AÖF Soru Bankası
SHZ303U · Ünite 4

Yaşlılarda Sık Görülen Sağlık Sorunları

  • 20 soru-cevap
  • Yaşlılarla Sosyal Hizmet
1

Türkiye'de kurumsal yaşlı bakım hizmetlerinin organizasyonu hangi kurum tarafından yapılmaktadır? 

Ülkemizde kurumsal yaşlı bakım hizmetlerinin organizasyonu Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları tarafından düzenlenmektedir (Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2017).

2

Yaşlılarda göz sağlığı ile ilgili ne tür sorunlar olmaktadır?

Yaşlılıkta gözü çevreleyen dokuda atrofiye olur (küçülür) ve göz kapakları gevşer. Göz kapaklarında görülen gevşeme, göz kapağının içe veya dışa dönmesine yol açar. Yaşlılıkla birlikte gözyaşı üretimi azalır. Doku atrofisi nedeniyle gözyaşının
üretildiği nokta yer değiştirir ve buna bağlı gözyaşı drenajı bozulur, gözlerde sulanma görülür. Konjonktiva atrofiye uğrar ve sarı renge döner. Korneanın duyarlılığı %50 azalır. İris küçülür ve daha sert hâl alır. Yaş ilerlemesiyle lens sararır ve bu durum mavi ışığın iletiminde azalmaya yol açar. Lens ve iriste meydana gelen değişiklikler yakını görememeye (presbiyopi) neden olur. Yaşlılıkta karanlıktan aydınlığa, aydınlıktan karanlığa geçişte gözün uyum
süresi uzar. Yaşlanma ile ortaya çıkan bu fizyolojik değişimlerin yanı sıra yaşlı bireylerde katarakt, glokom (göz tansiyonu) ve diyabeti olan yaşlılarda diyabetik retinopati sık görülen görme ilişkili hastalıklardır (Altınel, Ardagil Akçakaya, 2013). 

3

Yaşlılarda deri ile ilgili ne gibi sorunlar ortaya çıkar?

Yaşlılıkla birlikte epidermal yenilenmede azalma, kan akımında yavaşlama, epidermise besin transferinde bozulma gibi nedenlerle deride düzensiz pigmentasyon, epidermiste kalınlaşma ve dermiste bozulma görülür (Ağar, 2020; Aydemir, 2013). Deride incelme, deriye renk veren hücrelerin (melanositlerin)
sayısında ve fonksiyonunda azalma güneşten etkilenmeyi artırarak derinin yaşlanmasını daha da hızlandırır. Derinin dermis tabakasında bulunan hücrelerin
(fibroblast) sayısında ve fonksiyonlarında ortaya çıkan kayıplar deride gevşemeye, kırışıklığa ve kanlanmada azalmasıyla birlikte derinin atrofisine sebep olur. Epidermis tabakasının altında yer alan yağ doku azalır ve deride kırışma, sarkma artar (Şekil 4.1). Derinin destek dokusu azalır ve bu durum travmalara karşı direncin azalmasına neden olur. Yaşlılıkla birlikte ter ve yağ bezlerinin fonksiyon kaybı deri kuruluğuna yol açar.

4

Yaşlılarda koklama ve tat alma değişiklikleri neden kaynaklanır?

Yaşın ilerlemesiyle dil üzerinde bulunan tomurcuklar (papil) sayıca azalır ve papillerin sinirsel yanıtlarında değişiklikler ortaya çıkar. Yaşlıların tat alma keskinliği zayıflar. Yaşlılarda tat almada meydana değişimler büyük ölçüde koklama duyusunda meydana gelen değişikliklerle ilişkilidir. Yaşlılarda koklama duyusunda meydana gelen değişimin nedeni ise tam olarak açıklanamamakla birlikte koku alma sinir hücrelerinin yenilenme yeteneğinin zayıflaması ve kokuyu algılayan sinir hücrelerinin sayısının azalmasına bağlı olabilir.

5

Yaşlılarda ağız ve diş sağlığı sorunları nelerdir?

Yaşlanma sürecine paralel olarak diş minesinde renk değişiklikleri ve aşınmalara bağlı şekil bozuklukları görülür. Dişte oluşan aşınmalar dişin anatomik boyunun kısalmasına, dentin tabakasının açığa çıkmasına, diş renginin gençlere göre daha koyu renk almasına neden olur. Dişin pulpa tabakasında kolajen lif sayısı artar, damar, sinir ve lenf damarları azalır. Yaşlanma diş eti bağ dokusunda sıkılaşma ve düzensizleşmeye, ligamentlerde aşınmalara ve hasara neden olur ve bu durum hareketsiz olan dişlerin hareket etmesine yol açar. Yaşlılıkta üst ve alt çene bölgesine kan akımının yavaşlaması, diş kayıpları çene kemiğinin zayıflamasına, kemik kaybına ve kemiklerin kırılgan hâle gelmesine neden olur. Yaşlılık döneminde görülen bu değişiklikler sıklıkla dişlerde ve ağız dokusunda enfeksiyon ve ağrı, çiğneme sorunları, ağız içi yaralar, diş eti kanamaları, diş çürükleri ve diş kayıpları, ağrı ve ağız yaralarına neden olan protezler, çiğneme güçlükleri, dil ve ağız hareketlerinde sınırlılık gibi sağlık sorunları ile sonuçlanır.

6

Yaşlılıkta kas-iskelet sisteminde görülen fizyolojik değişiklikler nelerdir?

Yaşlılıkta kas-iskelet sisteminde görülen fizyolojik değişiklikler şunlardır:
• Kemik mineral yoğunluğu ve kemik kütlesi azalır, kemikler kırılgan hâle gelir.
• Kas kütlesi ve bağ dokusu azalır, özellikle kol ve bacaklarda azalan kas kütlesi düşme riskinin artmasına, kaza ve yaralanmaların artışına neden olur. Kas kütlesinde azalma fiziksel hareketsizliği tetiklediği gibi yaşlılık süreciyle birlikte sedanter yaşam tarzı kas ve kemik kütlesinde ve gücünde azalmaya yol açar.
• Eklemlerde harabiyet ve hareket kısıtlılığı vardır. Bu duruma bağlı hareketi başlatmakta güçlük yaşanır.
• Sinir sistemi ve hormonal değişikliklere bağlı kas koordinasyonunda bozukluklar görülür.

7

Osteoropoz neden meydana gelir?

Yaşlılıkta kemik formasyonu D vitamini alımının azalması, fiziksel aktivitenin azalması, paratroid aktivitenin D vitamini aktivitesi ile tamamlanamaması yeni kemik oluşumunu azaltmaktadır (Hüner vd. 2013). Osteoporoz için kadın cinsiyet, 50 yaş üzeri olmak, menopoza girmek, erkeklerde testosteron hormonun azalması, düşük kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenme ve D vitamini eksikliği, fiziksel aktivitenin az olması veya hareketsizlik, ailede osteoporoz tanısı alan yakınların olması, kısa boylu ve ince yapılı olmak, beyaz tenli ve renkli gözlü olmak, sigara, alkol, kolalı ve kafeinli içecekleri tüketmek, bazı ilaçların (kortikosteroid, lityum, antiasit, antiepileptik, antikoagülan, antitroid ve antikanserojenler) alımı risk faktörüdür (Gökçe Kutsal vd., 2020).

8

Osteoropoz olan bireylerde ne gibi belirtiler görülür?

Osteoporoz olan bireylerde bel ve sırt ağrısı, boyda kısalma, omurga, el bileği, kaburga veya kalça kemiğinde kırıklar, sırtta kamburlaşma, omuzların
yuvarlak yapıya dönüşmesi gibi belirtiler görülür (Gökçe Kutsal vd., 2020).

9

Osteoropoz hastalığının tanısı nasıl konur?

Hastalığın tanısı kemik mineral yoğunluğu ölçümünün yapıldığı DEXA ile
konulur. Bu tetkikin yanı sıra hastada kemik ağrısına neden olabilecek kırığın tespitine yönelik direkt grafilerden de yararlanılır (Hüner vd. 2013).

10

Osteroartrit daha çok kimlerde görülür?

Sıklıkla ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan OA, kadın cinsiyet, genetik özellikler bakımından yatkın kişilerde, obezlerde, sigara kullananlarda, mesleki zorlanma veya yaptığı iş gereği ekleme mekanik olarak yüklenenlerde, yoğun fiziksel aktivite ve sportif faaliyetlerde bulunanlarda, kas gücü zayıf olan bireylerde, yaralanma ve ameliyat geçirenlerde daha fazla görülür (Babadağ, 2019).

11

Osteroartrit hastalığının tedavisinde ne tür ilaçlar kullanılır?

Hastalığın tedavisinde basit ağrı kesiciler, nonsteroidal antienflamatuvar ilaçlar, opioid analjezikler, hastalık modifiye edici ilaçlar, eklem içine kortikosteroid ve hyalüronik asit enjeksiyonu kullanılır (Babadağ, 2019).

12

Osteoropoz tedavisi nasıl yapılır?

Osteoporoz tedavisinde yaşlılık sürecinde her iki cinsiyet için 1500 mg/gün kalsiyum gereksiniminin karşılanması gerekir. Kalsiyum desteğinin yanı sıra 400-600 U/gün D vitamini ihtiyacı karşılanmalıdır. Menopozda olan kadınlar için
günlük D vitamini 800 U’ye kadar çıkabilir. Bunun yanı sıra diyetten alınan kalsiyumun 1000 mg elementer kalsiyum olacak şekilde planlanmalı, osteoporoz riski olan bireylerde bu miktar 1500 mg’a kadar çıkarılmalıdır. Kemik sağlığının
devam ettirilmesi, osteoporozun önlenmesi için yürüyüş, merdiven çıkmak, dans etmek, düşük yoğunlukta aerobik egzersizlerden herhangi biri haftada 3 gün, 45-60 dakika süre ile yapılmalıdır (Gökçe Kutsal vd., 2020).

13

Yaşlılarda Koroner arter hastalığı görülme riski hangi durumlarda artış gösterir?

Koroner arter hastalığı görülme riski hipertansiyon, sigara kullanımı, obezite, sedanter yaşam tarzı, kolesterol yüksekliği (total kolesterol düzeyi 200mg/dl’nin
üzerinde, LDL 130 mg/dl’nin üzerinde, HDL 40 mg/dl’nin altında olduğu), oral kontraseptif kullanımı, alkol tüketimi, stresli kişilik yapısında artmaktadır. İleri yaş, erkek cinsiyet, menopoz dönemi kadınlar, ailesel kalp hastalığı öyküsü olanlar hastalık yönünden risk altındadır.

14

Hipertansiyon hangi durumlarda daha fazla görülür?

Hipertansiyon;
• İleri yaş,
• Beden kitle indeksi 30 kg/m2 üzeri olan,
• Afroamerikanlar,
• Düşük eğitim düzeyine sahip bireylerde,
• Diyette sodyum alımı yüksek olanlarda,
• Kronik alkolizmde,
• Sigara kullananlarda,
• Soğuk hava koşullarında yaşayanlarda,
• Hamam gibi ani sıcağa maruziyet durumlarında,
• Yüksek rakımda bulunanlarda,
• Gürültülü çevrede yaşayanlarda, kirli ortam havası bulunan yerlerde yaşayanlarda,
• Doğum kontrol hapı (oral kontraseptif ) kullanan kadınlarda daha fazla görülür.

15

Hipertansiyon durumunda ne gibi belirtiler görülür?

Hipertansiyona bağlı enseden başlayıp yukarıya doğru yayılan baş ağrısı, yorgunluk, bulantı-kusma, vücutta sıvı tutulumu, az idrara çıkma, görme
sorunları, oryantasyon sorunları, uyuklama hâli, kalp ritim bozuklukları eşlik edebilir.

16

Hipertansiyon tanısı için kan basıncının doğru ölçülmesinde nelere dikkat edilmelidir?

Hipertansiyon tanısı için kan basıncı doğru ölçülmelidir. Bunun için;
• Mümkünse aneroit monitörler tercih edilmelidir.
• Hareket hâlinde ise en az 5 dakika dinlenmeli, ölçüm öncesi rahat edeceği bir pozisyon almalı, oturur ya da yatar pozisyona gelmelidir.
• Tansiyon aleti manşonunun alt kısmı dirsek çukurunun 2.5-3 cm üzerinde kola sarılmalıdır. Ölçüm yapılırken stetoskop dirsek çukurunun boşluğuna, brakial arterin üzerine, manşonun dış kısmına serbestçe yerleştirilmelidir. Manşon uzun süreli şişirildiğinde venöz sisteme dönüş azalacağı için sesler güç duyulur. Bu nedenle tekrarlı ölçümlerde venöz göllenmeyi önlemek için ölçümler arasında
en az bir dakika beklenmelidir. Eğer ölçüm sırasında sesler zor duyuluyorsa hastanın kolu baş seviyesinin üstüne kaldırılmalı, el 5-10 kez açıp kapatılmalı ve bu sayede venlerin boşalması sağlanmalı, akabinde ölçüm tekrarlanmalıdır.
• Ölçümlerin arasında iki dakika bırakılmak suretiyle en az iki defa kan basıncı ölçülmeli, elde edilen değerlerin ortalaması alınmalıdır. İlk kan basıncı ölçümü her iki koldan yapılmalı, yüksek değerdeki kan basıncı hastanın kan basıncı
olarak kabul edilmelidir. Takiplerde ise kan basıncı sağ kol tercih edilerek ölçülmelidir.

17

Yaşlılarda pnömoni için risk faktörleri nelerdir?

Yaşlılarda pnömoni için risk faktörleri şunlardır:
• Ağız temizliğinin baskılanması
• Yutma güçlükleri
• Nörolojik hastalıklar
• Balgam atılımında azalma
• Malnütrisyon
• Bağışık sistemin yanıtında zayıflama
• Sık hastaneye yatma
• Huzurevi gibi kalabalık ortamlarda yaşama
• Akciğer hastalıkları
• Yakın zamanda geçirilmiş viral enfeksiyonlar
• Uzun süreli organ fonksiyon bozuklukları (Akıncı Özyürek ve Ertürk, 2018)

18

Yaşlılarda pnömoni hastalığı belirtileri nelerdir?

Yaşlı pnömoni hastasında halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, yüksek ateş, öksürük, balgam, nefes alıp vermede güçlük, göğüs ağrısı vardır. Bu şikayetlerle hastaneye başvuran yaşlıda akciğer grafisinde infiltrasyon odaklarının varlığı ve kan testlerinde lökosit değerlerinde artış pnömoni tanısını doğrular (Akıncı Özyürek ve Ertürk, 2018).

19

Yaşlılarda endokrin sistem sorunları nelerdir?

Yaşlılarda endokrin sistem sorunları olarak Tiroit hastalıkları ve Tip II Diyabetes Mellitus sıklıkla görülür.

20

Başlıca üriner inkontinans tipleri nelerdir?

Başlıca üriner inkontinans tipleri; stres, sıkışma ve taşma tipi inkontinansıdır. Birçok kadında, karışık tip üriner inkontinans olarak adlandırılan birden fazla tipte özelliğe sahip üriner inkontinans vardır.

Ünite 4 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç