Aşk bizim gündelik yaşamda sıklıkla karşılaştığımız, romanlarda, şarkılarda, dizilerde ya da filmlerde gördüğümüz bir konudur. Peki bilim bu konuda, sosyal psikoloji özelinde ne söylemektedir? Aşk da birçok başka kavram gibi farklı bireylerin farklı farklı anlamlarda kullandığı, bağlamına göre değişebilen kavramlardan biridir. Sosyal psikologlar sevgi kavramını; hoşlanma, arkadaşça sevgi ve tutkulu aşk ya da romantik aşk olarak kabaca üçe ayırırlar. Hoşlanma ve sevgi bir sürecin iki ucunda yer alır ve aralarında duygu derinliği ve bağlanma derecesi açısından farklılıklar vardır. Sevgi daha kuvvetlidir. Sevgi, arkadaşlarımıza ailelerimize beslediğimiz duyguyken tutkulu aşk bundan farklı bir şeyi ifade eder. Bir başkasını yoğun şekilde arzulamaktır. Hoşlanma, eşimize dostumuza hissettiğimiz olumlu hislerdir. Sevgi, yaşamımıza derinden etkisi olan kişilere, ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımıza hissettiğimiz olumlu hislerdir. Tutkulu aşk ise karşı konulmaz bir şekilde şefkat, coşku, kaygı ve cinsel arzu hissedilen güçlü bir duygusal durumdur (Jackson-Dwyer, 2013). Tutkulu aşk, yoğun bir enerjiyle doludur ve bu enerjiyi sağlayan fizyolojik uyarılmanın kaynakları; cinsel arzu, reddedilme korkusu, engellenmişlik duyguları, kavga sonucu oluşan kızgınlık vb. olabilir. Kişi zihinsel olarak tutkulu aşk duyduğu kişiyle sürekli meşguldür, onu mükemmel olarak görür. Genellikle bir anda gerçekleştiği söylenir, çok taşkındır ancak bununla birlikte kırılgan ve kısa ömürlüdür. Aşk ile ilgili birçok kuramdan söz edilebilir. Aşk’ın Renkleri Tipolojisini ve Üçlü Aşk Kuramını bunlardan bazılarıdır.