Böyle bir tanımın yargı kavramını aydınlatmak için yeterli olmadığı açıktır çünkü mahkemelerin her türlü faaliyeti yargılama faaliyeti değildir; mahkemelerin kalem (yazı) işlerinin yürütülmesi ve personelin yönetimi gibi idarî faaliyetleri de vardır ancak organik-şeklî tanımın başlıca faydası, çoğunlukla yargılama faaliyetinin başlangıcını haber verebilmesidir.

Maddî anlamda yargı, objektif hukukun bağımsız hâkimler (mahkemeler) tarafından belli bir olaya uygulanmasıdır. Başka bir deyişle maddî anlamda yargı; tarafsız bir mahkeme-hâkim tarafından, yargılama faaliyeti sonunda haklı olan taraf lehine verilen karardır (hükümdür)

3

Vergi yargılaması hukuku nasıl bir hukuk dalıdır?

Vergi yargılaması hukuku; vergi yargısı organlarının, vergi ödevlisi ile vergi idaresi arasında vergi uygulamaları ile ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkları incelemek ve karara bağlamak suretiyle vergi kanunları hükümlerine uygun bir yargılama tasarrufunda bulunmasına yönelik kuralların uygulamasını inceleyen bir hukuk dalıdır.

4

Vergi uyuşmazlıklarının adlî yargıda çözümlenmesi gerektiği görüşü hangi temel gerekçelere dayanmaktadır?

Vergi hukuku özel hukuk ile yakın ilişki içerisindedir. Adlî yargıda görev yapan hâkimler, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde başvurulacak ilke ve kuralları da bilmektedir. Vergi uyuşmazlıklarının çözümünün kendine göre uzmanlık istemesi, bu uyuşmazlıkların adlî yargının dışında çözümlenmesini gerektirmemelidir.  Genellikle vergi anlaşmazlıkları, vergi ödevlisi ile idare arasında çözülmeye çalışılmaktadır. Buna rağmen anlaşmazlıklar çözülemediği zaman uyuşmazlık hâline gelmekte ve yargı yoluna başvurulmaktadır. Bu süreç, hâkimin önüne davanın olgunlaşmış olarak gelmesini sağlamaktadır. Bu itibarla davaya bakan hâkimin vergi konusunda fazla bilgi sahibi olmasına gerek yoktur çünkü esas olanın, hâkimin genel hukuk bilgisine sahip olması ve önüne gelen dosya üzerinde sahip olduğu hukuk bilgisine dayanarak sentez yapabilmesidir.

5

Vergi uyuşmazlıklarının idarî yargıda çözümlenmesi gerektiği görüşü hangi gerekçelere dayanmaktadır?

Adlî yargının dışında ve bağımsız nitelikte bir idarî yargının varlığı, bu iki yargı kolu arasındaki ilke ve yapı farkına dayanmaktadır. Vergi uyuşmazlıkları da idarî uyuşmazlık niteliğindedir çünkü vergi uyuşmazlığının konusunu, Devlet ve/ya da diğer kamu idarelerinin yaptıkları vergilendirme işlemleri oluşturmaktadır.  İdare hukuku alanı içinde yer alan vergi hukukunun ve vergi yargısının, vergi uyuşmazlıklarının çözümü teknik bilgiler gerektirir, düşüncesiyle idare hukukundan ayrılması hâlinde aynı şekilde idare hukuku içinde bulunan ihale hukuku, imar hukuku gibi daha birçok hukuk dalına ilişkin uyuşmazlıkları da idarî yargıdan ayırmak gerekir çünkü bu hukuk dallarının da en az vergi hukuku kadar teknik özellikleri bulunmaktadır. Böyle bir ayrım ise idare hukukunun bütünlüğünün gereksiz yere parçalanmasına ve ortaya ondan fazla bağımsız hukuk ve yargı kolunun çıkmasına sebep olur.  Vergi kanunlarının uygulanmasının bazı teknik bilgileri gerektirmesi de vergi hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olmasını ve aynı şekilde vergi uyuşmazlıklarının idarî yargı dışında bağımsız bir yargı kolu içinde çözümlenmesini gerekli kılmaz. İdarî yargının yanında ayrıca vergi yargısının kurulması, idarî yargı ve vergi yargısı arasında pek çok görev ve hüküm uyuşmazlığının ortaya çıkmasına yol açacaktır ancak ortaya çıkan bu uyuşmazlıkların, bağımsız yargı organlarının karşılıklı görev alanına girmelerini veya görev alanında çekimser kalmalarını önlemek ve aynı olay hakkında çatışan hükümlerden doğan adaletsiz ve haksız durumları kaldırmak amacıyla kurulan uyuşmazlık mahkemesi tarafından çözülebileceği söylenebilir. Adlî ve idarî yargının yanında ayrıca bir de bağımsız bir yargı kolu oluşturacak şekilde vergi yargısının kurulması, gereksiz yere Devlete büyük bir malî yük getirecektir.

6

Vergi uyuşmazlıklarının bağımsız bir yargı kolu içinde çözümlenmesi gerektiği görüşü hangi gerekçelere dayanmaktadır?

vergi uyuşmazlıklarının çözümü, birçok teknik ve muhasebe bilgisine sahip olmayı gerektirmektedir. Adlî yargıda veya idare mahkemelerinde görev yapan bir hâkimin bu bilgilere sahip olması çok kolay değildir. Bu düşünceye karşılık olarak, böyle bir sebeple vergi uyuşmazlıklarının çözümü için bağımsız bir yargı kolu kurulmasına gerek olmadığı; teknik bilgi eksikliklerinin bilirkişiden yararlanma yoluyla giderilebileceği ileri sürülebilir fakat uyuşmazlıkların bilirkişilere bırakılması; davaların uzamasına, yargılama giderlerinin artmasına, bazen gerçeklerden sapmaya ve hâkimlerin tembelliğe alışmasına sebep olabilir. Günümüzde idarî yargıya götürülen davaların önemli bir kısmını vergi davaları oluşturmaktadır. Böyle bir durum karşısında vergi uyuşmazlıklarının çözümünün gereğinden çok yükü olan adlî ve/ya da idarî yargıya bırakılmasının, davaların çözümünde istenilen sonucu sağlaması mümkün değildir. Bağımsız bir vergi yargısı sisteminin kurulması, vergi uyuşmazlıklarının çözümü üzerine daha fazla eğilme ve kararların daha sağlıklı ve hızlı verilmesini sağlayacaktır.

7

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda hüküm bulunmayan hangi hususlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır?

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda hüküm bulunmayan hususlarda;

Hâkimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi,
• Ehliyet,
• Üçüncü şahısların davaya katılması,
• Davanın ihbarı,
• Tarafların vekilleri,
• Feragat ve kabul,
• Teminat,
• Karşı dava,

• Bilirkişi,
• Keşif,
• Delillerin tespiti,
• Yargılama giderleri,
• Adlî yardım hâllerinde

8

Vergi Yargılaması Hukukunun kaynakları nelerdir?

Vergi Yargılaması Hukuku açısından yazılı hukuk kaynaklarının başında İdari Yargılama Usulü Kanunu gelmektedir. Nitekim, vergi yargılaması hukukunda geçerli olan usûlü belirleyen temel hükümler İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yer almaktadır çünkü bu Kanunun birinci maddesinde Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıkların çözümünün bu Kanunda belirlenen usûllere tâbi olduğu belirtilmektedir. İdari Yargılama Usulü Kanunu ve atıf yaptığı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanunu dışında Danıştay Kanunu ile Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun da Vergi Yargılaması Hukukuna ilişkin temel kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu kanunlar dışında Vergi Yargılaması Hukukunun en önemli kaynağını Anayasa oluşturmaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu ve yukarıda belirtilen kanunlar dışında kalan birçok kanunda vergi yargılaması hukukunu ilgilendiren hükümler mevcuttur. Harçlar Kanunu, Avukatlık Kanunu, Tebligat Kanunu bu kanunlara örnek olarak gösterilebilir. Vergi Yargılaması Hukukunun diğer önemli kaynağını Danıştay kararları oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi Kararları da vergi yargılaması hukukunun önemli kaynakları arasında yer almaktadır. Vergi Yargılaması Hukukunun bir diğer kaynağı, ilmî içtihatları (bilimsel görüşleri) içeren yayınlardır.

9

Vergi yargılaması hukukunun işlevleri nelerdir?

Vergi yargılaması hukukunun işlevleri, uyuşmazlıkları sona erdirme işlevi, menfaatler dengesini kurma işlevi, içtihat oluşturma işlevi, hukukî güvenlik sağlama işlevi ve vergi adaletini sağlama işlevi başlıkları altında ele alınmaktadır.

10

Vergi yargılaması hukukunun uyuşmazlıkları sona erdirme işlevi ne anlama gelmektedir?

Vergi yargısı organları, ilgililerin dava açmaları sonucu önlerine gelen vergilendirme işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemek ve bakmakta oldukları uyuşmazlıklar hakkında verdikleri kararlarla uyuşmazlıkları kesin bir çözüme kavuşturmak durumundadırlar. İşte, vergi yargısı organlarının önlerine getirilen uyuşmazlıklar hakkında verdikleri kararlarla uyuşmazlıkların sona erdirilmesine vergi yargılaması hukukunun uyuşmazlıkları sona erdirme işlevi denilmektedir.

11

Vergi yargılaması hukukunun menfaatler dengesini kurma işlevi neyi ifade etmektedir?

Vergi hukukunun temel işlevi, devlet ile kişi arasındaki menfaatler dengesinin kurulmasını sağlamaktır. Vergi hukuku uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlıkların yargı yoluyla çözümünü gerçekleştiren vergi yargılaması hukukunun işlevlerinden birisi de aynı dengeyi hukuka uygun olarak kurmaktır. Bu itibarla vergi yargısı organlarının görmekte oldukları bir uyuşmazlık hakkında verdikleri kararların daha fazla vergi toplanması biçiminde ortaya çıkan kamu menfaati (hazine yararı) ile ekonomik insan (homo economicus) eğilimi gereği daha az vergi ödemek isteyen kişilerin menfaati (şahsî yarar) arasındaki dengeyi hukuk çerçevesi içinde kurmaları ve bunun devamını sağlamaları gerekmektedir. Başka bir deyişle vergi yargısı organları, vergi uyuşmazlıklarını hukukîlik-kanunîlik denetimi çerçevesinde kamu menfaati ile kişi menfaatinin sentezini yapmak suretiyle çözmelidir

12

Vergi yargılaması hukukunun hukuki güvenlik sağlama işlevi ne demektir?

Vergi yargılaması hukukunun bir diğer işlevi de hukukî güvenliği sağlamaktır. Bu işlev, hem hukuka güveni hem de hukukî güvenliği sağlama anlamına gelmektedir. Hukukî güvenlik, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi ve tutum ve davranışlarını buna göre düzenlemesi demektir. Hukukî güvenliğin sağlanmasının en temel şartı ise hukukî istikrardır. Hukukî istikrar, hukuk kurallarının sık sık ve keyfî bir biçimde değiştirilmemesinin yanında kazanılmış haklara saygıyı da gerektirmektedir. Ayrıca hukukî istikrar, hukuk kurallarının doğru ve yeknesak uygulanmasını da içermektedir. Vergilerin Anayasa ve kanunlara uygun bir şekilde (s)alınıp (s)alınmadığının yargı denetimine tâbi olmasının amacı, taraflara hukukî güvenlik sağlamaktır. Başka bir deyişle vergi yargısı, vergi kanunlarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkları kesin bir biçimde çözümleyerek hem vergi ödevlisinin hem de vergi idaresinin güvencesi olmaktadır ancak bu güvenin sağlanması; yargı organlarının yapılan başvuruları, önlerine gelen uyuşmazlıkları en az masrafla ve olabildiğince kısa sürede çözümleyip karara bağlamasına bağlıdır.

13

Vergi yargılaması hukukuna egemen olan ilkeler nelerdir?

• Hukuk devleti ilkesi
• Vergilerin kanunîliği ilkesi
• Kamuya yararlılık ilkesi
• Yazılılık ilkesi
• Resen (kendiliğinden) araştırma ilkesi
• Delil serbestisi ilkesi
• Delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi
• Ekonomik yaklaşım ilkesi
• Usûl ekonomisi (çabukluk ve ucuzluk) ilkesidir.

14

vergi yargılaması hukukunda yazılılık ilkesi ne anlama gelmektir?

İdarî yargılama hukukunda kural olarak kabul edilen yazılılık ilkesi, vergi yargılaması hukukunda da geçerlidir. Bu ilkeye göre taraflar iddia ve savunmalarını yazılı şekilde bildirirler. İncelemeler de dosya ve yazılı belgeler üzerinden yapılır. Nitekim, İdari Yargılama Usulü Kanunu, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usûlünün uygulanacağını ve incelemenin evrak üzerinden yapılacağını (İYUK.m.1/2) belirtmek suretiyle yazılılık ilkesinden açıkça söz etmektedir.

15

Vergi yargılaması hukukuna hakim olan ilkelerden resen araştırma ilkesi ne anlama gelmektedir?

Resen araştırma ilkesi; yargı organlarının tarafların ileri sürdükleri delillerle bağlı olmaksızın uyuşmazlık konusu olayın aydınlatılması için kendiliklerinden delil araştırması yapabilmesi, bunları yargılamaya sokabilmesidir. Bu ilke, hem delillerin sayı olarak sınırlanmasına hem de değerlendirilmesinin kısıtlanmasına engel olmakta; dolayısıyla, takdirî delil sistemine ve buna bağlı olarak delil serbestisi ilkesine zemin hazırlamaktadır. Vergi yargılaması hukukunda resen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu bakımdan hâkimler, önlerine gelen davada her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yapıp gerekli bilgi ve belgeleri taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilmektedir. Keza, taraflarca ileri sürülmese bile dava ile ilişkili hususları, örneğin davada zaman aşımı bulunup bulunmadığını dikkate alması gerekmektedir. 

16

Vergi yargılaması hukuku bakımından delil serbestisi ilkesinin anlamı nedir?

Delil serbestisi ilkesi, belirli bir uyuşmazlığın kanunda önceden belirlenmiş delillerle ispat edilmesi söz konusu değildir. İspat edilmesi gereken uyuşmazlığın, mahiyetine uygun her türlü delille ispatı mümkündür. Belirli konuların belirli delillerle ispatı söz konusu olmadığı için bu ilkenin tabiî sonucu olarak delillerin sayıca sınırlanması yoluna gidilmemektedir.

17

Vergi yargılaması hukuku bakımından ekonomik yaklaşım ilkesi ne anlama gelmektedir?

Ekonomik yaklaşım ilkesi, vergiyi doğuran olayların belirlenmesinde ve vergi kanunu hükümlerinin yorumlanmasında hukukî biçimlerin ötesine geçilerek gerçek iktisadî nitelik ve içeriklerin esas alınması anlamına gelmektedir. Ekonomik yaklaşım, vergi hukukuna özgü bir yorum yöntemi olup hem maddî olayın belirlenmesini hem de hukuk kuralının yorumunu içeren bir üst kavramdır. Ekonomik yaklaşım, bir üst kavram olarak ekonomik irdeleme ve ekonomik yorum unsurlarını içermektedir.

18

Vergi yargılaması hukuku açısından usul ekonomisi ilkesi ne anlama gelmektedir?

Usûl ekonomisi ilkesi, çiğnenen veya çiğnenme ihtimali bulunan bir hakkın tespit ve tesliminin en az giderle, en kısa sürede, en az zahmetle gerçekleşmesini ve boş yere davalar açılmasının önlenmesini sağlamaya yönelik bir usûl ilkesi olarak tanımlanmaktadır. Yargılama hukukunun amacı, adaletli karar vermektir. Adaletli karar, taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran ve bu yolla kamu düzenini sağlayan karardır. Böyle bir karara ucuz, basit, çabuk varan ve usûlüne uygun olarak yapılan yargılama; âdil yargılamadır. Başka bir deyişle, ancak böyle bir yargılama, usûl ekonomisi ilkesine uygun bir yargılamadır çünkü usûl ekonomisi ilkesi, yargılama hukukunun amacına ulaşmasına hizmet etmektedir.

19

Vergi yargılaması hukuku bakımından ekonomik yaklaşım ilkesi ile delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi arasında nasıl bir ilişki mevcuttur?

Ekonomik yaklaşım ilkesinin uygulama alanı bulması ve amacına ulaşabilmesi için kabul edilmesi gereken bir başka ilke de delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesidir. Bu ilkenin kabul edilmesi sayesinde, vergiyi doğuran olaylar gerçek mahiyetleri ile kavranabilmektedir. Vergilendirmenin temel esasını oluşturan malî güç de bu yolla kavranmış olmaktadır. Vergiyi doğuran olayların iktisadî sonuçlarının yani gerçek mahiyetlerinin ortaya çıkarılabilmesi ancak takdirî delil sisteminin benimsendiği bir yargılama usûlünde mümkündür. Ekonomik yaklaşım ilkesi, başta delil serbestisi ilkesi olmak üzere bazı ilkelere kaynaklık etmesine rağmen uygulanabilmesi ve amacına ulaşabilmesi; resen araştırma ilkesi, delil serbestisi ilkesi ve delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesinin benimsenmesi sayesinde mümkün olabilmektedir.

20

Vergi yargılaması hukukunda geçerli olan adil yargılanma hakkının unsurları nelerdir?

Bu hak, genel olarak dört unsuru içermektedir. Bunlar şunlardır;
• Kanunî, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından,
• Makûl sürede,
• Alenî,
• Hakkaniyete uygun olarak (âdil) yargıla(n)madır.
Buna göre, âdil yargılanma hakkı; tabiî hâkim ilkesine bağlı, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından, makûl sürede, alenî ve hakkaniyete uygun olarak yargılanmayı talep edebilmeyi ifade etmektedir.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç