AÖF Soru Bankası
SHZ303U · Ünite 2

Yaşlanma Teorileri

  • 21 soru-cevap
  • Yaşlılarla Sosyal Hizmet
1

Gerontoloji hangi üç soruyu cevaplamaya çalışmaktadır?

Gerontoloji şu üç soruyu cevaplamaya çalışmaktadır: Nasıl değişiyoruz? Neden değişiyoruz? Buna müdahale edebilir miyiz? (Jasper 2002).

2

Yaşlanma olgusunun bilimsel olarak araştırılmasına ne zaman başlanmıştır?

Yaşlanma olgusunun bilimsel olarak araştırılmasına 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlanmıştır (Baltes ve Baltes 1992).

3

Gerontoloji, disiplinler arası araştırma ve uygulama alanı olarak hangi ülkede ortaya çıkmıştır?

Gerontoloji, disiplinler arası araştırma ve uygulama alanı olarak 20. yüzyılın başlarında ABD’de ortaya
çıkmıştır.

4

Gerontoloji kavramını ilk defa bilimsel bir öğretinin adı olarak kullanan kişi kimdir?

Gerontoloji kavramını ilk defa İlje Metschnikoff’ (1903) kullanmıştır (Baltes ve Baltes,
1992) ancak bunu bilimsel bir öğretinin adı olarak ilk kullanan kişi N.A. Rybnikov’dur (1929) (Jasper, 2002).

5

Gerontolojinin üç temel kavramı nelerdir?

Yaşlanma, yaşlılık ve yaşlı insan; gerontolojinin üç temel kavramıdır.

6

Yaşlanma ve yaşlılık kavramları, yaşam sürecinin hangi iki önemli aşamasını temsil ederler?

Yaşlanma ana rahminden son nefese kadar devam eden süreci; yaşlılık ne zaman sona erdiği bilinen ama ne zaman başladığı giderek belirsizleşen yaşam dönemidir. 

7

Biyolojik yaşlanma nedir?

Organizmanın zamanla meydana gelen işlevlerindeki değişimler genel olarak biyolojik yaşlanma olarak tanımlanır. Belirli ödevlerini kısmen veya tamamen yerine getiremiyorsa organizmanın yaşlandığı kabul edilir (Behl ve Moosmann 2008).

8

Kadınlar dünya çapında erkeklerden ortalama kaç yıl fazla daha uzun yaşamaktadır?

Kadınlar dünya çapında erkeklerden ortalama 4 yıl daha uzun yaşamaktadır.

9

Biyolojik yaşlanma nasıl gerçekleşmektedir?

Biyolojik yaşlanmanın bir kısmı genetik yapıda önceden belirlenmiştir (programlanmıştır). Bir kısmı tesadüfen meydana gelmektedir. Özellikle hücrelerin bölünme yeteneğinin değişmesi biyolojik yaşlanmaya neden olmaktadır. Hücre çekirdeğindeki iki DNA sarmalının birinde beden yapısıyla ilgili bilgiler yer almaktadır. Diğeri ise bunun kopyasıdır. Hücre bölündüğünde kromozomlar kısalmaktadır. İyice kısalınca bir sonraki bölünmede kromozomların bir kısmı artık “okunamaz” hâle gelir. Bunun sonucunda hücre bölünmesi duraksar. Hücrelerin bölünme sayısı sınırlıdır. Biyolojik yaşlanmanın tesadüfi sebepleri zamanla çoğalan hücre içindeki hatalardan ve hasarlardan ileri gelmektedir. Bu hasarlar zamanla çoğalarak “tamir edilemeyecek” düzeye erişmektedirler. Bu da organizmanın bu süreç içerisinde yaşlanmasına yol açmaktadır (Dandekar 2004, s. 154).

10

Hücrenin enformasyon kayıt yapısının hasara uğraması neye yol açmaktadır?

Hücrenin enformasyon kayıt yapısının hasara uğraması diğer hücrelerin enformasyon ihtiyacının karşılanamamasına yol açmaktadır.

11

Hafıza ve konsantrasyon açısından önemli enformasyonlar ve proteinler nerede korunmaktadır?

Hafıza ve konsantrasyon açısından önemli enformasyonlar ve proteinler hücre zarında korunmaktadır.

12

Hücre zarının arızalanması sonucunda protein yapısında meydana gelen oksidasyon nelere yol açmaktadır?

Hücre zarının arızalanması sonucunda protein yapısında meydana gelen oksidasyon, hafıza ve konsantrasyon kayıplarına yol
açmaktadır.

13

Serbest radikaller yaşam süresini nasıl etkiler?

Serbest radikaller yaşam süresini kısaltmaktadır. Örneğin Down-Sendromu, 21. kromozomun hatalı şekilde üçüncü defa kopyalanmasından meydana gelmektedir. Bu hatalı kopyalama, hücreyi zehirlerden arındırma programının da hatalı kopyalanmasına yol açmaktadır ve hücrede serbest radikallerin çoğalmasına neden olmaktadır ve zehirli hidrojensüperoksit oluşmaktadır. Bu yüzden Down-Sendromu hastalarının yaşam süresi sadece ortalama 50 yıldır (Bernstein ve Bernstein, 1991).

14

Hata-Felaket-Teorisi’ne göre hücreler arası madde alışverişini düzenleyen DNA’nın değişimine yol açan “mutajen” faktörler ve kısmen dıştan hücreye etki eden faktörler nelere sebebiyet verir?

Hata-Felaket-Teorisi’ne göre hücreler arası madde alışverişini düzenleyen DNA’nın değişimine yol açan “mutajen” faktörler ve kısmen dıştan hücreye etki eden faktörler hatalı protein biyosentezine yol açarak hücrenin fonksiyonlarının arızalanmasına neden olmaktadır. Bu arızalar belli bir miktara erişince (“kritik arıza sıklığı”) hücre fonksiyonları iş göremez hâle gelmektedir ve hücre ölümü gerçekleşmektedir (Kruse, 2007).

15

“Hayflick Olgusu” nedir?

İnsan yaşlandıkça hücrelerin bölünme yeteneği de azalmaktadır. Orta yaşlı bir insanın hücreleri yaklaşık 40 defa, 80 yaşındaki bir insanın hücreleri ise sadece birkaç defa bölünebilmektedir. Buna “Hayflick Olgusu” adı verilmiştir. İnsanın bedenden ayrılan hücreleri de sonsuza dek bölünemez. Hücrelerin bölünme sayısı genetik programla belirlenmiştir. DNA’da adeta bir “kronometre” işlevi gören bir mekanizmanın hücre bölünmesini “saydığı” varsayılmaktadır. Önceden belirli olan bölünme sayısına erişildiğinde hücre bölünmeyi durdurmaktadır.

16

Noksanlık Teorisi nedir?

Noksanlık Teorisi’nin odağında yaşlanma sürecinde insanın bedensel ve zihinsel yeteneklerdeki kayıplar yer alır. Gerontolojik araştırmaların ilk dönemlerinde bu teorinin doğru olduğuna işaret bulgulara ulaşıldığı için desteklenmiştir. Özellikle psikolojinin 20. yüzyılın başlarında zihinsel randımanı ölçen yeni yöntemler geliştirmeye odaklanması, noksanlık teorisinin kabul görmesinde önemli bir rol oynamıştır. Geliştirilen zekâ testlerinde yaşlıların performansının gençlere kıyasla sürekli düşük çıkması, Noksanlık Teorisi’nin taraftar bulmasına ve desteklenmesine yol açmıştır fakat bu testlerin zekâ performansı ölçümünde hata yapıldığı veya genç ve yaşlı deneklerin eşit koşullarda test edilmedikleri anlaşılmıştır (Tufan, 2016, s. 137-144). O dönemlerin zekâ testleri deneklerin yaşı yükseldikçe sonuçların kötüleştiği sonuçlarını vermiştir. Bunların doğru olduğu varsayılarak zekâ randımanının 18 yaşına kadar yükseldiği ve 30 yaşına kadar bireye göre değişen doruğuna eriştiği ve bu yaştan itibaren gerilemeye başladığı kabul edilmiştir (Lehr 2003). “Çocuksu yaşlı” tasavvurunun kaynağı olan bu teorinin artık yanlış olduğu bilinmektedir (Jasper 2002, s. 41-43).

17

Geri Çekilme Teorisi nedir?

Geri Çekilme (Disengagement) Teorisi, yaşlılık sorunlarından ve yaşlılıkta yaşam durumlarından duyulan hoşnutsuzluklarla ilgili gözlemlere dayanmaktadır. Toplumun beklentileri ve bireysel ihtiyaçlar arasındaki dengesizlik teorinin çıkış noktasıdır ve temel varsayımı şudur: Yaşlı birey; sosyal ilişki ve sosyal yaşam alanlarından geri çekilmek, içe dönük bir yaşam sürdürmek ister. Bu geri çekilme isteği sadece bireyde değil aynı zamanda diğer sosyal sistemlerde de mevcuttur yani karşılıklı olarak geri çekilirler. İki taraflı geri çekilme süreci yaşlı birey tarafından başlatılabileceği gibi durumun içindeki diğerleri tarafından da başlatılabilir. Birey ve toplum arasında daha önce mevcut olan dengenin yerine, artık temel özelliği “büyük mesafeye” ve değişen ilişki tarzına” dayanan yenisi geçer (Cumming ve Henry, 1961).

18

Etkinlik (Aktivite) Teorisinin odaklandığı konular nelerdir?

Etkinlik (Aktivite) Teorisi; yaşlıların sadece yaşıtlarıyla ilişkilerini korumak, içe yönelmek ve ölüme hazırlanmak istedikleri görüşünü reddeder. Bunun yerine yaşam memnuniyeti ve etkinlik arasındaki sıkı ilişkiye odaklanır. Kruse’ye (2007) göre aktif yaşlanma, yaşlıların topluma katılımı ve uyumuyla bağlantılı tüm girişimlerden oluşan bir aktivite spektrumu olarak düşünülmelidir. Bu teoriye göre yaşlılıkta sosyal yaşamdan geri çekilerek değil, aksine sosyal ilişkileri çoğaltarak ve aktif kalarak mutlu olunabilir. Orta yaşlardaki etkinlik tarz ve biçimlerinin yaşlılıkta korunabildiğini hatta bunlara yenilerinin eklenebildiğini vurgular (Lehr 2003). Çalışma yaşamının sona ermesi ve yetişkin çocukların evden ayrılması ile rol ve işlevlerinde kayba uğrayan yaşlının “kimlik krizi” ile karşı karşıya kaldığı ama yeni etkinliklere yönelerek bu duyguyu azaltabildiği veya dengeleyebildiği varsayımından hareket eder (Prahl ve Schroeter 1996).

19

Süreklilik Teorisine göre yaşlı birey yaşam memnuniyetini uzun süre nasıl koruyabilir?

Süreklilik Teorisine göre yaşlı birey, kritik yaşam olaylarından kaçınma stratejileri geliştirdiyse, yeterliliklerini koruyabilir ve ileri yaşlara kadar bunları kullanabilirse, yaşam memnuniyetini uzun süre koruyabilir.

20

Yaşam Durumu Teorisi nedir?

Yaşam durumu, toplumda bir grubun sosyal pozisyonu ve yaşam koşulları ile ilişkilidir ve belli bir grubun yaşam koşullarını tayin etmektedir (Zapf ve Habich, 1996). Yaşam durumu birey açısından eşit olmayan tüm yaşam koşullarını ve farklı boyutlarda sosyal eşitsizliklerin yarattığı avantaj ve dezavantajları ifade eder ve bunların karmaşık etkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkar (Hradil 1987) ve sosyal grupların ve gayri yaşam koşullarının tarifinde, açıklamasında ve öngörülerde, sosyal yapı analizinde, sosyal eşitsizlik araştırmalarında ve siyasal bilimlerde sıkça kullanılmaktadır. Yaşam durumu kavramı, maddi ve manevi tüm ihtiyaçların kalıcı olarak tatmin edebileceği fırsat ve eylem alanlarını ifade etmektedir (Naegele, 1998, s. 107).

21

Yeterlilik Teorisi nedir?

Yeterlilik, belirli alanlardaki beklentilere uygun tepki verebilme yeteneğidir. Örneğin entelektüel ödevlerin üstesinden gelme yeteneğine bilişsel yeterlilik, sosyal çevrenin beklentilerine cevap verme ve iletişim yeteneğine ise sosyal yeterlilik denir. Teoriye göre yaşlanma sürecinde işlevlerin ve yeteneklerin değişiminin, gerileme yaratması gerekmez çünkü yeterlilikler toplam yeterliliğin kısmi paydaşlarıdır.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç