AÖF Soru Bankası
SMY107U · Ünite 2

Sosyal Medya ve Dijital Kültür

  • 21 soru-cevap
  • Sosyal Medya Yönetimi
1

Kültür nedir?

Kültür kavramı, bakım veya yetiştirme anlamın- da Latince “colere” fiilinden türeyen “cultura”dan türetilmiştir. Kültür ile aynı kökten gelen “coulter” saban demirinin ağzı demektir. Avrupa’nın lingu- istik tarihine baktığımızda kültür, tarım, toprağı sürme, çiftçilik, ekme, eğilim, ekin, büyüme, ta- pınma, ibadet etme, zihnin eğitimi, terbiye, insan bedeninin eğitimi, yetiştirme gibi tanımları olan bir kavram olmuştur. Modern teknik ve antropo- lojik anlamına sahip bir şekilde İngilizce’de ilk defa 1871’de Tylor tarafından kullanılan kültür kavramı daha öncesinde medeniyet (civilization) ile de ifade edilmeye çalışılmıştır. Ancak Tylor bunun yerine Alman kültüründen ödünç aldığı ‘kültür’ kavramını kullanmayı tercih eder. Tylor, 1871 tarihli metninde kültürü; “kültür, ya da medeniyet... toplumun bir üyesi olan insan tarafından oluşturulan bilgi, inanç, sanat, hukuk, ahlak, gelenek ve diğer yetenekleri ve alışkanlıkları içeren karmaşık bir bütündür” şeklin- de açıklar.

2

Kültür kavramı ne zaman önemli hale gelmiştir?

Kültür kavramı 18. yüzyılın sonlarından önce önemli değildir. Kavram ancak 19. yüzyılın orta- larından itibaren yaygınlık kazanır. Kültür başlan- gıçta “doğal büyüme eğilimi” gibi bir anlama sa- hip olsa da 18. yüzyıl sonları 19. yüzyıl başlarında “insan yetiştirme süreci” şeklinde ele alınmaya baş- lanmıştır. Bu ikinci kullanım 19. yüzyıl boyunca değişir ve “bir şeyin kültürü” olarak kullanımın yerini kendi başına bir şey olan “kültür” kullanımı alır. İlk olarak insan mükemmelliği fikriyle yakın ilişkiye sahip bir şekilde ‘zihnin genel bir durumu veya alışkanlığı’ anlamındadır. İkincisi, ‘bir bütün olarak bir toplumda entelektüel gelişimin genel durumu’ anlamına gelir. Üçüncüsü, “sanatların ge- nel bütünü” anlamına gelir. Dördüncüsü, yüzyılın sonlarında, “maddi, entelektüel ve manevi bütün bir yaşam biçimi” anlamına gelir.

Günümüzde ise kültür, içinde yaşadığımız top- lumda öğrendiğimiz her şeydir. Sosyal psikolojik yaklaşımlara göre kültürümüz bize bir dizi kimlik ve bu kimliği tanımlamamızı sağlayan bir dizi vasıf sağlar. Neyi düşüneceğimizi, nasıl giyineceğimizi, neyi nasıl yiyeceğimizi, nasıl konuşacağımızı, bir- birimizle nasıl iletişim kuracağımızı, ananelerimizi, örflerimizi, ahlaki değerlerimizi, çevremizi nasıl al- gılayacağımızı belirler. Kültür bizim için dünyayı anlamlı kılar. Kültür; dile, inançlara, normlara, geleneklere, rollere, bilgiye, beceriye işaret eder ve bunları birleştirerek bir toplumun yaşama şeklini oluşturur. Bu yaşama şekli, eşdeyişle kültür, bir kuşaktan diğer kuşağa aktarılarak nesiller boyu öğretilir.

3

Kültürün özellikleri nelerdir?

Bu özellikler şu şekilde sıralanabilir:

  1. Kültür öğrenilir: Kültür içgüdüsel ya da ka- lıtsal değildir, her bireyin doğduktan sonra- ki yaşantısı içerisinde kazandıklarıyla, ona aktarılanlarla oluşur.
  2. Kültür tarihîdir ve süreklidir: Kültür insan- lar tarafından kendilerinden sonraki nesille- re aktarılır. Bu bağlamda tarihî ve süreklidir.
  3. Kültür toplumsaldır: Kültür tarafından öğ- retilenler örgütlenmiş birliklerde, kümeler- de ya da toplumlarda yaşayan insanlar ta- rafından yaratılır ve ortaklaşa paylaşılır. Bir toplumun üyeleri tarafından paylaşılan alış- kanlıklar, kabul edilen davranışlar, tutum ve değerler o toplumun kültürünü oluşturur. Toplumdan topluma da değişiklik gösterir.
  4. Kültür ideal ya da idealleştirilmiş kurallar sistemidir: Sistemin üyesi olan birey, kül- türel kuralı ve kurala uymayan davranışları hemen tanır. Kişiler aynı kültürün üyeleri oldukları halde bazen kültürel ideale uygun hareket etmezler ancak idealleştirilmiş ku- ralların ne olduğunu bilirler.
  5. Kültür ihtiyaçları karşılayıcı ve doyum sağ- layıcıdır: Kültür, temel biyolojik ihtiyaç- ları ve bunlardan doğan ikincil ihtiyaçları önemli ölçüde karşılar. Zaten halihazırda bu ihtiyaçların karşılanması için üretilmiş- lerdir. Kültürel kurumlar ya da ilkeler, başarısı denenmiş çözüm yollarıdır. Kültürel öğeler bu ihtiyaçları karşılayabildikleri sürece var olurlar.
  6. Kültür değişir: Kültür statik bir kavram değildir, değişiklik gösterir. Değişme de uyum yoluyla gerçekleşir. Yeni ihtiyaçlar ortaya çıktıkça kültür de buna uyum gös- terir ve değişir.
  7. Kültür bütünleştiricidir: Uyum sürecinin sonucunda belli bir kültürün öğeleri uyum- lu ve bütünleşmiş bir sistem oluşturmak eğiliminde olur. Ancak hiçbir kültürel sis- temde sürekli ve tam bir bütünleşme görül- mez. Bütünleşme bir ideal olarak kalır. Tam bir bütünleşme olamasa da yine de kültür sürekli bütünleştirme eğilimi gösterir.
  8. Kültür; bir soyutlamadır: Kültür sadece maddi, gözlemlenebilir özelliklerden oluşmaz. Soyut bir kavramdır.
4

Inglis’e göre kültür nedir ve temel özellikleri nelerdir?

Inglis’e göre (2005) kültür farklı insan grupları- nın neye inandığı, neyi düşündüğü ve neyi hissetti- ği ile ilgilidir ve sekiz temel özelliği vardır:

  1. Kültür; belli bir grup insan için ortak olan düşünce kalıplarını, değerleri ve inançları, karakteristik düşünme ve hissetme biçimle- rini içerir.
  2. Bir grubun kültürü, her biri kendi kültürü- ne sahip diğer gruplardan farklıdır.
  3. Kültür anlamları içerir, kültür anlamlıdır.
  4. Bir grubun fikirleri, değerleri ve inançları, insanları belirli bir yönde davranmaları için motive etmede etkilidir.
  5. Grubun fikirleri, değerleri ve inançları sem- bollerde ve eserlerde yer alır.
  6. Kültür öğrenilir.
  7. Kültür isteğe bağlıdır. Doğanın bir ürünü değildir, insan aktivitelerinin bir sonucudur. Başka koşul- larda başka şekilde üretilebilir.
  8. Kültür ve toplumsal iktidar biçimleri birbirleriyle eklemlidir.
5

Kültür en basit haliyle nasıl tanımlanabilir?

Kültürü en basit haliyle, insanoğlunun yapıp ettiği her şey olarak ta- nımlayabiliriz. Ürettiğimiz, yaşadığımız, öğrendiğimiz, uyguladığımız, deneyimlediğimiz her şey kültürün sınırları içerisine girer. Kültür, bütün bir yaşam biçimidir.

6

Teknolojik determinizm nedir?

Teknolojik determinizm; teknolojik ge- lişmelerin toplumsal, politik, ekonomik ya da kültürel tüm alanlarda değişiklik ya- rattığını savunan yaklaşımdır.

7

Dijitalleşme nedir?

Dijitalleşme, her şeyin 0’lar ve 1’lerden oluşan dizilerin oluşturduğu ayrı ayrı bitlere dönüştürü- lebilmesi anlamına gelir (van Dijk, 2016). Daha önce farklı biçimlerde ifade edilen içerikleri sayı- lara dönüştürme işlemidir. Dijitallik, günümüzün yaşam tarzını diğerlerinden bariz bir şekilde ayırır ve hem eserleri/ürünleri hem de anlamlandırma ve iletişim sistemlerini kapsar.

8

Medyanın temel prensipleri nelerdir?

Manovich’in 21. yüzyılın başında yazdığı yeni medyanın 5 temel prensibi bugün de geçerliliğini korumaktadır. Buna göre yeni medyanın sayısal temsil, modülarite, otomasyon, değişkenlik ve kül- türel kod çevrimi olmak üzere beş temel prensibi vardır.

9

Dijital kavramının kökeni nedir?

Dijital kavramının çok eski bir tarihi yoktur. Türkçe metinlerde “sayısal” olarak da kullanılan kavram genellikle 20. yüzyılla ilişkili olan metin- lerde ele alınır. Bunun nedeni kavramın kökenini teknolojik gelişmelerin oluşturması ve kavramın insanlara tanıtımının 20. yüzyıl boyunca yapılmış olmasıdır.

Dijital kavramı köken olarak “digit”ten gelir. Digit ise “digitus”a bağlıdır. Digitus, parmak veya ayak parmağı anlamındadır (Balbi ve Magaudda, 2018: 7). O yüzden kavram, 10’dan az olan sa- yıların parmaklarla sayılmasını betimler ki zaten parmakla sayma anlamında da kullanılır. Aslında en temelde ondalık basamaklarla ilişkilidir. Gü- nümüzde matematik biliminde kullandığımız ondalık basamakların kökeni yedinci yüzyıldaki Hindistan’a dayanır ve dokuzuncu yüzyılda sıfırla- rın ve konumsal sistemin tanıtılmasıyla hız kazanır (Haigh, 2019: 3). Digit de bunların sayılması an- lamındadır. İkili (binary) sayı sistemi ise Gottfried Leibniz tarafından bulunmuştur. Sayılar 2 tabanın- da yazılır, tüm sayılar 0 ve 1 üzerinden ifade edilir. Elektronik bilgisayarların ortaya çıkışıyla birlikte bu ikili sayı kavramı hayatımıza yoğun olarak da- hil olmuştur. 1946’da matematikçi John von Ne- umann, Macy Sibernetik Konferansı’nda, bütün sinyallerin basitçe ayrık, sembolik bir eşik sayesin- de dijital formata dönüştürülebileceğini gösterir. Sinyaller bu sembolik eşiğin seviyesinde ya da bu seviyenin üzerindeyse 1, bu seviyenin altındaysa 0 olarak adlandırılır (Peters, 2016). Bu ikili sayı ay- rımı “bit” olarak adlandırılır ve dijitalin kökenini oluşturur. Bir bit ya 0 ya da 1’dir. İletişim alanında önemli bir yeri bulunan matematikçi Claude E. Shannon, “A Mathematical Theory of Communi- cation” (1948) isimli makalesinde bit kavramını ilk kez kullanır ve böylece bit kavramı iletişim alanın- da kullanılmaya başlanır.

10

Medyanın temel prensiplerinden olan “Modülarite” nedir?

Modülarite yeni medyanın fraktal yapısıyla ilgilidir. Tıpkı fraktalin farklı ölçeklerde aynı yapıya sahip olması gibi yeni medya objesinin de her tarafında aynı modüler yapı vardır. Fraktal birbirine benzer birçok geometrik şeklin oluştur- duğu yapıdır. Tıpkı bir kar tanesinde olduğu gibi, büyük bir kar tanesini aynı şekle sahip büyüklü kü- çüklü kar tanelerinin oluşturması gibi dijital medya da her biri daha küçük bağımsız parçalardan oluşan birçok bağımsız parçadan oluşur ve en küçük bi- rimlerine (pikseller, 3 boyutlu noktalar ya da metin karakterleri gibi) kadar bu şekilde devam eder.

11

Fraktal nedir?

Fraktal birbirine benzer birçok geometrik şeklin oluşturduğu yapıdır. Her desen kendi küçük kopyalarından oluşur ve bu kopyalar sonsuza dek devam eder.

12

Medyanın bilgisayarlaşmasının en önemli sonucu nedir?

Kültürel kod çevrimi: Medyanın bilgisayarlaş- masının en önemli sonucudur. Kültürün ve bilgi- sayarın karışımını gösterir. Teknik olarak “kültürel kod çevrimi”, bir yeni medya objesinin bir format- tan başka bir formata dönüştürülmesini ya da farklı aygıtlarda gösteriminin sağlanması için uyarlanma- sını içerir. Örneğin bir görüntüyü TIFF forma- tından JPEG formatına dönüştürebilirsiniz. Ama bunun ötesinde Manovich bu prensibi, kültürün bilgisayarlaştırılmasını nitelemek için öne sürer. Yeni medya kültürel katman ve bilgisayar katma- nı olmak üzere iki katmandan oluşur. Yeni medya bilgisayarlarda yaratıldığından, bilgisayarla dağıtıl- dığından, saklandığından ve arşivlendiğinden, bil- gisayarın mantığının, medyanın geleneksel kültürel mantığı üzerinde anlamlı bir ilişkisi olması bekle- nebilir. Yani, bilgisayar katmanının kültürel katma- nı etkilemesini bekleyebiliriz. Bilgisayarın dünyayı modelleme, verileri temsil etme ve bunlar üzerinde işlem yapmamızı sağlama yolları; tüm bilgisayar programlarının arkasındaki temel işlemler; yeni medyanın kültürel katmanını; organizasyonunu, ortaya çıkan türlerini, içeriklerini etkiler. Bilgisayar katmanı ve kültürel katman birbirlerini etkilemek- tedir ve birlikte bir bileşim oluşturmaktadırlar. Bu bileşimin sonucu ise yeni bir bilgisayar kültürüdür: insan ve bilgisayar anlamlarının bir karışımıdır. İn- sanın ürettiği kültürün dünyayı oluşturduğu gele- neksel yollarla, bilgisayarın kendine özgü yapısının bir karışımıdır.

13

Van Dijk'a göre dijital kültürün temel özellikleri nelerdir?

Van Dijk’a göre (2016) dijital kültürün altı temel özelliği mevcuttur:

  • Önceden programlanma ve yaratıcılık
  • Parçalanma ve kolaj
  • Kullanıcı üretimi
  • Hızlanma
  • Görselleştirme
  • Nicelleştirme
14

Dikkatin Sınırlılığı Kanunu nedir?

Van Dijk’a göre Web’in yedi kanunu vardır ve bunlardan biri dikkatin sınırlılığı kanunudur. İnternet üzerin- de ne kadar çok insan içerik yazıp üretiyorsa, dinleyiciler/okuyucular o kadar azalacaktır. Her içerik için bir tüketici mevcut değildir çünkü dikkatin belirli bir sınırı vardır. Birçok blog çok az kişi tarafından görülmekte, birçok tweet kim- se tarafından okunmamaktadır.

15

Dijital kültürün temel özelliklerden olan “Görselleştirme” nasıl açıklanabilir?

Dijitalleşmeyle birlikte, ekranlar da dijital kültürün bir parçası olmuştur. Artık ekran- lar her yerdedir. Ekranın bu heryerdeliği de basılı metinlerin, sadece sesin ya da yüz yüze iletişimdeki işaret- lerin yerini almıştır. Genelde ekranlar yüzünden görsellerin bu kadar ön plana çıkmış olmasının zihinleri körleştirdiği; yaratıcılığı, hayal gücünü eksilttiği yönünde eleştirilmiştir. Ama aslında en basit görüntü bile karmaşıktır çünkü eşzamanlı olarak algılanacak ve yorumlanacak çok fazla sembol bulunmaktadır. Ekran çok fazla enformasyon içerir. Okuma ve dinleme azalmamış aksine artmıştır. Bu kadar yoğun bir içeriğin varlığı, kişilerdeki dikkat süresinin kısalmasına, dikkatin azalmasına da neden olmaktadır.

16

Yaşamımızı dolduran ekran tabanlı, ağ bağlantılı ve çoğalan dijital medyalı süreçte Deuze yeniden yapılanmamızı nasıl adlandırmaktadır?

Yaşamımızı dolduran ekran tabanlı, ağ bağlantılı ve çoğalan dijital medyalı süreçte Deuze yeniden yapılanmamızı katılım, iyileştirme ve brikolaj olarak adlandırır:

  1. Anlam oluşturma sürecinde aktif ajanlarız (katılım)
  2. Gerçekliği anlamanın uzlaşmacı yollarını benimseriz ama aynı zamanda değiştiririz, manipule ede- riz ve bu yüzden reform yaparız (iyileştirme)
  3. Bu gerçekliğin kendi özel versiyonlarını bir araya getiririz (brikolaj)

Kısaca biz hem kullanıcılar hem üreticiler olan sıradan insanlar olarak, artık anlam oluşturma sürecinde aktif aktörleriz, anlamı biz inşa ederiz. Artık sadece tüketici değil katılımcıyız. Aynı zamanda gerçekliği anlamanın yollarını değiştirebilir ve manipüle edebiliriz. Ayrıca artık brikolörüz, brikolaj yaparız ve bu gerçekliğin türlerini bir araya getirebiliriz.

17

Katılım (participaiton) özelliği nedir?

Dijital kültür bize bir katılımcı kültür sunmuştur. Bu kültür katılımcı bir kültürdür ve bu kültür içerisinde sadece tüketiciler yer almaz, aynı tüketiciler üretici kav- ramıyla da anılmalıdırlar. Dijital kültür, ağa dahil olan herkesin ürettiği her şeyle müsemmadır ve ağa dahil olan herkes birer üretici olma adayıdır. Kullanıcının dijital kültür oluşturma sürecine ka- tılımı “kullanıcının ürettiği içerik” (user-generated content) olarak nitelendirilir. Bizler kullanıcı olarak dijital kültür bağlamında sürekli başka insanlarla bağlantı halindeyiz, sosyal ağlara dahil oluyoruz, mesajlaşıyoruz, P2P (peer to peer) ağlara katılıyo- ruz vb. ama aynı zamanda bunları ekran karşısın- da duran izole ve fiziksel olarak diğer insanlardan ayrıksı bir şekilde yapıyoruz. Herkesle bağlantılıyız ama aynı zamanda yalnızız. Herkesle birlikte üretip tüketiyoruz ama aynı zamanda bu eylemleri yapar- ken ekran karşısında tekiz. Bu katılım ve üretim sürecini betimlemek için literatürde bazı kavramsal karşılıklar yer almaktadır. Deuze’un katılım süre- cinden bahsederken “kullanıcının ürettiği içerik” kavramına bakmak gereklidir. Kullanıcılar artık ağa dahil olduklarında aktif ajanlar haline gelirler, bir anlam oluşturma değeri üretirler hem gündelik hem de politik olarak bir etki yaratırlar.

18

İyileştirme (remediation) özelliği nedir?

Her yeni medya eski medyadan ayrıksılaşmıştır ancak aynı zaman- da eski medyayı yeniden üretir, eski medya da yeni medyanın meydan okumalarına yanıt verebilmek için kendisini yeniden şekillendirir. Uzaklaştırma (distantiation) kavramı da Deuze’un bu sürece ek- lediği kavramlardan biridir. Ana akımı yan yana getirme, meydan okuma, ya da alt üst etme için baskın yolları manipüle etmedir. Toplumsal düzey- de bu uzaklaşma, kendini “hiperbireyselleşme” ola- rak gösterir, kısaca çağdaş toplumun yalnızca kendi kendimize konuştuğumuz özel kamusal alanlara veya kişisel bilgi alanlarına bölümlenmesidir. Diji- tal kültür bağlamında uzaklaştırma, web tarayıcıla- rı, e-posta uygulamaları gibi yazılım türleri tarafın- dan sunulan ve talep edilen toplu kişiselleştirmede ifade edilir. Sanki bireysel beceriler ve kaynaklar, geriye kalan tek kamu sorunu ya da kamu yararının tek amacı olmuştur. Böylece uzaklaşma, hem kaçı- nılmaz bir toplumsal eğilim olan “bireyselleşme”ye hem de ana akım olarak algılanan her şeyin sem- bollerini, imgelerini ve diğer ürünlerini yapıbozu- ma uğratan, alt üst eden kasıtlı bir toplumsal eyle- me atıfta bulunur. Kısaca eski medya yeni medya tarafından iyileştirilmekte ama aynı zamanda birey toplumdan uzaklaşmaktadır.

19

Algoritma nedir?

İstenen bir sonuca hızla ulaş- mak için bir veri kütlesini düzenlemek ve bunun üzerinde oynamak için oluşturulan mantıksal adımlar dizisidir.

20

Algoritmik kültür nedir?

Algoritmik kültür, insanların, mekanların, nesnelerin, düşüncelerin sıralamasının, sı- nıflandırılmasının ve aşamalandırılması- nın giderek daha fazla bilişimsel süreçlere devredilmesi sonucu oluşan kültürdür.

21

Reed’e göre internetin gelişimi hangi aşamalardan oluşmaktadır?

Reed , internetin gelişimini yedi aşamada ele alır. Bu gelişim aşamaları dijital kültürün nasıl bir yönde ilerleyeceğine dair de belirleyici olmuştur:

  1. Askerî/akademik internet (1970’lerde ve 1980’lerde);
  2. Bilimsel/akademik internet (1980’lerde);
  3. Avangart karşı kültür interneti (1990’ların başında);
  4. Halka açık internet (1990’ların ortalarında);
  5. Ticari internet (1990’ların sonlarında);
  6. Evcilleştirilmiş internet (yirminci yüzyılın son on yılından beri giderek artan bir şekilde); ve
  7. Web 2.0/etkileşimli İnternet (2000’lerin başından itibaren).
Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç