AÖF Soru Bankası
SHZ303U · Ünite 7

Başarılı Yaşlanma ve Yaşlılıkta Yaşam Kalitesi

  • 20 soru-cevap
  • Yaşlılarla Sosyal Hizmet
1

Demografik yaşlanma ya da nüfusun yaşlanması ne demektir?

Doğum oranlarının azalması ve yaşam süresinin uzamasıyla birlikte dünya genelinde yaşlı nüfusun oranı giderek artmaktadır. “Nüfusun yaş yapısının değişerek, genel nüfus içinde çocuk ve gençlerin azalması, yaşlı nüfusun artması olarak ifade edilen demografik yaşlanma/nüfusun yaşlanması 21.yüzyılın evrensel bir gerçekliği olarak bütün dünyada kendini göstermektedir.”

2

Demografik yaşlanmanın sosyoekonomik ve politik açıdan önemli bir sorun olarak algılanmasına neden olan faktörler nelerdir?

Demografik yaşlanma süreci ülkelerin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal anlamda köklü dönüşümler yaşamasını da beraberinde getirmektedir. Zira demografik yaşlanma istihdam piyasasında aktif ve bağımlı nüfus arasındaki dengenin bozulmasının yanı sıra bakım, sağlık ve sosyal hizmetlere olan ihtiyacın da artmasına neden olarak ekonomik ve sosyal politikaların bozulmasına yol açmaktadır. Ortaya çıkardığı bu sonuçlar nedeniyle demografik yaşlanma sosyoekonomik ve politik açıdan önemli bir sorun olarak algılanmaktadır.

3

Toplumsal değişme ile birlikte yaşlılara ve yaşlanmaya yönelik hayata geçirilen uygulama ve politikaların temel amacı nedir?

Hem demografik yaşlanmanın sonuçlarının hafifletilmesi hem de toplumsal değişmeyle birlikte geleneksel aile desteğinden yoksun kalan yaşlıların sağlık, bakım ve sosyal hizmet ihtiyacının azaltılabilmesi için yaşlılara ve yaşlanmaya yönelik birtakım uygulama ve politikalar hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu politikaların temel amacı, bireylerin mümkün olduğunca aktif kalarak, sağlıklı ve başarılı bir yaşlanma süreci deneyimlemelerini sağlamaktır. Böylelikle aktif, başarılı ve sağlıklı yaşlanan bireylerin yaşam kalitesi artacak ve yaşam doyumu yükselecektir. Böylelikle demografik yaşlanma ve toplumsal değişimle birlikte ortaya çıkan tablo yaşlı bireyler ve toplum için sürdürülebilir olacaktır. 

4

Yaşlılık, yaşlanma ve yaşlı kavramları ne anlama gelmektedir?

Yaşlılık; kronolojik, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutları olan ve çocukluk, gençlik ve yetişkinlik gibi doğal bir yaşam dönemidir. Dünya Sağlık Örgütü yaşlılığı 65 yaşla başlatmaktadır. Yaşlanma; doğumdan ölümüne kadar devam bir süreci, yaşlılık ise bir yaşam dönemini ifade eder. Yaşlı ise genellikle 65 ve üzeri yaştaki bireyi tanımlamak için kullanılır.

5

Gerontoloji nedir?

Gerontoloji: Yaşlanma ve yaşlılık bilimi olarak ifade edilen gerontoloji hem teorik hem de uygulamalı multidisipliner bir bilim dalıdır. Bu anlamda gerontoloji; biyoloji, psikoloji, sosyoloji ve sosyal hizmet gibi disiplinlerle işbirliği içinde çalışır. Türkiye’de ilk Gerontoloji bölümü 2006 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde Prof. Dr. İsmail Tufan tarafından kurulmuştur.

6

Başarılı yaşlanma ne anlama gelmektedir?

Başarılı yaşlanma; bireyin sağlıklı bir biçimde, hayattan ve toplumdan kopmadan, yoksulluk, yalnızlık ve bakıma muhtaçlık gibi risklerle karşılaşmadan yaşlanması anlamına gelmektedir. Bu anlamda psikososyal bir varlık olarak insanın fiziki ve sosyal çevresi içinde bireysel, ailevi, sosyal ve çevresel şartları en iyi biçimde değerlendirilerek yaşaması başarılı yaşlanmanın gerçekleştirilmesi demektir. Bu yönüyle başarılı yaşlanma bireyin tek başına gerçekleştirebileceği bir deneyim olmaktan çok birey ve çevre arasındaki karşılıklı etkileşimin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

7

Başarılı yaşlanmayı etkileyen faktörler nelerdir?

Başarılı yaşlanma, pek çok faktörün etkilediği çok boyutlu bir yapıdır. Bu faktörler bireysel ve toplumsal olmak üzere iki ana başlık altında ele alınmaktadır. Baltes ve Baltes (1993: 5), başarılı yaşlanmayı etkileyen faktörleri aşağıdaki gibi belirlemişlerdir:

  1. Yaşamın Uzunluğu
  2. Biyolojik Sağlık
  3. Mental Sağlık
  4. Bilişsel Etkinlik
  5. Sosyal Yeterlilik ve Üretkenlik
  6. Kişisel Kontrol
  7. Yaşam Memnuniyeti

Rowe ve Kahn (1997)’a göre ise başarılı yaşlanmayı;

  1. Hastalık ve Sakatlıktan Kaçınma,
  2. Hayata Aktif Katılım,
  3. Yüksek Bilişsel ve Fiziksel Kapasite belirler.

Ancak bu yaklaşım, özellikle kişilerin engelli olsalar da başarılı olarak yaşlanabilmelerinin mümkün olabileceği gerçeğini göz ardı etmesi nedeniyle eleştirilmektedir (Akça, 2019: 9-10).

8

Aktif yaşlanma Dünya Sağlık Örgütü tarafından nasıl açıklanmaktadır?

Dünya Sağlık Örgütü aktif yaşlanmayı, “yaşam kalitesini artırmak için sağlık, katılım ve güvenlik fırsatlarının optimize edilmesi süreci” olarak tanımlamaktadır. Hem bireyler hem de nüfus gruplarını kapsayan aktif yaşlanma; insanların fiziksel, sosyal ve zihinsel potansiyellerini hayat boyu sürdürebilmeleri için gereken destek, güvenlik, koruma ve bakım hizmetlerinin sunulması ile toplumsal katılıma olanak sağlamaktadır. Söz konusu bu katılım sadece fiziksel anlamda ve işgücüne katılımı değil ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel bü- tün süreçlere bilişsel ve sosyal katılımı da içermektedir. Burada altı çizilmesi gereken husus bireylerin sağlık, katılım ve güvenliklerinin sağlanmasıdır (World Health Organization [WHO], 2012: 12).

9

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'ne göre aktif yaşlanmanın belirleyicileri nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO, 2002) aktif yaşlanmanın belirleyicilerini 6 başlık altında ele almaktadır (Şekil 7.1):

  1. Sağlık ve Sosyal Hizmetler
  2. Sosyal Belirleyiciler
  3. Ekonomik Belirleyiciler
  4. Fiziksel Çevre
  5. Bireysel Belirleyiciler
  6. Davranışsal Belirleyiciler

Toplumsal Cinsiyet ve Kültür ise aktif yaşlanmayı etkileyen iki ana bileşen olarak kabul edilmektedir (World Health Organization, 2002). Zira toplumsal cinsiyet rolleri ve kültür bireylerin yaşam biçimlerini etkilediği için kadın ve erkeklerin yaşlanma süreçleri her toplumda farklılaşabilir.

10

Aktif yaşlanma indeksinin temel bileşenleri nelerdir?

Aktif yaşlanmanın ilk bileşeni “istihdamdır”. Bir diğer bileşen olan “katılım” da yaşlının gönüllü faaliyetlere, aile içi destek durumuna, muhtaç, güçsüz, engelli ve kimsesizlere yönelik bakım hizmetlerine ve siyasal süreçlere katılımını içermektedir. Aktif yaşlanma indeksinin “bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam” bileşeni ise yaşlının fiziksel aktifliğini, sağlık hizmetlerine erişimini, bağımsız yaşam durumu ile fiziksel ve finansal güvenliğini ölçen ve aynı zamanda yaşam boyu öğrenme olanaklarını da dikkate almaktadır. En son bileşen ise “aktif yaşlanma için kapasite ve uygun ortam”dır. Bu bileşen, 55 yaş ve üzeri nüfusun sağlıklı yaşam beklentisi, mental sağlık, bilgi teknolojilerinin kullanımı, sosyal bağlar ve eğitim seviyesi gibi unsurları içermektedir (United Nations Economic Commission for Europe, 2019). 

11

Yaşlılıkta yaşam kalitesi göstergeleri nelerdir?

Yaşlılık döneminde karşılaşılan en önemli sorunlar sağlığın kaybedilmesi, yoksulluk ve yalnızlıktır. Bu nedenle bütün yaş grupları için olduğu gibi yaşlılar için de sağlıklı olmak, yoksul olmamak ve yalnız kalmamak en temel yaşam kalitesi göstergeleri arasında yer almaktadır. Bütün bu sorunların ortaya çıkmasıyla yaşlının yardıma ve bakıma muhtaç hâle gelmesi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen en önemli göstergedir.

12

Yaşam kalitesi ne demektir?

Dünya Sağlık Örgütü yaşam kalitesini, “bireylerin kültür ve değer sistemleri bağlamında; hedefleri, beklentileri, standartları ve endişeleri açısından yaşamdaki pozisyonlarını algılaması” olarak tanımlamaktadır (World Health Organization, 2012).

13

Yaşam kalitesinin objektif ve subjektif göstergeleri nelerdir?

Yaşam kalitesinin ölçülmesinde kişinin öznel algıları önemli olsa da bireyin yaşam kalitesini sağlığı, eğitimi, mesleği, medeni durumu ve içinde yaşadığı çevre gibi objektif göstergeler belirlemektedir. Bireyin bu objektif göstergelerden duyduğu memnuniyet ise subjektif (öznel) göstergeler olarak ifade edilmektedir (Aydıner Boylu ve Paçacıoğlu, 2016: 138).

14

Yaşlılıkta yaşam kalitesi göstergelerinden "sağlık" değişkeni neden önemlidir?

Yaşam kalitesi için şüphesiz en önemli gösterge sağlıktır. Zira sağlık sorunlarının artması yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda her ne kadar yaşlanmanın önüne geçmek mümkün olmasa da hastalıkların önüne geçerek yaşam kalitesini yükseltmek ve sağlıklı bir yaşlılık dönemi sürdürmek mümkündür (Bekaroğlu, 1991: 101). Sağlığın korunması için ise aktifliğin sürdürülmesi gerekmektedir. Zira çocukluk döneminden başlayarak devam eden fiziksel aktivitelerin; diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalık oluşumunu ve erken ölümleri önlediği, kanser ve inme riskini azalttığı, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunları önlediği ve bilişsel fonksiyonların gelişmesine katkıda bulunarak yaşam kalitesini artırdığı tespit edilmiştir (Demirtaş, Güngör ve Demirtaş, 2017: 101).

 

15

Yoksulluk yaşlılıkta yaşam kalitesine nasıl etki etmektedir?

Yaşlılıkta yaşam kalitesini etkileyen bir diğer gösterge ise yoksulluktur. Herhangi bir geliri olmayan yaşlılar için yoksulluk, yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan en önemli sorunlardan biridir. Ayrıca çeşitli sağlık sorunlarına neden olması bakımından yoksulluk, yaşlılık döneminde her yaş döneminde olduğundan çok daha önemli bir sorun hâline gelmektedir (Arpacı, 2005: 122). 

16

Yalnızlık yaşlılıkta yaşam kalitesine nasıl etki etmektedir?

Pek çok toplumda yaşlılık döneminde ortaya çıkan en önemli sorunların başında yer alan yalnızlık, yaşam kalitesinin bir diğer önemli göstergesidir. Çocukların evden ayrılması, eş ve arkadaşların ölümü, akraba ve komşularla sosyal ilişkilerin azalmasıyla birlikte yaşlılar giderek yalnızlaşmaya başlamaktadır. Yaşlının irade ve isteği dışında gerçekleşen bu yalnızlık hâli sadece tek başına yaşamak anlamına gelmemektedir. Söz konusu bu yalnızlık çoğunlukla sosyal temasın bulunmaması anlamına gelen ve psikososyal yönü ağır basan sosyal yalnızlıktır. Zira yaşlılar için sosyal ilişkiler çok önemlidir ve sosyal bağları zayıflayan yaşlılar kendilerini daha fazla yalnız hissetmektedirler (Ceylan, 2021b; Danış, 2009: 74-75; Yıldız Kökenek, 2012: 16).

17

Yaşam doyumu ne demektir?

Yaşam doyumu bireyin kendi yaşamını bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Kaba, Erol ve Güç, 2017: 2). Bu bakımdan yaşam doyumu, “istenen ile başarılan arasındaki fark” olarak tanımlanmaktadır (Pavot ve Diener, 2013: 135, aktaran, Seçtim, 2020: 158) Beklentilerle gerçeklik arasındaki uçurumu ifade eden, “Ne umdum ne buldum.” deyimi yaşam doyumunun daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir. Bireyin hayatı boyunca umdukları ile buldukları arasındaki mesafe yaşam doyumunu belirler (Ceylan, 2021a).

Hayata dair genel bir muhasebeyi içeren ve öznel iyi oluşun bilişsel bir bileşeni olarak ifade edilen yaşam doyumu aynı zamanda mutluluk kavramı yerine de kullanılmaktadır (Yeo ve Lee 2019’dan akt. Çiftçi Kıraç, 2021: 31; Özer ve Karabulut, 2003: 73). Mutluluk, bireyin yaşam kalitesinin sonucunda ortaya çıkan bir duyguyu ifade ettiği için bireyin yaşam doyumu yaşam kalitesiyle de yakından ilgilidir. Zira araştırmalar yaşam kalitesi ile yaşam doyumu arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır (Aydıner Boylu ve Günay, 2017). Ancak yaşam doyumu, mutluluk kavramının ötesinde bireyin hayatını anlamlı görmesini ve kendini değerli hissetmesini ifade eden daha geniş kapsamlı bir kavramdır (Kanten ve Kanten, 2015: 48’den aktaran, Seçtim, 2020: 158).

18

Yaşam doyumunu etkileyen faktörler nelerdir?

Diener ve Ryan, yaşam doyumunu öznel iyi oluş kavramı ile açıklamış ve iyi oluşu etkileyen faktörleri aşağıdaki gibi ifade etmişlerdir (Gencer, 2018: 2627-2630):

  1. Cinsiyet
  2. Eğitim
  3. Yaş
  4. Din
  5. Evlilik, Boşanma ve Sosyal İlişkiler
  6. İşsizlik
  7. Gelir

Bu sosyodemografik değişkenlere ek olarak Diener ve Ryan, kültürün de yaşam doyumunda belirgin bir faktör olduğunu vurgulamaktadır. Araştırmalar farklı gelişmişlik düzeyinden ya da aynı toplumdaki farklı kültürel yapılara sahip insanların yaşam doyumlarının farklılaştığını göstermektedir (Gencer, 2018: 2631).

Appleton ve Song (2008) ise yaşam doyumunu belirleyen 6 faktör olduğunu belirtmişlerdir (aktaran, Seçtim, 2020: 165). Bunlar:

    1. Bireyin gelir düzeyi,
    2. Bireyin işi ve sosyal statüsü,
    3. Sahip olunan imkânlar ve sosyal hareketliliği,
    4. Refah koşulları,
    5. Mevcut devlet politikası,
    6. Çevre, aile ve sosyal ilişkiler olarak sıralanabilir.

Yaşam doyumunu etkileyen faktörleri, “kişilik, cinsiyet, gelir, yaş ve eğitim” (Çiftçi Kıraç, 2021: 31) ya da “yaş, kişilik özellikleri ve aile ortamı” olarak belirten çalışmalar da vardır (Tambağ, 2013: 28). Yaşam doyumunu hangi faktörlerin belirlediği ile ilgili farklı yaklaşımlar söz konusu olmakla birlikte yaşam doyumunun bireyin kişisel değerlendirmesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtmek gerekir. Bireyi kuşatan fiziki ve sosyal çevre ile bireyin sosyodemografik özellikleri yaşam doyumunu etkilemektedir.

19

Yaşlılıkta yaşam doyumunu açıklayan kuramlar nelerdir?

Yaşam doyumu kuramları olarak ifade edilen bazı öznel iyi oluş kuramları aşağıdaki gibidir (Aras Kemer, 2019, aktaran, Çiftçi Kıraç, 2021; Gencer, 2018; Seçtim, 2020):

  1. Erek Kuramı/Erişim Kuramı
  2. Aşağıdan Yukarıya ve Yukarıdan Aşağıya Kuramları
  3. Haz ve Acı Kuramı 
  4. Aktivite Kuramı 
  5. Mizaç ve Kişilik Kuramı 
  6. Göreceli Standartlar Kuramı 
20

Yaşlılıkta yaşam doyumunu açıklayan kuramlardan erek/erişim/amaç kuramı ve aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya kuramlarının yaşam doyumuna ilişkin açıklamaları nasıldır? 

Erek Kuramı/Erişim Kuramı/Amaç Kuramı

Kuram, yaşam doyumunun bireyin hedeflerine erişmesiyle mümkün olduğunu belirtir. İnsanlar kısa, orta ya da uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirdikleri ölçüde mutlu olurlar ve yaşamı anlamlı görürler. Bu nedenle hedefleri olan bireylerin yaşam doyumları hedefi olmayanlara göre daha yüksektir. Bireyin mutluluğu ve yaşam doyumu için sadece bilinçli olarak belirlenen hedeflerin gerçekleşmesi yeterli olmayabilir. Zira insanların hedefleri dışında farkında oldukları ya da olmadıkları birtakım gereksinimleri de vardır. Yaşam doyumu ancak bireyin gereksinimlerinin karşılanması ve/veya hedeflerinin gerçekleşmesi ile mümkün olabilir.

Aşağıdan Yukarıya ve Yukarıdan Aşağıya Kuramları 

Aşağıdan yukarıya kuramı, bireyin yaşam doyumunu anlık mutlulukların birikmesi olarak değerlendirmektedir. Birey hayatında mutlu olduğu anların sayısını artırarak yaşamdan doyumunu yükseltebilir. Başka bir ifade ile kişinin hayatındaki iyi ve kötü bütün anılar yaşam doyumunun oluşmasına katkı sunan birikimler olarak görülür. Bu yönüyle yaşam doyumu bireyin yaşamını oluşturan sosyal çevresi içindeki yaşantılarının bir sonucu olarak görülür.

Yukarıdan aşağı kuramı ise mutluluk ve yaşam doyumunu psikolojik faktörlerle ve bireyin karakteriyle açıklamaktadır. Hayata olumlu bakanların yaşam doyumunun yüksek, olumsuz bakanların da düşük olduğunu belirten kuram, yaşam doyumunun oluşumunda nesnel faktörlerden çok bireysel tutuma önem vermesi bakımından da eleştirilmektedir.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç