AÖF Soru Bankası
SOS321U · Ünite 2

Modern Bilim ve Doğa

  • 20 soru-cevap
  • Çevre Sosyolojisi
1

Günümüzde doğa kavramı dört temel anlamda kullanılmaktadır. Bu anlamları açıklayınız?

1. Şeylerin özsel niteliğini belirtmek için doğa kavramının kullanılması. Örneğin, kuşlar için uçmak doğal bir şeydir: uçmak, kuşların doğasına içkindir ve bu canlıların bir özelliğidir.


2. Yaşamı düzenleyen bir güç olarak doğa. Bu güç soyut, gizli, ezoterik olabileceği gibi bilimin konusunu oluşturan yer çekimi gibi bir güç de olabilir.


3. İnsanları içermeyen maddi dünya olarak doğa. Özellikle yeryüzünde insanların etkisi olmayan, yani insan yapımı dünyadan ayrı olarak düşünülen maddi dünyayı tanımlar. “Vahşi doğa” söylemi böylesi bir doğa anlayışının parçasıdır.

4. İnsanları da içeren maddi dünyanın bütününü tanımlamak için doğa kavramının kullanılması. Doğanın böylesi bir tanımında insanlar toplumsal değil biyolojik canlılar olarak düşünülür.

2

İnsan istisnacılığı kavramını açıklayınız.

İnsan istisnacılığı, insanların kategorik olarak farklı olduğunu ve diğer canlılardan daha iyi olduğunu vurgular. Her ne kadar bu yaklaşım bir türcülük –canlı varlıklara yalnızca ait oldukları türden ötürü değer atfetmek– biçimi olarak eleştirilsede toplumda halen yaygın olarak benimsenmektedir.

3

Batı felsefesinde Kartezyen ikiliğe dayanan düşünce biçimde iki ayrı dünya ele alınmaktadır. Bu iki ayrı dünya hangi kavramları ifade etmektedir. 

Batı felsefesinde Kartezyen ikiliğe dayanan düşünce biçiminde, “doğa” ve “toplum” iki ayrı dünya olarak ele alınmaktadır.

4

Kültürel ekoloji kavramını açıklayınız.

1960’ların sonu ve 1970’lerde, kültürel coğrafya ve kültürel antropoloji alanlarında disiplinlerin kolonyal köklerine yönelik sistematik eleştirel sorgulama başlamış ve her iki alanda hâkim olan
çevresel determinist yaklaşımı aşmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar, kültürel ekoloji
yaklaşımını biçimlendirmiştir. En basit anlamda, kültür ve ekolojinin birbiriyle ilişki içinde şekillenen alanlar olduğunu savunan bu yeni yaklaşım kültürel düşünce ve pratiklerin yerel ekolojik koşullara uyum sürecinde nasıl şekillendiğini araştıran çalışmalarla geliştirilmiştir. Böylesine bir yaklaşım her ne kadar kültür ve ekolojiyi (ya da toplum ve doğayı) hâlen ayrı alanlar olarak değerlendiriyor olsa da o dönemde antropoloji ve coğrafya disiplinleri içinde, çevresel determinizmi eleştirerek, ilişkisel analizlerin gerekliliğini ve önemini göstermiştir.

5

Determinizm ve çevresel determinizm nedir? Açıklayınız. 

Determinizm, belirlenimcilik, örneğin evrende gerçekleşen olayların fizik yasalarıyla belirlenmiş olduğunu, bu nedenle olayların gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan bir yaklaşımdır. Nedensellik ilkesine dayanır. Çevresel determinizm dediğimizde de ifade edilen insan topluluklarının oluşumunda çevresel faktörlerin belirleyici olduğudur.

6

Kültürel ekoloji alanında 1960’lar ve 1970’lerde yürütülen çalışmalar nelerdir? Açıklayınız. 

Kültürel ekoloji alanında 1960’lar ve 1970’lerde yürütülen çalışmalar, çevresel determinist yaklaşımı reddederek, kültür ve ekoloji arasındaki ilişkinin nasıl biçimlendiğini farklı yerel topluluklar üzerine araştırma yürüterek incelemişlerdir: Kartezyen ikiliğe dayalı herhangi bir hiyerarşik ilişki kurmadan kültürel düşünce ve pratiklerin yerel
ekolojilere işlevsel bir uyumlanma sürecinde nasıl farklılaştığını göstermeye çalışmışlardır.

7

Doğa üretimi kavramı nedir? 

Marksist coğrafyacı Neil Smith (2017[1984]), doğanın zamansız ve sonsuz bir olgu olmasından
ziyade doğanın üretildiğini öne sürerken, toplumsal bir süreç olarak düşünülen tarihin dışında
kalmadığını vurguluyordu. Karl Marx’ın üretimi doğanın formunu değiştiren bir süreç olarak tanımlamasından yola çıkan Smith, odağı insan ile doğa arasında kurulan maddi bir ilişkiye, üretime, yönlendirir. Smith için genel olarak üretim, doğanın üretimidir. Smith’in geliştirdiği şekliyle “doğanın üretimi” kavramı doğa ve toplum ilişkilerini
anlamada yeni bir çerçeve sunmaktadır.

8

İkinci doğa kavramı ilk kez kimin tarafından kullanılmıştır ve nedir? Açıklayınız. 

İkinci doğa, ilk kez Aristoteles tarafından kullanmış, tarihsel süreç içinde farklı anlamlar kazanmıştır. Neil Smith, ikinci
doğayı insan eliyle değiştirilmiş doğa anlamında kullanır.

9

Bilim tarihçisi John Desmond Bernal (2009), neyin nasıl bilinebileceğine dair bir sorgulama çerçevesinde bilgi üretiminde yaşanan köklü düşünce değişikliklerinin gerçekleştiği bu bilimsel devrim dönemini üç evreye ayrıştırarak araştırmayı önerir. Bu evreler nelerdir? 

Bilim tarihçisi John Desmond Bernal (2009), neyin nasıl bilinebileceğine dair bir sorgulama çerçevesinde bilgi üretiminde yaşanan köklü düşünce değişikliklerinin  gerçekleştiği bu bilimsel devrim dönemini üç evreye ayrıştırarak araştırmayı önerir (s.328- 330): Rönesans evresi (1440-1540); Din Savaşları evresi (1540-1650) ve Restorasyon evresi (1650-1690). Rönesans evresinde, Aristo ile beraber yüzyıllardır benimsenen dünyanın merkezde yer aldığı evren anlayışının Kopernik tarafından alaşağı edilerek yerine dünyanın da diğer gezegenler gibi güneş etrafında döndüğü, günümüzde de
hâlen kabul gören güneş sistemi anlayışı getirilmiştir. Din savaşları evresinde ise engizisyon mahkemelerinin
baskısı altında güneş merkezli evren anlayışı Galileo ve Kepler tarafından sürdürülmüş ve Bacon ve Descartes
ise modern bilimin kavramsallaştırılmasında öncü rol oynamışlardır. Restorasyon evresinde bilim topluluklar
halinde yapılan, kurumsallaşmaya başlayan, bir edime dönüşerek yaşamın farklı alanlarına hızla yayılmaya
başlamıştır. Boyle, Hooke ve Huygens bu evrede bilimsel devrimin yaratıcıları olarak öne çıkarken, 17. yüzyılın sonunda doğa yasalarının matematiksel-mekanik bir felsefi yaklaşımla anlamanın önemi doğanının insan
hizmetine sunulması çerçevesinde artık meşruluk kazanmış ve modern bilim otoritesini kurmaya başlamıştı.
Modern bilimle beraber bilgi ve doğanın tanımları da değişiyordu.

10

Bilimcilik nedir?

Bilimcilik, toplumun normatif ve epistemolojik değerler inşa etmesinde en iyi yöntemin bilim olduğuna yönelik bir savunmadır.

11

Feminist düşünür ve bilimci Evelyn Fox Keller hermetik felsefe ve mekanik felsefe arasındaki ayrımı açıklamaktadır?

Modern bilimin evrildiği dönemin düşünce tarihi temel olarak iki felsefi
yaklaşımın mücadelesiyle şekillenmekteydi: hermetik felsefe ve mekanik felsefe. Feminist düşünür ve
bilimci Evelyn Fox Keller bu iki felsefi yaklaşım arasındaki ayrımı şu şekilde tanımlar: “Hermetik gelenekte, maddi doğa tin ile yoğrulmuştu, onu anlamak için kalbin, elin ve aklın ortak ve bütünleşmiş çabası
gerekiyordu. Mekanik filozoflar ise aksine, maddeyi tinden, el ve aklı da kalpten ayırmaya çalışmışlardı”

12

Türk Dil Kurumu'na göre bilimin tanımı nasıldır?

1. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten
yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.
2. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli
araştırma süreci.

13

Doğanın araçsallaştırılması nedir?

Doğanın araçsallaştırılması, doğanın insan
yararı için faydalanılan, edilgen bir kaynak
deposu olarak görülmesi olarak düşünülebilir.

14

Aktör-ağ teroisi kavramını açıklayınız?

Aktör-ağ teorisi, bilimsel ve teknolojik süreçleri insan ve insan olmayan varlıkların
bir araya gelerek oluşturduğu öbekleşmeler yoluyla betimler (Ansal vd., 2018:19):
Örneğin, Louis Pasteur ile üzerine çalıştığı
bakteri kolonileri (Latour, 1984), Fransa
sahillerinde midye avcılığı yapan insanlar
ile avlanan midyeler (Callon, 1984), aynı
analitik düzlemde incelenmelidir.

15

"İki kültürü aşabilmek için eleştirel bilim incelemeleri yürüten, özellikle feminist biyologların katkılarını değerlendirmeye almamız gerekmektedir. Nitekim, bu düşünürlerin çalışmaları bilimin yeniden tanımlanmasında, doğayla kurduğu ilişkinin sorgulanarak nesnelliğin yeni bir biçimde kurgulanmasında öncü rol oynamaktadır." Örnekle açıklayınız.

Örneğin, Evelyn Fox Keller (2007[1985]), “doğa yasaları”nın bilimsel soruşturmanın başlıca nesnesi
olduğuna ilişkin inancı tartışmaya açar: “Modern kullanımda ‘doğa yasaları’ kavramının varlığı, kendi üzerine düşünme yokluğunun hem bir ürünü hem de bir ifadesidir,” der. Keller burada bilim insanlarının kendi ürettikleri bilgi, kullandıkları dil, üzerine düşünmediklerini vurgular. Şöyle ki doğa yasaları tabiri doğa bilimlerine siyasal kökenlerinin izlerini taşıyan bir metafor olarak girmiştir: “Kuşkusuz, betimleyici yasalar ile kural koyucu yasalar arasında bariz ve büyük farklılıklar vardır... Ancak sürdürdüğümüz faaliyet üzere düşünmek... [y]asadan daha geniş ve onun zorlayıcı, hiyerarşik
ve merkezileştirici anlamlarından azade olan düzen kavramı, bilim anlayışımızı genişletecek bir potansiyele sahiptir. Düzen, kendiliğinden, kendi kendini yaratmış ya da dışarıdan dayatılmış örgütlenme örüntülerini kapsayan bir kategoridir; yasa tam da dış bir dizginlenme ima ettiği oranda düzenden daha dar bir kategoridir... Yasadan ziyade düzene ilgi gösterilmesi bilim anlayışımızda geniş çaplı değişiklikler anlamına gelebilir. En doğrudan sonuç
olarak bu, bilimsel araştırmanın odağında bir değişiklik —birleşik doğa yasaları arayışından, gerçekte
doğada ifadesini bulan çok çeşitli düzen türlerine duyulan ilgiye doğru bir kayma— anlamına gelecektir” (164,166). Keller’in önerdiği gibi bilimin dilinde yapılacak değişiklikler bilimin doğayla kurduğu hiyerarşik ilişkiyi de değiştirecektir.

16

Antroposen kavramı nedir?

Antroposen, dünyanın içinde olduğu Holosen döneminden insan etkileriyle çıkmakta olduğudur.
Diğer bir deyişle, “İnsan Çağı” olarak da kullanılan antroposen kavramı, insanlığın küresel çapta jeolojik
etki yaratan bir aktör hâline gelmesidir.

17

Antroposen döneminin başlangıcını anlatınız?

Holosen döneminin kapanıp Antroposen döneminin ne zaman başladığına yönelik tartışmalar halen
devam etmektedir. Yaygın olarak Sanayi Devrimi başlangıç noktası olarak önerilirse de bazıları tarımın
başlangıcını bu yeni jeolojik dönemin başlangıcı olarak alınması gerektiğini söylüyor. 1940’lardaki nükleer
çağı da bu tartışmalarda bir referans noktası olarak görüyoruz. Bu tartışmalar sürerken, sosyal bilimciler de
eş zamanlı “antroposen çalışmaları” yürütüyor; insan faaliyetlerinin doğanın üzerindeki etkilerini tartışıyorlar. Antroposen kavramının kendisini sorunsallaştıran araştırmacılar, “kapitalosen” (Moore 2017[2015])
gibi yeni kavramlar üreterek insanları tek bir kategori olarak ele alamayacağımızı, farklı insan gruplarının
dünya üzerindeki etkilerinin farklılaştığını, jeolojik dönüşümü yaratanın insanlık değil kapitalist üretim
sistemi olduğuna dikkat çekiyorlar.

18

Yurttaş bilimi nedir?

Yurttaş bilimi (citizen science) yurttaşları veri toplama süreçlerine katarak daha geniş ölçekte verinin toplanmasına olanak
sağlar.

19

Postnormal bilim kavramı ilk kez kimler tarafından kullanılmışıtr?

Bilim ve teknoloji felsefecileri Silvio Funtowicz ve Jerome Ravetz (1993) tarafından “postnormal bilim” kavramı, ilk kez kullanılmıştır. 

20

Postnormal bilim kavramı kimler tarafından benimsenmektedir?

“Postnormal bilim” kavramı, özellikle iklim değişikliği problemi
karşısında birçok bilim insanı ve siyasa yapıcılar tarafından
da yaklaşım olarak benimsenmektedir.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç