Beck’in Bilişsel terapinin temelini oluşturan bilişsel modeli üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, otomatik düşünceler ikinci bölümünde “ara inançlar” üçüncü bölümünde ise “temel inançlar” bulunmaktadır. Otomatik düşünceler bireyin kendisi, dünyası ve geleceği ile ilgili iç diyaloglarıdır. Kendiliğinden ortaya çıkarlar ve bilinçli olarak yönlendirilmemiştir. Bu düşünceler genellikle mantık süzgecinden geçmeyen hızlı bir şekilde ortaya çıkan, kolaylıkla fark edilmeyen ve bireyler tarafından analiz edilmeden koşulsuz olarak kabul edilen düşüncelerdir. Ara inançlar, otomatik düşüncelerin hemen altında yer alır ve kişinin dile getirmemekle birlikte inanmakta olduğu inançları, kuralları ve varsayımları içerir. Ara inançlar, bireyin kendisi, dünyası ve geleceği ile ilgili kurallar, olması gerekenler, emirler ve şartlı sayıltılar şeklindeki mutlak bileşenlerdir. Psikolojik sağlığı bozulmuş bireylerde olumsuz ara inançlar söz konusu iken psikolojik sağlığı normal olan bireylerde olumlu ara inançlar gözlenebilir. Temel inançlar, bireylerin kendileri hakkında doğru olduğuna inandıkları en temel fikirlerdir. Temel inançlar sadece kendimiz hakkında değil aynı zamanda başkaları hakkında ya da genel olarak yaşam hakkında sahip olduğumuz fikirlerdir. İlk deneyimlerle biçimlenen ve genellikle hiç sorgulanmamış algı ve fikirlerden oluşan, en derin zihinsel yapılar olarak nitelendirilmektedir. Beck, temel inançları çaresizlik, sevilmeme ve değersizlik temel inançları olarak üç ana grupta kategorize etmektedir. Bazı kaynaklarda bilişsel kuramı kavramsallaştırırken bilişleri iki ana başlıkta incelemektedir: Otomatik düşünceler ve şemalar. Şemalar, bizim sürekli olarak karşı karşıya kaldığımız bilgi bombardımanını organize eden, dünyayı algılayışımızı sağlayan bilişsel yapılardır. Psikolojik işlevlerimizin en temel birimi şemalardır. Şemalar; ahlaksal, bireysel, mesleksel, cinsel, ailesel, dinsel vb. olarak gruplandırılabilir. Temel ve ara inançlar ise şemaların kişisel yaşantılara dayalı olan içeriğini oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle temel ve ara inançlar şemaların içeriği, otomatik düşünceler ise şemaların ürünleri ya da ortaya çıkardığı sonuçlardır (Karahan ve Sardoğan, 2016). Bireyin çevreye uyumunu sağlamak için gelişmiş bilişsel yapılar olan şemaların içeriği, öğrenme ve yaşantı yoluyla değiştirilebilmektedir. Uyumlu ve uyumsuz şemalar bireyin işlevselliği üzerinde de etki etmesi açısından oldukça önemlidir. İşlevsel olmayan şemalar, bilgi işleme sürecinde bilişsel çarpıtmalara neden olabilmekte, bu çarpıtmanın sonucunda ise olumsuz otomatik düşünceler ortaya çıkmakta ve döngü tamamlanmaktadır.