Toplumlarda kaynakların dağılımı toplumsal eşitsizlik yapısını yaratır. Bu yapıda bir uçta yoksulluk öbür uçta varsıllık–zenginlik ortaya çıkar. Bu noktada eşitsizlik yaratan kaynaklara bakarsak bunların toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel kaynaklar olduğu görülür. Bir diğer deyişle, ekonomik kaynaklar olarak gelir farkları yanı sıra mülkiyet farklılıkları, üretim ve değişim süreçlerinde toplumsal iş bölümünün yarattığı farklılıklardan söz edilebilir. Toplumsal statü ise daha çok toplumda kabul edilmiş statü, unvan, toplumsal itibar gibi kaynakların eşitsiz dağılımı anlamına gelir. Siyasi eşitsizlikler karar verme mekanizmalarında olup/olmama ve güç ve iktidar yetkilerini elinde tutmak veya en azından yakın olmak/olmamak arasındaki farktır. Kültürel olan eşitsizlik ise kimliğini, duygusunu düşüncesini ifade ve temsil etme şansını elde edememektir. Yoksul olanın bu kaynaklara ulaşması olanak dışıdır. Kapitalist üretim sistemi ve kapitalist iş bölümü yoksulu sadece piyasanın dışında bırakmaz, aynı zamanda bu kaynaklardan dışlanmasına ve etiketlenmesine de neden olur. Yoksul sadece ekonomik anlamda yoksul değil, sosyal, siyasi ve kendini ifade edememe, toplumda görünürlüğünü yitirme noktasında kültürel anlamda da yok sayılmaktadır.