AÖF Soru Bankası
SOS316U · Ünite 6

Medya, Kimlik ve Benlik: Dijital-Sonrası Toplumda Mahremiyetin Dönüşümü

  • 21 soru-cevap
  • Medya Sosyolojisi
1

Sosyal ağ kullanıcılarının profilini nasıl tanımlarsınız?

Sosyal ağ kullanıcıları; izleyici, içerik üreticisi ya da katılımcı olarak çoklu roller arasında anlık geçişler yapabilen, farklı sosyal medya platformlarında farklı benlik performansları sergileyebilen, dijital etkileşimlerinin niteliğini özelden kamusala dilediği gibi değiştirebilen, paylaşımlarını sınırsız erişime açabildiği gibi büsbütün gizleyebilen bir kullanıcı profilinden söz edilmektedir. Bu profiller için; web 2.0 teknolojisiyle tanışılmasıyla bizzat dijital medya teknolojiler ‘ile’ yaşanan etkileşim kadar, dijital medya ‘dolayımıyla’ sergilenen izleme/izlenme pratikleri, benlik temsilleri ve duygusal/romantik karşılaşmalar da yaşamsal önem taşımaktadır.

2

‘Sabit ve geçici kimlikler’ ya da ‘objektif ve öznel kimlikler’ nedir?

Literatürde kimlik kavramıyla ilgili  ‘sabit ve geçici kimlikler’ ya da ‘objektif ve öznel kimlikler’ gibi ayrımlarla karşılaşmak mümkündür. Sabit ya da objektif kimlikler, büyük ölçüde başkalarının sizi nasıl gördüğüyle ilgilidir: Sizin kişisel seçimlerinizi değil, sizi tarif edenlerin size baktıklarında gördükleri ya da size atfettikleri nitelikleri anlatır. Buna göre objektif kimlik özelliklerinden bazılarını şöyle sıralanabilir: fiziksel-biyolojik özellikleriniz, içine doğduğunuz kültür, aile içindeki rolünüz, dininiz, toplumsal sınıfınız ya da doğduğunuz/yaşadığınız yer gibi.  Öznel kimlikler ise bireyin seçimleri ve kendine dair algısıyla şekillenen özelliklerdir. Bu durum dijital platformlar için de geçerlidir: Kullanıcılar sosyal medya platformlarının özelliklerini kullanarak kendilerine atfedilen ve eğer paylaşıyorlarsa profil fotoğraflarındaki dış görünüşleriyle uyumlu bir profil kurabilecekleri gibi, ülke, coğrafi konum benzeri değişkenler dışında kalan bileşenleri kendileri seçerek hissettiklerine daha yakın, alternatif bir kimlik de kurabilirler.

3

Stuart Hall kimlik kavramını tartışırken hangi sorulara odaklanmayı önermektedir?

Kültürel Çalışmalar yaklaşımının öncü isimlerinden Stuart Hall, kimlik kavramını tartışırken “kim olduğumuz ya da nereden geldiğimiz sorularına değil, ne olabileceğimiz, toplumda nasıl temsil edildiğimiz ve bu baskın temsillerin kendimizi temsil etme biçimlerimizi nasıl etkilediği” sorularına odaklanmamızı önerir. Çünkü kimlik, bizi tarif eden temsillerin dışında değil, onlara içkin bir özelliktir, dolayısıyla politiktir. 

4

Yeni toplumsal durumu tanımlarken ‘diaspora’ kavramına başvuran a kuramcı kimdir? Nasıl bir açıklama yapmıştır?

Homojen toplumsal yapılar ve kimliklerden söz etmenin giderek güçleştiği yeni toplumsal durumu tanımlamak için ‘diaspora’ kavramına başvuran kuramcı Zygmund Bauman’dır. Bauman “bugün her toplum diaspora topluluklarından ibarettir (…) Yaşadığınız yer ile kimliğiniz arasındaki bağ artık kopmuş” demektedir. Bauman diaspora metaforuyla çağdaş zamanlarda çoklu-özne konumlarına vurgu yapmaktadır. 

5

“Sahne önü" ve "sahne arkası” kavramlarından yararlanarak “benlik” argümanını açıklayan kuramcı kimdir? Nasıl açıklamıştır?

Erving Goffman, yüz yüze karşılaşma anlarında insanın kiminle, hangi ortamda, nasıl bir ilişki içinde olduğuna bağlı olarak farklı benlik performansları sergilediğini, kimlik dediğimiz şeyin de esasen bu farklı benlik performansları arasında bir ‘izlenim yönetimi’ nden ibaret olduğunu ileri sürmüştür. Bu yaklaşıma göre insanı tek ve sabit bir benlikle tanımlamak olanaksızdır; benlik, tıpkı farklı sahnelerde kullanılan farklı maskeler ya da kostümler gibi üst üste binen benlik sunumlarının bir bileşkesidir. Bu maskelerin arkasında saklı ‘gerçek’ bir ben’den ya da benlikten söz edilemez. Goffman bu argümanı açıklamak için sahne önü ve sahne arkası gibi dramaturjinin kavramlarından yararlanır.

6

Erving Goffman sahne önü kavramını ortaya koyarak ne anlatmıştır?

Dijital medyada kullanıcısının sergilediği rolü, ‘bir karakter olarak benlik’ kavramsallaştırmasıyla açıklamak mümkündür. Sosyal medya platformlarında birey; fotoğraf, metin ya da diğer görselleri kullanarak bir profil yaratır. Burada paylaşılan bilgiler, bir bakıma kişinin sergilemek istediği karakterin ipuçlarıdır; bu ipuçlarıyla bırakılmak istenen bir izlenim vardır. Yüz yüze iletişim, sözlü (konuşma, tonlama vb) ve sözsüz (jest ve mimikler, vücut dili, dış görünüş) öğeler üzerinden gerçekleşir. Çevrimiçi ortamda birey, başka kullanıcılara açık bir benlik performansı sergilediğinde sahne önündedir. Örneğin kendi görselini ya da gündelik hayatından kareleri Instagram’da paylaştığında, bir çevrimiçi habere ya da müzik videosuna yorum yazdığında, kendi mikro-blogunda bir metni ya da YouTube kanalı üzerinden bir videosunu dolaşıma soktuğunda, Twitter’da beğendiği bir yorumu paylaştığında bu paylaşımların diğer kullanıcılara bir izlenim vereceğini bilir; tıpkı yüz yüze iletişimde olduğu gibi. Burada önemli bir farkın altını çizelim: yüz yüze iletişimde birey, karşısındaki kişinin konuşması, tavrı, görünüşü gibi ipuçlarını gözlemleyerek kimle iletişim kurduğuna dair bir fikir sahibi olur. Çevrimiçi ve izleyicilerin sınırlanmadığı bir platformda, kullanıcı, sadece tahayyül edebileceği, bilinmeyen bir izleyici imgesiyle de karşı karşıyadır. Romantik ilişki arayışında olanların kullandıkları flört uygulamalarında bu durumla daha sık karşılaşırız. Kullanıcı, Tinder ya da Bumble gibi popüler flört uygulamalarını kullanırken, tanımadıkları, fantastik bir ‘ideal öteki’ye erişebilme arzusu içindedir. Kullanıcının kendi hesabında işte bu bilinmeyen bir ötekini etkileyebilmek ve birkaç saniyelik karşılaşma anlarında onun tarafından görülebilmek/seçilebilmek için etkili ve sahici bir benlik imgesi kurabilmesi gerekecektir. Bu da ancak -Goffman’ın ifadesiyle- stratejik bir ‘izlenim' yöntemiyle mümkündür. 

7

Judith Butler nasıl bir toplumsal cinsiyet tanımı yapmıştır?

Özneyi kültürel olarak bizzat inşa eden ‘performatif bir benlik’ kavramını öneren Butler’a göre insanları biyolojik bir cinsiyet ayrımının varlığına inandıran, cinsiyete dayalı ayrımcı yaklaşıma bebek henüz anne karnındayken başlayan ve yine bu ayrım üzerinden insanları kadın-erkek olarak heteronormatif ikiliklere kapatan ‘toplumsal cinsiyet’ de nihayet kültürel bir inşadır ve performatif, yani edimseldir.

8

Erving Goffman’ın ‘sahne arkası’ olarak adlandırdığı çalışmalar nelerdir?

Kullanıcı kendi sosyal medya hesabında bir paylaşımda bulunmadan önce, vermek istediği izlenime uygun olarak İnternet’i ve ilgili yazılımları kullanırken, belirli görselleri ya da haberleri tararken, bir bakıma çevrimiçi bir sahne arkasındadır; çünkü bu alandaki hazırlıkları diğer kullanıcılar tarafından görülmez. Örneğin bir flört uygulaması için profil oluşturmaya çalışan kullanıcı kendi fotoğrafını manipüle etmek için dijital bir filtre uygulayabilir; profil alanına yerleştirmek için sevdiği bir yazarın sözünü arama motorunda tarayabilir ya da daha yaratıcı emojiler için bir yazılımı indirebilir. Bu eylemler birazdan sahne önünde sergilenecek performansın hazırlandığı sahne arkası anlardır. 

9

Judith Butler dijital dünyada yaratılan kimliklerle ilgili saptamaları nelerdir?

Butler’a göre; dijital dünyada kullanıcıların sergiledikleri kimlik performansları, ‘gerçek/otantik’ ve statik bir kimliğin dijital temsilleriymiş gibi sunulurlar; oysa her iki benlik de belirli söylemlere, bir dile ve kültüre dayanan ve sürekli tekrarlarla pekiştirilen performansların ürettiği bir algının ürünüdür. Tıpkı ‘gerçek’ hayatta olduğu gibi sosyal ağlarda da kullanıcılar kim olduklarını tanımamıza yardımcı olacak ritüeller sergilerler. Sosyal medya profillerindeki güncellemeler, yeni takip ve arkadaşlık listelerinin oluşturulması, en çok sevdikleri müzik klipleri, kitaplar, oyunlar, toplumsal cinsiyet kimliklerine, yaşlarına, sosyal statülerine uygun içerik paylaşımları, beğeni kategorileri gibi pek çok bileşenden oluşan bir kimlik matrisinden yararlanarak ve benzer seçimleri sürekli tekrarlayarak, uzun vadede statik ve değişmez bir kimlik ‘kurgusu’ inşa ederler. Kullanıcılar böylece tanınabilir kimlikleri arasında bir ‘tutarlılık’ da gözeterek yeni ilişkileri için istikrarlı bir zemin oluşturur. Söz gelimi sosyal medya profilinde düzenli olarak iklim kriziyle ilgili paylaşımlar yapan ve bu konuda eleştirel bir tavır sergileyen bir kullanıcı, kent içinde bisikletle ulaşımı özendiren bir sivil toplum kuruluşunun paylaşımını ‘beğendiğinde’ (like), potansiyel olarak karbon salınımına karşı, çevreci bir birey olarak kabul görecektir.

10

‘Siberfeminizm’ kavramı kim tarafından ortaya atılmıştır? Bu yaklaşımla teknoloji nasıl tanımlanmıştır?

Sadie Plant tarafından ortaya atılan bu kavram; teknolojinin, özellikle de internet temelli dijital teknolojilerin ve siber alanın geleneksel kadın erkek ilişkilerini sarstığını, çağdaş kadın için nihayet eril iktidarın dışında, patriarkal toplumsal kurgunun kırabileceği yeni bir alan açıldığını ileri sürmüştür. ‘Siberfeminizm’ kavramını ilk kez 1994 yılında ortaya atmıştır. Üçüncü dalga feminist hareketle birlikte yaygınlaşan siberfeminizm kavramı, kendisinden önce gelen birinci ve ikinci dalga feminist hareketlerin kazanımları üzerine inşa edilmiştir. Bu yaklaşıma göre teknoloji, geleneksel olarak eril bir alana kapatılmıştır; dolayısıyla, teknolojinin tarihi özünde bir erkeklik anlatısı olarak kurgulanmış, teknoloji de erkeğin ilgi alanına giren, onun icat ettiği, kullandığı, başarılı olduğu bir araç olarak tarif edilmiştir. 

11

İnternet temelli dijital teknolojilerin geleneksel kadın erkek ilişkilerine etkisi konusuna Sadie Plant nasıl bir yorum getirmiştir?

Plant, İnternet’le birlikte bu durumun nihayet değiştiğini ileri sürer: Artık kadınlar da ileri teknolojiyi en az erkekler kadar iyi kullanabilmekte, erkek egemenliğinin geçerli olmadığı bu yeni kurgusal uzamda bilişsel yeteneklerini kullanarak yeni kimlik deneyimleri kazanabilmektedir. Plant bir adım daha ileri giderek kadınların ve İnternet’in yapısal olarak birbirlerine benzediklerini ileri sürer: tıpkı İnternet gibi kadınlar da toplumsal ağlar kurma becerisine sahip, doğrusallıktan uzak ve kendini yenileyebilen yapıya sahiptirler, dolayısıyla kadınlar ve İnternet arasında doğal bir benzerlikten söz edilebilir. Plant’e göre siber alan ve İnternet’in sağladığı ‘sanal’ kimlik olanakları, anonimlik ve kimlik gizleme gibi teknolojik özellikler, cinsiyet farklılıklarını hızla silikleştirmekte, dahası kadına toplumsal olarak onaylanan benliğinin dışında radikal bir alternatif kimlik yaratabilme olanağı sağlamaktadır. 

12

Cinsiyetçilik, bilgisayar korsanlığı dünyasında  kendisine nasıl yer bulmaktadır?

Bu konuda bilgisayar korsanı olarak da adlandırılan hacker’ların dünyasına bakmak ilginç olabilir: bir kullanıcının hacker olabilmesi için dijital dünyaya ve ekranın arkasındaki algoritmik ve yazılımsal dijital altyapıya ileri düzeyde hâkim olması gerekecektir. Başka bir ifadeyle bu yeteneklere sahip bir kadının da tıpkı bir erkek hacker gibi bu dünyada yer edinmesi için bir engel olmaması beklenir. Oysa bir tür alt-kültür gibi örgütlenen hacker gruplarında da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin üst düzeyde olduğunu görüyoruz. Bu noktada Turkle’ın Massachussetts Teknoloji Enstitüsü’nde yürüttüğü bilgisayar korsanlarına dair gözlemi önemli: Hacker’lar kendi kültürlerinin maço bir kültür olduğunu inkâr etseler de kazanma ve kendini giderek daha şiddetli sınanmalara tabi tutma kaygısı, dünyalarını tuhaf bir şekilde erkek ruhlu ve kadınlara karşı düşmanca bir hale getiriyor.

13

Siborg nedir? Siborg kavramını Donna J. Haraway nasıl kullanmıştır?

İlk kez Manfred Clynes ve Nathan Kline tarafından 1960 yılında yayımlanan bir makalede kullanılan Siborg kavramı, insan ve insanın ürettiği makinenin melez bir birlikteliği olarak tanımlanmıştır. Donna J. Haraway, ‘insan, insan dışı olan ve teknoloji’ ilişkisini beden, benlik, toplumsal cinsiyet, kimlik, iktidar gibi kavramlar üzerinden tartışan ve bu ilişkinin insanın toplumsal olanı anlama biçimlerine nasıl yansıdığını inceleyen ‘insan-sonrası’ literatürün çığır açan düşünürlerindendir. Sosyalist feminist kuramcı Haraway’in ilk kez 1985’te yayımladığı ‘Siborg Manifesto’ metninde teknobilimin gelişiminden duyduğu iyimserliği görebilmek mümkündür. Teknolojinin insanın kimliğinden bağımsız olmadığını, teknolojik gelişimin insanın kendini gerçekleştirme serüveninin, dolayısıyla insanın makineleşme sürecinin bir parçası olduğunu ileri süren Haraway, ‘insan makinenin kendisidir’ derken Siborg metaforundan yararlanır.

14

Selfi nedir? Selfi’nin sosyal medya üzerinden paylaşılmasının anlamı nedir?

Yaygın bir görsel ifade biçimi olarak selfi, özel hayata dair anların, özel ifadelerin paylaşıldığı, belirli ölçüde kurgulanmamışlık (doğallık), samimiyet ya da otantiklik iddiası taşıyan bir iletişim formudur. Bu nitelikleriyle selfi, bireyin özel alanında (dolayısıyla sahne arkasında) gerçekleşen kişisel bir deneyimi işaret ediyor gibi görünmektedir. Öte yandan bir selfi’nin sosyal medya platformu üzerinden paylaşılması özel alanlarımızda da olsak başkaları tarafından görülme ve bağlantıda kalma arzumuzun bir yansımasıdır ki bu edim geleneksel olarak kamusal alana özgü bir pratik olarak tanımlanagelmiştir.

15

Hannah Arendt ve Michel Foucault’nun görünüm ve gözetim eylemleri arasındaki ilişki üzerindeki düşüncelerinden yola çıkarak çalışmalarını sürdüren Xavier Marquez çalışmasında nasıl bir sonuca ulaşmıştır?

Xavier Marquez, ‘Görünüm Alanları ve Gözetim Alanları’ makalesinde düşünürlerin (Hannah Arendt ve Michel Foucault) ileri sürdükleri argümanlar arasında bir diyalog kuruyor. Görünmenin ve gözetimin hangi bağlamda gerçekleştiklerine bağlı olarak birbirine zıt sonuçlar üretebileceğini örneklerle hatırlatan yazar, kısaca, görünürlüğün iktidar ürettiği alanları Arendt’in ‘görünüm alanları’ kavramıyla tarif ederken, görünürlüğün baskı ve denetim ürettiği alanları ise Foucault’nun ‘gözetim’ kavramından yola çıkarak ‘gözetim alanları’ olarak tanımlıyor.

16

Gözetim toplumu nedir?

Gözetim toplumu, çeşitli gözetim mekanizmaları ve teknolojileri yoluyla bireylerin ve toplulukların gündelik hayatlarındaki sosyal, kültürel, ekonomik etkinliklerinin denetlendiği, kaydedildiği ve disiplin dahil farklı amaçlarla kullanıldığı bir toplumsal tahayyülü tanımlar. Bu denetim kamusal alanda daha yoğun hissedilse de onunla sınırlı kalmaz, özel hayatlarımızı da içerir.

17

Görünüm kavramını iktidar ve gözetimle ilişkisi bağlamında ele alan düşünür kimdir? Düşüncesini nasıl açıklamıştır?

Fransız düşünür Michel Foucault görünüm kavramını iktidar ve gözetimle ilişkisi bağlamında ele almaktadır. Gözetim, toplumsal hayatın bir parçasıdır; en küçük topluluklarda bile çeşitli gözetim mekanizmalarının gündelik hayatın farklı sahnelerine yerleştiğine tanık oluruz. Fakat modernitenin yükselişiyle birlikte gözetimin mahiyeti değişmiş, gözetime dayalı toplumsal disiplin, merkezi bürokratik devletin kurucu bileşenlerinden birine dönüşmüştür. Modern toplumda gözetim hem maruz kaldığımız hem de bilerek ya da bilmeyerek faili olduğumuz -dahası arzu ettiğimiz- bir edimdir artık. Bugün yaşadığımız toplumun bir gözetim toplumu olduğu argümanı da böyle bir kabule dayanır.

18

Görünüm kavramını iktidar ve gözetimle ilişkisi bağlamında ele alan düşünür kimdir? Düşüncesini nasıl açıklamıştır?

Fransız düşünür Michel Foucault görünüm kavramını iktidar ve gözetimle ilişkisi bağlamında ele almaktadır. Gözetim, toplumsal hayatın bir parçasıdır; en küçük topluluklarda bile çeşitli gözetim mekanizmalarının gündelik hayatın farklı sahnelerine yerleştiğine tanık oluruz. Fakat modernitenin yükselişiyle birlikte gözetimin mahiyeti değişmiş, gözetime dayalı toplumsal disiplin, merkezi bürokratik devletin kurucu bileşenlerinden birine dönüşmüştür. Modern toplumda gözetim hem maruz kaldığımız hem de bilerek ya da bilmeyerek faili olduğumuz -dahası arzu ettiğimiz- bir edimdir artık. Bugün yaşadığımız toplumun bir gözetim toplumu olduğu argümanı da böyle bir kabule dayanır.

19

Panoptikon kavramı nedir? Panoptikon kavramının görselleştirilmesi ile amaçlanan nedir?   

Panoptikon, Yunanca iki sözcüğün birleşiminden türetilmiştir. Pan sözcüğü pantos’dan gelir ve ‘her şey’ anlamı taşır. İkinci sözcük optikos, görmek, demektir. Panoptikon ‘her şeyi gören’ anlamı taşır. Panoptikon kavramının görselleştirilmesinde en sık kullanılan örneklerden biri dairesel bir hapishane mimarisidir. Jeremy Bentham bu mimari modeli geliştirirken, bir hapishanedeki bütün mahkumların gözetlenmesini sağlayacak, ancak mahkumların göremedikleri bir yapının tasarlanmasını amaçlamıştır.  Bu fikirden hareketle inşa edilen modern hapishanelerden bir örneği ‘Presidio Modelo’ (model hapishane) adlı yapıdır. Bu tasarımda bir denetleyene gerek de yoktur çünkü mahkumlar sürekli gözetim altında oldukları algısıyla kendi kendilerini disipline edeceklerdir. Böylece denetim içselleştirilmiş, kendini kontrol bir alışkanlığa dönüşmüş olacaktır.

20

Sosyal medya, yeni yazılımlar, gelişen dijital altyapı ve olanaklarının etkisiyle ortaya çıkan toplumsal ilişki ve etkileşim formları nelerdir?

  • Beğeni eksenli siber topluluklar inşa edebiliyor (İlgileri çerçevesinde yeni birliktelikler, dayanışma ağları ya da hayran toplulukları kurabiliyor)
  • Çevrimdışı dünyadaki kimlikleriyle uyumlu, onları daha da pekiştirecek profiller oluşturabiliyor, siber vitrinde mevcut sosyal ilişkilerinin devamına katkı sunacak bir görünürlük sergileyebiliyor.
  • Kendi kimliğini dijital dünyanın yeni olanaklarına ve değişen kullanıcı profiline uygun olarak sürekli yeniden inşa ederken, siber uzayda bilinmeyen ancak tahayyül edilen ‘fantastik öteki’nin arayışını sürdürebiliyor geleneksel değerlerin karşısında yeni bir değer setinin yükselişe geçtiğini bu dönemde yeni flört pratikleri, evlilik dışı erotik ya da romantik aşk deneyimlerine ilgi gösterebiliyor,
  • Belirli platformlarda çevrimdışı dünyadaki arkadaşlık ilişkilerini sürdürürken, diğer sosyal ağlarda alternatif ya da anonim kimlikler üretebiliyor, böylece aile, mahalle, eğitim kurumları ya da mevcut sosyal ilişkiler gibi gözetim, kontrol ve disiplin mekanizmalarından alabildiğine uzakta dijital medyanın vaat ettiği heteronormatif ya da norm dışı yeni kimlik ve ilişki formlarını tanıyabiliyor ve deneyimleyebiliyor,
  • Bir yandan başka hayatları gözetleme deneyimine katılırken, bir yandan da dijital okuryazarlıkları ölçüsünde bilerek ya da bilmeyerek kimliklerini, biyometrik bilgilerini, özel hayatlarını ve mahremiyetlerini algoritmik bir gözetime, teknolojik takibe, ticari sömürüye, diğer kullanıcıların ihlallerine ya da siber zorbalıklara açık hale getirebiliyorlar.
21

Yeni ilişki formlarının, küresel düzeyde yaşanan dönüşümün anlaşılmasına yardımcı olan ortak faktörler nelerdir?

  • Profesyonel yaşamda giderek artan kariyer baskısı, prekarite ve rekabetçi çalışma koşulları nedeniyle artan yalnızlaşma ve giderek sınırlanan özgür zamanın romantik ilişkileri ve cinsel yaşamı örseleyen etkileri
  • Bireyin yaşadığı sosyal ortamda ve yakın çevresinde baskın olan heteronormatif toplumsal cinsiyet normları ve patriarkal kültürel yargıların norm-dışı kimlikler ve bireyler üzerindeki baskısı
  • Her alanda ivme kazanan coğrafi hareketlilik ve iş yeri-özel alan arasındaki mesafe artışına bağlı olarak bir ilişkinin flörte dönüşebilmesi için çevrimdışı alanda ihtiyaç duyulan zamandan ve ortamdan mahrum kalmak
  • İş yerlerinde çalışanlar arası romantik ilişkileri yasaklayan yazılı ya da sözlü kuralların ve tacizle başa çıkma uygulamalarının yaygınlaşması
  • Ortak bir yaşam alanını paylaşmaksızın yaşanan romantik ilişkiler ve yeni ilişki formları
  • Deprem, salgın, iklim değişikliği, savaş ya da güvenlik kaygısı nedeniyle yaşanan iç ve dış göç gibi kitlesel hareketliliğe neden olan etmenler sayılabilir.
Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç