Sosyal hizmet uzmanlarının ilgi alanı nedir?
Sağlık bakım ortamlarında ve tıbbi tedavi ekibi içinde sosyal hizmet uzmanları ve sosyal hizmet uygulamaları, kronik hastalıkların psikososyal boyutuyla ilgilenir.
Sosyal hizmet uzmanlarının ilgi alanı nedir?
Sağlık bakım ortamlarında ve tıbbi tedavi ekibi içinde sosyal hizmet uzmanları ve sosyal hizmet uygulamaları, kronik hastalıkların psikososyal boyutuyla ilgilenir.
Kronik hastalıklar kapsamında. ele alınan psikososyal risk faktörleri nelerdir?
Kronik hastalıklar ele alındığında pek çok psikososyal risk faktörü bulunmaktadır. Bunlar:
Hastane sosyal hizmeti nedir?
Hastane sosyal hizmeti, sağlık bakım ortamlarında ve hastanelerde sosyal servisler ve sosyal hizmet uzmanları eliyle sunulan tıbbi sosyal hizmet uygulamalarını ifade eder.
Hastane ortamında tıbbi sosyal hizmet uygulamaları nelerdir?
Hastane ortamında tıbbi sosyal hizmet uygulamaları:
• Hastalığın önlenmesi
• Hastanın rehabilitasyonu
• Hastanın takibi
• Hastanın taburculuk planlaması
• Hastalığa yönelik bilgi toplama
• Hastaya bilgi sağlama faaliyetlerinden oluşan bir bütündür.
Bununla birlikte hasta ve ailelerine danışmanlık, sosyal ve ekonomik açılardan destek sağlama, psikososyal sorunlarının çözümlenmesi noktasında yardım sunma da hastane ortamında tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının diğer ilgi alanlarındandır.
Hastane ortamında sosyal hizmet uzmanlarının rol ve görevleri nelerdir?
Hastane ortamında sosyal hizmet uzmanları tıbbi sosyal hizmet uygulamalarına özgü özel rollere sahip olabilir ancak bazı durumlarda sosyal hizmetin genelci rollerinden de faydalanabilirler. Savunuculuk, kolaylaştırıcı, eğitimci, planlamacı ve kaynak temin edici olarak tıbbi sosyal hizmet uzmanları genelci sosyal hizmet rollerini kullanır. Yardım sağlayıcı, kriz müdahalecisi, etik komite üyesi, birey-aile-grup danışmanı gibi roller ile de tıbbi sosyal hizmet uygulamaları özelinde kronik hastalara hizmet sunarlar. Ev ziyaretleri sayesinde hastane ve kronik hasta arasındaki etkileşimi her zaman diri tutarak iletişimi güçlendirmeye çalışırlar. Kronik hastalar ve ailelerine yönelik toplumsal kaynaklar ve başvurabilecekleri ihtimaller hakkında bilgi ve eğitim sağlamak tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının önemli görevlerindendir.
Kronik hastalıklar ile hastane ortamında çalışan sosyal hizmet uzmanlarının genelde mesleki uygulama kapsamında kullandıkları yaklaşım, yöntem ve roller nelerdir?
Mesleki çalışmalarda kullanılan yaklaşımlar arasında problem çözme yaklaşımı, psikososyal yaklaşım, güçlendirme yaklaşımı, krize müdahale, aile tedavisi, genel sistem, fonksiyonel, bilişsel davranışçı, görev-merkezli ve psikodinamik yaklaşımlar en çok kullanılan yaklaşımlardır. Mesleki uygulamalarda en sık kullanılan yöntemler arasında vaka çalışması, toplum organizasyonu, birey ve aile ile çalışma ve grup çalışması yer almaktadır. Mesleki uygulamada kullanılan roller ise danışmanlık, kaynak sağlama, koordine etme, destekleyici, eğitici, kolaylaştırıcı, savunucu, tedavi/rehabilite edici, öğretici gibi rollerdir.
Kardiyovasküler hastalıklar nelerdir?
Kardiyovasküler hastalıklar; kalp-damar-dolaşım sistemi hastalıkları üçlemesi ile değerlendirilebilir. Kardiyovasküler hastalıklar şunlardır:
• Koroner kalp hastalıkları (koroner arter, kalp kapağı hastalıkları, aort anevrizması, ritim bozuklukları, miyokart enfarktüsü)
• Serebrovasküler hastalıkları (beyni besleyen damarın tıkanması)
• Hipertansiyon
• Periferik arter hastalığı (atardamar tıkanıklığı)
• Romatizmal kalp hastalıkları
• Konjenital (doğumsal) kalp hastalıkları
• Kalp yetmezliği ve kardiyomiyopatileri (kalp kası bozuklukları)
Kalp hastalarına yönelik görülen en temel psikososyal sorun nedir?
Kalp hastalarına yönelik en temel psikososyal sorun, hastalık süreciyle birlikte bireylerin kendi yaşamlarının üzerinde kontrol hislerini kaybetmeleridir. Kontrol kaybı yaşayan hastalar güçsüzlüğü ve çaresizliği hisseder. Hastalar krizin tekrarlayacağını düşünme, şiddetli ağrılar yaşama, ölüme yakınlık ve başkalarına bağımlılık gibi korkularla sıklıkla yüzleşirler. Hastalar bu duyguları deneyimlemenin ne kadar sürüp sürmeyeceğinden de emin olamazlar. Cerrahi müdahale sonrasında bile hasta ve ailesi hastalıktan kaynaklı belirsizliklerle mücadele etmek zorunda kalır. Böylelikle hastalar, kendilerini incinebilir bir konuma yerleştirirken âdeta kurban psikolojisine bürünürler.
Sosyal hizmet uzmanlarının kalp hastalarının bakımına katılmaları hangi tarihte başlamıştır?
Tarihsel olarak sosyal hizmet uzmanlarının kalp hastalarının bakımına katılımı 1949 yılı kadar erken bir döneme tekabül etmektedir. O dönemde tıbbi sosyal hizmet uzmanları için kardiyovasküler hastalar özelinde ele alınan endişelerin başlıcaları; tıbbi bakım için ücret konusunu planlamak, kalp krizi sonrası istihdam sorunlarını ele almak, iyileşmeyi yavaşlatan depresyon ve anksiyeteye müdahale etmek, ayaktan tedavi sonrası ev ziyaretleri düzenleyerek hastalarla teması sürdürmek ve toplum ve evde sağlık hizmetleri gibi tıbbi kaynaklarla hastalar arasında bağlantılar kurmaktır.
Kardiyovasküler hastalıklarda önlenebilir ve önlenemez risk faktörleri ile psikososyal risk faktörleri neler olabilir?
Kardiyovasküler hastalıklarda hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, kan basıncı, hipertansiyon, obezite ve diyabet değiştirilebilir/önlenebilir risk faktörleridir. Yaş, cinsiyet ve birinci derece akrabalarda kalp hastalığı öyküsünün bulunması değiştirilemez/önlenemez risk faktörleridir. Stres, depresyon, düşük sosyoekonomik statü, sosyal izolasyon ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği ise psikososyal risk faktörleridir.
Onkolojik sosyal hizmet nedir?
Onkolojik sosyal hizmet, kanser hastaları, aileleri ve bakım verenleri için sosyal hizmet uzmanları tarafından sunulan psikososyal hizmetlerdir.
Onkolojik sosyal hizmetin amacı nedir?
Onkolojik sosyal hizmet, hastanın sağlık bakım sisteminden en iyi şekilde faydalanmasını ve toplumsal kaynakların hastanın sosyal işlevselliğini destekleyecek biçimde harekete geçirilmesini amaçlar. Kurum ve kuruluşlarda kanser ve kanserin etkileriyle mücadele etmeyi önleyen psikososyal, kültürel ve tinsel faktörler hakkında nitelikli politika ve programlar geliştirilmesine katkıda bulunur. Onkoloji alanında sosyal hizmet uzmanlarının oryantasyonuna ve süpervizyonuna yönelik mesleki hizmetleri planlar.
Onkolojik hizmet müdahelesi esnasında sosyal hizmet uzmanları ne tür görevleri yerine getirirler?
Onkolojik sosyal hizmet müdahalesi esnasında sosyal hizmet uzmanları;
Kansere yakalanan bireylerin psikososyal tepkileri nelerdir?
Kansere yakalanan bireylerin hastalığa verdiği psikososyal tepkiler; kanserin hangi organda ortaya çıktığına, hastanın yaşına, inanç ve çevresel destek sistemlerine göre değişir. Kanser hastası, o ana kadar sorunlarını çözmek için başvurduğu stratejilerin yetersiz olduğunu anlar. Bu nedenle güçsüzlük, korku, kaygı ve çaresizlik gibi duygular yaşar. Kübler Ross kansere yakalanmış bireylerin psikososyal tepki dizelerinin sırasıyla şok, inkâr ve izolasyon, öfke, depresyon, pazarlık, kabullenme şekilde sıralandığını ifade etmektedir.
Nefrolojik sosyal hizmet nedir?
Nefrolojik sosyal hizmet, tıbbi sosyal hizmet uygulamalarının önemli alanlarından biridir ve kronik böbrek yetmezliğine (KBY) sahip hastalar ile sosyal hizmet uygulamalarını odağına alır. Bir diğer deyişle nefrolojik sosyal hizmet; hastaların karmaşık ve çoklu gereksinimlerinin tespiti, kaynak temini, ekip çalışması, havale, savunuculuk, eğitim ve takip uygulamalarını içermektedir.
Kronik Böbrek Yetersizliği (KBY) hastaları ile çalışan nefrolojik sosyal hizmet uzmanlarının rolleri nelerdir?
KBY hastaları ile çalışan nefrolojik sosyal hizmet uzmanlarının rolleri incelediğinde çok fazla karmaşık durum ile sosyal hizmet bilgi, beceri ve değerlerini birleştirdiklerini görülür.
• Nefrolojik sosyal hizmet uzmanları, KBY ve tedavi rejimi ile baş etmek için hastaların psikososyal, ekonomik, kültürel ve çevresel ön değerlendirmelerini yapar.
• Hastaların sosyal destek ağlarını genişletmek amacıyla onlara destekleyici danışmanlık sağlar.
• Hasta ve aile eğitimleri organize ederek hastalığa uyum sürecini kolaylaştırır.
• Hastaların kendi kaderini tayin hakkı ile ilgili özel konularına yardım eder.
• Destek grupları öncelikli olmak üzere grup çalışmalarını planlar ve yönetir.
• KBY hastalarının psikososyal sorunları, gereksinimleri ve riskli durumlar hakkında personel eğitimleri düzenler.
• Sağlık personeli, aile, hasta arasındaki uyuşmazlıklarda ara buluculuk yapar ve hasta savunuculuğunu göz önünde bulundurur.
• Ekip içi bakım planlaması ve iş birliğine katılır.
• Tedavinin seyrini takip eder, tedavi esnasında hastaların tedavi sürecine, kendilerine, ailelerine ya da çevrelerine zarar verici potansiyeli bulunan davranışları ile hastalığa uyum tepkilerini ayırt eder. Müdahalesinde yer vereceği planlı değişim süreci aşamalarını da bu minvalde düzenler.
Diyabetli çocuk ve bireylerle sosyal hizmet uygulamalarında önemli müdahale noktaları nelerdir?
Diyabetli çocuk ve bireylerle sosyal hizmet uygulamalarında diyabet tipi, çocuğun ya da bireyin kişisel ve çevresel özellikleri, tedavi protokolü ve beslenme programı sosyal hizmet uzmanının dikkat ettiği göstergelerdir. Diğer taraftan ebeveyn çocuk etkileşimi, diyabet süresi, metabolik kanıtlar, öz yönetim becerileri, çocuğun ya da bireyin davranış sorunları, okul-akran-yakın çevre ilişkileri de diyabetli hastalarla sosyal hizmet uygulamasında önemli müdahale noktalarıdır. Özellikle diyabetli hasta bulunan ailelerde aile içi ilişki ve etkileşim kalıplarının düzenlenmesi amacıyla sosyal hizmet uzmanlarının aile terapisi tekniklerine başvurması tavsiye edilir.
Sosyal hizmet uzmanlarının alzheimerli hasta ve yakınlarıyla gerçekleştireceği tıbbi sosyal hizmet uygulamalarında nelere dikkat etmeleri gerekir?
Sosyal hizmet uzmanları alzheimerlı hasta ve yakınları ile tıbbi sosyal hizmet uygulamalarında bazı kilit unsurlara dikkat ederler. Bu unsurlar şunlardır:
• Alzheimer hakkında profesyonel kamu bilinci ve anlayışı geliştirmek,
• Bakım verenlere kaliteli bilgilendirme yapılmasını sağlamak,
• Bakım, destek ve danışmanlık hizmetlerine kolay erişim sağlanmasına yardımcı olmak,
• Akran desteği ve öğrenme ağlarının geliştirilmesine yardımcı olmak,
• Konut desteği, konutla ilgili hizmetler, tele bakım desteği sağlamak,
• Gerekli durumlarda alzheimerlı hastaların bakım evine yerleştirilmesini kolaylaştırmak,
• Alzheimerlı hastalar için sağlık bakım hizmetlerinin geliştirilmesine yardımcı olmaktır.
Alzheimer nedir?
Alzheimer, ilerleyici bilişsel ve fonksiyonel beceri kaybı ile karakterize kronik nörodejeneratif bir hastalıktır. Nörodejeneratif hastalık, insan beynindeki nöronları etkileyen, sinir hücrelerinin ölümüne yol açan tedavi edilemez durumları tanımlar. Bu hastalıkların başında ise Alzheimer yer alır.
AIDS nedir?
AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome/Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu), Human Immunodeficiency Virus/İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü (HIV) tarafından insan bağışıklık sistemini etkileyen ölümcül bir hastalıktır.
HIV ve AIDS arasındaki fark nedir?
Human Immunodeficiency Virus/İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü olarak tanımlanan HIV pozitif olmak, enfeksiyonun kesinliği anlamına gelirken AIDS tanısı konana kadar birey, kontrolleri ve tedaviyi aksatmamak kaydıyla sosyal yaşama katılabilir. AIDS tanısı almak ise hastalığın son aşamasına geçiştir ve bu aşama, fiziksel yıkım ve diğerlerine yaşamsal bağımlılığın arttığı, hastaneye yatışın söz konusu olduğu zaman dilimidir.
AIDS hastalarında depresyon ve intihara yatkınlığın diğer popülasyonlara oranla daha fazla olmasının nedenleri neler olabilir?
AIDS hastaları ile tıbbi sosyal hizmet uygulamaları ele alındığında dikkati çeken ilk nokta, sosyal yaşamdaki sınırlılığın psikolojik kırılganlığa yol açmasıdır. Hastalığın ölümle neticelenmesi, ilerlemesi ve fiziksel görünümde yaşanan değişimler, hastaları daha çok sosyal yaşamdan izole etmekte ve yalnızlaştırmaktadır. AIDS hastalarında depresyon ve intihara yatkınlık toplumun diğer popülasyonlarına oranla üç kat daha fazladır.
En önemli stresör sayılabilecek konu da bu hasta grubunun ayrımcılığa uğrayarak toplumsal damgalanmaya maruz kalmasıdır. AIDS konusunda damgalanmanın kökeninde hastalığın cinsellikle, ölümle, yasa dışı veya tabu sayılan eylemlerle ilişkilendirilmesi yatmaktadır. Özellikle hastalığın sorumsuz cinsel davranışlar ve ahlaki sapmalar sonucunda yayıldığına dair kanaat, toplumsal damgalanmayı bir tık daha kolaylaştırmaktadır. Bunun yanı sıra HIV ve AIDS arasındaki ayrımın da toplumsal olarak bilinmemesi, damgalanmanın şiddetini arttırmaktadır.