Anatomi yaklaşımları nelerdir?
Anatomi, vücudun yapılarının incelenmesine yönelik bölgesel anatomi ve sistemik anatomi olarak iki genel yaklaşım benimser.
Anatomi yaklaşımları nelerdir?
Anatomi, vücudun yapılarının incelenmesine yönelik bölgesel anatomi ve sistemik anatomi olarak iki genel yaklaşım benimser.
Bölgesel anatomi nedir?
Bölgesel anatomi, karın gibi belirli bir vücut bölgesindeki tüm yapıların birbirleriyle olan ilişkilerinin incelenmesidir. Kasların, sinirlerin, kan damarlarının ve diğer yapıların belirli bir vücut bölgesine hizmet etmek için birlikte nasıl çalıştığı gibi vücut yapılarının karşılıklı ilişkilerini anlamamıza yardımcı olur.
Sistemik anatomi nedir?
Sistemik anatomi, ayrı bir vücut sistemini oluşturan yapıların, yani benzersiz bir vücut işlevini gerçekleştirmek için birlikte çalışan bir grup yapının incelenmesidir. Örneğin, kas sisteminin sistemik anatomik çalışması, vücudun tüm iskelet kaslarını dikkate almaktadır.
İnsan vücudunun yapısal organizasyon düzeyleri hangi basamaklardan oluşur?
Kimyasal Düzey- Hücresel Düzey- Doku Düzeyi- Organ Düzeyi- Organ Sistemleri Düzeyi- Organizma
İnsan vücudunun yapısal organizasyon düzeylerinden kimyasal düzey hangi kavramları içerir?
Atom altı parçacıklar, atomlar ve moleküller. Dünyadaki bütün maddeler, bir ya da daha fazla benzeri olmayan saf maddeden meydana gelen karbon, oksijen, hidrojen, kalsiyum, azot, demir gibi element olarak adlandırılan yapılardan oluşmuştur. Bu elementlerin ise en küçük yapısı atomlardır. Atomları, atom altı parçacıklar oluşturur. Bunlar; nötron, elektron, protondur. Canlılarda iki veya daha fazla atom birleşerek bir molekülü yani bir kimyasal bileşeni oluşturur. Moleküller, tüm vücut yapılarının kimyasal yapı taşlarıdır.
İnsan vücudunun yapısal organizasyon düzeylerinden kimyasal düzeydeki bileşenler nelerdir?
Kimyasal bileşenler: organik ve inorganik maddeler olarak ikiye ayrılmaktadır.
Organik ve inorganik maddeler nelerdir?
İnorganik bir bileşik, hem karbon hem de hidrojen içermeyen bir maddedir. Birçok inorganik bileşik, mide tarafından üretilen su ve hidroklorik asit gibi hidrojen atomları içerir. Buna karşılık, çok az inorganik bileşik karbon atomu içerir. Karbondioksit birkaç örnekten biridir. İnorganik maddeler; su, elektrolitler, asitler, bazlar ve tuzdur.
Organik bir bileşik, hem karbon hem de hidrojen içeren bir maddedir. Organik maddeler; karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminler, enzimler ve nükleik asitlerdir.
Vücuttaki en yoğun ilk 3 kimyasal element ve yüzdesi nedir?
Oksijen (%65), karbon (%18,5), hidrojen (%9,5)
İnsan vücudunun yapısal organizasyon düzeylerinden hücresel düzey nedir?
Hücre, canlı bir organizmanın bağımsız olarak işleyen en küçük birimidir. Bağımsız yaşayan ve en basit organizma olan bakteri bile hücresel yapıya sahiptir. Her bir bakterinin yapısı tek bir hücreden oluşur ayrıca insan vücudu da hücrelerden meydana gelir. Bir insan hücresi tipik olarak, organel adı verilen çeşitli küçük işlevsel birimlerle birlikte su bazlı bir hücresel sıvı olan sitoplazmayı çevreleyen esnek zarlardan oluşur. Bütün organizma gibi insan vücudunda da hücreler, hayatın bütün işlevlerini yerine getirir.
İnsan vücudunun yapısal organizasyon düzeylerinden olan doku nedir?
Doku, vücutta herhangi bir işlevi yerine getirebilmek amacıyla birlikte organize bir şekilde çalışan birden fazla benzer hücreden meydana gelen bir grup hücredir.
Bölgesel anatominin bölgeleri nelerdir?
Üst uzuvlar, alt uzuvlar, gövde (göğüs, karın, pelvis, sırt), baş ve boyun. Bu yaklaşım vücudu, anatomik olarak kemiklerini, eklemlerini, kaslarını, arterlerini, damarlarını, sinirlerini, lenfatiklerini ve organlarını içeren ayrı bölgesel alanlara böler.
Üst ekstremite bölgesi nedir?
Üst uzuv ekstremiteleri, çevre ile etkileşimden sorumlu yapılardır ve hareket, ağırlık taşıma gibi görevleri vardır. Üst ekstremite dört ana bölümden oluşur: omuz, kol, önkol ve el. Buna karşılık, uzvun hareketliliği, çeşitli kasların üzerinde hareket eden omuz, dirsek ve bilek eklemleri tarafından sağlanır.
Alt ekstremite bölgesi nedir?
Alt ekstremite, insan vücudundaki çeşitli bölümlere ayrılmış en güçlü kaslardan bazılarını içerir. Kalça, uyluk, bacak ve ayak adı verilen dört ana bölümü vardır.
Femoral arter ve insan vücudundaki en uzun sinir olan siyatik sinir gibi önemli damarlar ve sinirler bu uzvu besler ve destekler.
Gövde ve sırt bölgesi neleri içerir?
Üst ve alt uzuvlar, genellikle gövde adı verilen anatomik bir yapıya bağlıdır. Gövde ise, göğüs, karın, pelvis ve sırt adı verilen birkaç bölgeden oluşur. Sırtın ortasından geçen omurga, omuriliği içeren omurdur. Sırt kasları, duruşunuzu korumanıza, gövdenizi bükmenize, kollarınızı hareket ettirmenize, omuzlarınızı silkmenize ve çok daha fazla hareketi gerçekleştirmede yardımcı olur. Büyük karın kasları da gövdeye katkıda bulunur.
Omurga, omurilik için merkezi bir kanal ve sinirler için çıkış noktaları olan, birbirine kenetlenen çok sayıda omurdan yapılmıştır. Omurga omuriliği korur ve hem kaslar hem de kaburgalar için bağlantı noktaları sağlar.
Toraks bölgesi nerededir ve işlevleri nelerdir?
Anatomik olarak vücutta göğüs bölgesine toraks denilmektedir ve boyun ile karın arasında yer alır. Bu bölge, dolaşım sisteminin merkez üssü ve nefes almada birincil oyuncu olarak kabul edilebilir. İkinci işlevi ise diyafram tarafından kontrol edilir. Göğüs kafesi, akciğerlerin genişlemesi ve daralması için hayati önem taşıyan göğsün sertliğini sağlar. Ayrıca göğüs içindeki hayati organların korunmasına da hizmet eder. Göğüs kafesinin dışı kadar içi de karmaşıktır. Her şeyden önce akciğerleri barındıran göğüs boşluğundan oluşur. Bu iki hayati organ, plevra adı verilen zarlarla çevrilidir ve solunumdan sorumludurlar.
Karın ve pelvis bölgesi neleri içerir?
Göğüs kafesinin altında karın ve pelvis bulunmaktadır. Birçok yapının ve organın etrafını saran periton adı verilen bir zar ile kaplıdır. Burada bulunan en büyük organ sistemi gastrointestinal sistemdir. Gastrointestinal sistemin işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olan dört yardımcı organ bulunur. Bunlar: karaciğer, safra kesesi, pankreas ve dalaktır. Ayrıca böbrekler, üreterler, idrar kesesi, kadın ve erkek üreme yapıları gibi organlar da burada bulunur. Pelvik kuşak, vücuttaki en karmaşık anatomik yapılardan biridir. Üst vücudun ağırlığını omurgadan bacaklara aktarır ve hem gövde hem de bacaklardaki çeşitli büyük kas grupları için çok sayıda bağlantı noktasına sahiptir.
Kafa ve boyun bölgesinin işlevleri nelerdir?
Hayati sinirler ve kan damarları bu bölgede bulunur.
Kafa, bir kısmı beyni, bir kısmı da yüz iskeletini oluşturan kemikli kafatasını veya kafatasını oluşturan birbirine bağlı birkaç kemikten oluşur. Başın gözler, burun, kulaklar ve ağız gibi birkaç ilişkili yapısı vardır. Görme, koku alma, işitme, yeme ve konuşma gibi çeşitli işlevleri vardır.
Boyun ise, baş ile göğüs arasında bir geçiş yolu görevi görür. Burun ve ağız boşlukları, genellikle boğaz olarak adlandırılan farinks tarafından devam ettirilir. Bu kaslı geçiş, sıvıların, yiyeceklerin ve havanın sırasıyla nefes borusu ve yemek borusuna doğru hareketini kolaylaştırır. Boyunda farinkse ek olarak birçok kıkırdak, kas, organ, kan damarı ve sinir bulunur. Önemli yapılar arasında gırtlak, tiroid bezi, hyoid kaslar, karotis arterler, damarlar bulunur.
İnsan anatomisinin ikinci dalı olan sistemik anatomi, vücudu ortak bir amaç veya işlev için birlikte çalışan ayrı organ sistemlerine böler. Sistem sınıflandırması neleri içerir?
Sistemler; örtü sistemi, kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, endokrin sistem, dolaşım sistemi, solunum sistemi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, üreme sistemi ve lenfatik sistem olmak üzere temel olarak 10 sistem şeklinde sınıflandırılır.
Örtü sistemi nedir?
Örtü sistemi, deri ve saç kökleri, tırnaklar, ter bezleri ve yağ bezleri gibi ilişkili eklerinden oluşur. Koruma, dokunma ve termal duyum ve ayrıca terleme yoluyla sıcaklık düzenlemesi gibi çeşitli işlevlerde yer alır. Örtü sistemi, vücudun iç sistemleri ile dış dünya arasındaki fiziksel sınırı sağlar. Vücudun iç ortamını düzenlemek, sıvıları tutmak, bakterileri dışarıda tutmak ve hücrelerde kalıcı hasarı önleyen yenileyici bir tabaka sağlamak şeklinde hayati önem taşır.
Sinir sisteminin görevi nedir?
Sinirler, beyin, omurilik, duyularımız ve her periferik anatomik yapı arasındaki iletişime izin veren elektriksel uyarıların taşınmasından sorumludur. Bu iletişim, insanların çevreleriyle etkileşime girmesine, duygularını hissetmesine, düşünmesine ve diğer birçok karmaşık bilişsel görevi yerine getirmesine olanak tanır.
Kas-iskelet sistemi işlevleri nelerdir?
İnsan vücudunun 200 kemiği bir iskele görevi görerek destek, koruma, hareket kolaylığı ve hatta çeşitli hücre ve maddelerin depolanmasını sağlar. Kas-iskelet sistemi vücuda yapı sağlar, harekete izin verir ve vücudun diğer sistemlerini fiziksel olarak korur. Kas-iskelet sisteminin anatomisi, çok sayıda kas ve kemik nedeniyle karmaşıktır. Kas-iskelet sisteminin anatomisi, kemiklerin ve kasların oluşturduğu daha büyük yapılara dayanır. Kaslar, bir tendon yoluyla bir kemiğe bağlanan ve periferik sinir sisteminden bir veya daha fazla sinir tarafından uyarıları ileten daha küçük liflerden oluşur. Tüm bedensel hareketler, eklemler boyunca kemikleri çeken kaslardan kaynaklanır.
Dolaşım sistemi nelerden oluşur ve görevi nedir?
Dolaşım sisteminin anatomisi yüzeysel düzeyde basittir, bir pompa yani kalp, borular yani damarlar ve bunların taşıdıkları kandan oluşur. Kalp, gevşediğinde kanla dolan ve sıkıştığında onu vücuda iten dört odacıklı bir pompadır. Kan damarları kanı taşır ve vücudun farklı bölgelerine akışını düzenler. Damarlar, hormonlardan ve sinir sisteminden gelen sinyallere göre genişleyip büzülebilen düz kas tüpleridir. Kan, trombositler, kırmızı ve beyaz kan hücreleri, çeşitli protein, hormonlar, kimyasalları içermektedir.
Solunum sisteminintemel işlevi nedir?
Solunum sisteminin temel işlevi, oksijenin solunması ve karbondioksitin vücuttan dışarıya atılması yoluyla bizi hayatta tutmaktır.
Endokrin sistem nedir?
Hormon adı verilen maddeleri kan dolaşımına salan bezlerden oluşur. Bu hormonlar, anatomik yapılar arasında kimyasal iletişime izin vererek, hedeflerine ulaştıklarında çeşitli düzenleyici etkilere neden olurlar.
Sindirim sisteminin işlevi nedir?
Sindirim sistemi aracılığı ile yiyecekler ağız yoluyla alınır, işlenir ve sistem içinde emilir ve ortaya çıkan atık maddeler vücuttan dışarıya atılır.
Boşaltım sisteminin işlevi nedir?
Boşaltım sistemi, kanın temizlenmesinden ve atıkların giderilmesinden sorumlu olan insan vücudunun ana filtreleme birimidir. Tüm kan sürekli olarak böbreklerden geçirilir ve ortaya çıkan istenmeyen veya toksik maddeler mesaneye geçer ve sonuçta vücuttan dışarıya atılır.
Üreme sisteminin işlevi nedir?
Yeni bireylerin oluşmasını kolaylaştırmak ve genlerimizi aktarmaktır. Dişi sistem yumurtaları üretir ve gelişmekte olan fetüsü doğuma kadar besler, erkek sistem ise spermi sentezler ve döllenmeye yardımcı olmak için yumurtaya doğru iletir.
Lenf sisteminin işlevi nedir?
Lenfatik sistem dokulardan dokular arası sıvının uzaklaştırılmasında, emilen yağların sindirimden sonra taşınmasında ve vücudun korunmasında rol oynar. Bağışıklık hücreleri ve maddeler, lenfatik sistem yoluyla hareket eder, olası istilacılar için lenf örnekleme yapar ve gerekirse bir bağışıklık tepkisi oluşturur.
İnsan vücudunun yapısal organizasyonun en üst seviyesi olan organizma düzeyinin önemi nedir?
Organizma, hücresel bir yapıya sahip olan ve yaşam için gerekli olan tüm fizyolojik işlevleri bağımsız olarak yerine getirebilen canlı bir varlıktır. İnsanlar da dahil olmak üzere çok hücreli organizmalarda, vücudun tüm hücreleri, dokuları, organları ve organ sistemleri, organizmanın yaşamını ve sağlığını korumak için birlikte çalışır. Sistemlerin birleşmesi sonucunda da kompleks bir canlı varlık veya bir organizma meydana gelir.
Nucleus neresidir?
Çekirdektir. Hücrenin DNA›sını içeren bir hücrenin merkezi organelidir.
Birden fazla çekirdek içeren veya hiç çekirdek içermeyen yapılar hangileridir?
Kas hücreleri gibi vücuttaki bazı hücreler, çok çekirdekli olarak bilinen birden fazla çekirdek içerir. Kırmızı kan hücreleri gibi hücreler ise hiç çekirdek içermez.
Endoplazmik Retikulum nedir?
Endoplazmik retikulum (ER), çekirdeği kaplayan ve aynı lipid çift katmanlı malzemeden oluşan zar ile sürekli olan bir kanal sistemidir. Endoplazmik retikulum, malzemelerin taşınması, sentezlenmesi ve depolanmasında işlev gören hücrenin çoğunda geçişler sağlar.
Hücre zarı yapısında neler bulunur?
Hücre zarı, esas olarak iki fosfolipit tabakadan oluşan son derece esnek bir yapıdır. Kolesterol ve çeşitli proteinler de bu zara gömülüdür. Tek bir fosfolipid molekülünün bir ucunda “kafa” adı verilen bir fosfat grubu ve lipid “kuyruklarını” oluşturan yan yana iki yağ asidi zinciri vardır. Bir katmanın lipid kuyrukları, diğer katmanın lipid kuyruklarına bakar ve iki katmanın ara yüzeyinde buluşur. Fosfolipid başları dışa doğru bakar; bir katman hücre içi sıvıya ve bir katman hücre dışı sıvıya bakar. Hücre içi sıvı (ICF), hücrenin sıvı iç kısmıdır. Hücre dışı sıvı (ECF), hücre zarının dışındaki sıvı ortamıdır. Lipid çift tabakası hücre zarının temelini oluşturur, ancak çeşitli proteinlerle kaplanmıştır.
Hücre zarı ile yaygın olarak ilişkilendirilen protein türleri nelerdir?
İntegral protein, zara gömülü bir proteindir. Her biri farklı işlevlere sahip birçok farklı türde integral protein mevcuttur. Örneğin, iyonların hücreye girmesi veya hücreden çıkması için zardan bir açıklığı uzatan bir integral protein, kanal proteini olarak bilinir. Periferik proteinler tipik olarak lipid çift tabakasının iç veya dış yüzeyinde bulunur, ancak aynı zamanda bir integral proteinin iç veya dış yüzeyine de eklenebilir. Bazı integral proteinler, bir hücrenin kimliğini diğer hücreler tarafından tanınabilmesi için işaretleyen hücre tanıma veya yüzey kimlik proteinleri olarak hizmet eder. Bazı integral proteinler, enzimler olarak veya komşu hücreler arasında hücre yapışmasında işlev görür.
Çekirdek in görevleri nelerdir?
Bir hücrenin organellerinin en büyüğü ve en belirginidir. Çekirdek genellikle hücrenin kontrol merkezi olarak kabul edilir.Çünkü protein üretimi için tüm genetik bilgileri depolar. Hücre nucleusu, genetik materyal içerir ve hücrenin aynısını yapabilme yetisine sahiptir. Aslında nucleus, protein sentezi için bir model içerir. Bu nedenle, ribozomlarla birlikte protein sentezinden sorumludur. Bu iki organel, vücudun gelişimi için ya da antrenmanlar sonucunda, protein sentezi gerçekleştirerek kas hücrelerinin büyümesini yani hipertrofisini sağlar.
Ribozom nedir?
Ribozom adı verilen organeller, kaba endoplazmik retikuluma inişli çıkışlı, pürüzlü bir görünüm verir. Bir ribozom, protein sentezi bölgesi olarak hizmet eden bir organeldir.
Golgi Aparatı nedir?
Golgi aygıtı, endoplazmik retikulumdan gelen ürünleri sıralamak, değiştirmek ve paketleyerek hücreden göndermekten sorumludur. Golgi aygıtı yığılmış yassı disklere benzemektedir. Endoplazmik retikulum gibi, bu diskler de zarlıdır. Golgi aygıtının, her biri farklı bir role sahip iki ayrı yüzü vardır. Aparatın bir tarafı veziküller içindeki ürünleri alır. Bu ürünler aparat aracılığıyla ayrıştırılır ve daha sonra yeni veziküller içerisinde kesecikler halinde yeniden paketlendikten sonra karşı taraftan serbest bırakılır.
Endoplazmik Retikulumun çeşitleri ve bu çeşitlerin işlevleri nelerdir?
Endoplazmik retikulum iki şekilde bulunabilir: kaba endoplazmik retikulum ve düz endoplazmik retikulum. Bu iki endoplazmik retikulum türü çok farklı işlevler gerçekleştirir ve hücre tipine bağlı olarak çok farklı miktarlarda bulunabilir. Kaba endoplazmik retikulum (RER) olarak adlandırılır, çünkü zarında gömülü granüller bulunmaktadır. Bunlar ise ribozomlardır. Düz endoplazmik retikulum (SER) bu ribozomlardan yoksundur. Ayrıca endoplazmik retikulum kas hücrelerinde sarkoplazmik retikulum adını alır ve kalsiyum deposu olarak görev alırlar. Dolayısıyla sarkoplazmik retikulum, kas hücresinde uyarıların hücre zarının yüzeyinden kasılabilir kas fibrillerine iletilmesinde önemli bir rol oynar.
Mitokondri nedir?
Mitokondri, hücrenin “enerji dönüştürücüsü” olan çift zarlı, fasulye şeklinde bir organeldir. Mitokondri, bir dış lipid çift katmanlı zarın yanı sıra ek bir iç lipid çift katmanlı zardan oluşur. İç zar, kristae adı verilen büyük bir yüzey alanına sahip katlanmış zar yapısındadır. Bir dizi protein, enzim ve diğer moleküller, hücresel solunumun biyokimyasal reaksiyonlarını bu iç zar boyunca gerçekleştirir. Bu reaksiyonlar, besin moleküllerinde (glikoz gibi) depolanan enerjiyi, hücreye kullanılabilir enerji sağlayan adenozin trifosfata (ATP) dönüştürür. Hücreler sürekli olarak adenozin trifosfat kullanır ve bu nedenle mitokondriler sürekli iş başındadır. Oksijen molekülleri hücresel solunum sırasında gereklidir, böylece aerobik yolla mitakondrilerde adenozin trifosfat üretilebilir. Vücutta çok miktarda adenozin trifosfat kullanan organ sistemlerinden biri de kas sistemidir, çünkü adenozin trifosfat kas kasılmasını sürdürmek için gereklidir.
Lizozom nedir?
Golgi tarafından paketlenen protein ürünlerinden bazıları, belirli maddelerin parçalanmasında kullanılmak üzere hücre içinde kalması gereken sindirim enzimlerini içerir. Golgi tarafından salınan enzim içeren veziküller yeni lizozomlar oluşturabilir veya mevcut lizozomlarla kaynaşabilir. Bir lizozom, hasarlı bir organel gibi gereksiz hücresel bileşenleri parçalayan ve sindiren enzimler içeren bir organeldir.
Peroksizom nedir?
Lizozomlar gibi, peroksizomlar da çoğunlukla enzimler içeren zara bağlı hücresel organellerdir. Peroksizomlar, lipid metabolizması ve zehirli maddelerin sindirilmesi gibi birkaç farklı işlevi yerine getirir.
Epitel dokunun görevi nedir?
Epitel doku, insan vücudunun biyolojik, fiziksel ve kimyasal olarak yıpranmasına karşı vücudu korur. Epitel hücresi, hücrenin geçirgenliğini kontrol ederek ve hücre zarından maddelerin seçici olarak geçişine izin veren vücut kapı bekçileri şeklinde hareket eder. Vücut içerisine alınan bütün maddelerin bir epitel dokuyu geçmesi gerekir.
Epitel dokular neye göre sınıflandırılır?
Epitel dokuları, hücrenin şekline ve meydana gelen hücre tabaka sayılarına göre sınıflandırılmaktadır. Hücre şekilleri skuamöz (düz şekilde ve ince yapıda olan), küboidal (uzun aynı zamanda geniş kutulu olan) ya da sütunlu (dikdörtgen şeklinde ve enine göre daha uzun olan) şeklinde olabilir.
Doku nedir?
Doku terimi, vücutta bir arada bulunan bir grup hücreyi tanımlamak için kullanılır. Bir doku içindeki hücreler ortak bir embriyonik kökeni paylaşır. Bir dokudaki hücreler yapısal özellikleri paylaşarak dokunun işlevlerini yerine getirmek için bir düzen oluştururlar. Aynı fizyolojik işlevlere sahip ve birbiri ile özdeş olan bir grup hücreden oluşan yapıya doku denilmektedir. Doku, tüm organizmanın yapısal bir öğesi olup, özgün işlevler gerçekleştirir. Vücuttaki her organ birden fazla doku içerir. Bir organa duyulan gereksinim arttığında dokular, hipertrofi (hücre büyüklüğünün artışı) veya hiperplazi (hücrenin sayıca artışı) ile yanıt verebilir.
Doku türleri nelerdir?
A. Epitel doku: Epitel doku, vücudun dış yüzeylerini, iç boşlukları ve geçiş yollarını kaplayan ve belirli bezleri oluşturan hücre tabakalarını ifade eder.
B. Bağ ve destek dokusu: Bağ dokusu adından da anlaşılacağı gibi, vücudun hücre ve organlarını birbirine bağlar ve vücudun tüm bölümlerinin korunması, desteklenmesi ve birleştirilmesinde işlev görür.
C. Kas dokusu: Kas dokusu uyarılabilir, uyarıya yanıt verir ve hareket sağlamak için kasılır. Üç tip kas dokusu vardır. Bunlar: iskelet (istemli kasılan kas) kası, düz kas (istemsiz kasılan kas) ve kalp kasıdır (istemsiz kasılan kas).
D. Sinir dokusu: Sinir dokusu da uyarılabilir ve vücudun farklı bölgeleri arasında iletişim kurmaya yarayan sinir uyarıları şeklinde elektrokimyasal sinyallerin yayılmasına izin verir.
Epitel dokunun tipleri nelerdir?
1. Yüzey Epiteli
2. Glandüler Epitel
3. Sensoriyal Epitel
Yüzey (Örtü) Epitelinin özellikleri nelerdir?
Vücudun dış ve iç yüzeylerini örter ve salgı bezlerinin en önemli işlevsel bölümü olarak görev yapanyüzey epitel dokusunun özelikleri şunlardır:
• Hücreleri düz katmanlar oluşturur.
• İç ve dış vücut yüzeyinde yer alır.
• Kan damarlarından yoksundur. Birkaç ayrıcalık dışında, epitel içinde kan damarı bulunmaz.
• Diffüzyonla beslenir.
• Diğer dokulardan bir bazal membran ile ayrılır
Yüzey epitel dokusunun işlevleri ise şunlardır:
• Koruma (örnek: deri)
• Salgı yapma (örnek: ince bağırsağın epiteli)
Sensoriyal Epitel Doku nedir?
Sensoriyal epitel doku, duyusal epitel doku olarak da adlandırılmaktadır. Sensoriyal epitel doku aynı zamanda, özgün duyusal işlevler için de uyum sağlayabilir. İşte sensoriyal epitel dokusu, özgün uyaranları algılama ve iletme yeteneği olan epitel hücrelerinden oluşmuş bir epitel doku tipidir. Tat, koku, işitme ve görme duyularına ait özel duyusal alıcı hücreleri vardır.
Bağ Dokusunun görevleri nelerdir?
Bütün vücutta bağ dokusu vardır ve farklı görevleri bulunmaktadır. Kemik, kıkırdak ve tendon gibi bağ dokuları, vücut iskeletini meydana getirirler. Ayrıca vücutta bağ dokusu, organları kaplar ve birbiriyle birleşerek işlevsel birimler oluştururlar. Bazı bağ dokusu çeşitleri, bağışıklık savunma mekanizmaları içeresinde yer alırlar. Son olarak bağ dokusu, adipositler olarak yağ depolamada, kan damarı ve lenf sisteminde hücreler arasında madde taşımasında ve yaraların iyileştirilmesinde önemli görevleri bulunmaktadır.
Temel yüzey katmanlarından olan derinin özellikleri nelerdir?
İnsan vücudundaki en büyük organdır ve insan vücudunun tamamını kaplayarak insan vücut ağırlığının yaklaşık %15’ini meydana getirir. Deri çeşitli katmanlardan oluşmuştur: Deri katmanları; üst deri (epidermis), alt deri (dermiş=bağ doku katmanı) ve deri altı (supkutis) katmanlarından oluşur. Dermis, bol miktarda liflerden (çoğunlukla kollajen lifler) oluşan bir ağ içerir. Bu nedenle, derinin mekanik olarak en aktif bölümüdür. Bu tabaka ayrıca kıl follikülleri, salgı bezleri, kan damarları, bağ dokusu hücreleri, bağışıklık sistemin hareketli hücreleri ve sinir dokusunu içerir. Tüm deri yüzeyi yaklaşık 300.000 soğuğa duyarlı nokta ile soğuk algılayıcılara sahipken buna karşın, sadece 30.000 sıcağa duyarlı algılayıcılar ile kaplanmıştır. Bu bağlamda soğuk ortamda güçlü ve rahatsız edici duyarlılık daha yüksektir.
Derinin işlevleri:
• Epitel ve salgı bezlerinin salgılarıyla vücudu mekanik, kimyasal, termal hasardan ve birçok mikroptan korur.
• İçerdiği bağışıklık hücrelerinden dolayı, vücudun zararlı bir etkene karşı koruyucu kendi mekanizması vardır.
• Kan damarlarını büzer veya genişletir böylece kan akımını düzenler ve salgı bezleriyle vücuttan su kaybını sağlayarak vücut ısısını düzenler.
• Suyun vücuttan buharlaşmasına karşı vücudu koruyarak ve elektrolit içeren çözeltileri dışarı atarak sıvı-elektrolit dengesinin düzenlenmesine yardım eder.
• Sinir sonlanmalarını içerdiğinden dolayı basınç, ısı ve ağrı duyumları için alıcı bir organdır.
• Otonom sinir sistemi mesajlarının iletilmesiyle, bir iletişim organı görevini üstlenir (örneğin; yüz kızarması, solması ve tüylerin ürpermesi gibi).
• Yaraların iyileşmesini sağlar. Yenilenme süreci boyunca vücut yıpranmış ve hasar görmüş hücrelerin yerine yenilerini koyabilir, doku ve organları yenileyebilir. Kas ve sinir dokusunun tersine deri ve bağ dokusu, iyi bir yenilenme potansiyeline sahiptir. Kemikteki bir kırık veya bir deri yaralanması, genellikle kalıcı iz bırakmadan iyileşir.
Glandüler Epitel Doku nedir ve özellikleri nelerdir?
Glandüler epitel dokusu, salgı bezi epiteli olarak da adlandırılmaktadır. Glandüler epitel doku, yüzeylerine mukus ve spesifik kimyasal bileşikler salgılama ve salma yeteneğine sahiptir. Örneğin ince bağırsağın epiteli, sindirim enzimlerini serbest bırakır. Solunum yolunu kaplayan hücreler, gelen mikroorganizmaları ve partikülleri yakalayan mukus salgılar. Bir glandüler epitel birçok salgı hücresi içerir.
Glandüler epitel dokusunun özellikleri şunlardır:
• Belirli maddelerin yapımı ve vücuda dağılımında görev yapar (salgılama ve boşaltım).
• Kendine özgü epitel hücreleri içerir.
• Ürünlerinin vücut tarafından kullanılmasına ya da vücuttan atılışına göre salgı bezleri iki tipe ayrılabilir: Egzokrin (dış salgı bezleri) ve endokrin (iç salgı bezleri). Egzokrin bezler: ürün (salgı), ya doğrudan ya da bir boşaltım kanalı ile (örnek: ter bezleri, tükrük ve gözyaşı bezleri, sindirim salgı bezleri) vücudun dış ya da iç yüzeylerine dağılır. Örneğin fiziksel aktivite sırasında, vücudun artan iç ısıya uyum sağlaması için öncelikle ter bezleri daha fazla çalışarak, daha bol miktarda ter yapar, böylece vücut da daha ekonomik çalışır. Endokrin bezler: bu bezler kanal sistemi içermez ve ürünlerini (hormonlar) ilgili hücre veya organa ulaştırması için kan akımına doğrudan verirler. Örneğin hipofiz, tiroid ve böbrek üstü bezleri.
Mezenkim doku nedir?
Mezenkim, embriyonal yağ dokusudur ve yalnızca fetüste bulunur ve diğer dokuların geliştiği temel maddedir. Mezenkim, gelişen embriyodaki üç ana tabaka olan ektoderm, mezoderm ve endoderm arasındaki boşlukları dolduran ve özellikle mezodermden kaynaklanan hücre kümesidir.
Bağ dokusu hücreleri çeşitleri nelerdir?
Bağ dokusu hücreleri, sabit bağ dokusu hücreleri ve hareketli bağ dokusu hücreleri olarak 2’ye ayrılır:
1. Fibrosit olarak da bilinen sabit bağ dokusu hücreleri, hücreler arası şekilsiz maddenin çoğunu ve bağ dokusu liflerinin temel bileşenlerini oluşturur.
2. Hareketli bağ dokusu hücreleri (örnek: beyaz kan hücreleri, plazma hücreleri… vb), hücreler arası maddenin oluşumuna katılmaz. Bağışıklık savunma mekanizmasının öğeleridir.
Bağ dokusu liflerinin tipleri ve görevleri nelerdir?
Üç tipi vardır: kollajen lifler, elastik lifler ve retiküler lifler.
Kollajen lifler: Bağ dokusu liflerinin büyük bir parçasını oluşturan kollajen lifler, hemen hemen bütün vücut bölümlerinde yer alır. Kollajen lifler, vücutta yapı bloklarıdır. Çekme kuvvetinin gerekli olduğu bütün vücut bölgelerinde kollajen lifler kullanılır. Lifin çapı, sürekli kullanımla artar, yaşlanmayla azalır. Klinik açıdan bir eklem zorunlu olarak uzun süre hareketsiz kaldığında eklemin bağlarındaki ve kapsülündeki kollajen lifler kısalır. Bu ise, eklemde geçici bir sertliğe yol açar. Egzersiz, bu durumu genellikle düzeltir.
Elastik lifler: Bunlar temelde, yapıları ve özellikleri ile kollajen liflerden ayrılır. Elastik lifler belirgin olarak daha incedir, dallara ayrılır ve üç boyutlu bir ağ oluştururlar. Esnek oluşları, en temel özellikleridir. Dinlenme durumundaki uzunluklarının %150’sine kadar uzayabilirler. Çekme hareketi durduğunda lifler, dinlenme durumundaki uzunluklarına dönerler. Bu durum, elastik liflerden zengin organların kendiliğinden kasılmasına olanak verir. Böylece kas sisteminin işinin azalmasına ve enerji kaybının genelde önlenmesine yardımcı olur. Elastik lifler dinlenme durumda iken hafif bükümlüdür. Böylece ani bir gerilmeyi karşılayabilir. Elastik lifler, özellikle biçimlerini sürekli değiştirmek zorunda olan elastik ligamentler, bağlar, deri altı dokular gibi yapılarda ve akciğerler gibi organlarda bulunur. Yaşlılık ve hareketsizlik, elastik liflerin esnekliğinde bir azalmaya yol açar.
Retikulum lifleri: Vücuttaki en ince liflerdir. Esnek olup, tersinir bir biçimde genişleyebilirler. Ağ biçiminde örülmüş yapıları, genişletici ve baskılayıcı kuvvetlerden etkilenir. Retiküler lifler, salgı bezleri, karaciğer, yağ ve kas hücreleri gibi birçok organı örter ve kemik iliği gibi diğer organlar için de yapı iskeleti görevi yaparlar.
Bağ dokusunun bölümleri nelerdir?
1. Mezenkim doku
2. Jelatinli bağ dokusu
3. Retiküler bağ dokusu
4. Yağ dokusu
5. Gerçek bağ dokusu
Jelatinli bağ dokusu nedir?
Bu oluşum, yalnız göbek kordonunda ve çocukların diş pulpasında bulunan damar ve sinirden zengin bağ dokusudur.
Retiküler bağ dokusu nedir?
Embriyonal bağ dokusu da denilen retiküler bağ dokusu ağ şeklindedir. Bu doku, dalak, lenf düğümleri ve kemik iliği gibi organların bir yapı iskeleti olarak görev yapar. Destekleyici işlevlerine ek olarak retikulum hücreleri, fagositler (hücresel artıkları ve yabancı maddeleri içine alarak yok eden hücreler) ve hareketli hücreler şeklinde görev yaparlar.
Yağ dokusu nedir?
Yağ dokusu, bağ dokusunun özel bir biçimidir. Yağ hücrelerin yağı depolama yeteneği olması sebebiyle yağ, hücre aralarında değil hücre içerisinde depolanmaktadır. Vücudun ihtiyacından daha fazla oranda kalori alımı, kilo almaya sebep olur. Kilo alma ise, yağ hücre sayısının artmasından ziyade, yağ hücre büyüklüğünün artması sebebiyledir. Vücutta yağ dokusu, vücut ağırlığının yaklaşık %10 ile %20’sini meydana getirmektedir.
Yağ dokusunun işlevleri nelerdir?
Yağ dokusunun işlevleri aşağıdaki biçimde sınıflandırılabilir:
• Mekanik olarak koruma: vücuda gelen darbenin şiddetini tamponlayarak koruma (örneğin ayak tabanları).
• Organların arasındaki boşlukları doldurma.
• Vücudun dış ortama karşı yalıtımını sağlama.
• Vücutta enerji ve su depolama.
Yağ dokusu, yapısal yağ ve depo edilen yağ olarak ayrılmaktadır. Hangi yağ vücut için faydalı, hangisi zararlıdır?
• Yapısal yağ: Bu tip yağ hücreleri, retiküler ve kollajen liflerce çevrilmiştir. Basınç altındayken yağ hücrelerinin biçimi değişir, lifler gerilir ve basıncı tamponlar. Ayak tabanı ve kalçalarda bu nitelikte yastıklar bulunmaktadır. Vücudun diğer bölgelerinde ise yapısal yağ, vücuttaki bazı boşlukları doldurma ve organların yerlerini ve duruş pozisyonlarını koruma görevi yapmaktadır.
• Depo edilen yağ: Yağ, tüm yiyecek maddeleri içinde en yüksek kalori değerine sahip olanıdır. Bu yüzden vücut, yağ birikimleri ile büyük bir enerji kaynakları depolayabilir. Depolama, özellikle deri altı dokularda ve karın boşluğunda yer alır. Yağ dokusu, ölü bir doku değildir ve kan damarları ile beslenerek sürekli bir değişim içindedir. Vücutta aşırı yağ birikimi, özellikle kalp ve dolaşımdaki yüklenmeyi gösterir ve yaşam süresini kısaltır.
Gerçek bağ dokusu tipleri ve görevleri nelerdir?
Gerçek bağ dokusunun tipleri şunlardır:
Gevşek bağ dokusu: Vücudun en yaygın biçimde bulunan dokusudur. Kan damarları, sinirler ve tüm vücut organlarının çevresinde ve içerisinde bulunmaktadır. Vücutta gereksinim duyulan yerlerde, bir dolgu ve bağlantı maddesi gibi görev yapar. İnterstisyel (dokular arası) boşlukları doldurduğundan, sıklıkla interstisyel bağ dokusu olarak söz edilir. Bol miktarda şekilsiz temel madde ve birçok hareketli bağ dokusu hücresi içeren hücreler arası geniş boşluklarla karakterizedir. Gevşek bağ dokusu, elastik, retiküler ve özellikle de kollajen liflerden oluşmuş üç boyutlu bir ağ içerir. Bu yapı ve bileşim, hem birbirine komşu doku ve organlar arasında bir hareketliliğe, hem de aşırı olmayan bir durağanlığa izin verir. Bu lifler, dinlenme durumuna dönüş gibi bir devinime de olanak tanırlar. Bağ dokusu hücreleri olan fibrositler, liflerin arasında ayrı ayrı yerleşmişlerdir. Vücutta herhangi bir bölgede yaralanma olduğunda, öncelikler gevşek bağ dokusundaki fibrositler, o bölgeye giderek yara yüzeyini kaplarlar daha sonra ise yara izi meydana getirirler. Yani, yaralanmada bir bağ dokusunun yerine başka türde bir bağ dokusu geçer. Gevşek bağ dokusunun yenilenme özelliği olduğu için yara iyileşmesinde önemli görevleri bulunmaktadır.
Sıkı bağ dokusu: Düşük miktarda temel madde ve az sayıda hareketli bağ dokusu hücresi içerir. Liflerden zengin, ancak göreceli olarak da hücreden fakirdir. Gevşek bağ dokusu ile karşılaştırıldığında, düşük bir metabolik hızı vardır. Başlıca kollajen lif demetlerinden oluştuğu için, mekanik zorlanmalara çok dirençlidir. Bu nedenle ligamentler (bağlar), fasya, kas ve tendon kılıfı gibi vücudun özellikle gerilme ve sıkıştırma kuvvetlerine maruz kalan bölgelerinde bulunur. Kaslarla karşılaştırıldığında, bağ dokusunun metabolizması yavaştır, etkisini zor gösterir. Artan yüklenme ya da yaralanmadan sonra doku yenilenmesine, ancak yavaş bir işlevsel uyum gösterebilir.
Destek doku çeşitleri nelerdir?
1. Tendon 2. Kıkırdak 3. Kemik
Tendonun görevi nedir?
Kasın oluşturduğu kuvveti ilgili kemiğe ve ekleme iletir.
Tendonun yapısında neler vardır?
Tendonların yapısı; kirişler, kiriş hücreleri ile kollajen fibriller, elastik fibriller ve dolgu maddelerinden oluşmuştur.
Tendonlar ile yaş arasında bağlantı var mıdır?
İlerleyen yaş, kuvvet ve gerilme kapasitelerinde %20’lik bir düşüşe neden olur. Yağ birikiminde ve liflerdeki bir artışla birlikte tendon hücrelerinin sayısında ve temel maddede bir azalmanın oluşu, yaşlanma sürecinin tipik bir özelliğidir.
Kasın origosu ve insersiyosu neyi ifade eder?
Kasın origosu; kasın kemiğe bağlandığı noktayı, kasın insersiyosu ise kasın sonlandığı, tutunduğu, yapıştığı, yeri ifade etmektedir. İnsersiyo olarak da bilinen bu yapışma, tendonun kemiksel yapıdaki hedef organa geçişini ifade eder.
Tendon dokularının yıpranmasına etki eden etmenler nelerdir?
Kıkırdak dokunun yaşlılıktaki etkisi nedir?
Kıkırdak dokunun beslenmesi yüzeyinde bulunan kılcal damarlardan ya da eklem kıkırdağı içerisindeki sıvıdan gerçekleşir. Yaşlanma ile birlikte kıkırdak sıvı içeriği de azalmaktadır. Bu azalma ise kişinin esnekliğinde bir azalmaya sebep olmaktadır. Kıkırdak dokusunun metabolizması düşüktür ve yenilenme özelliği de sınırlıdır.
Kıkırdak doku çeşitleri nelerdir?
Üç tip kıkırdak dokusu vardır:
• Fibröz kıkırdak
• Hiyalin kıkırdak
• Elastik kıkırdak
• Fibröz Kıkırdak
Kemiğin yapısındaki kollajen ve mineral kristallerinin etkisi nedir?
Kemiğin yapısında kollajen olmazsa daha kırılgan olur ve daha kolay bir şekilde parçalanabilir. Fakat kemiğin yapısında mineral kristalleri olmazsa da kemik daha fazla esnek olur ve vücuda daha az destek sağlar.
Kemik ve kıkırdak doku arasındaki farklar nelerdir?
Kemik çok damarlı bir doku olduğu için kıkırdak dokuya göre yaralanmaları daha kısa süre içerisinde iyileşir. Kemik dokusunun basınç direnci, kıkırdak dokusundan 10 kat daha fazladır. Kemiğin bu özelliği, inorganik maddelerin ve organik maddelerin birleşmesi sebebiyledir. İnorganik tuzların hücreler arası maddeye çökmesiyle oluşan kemik dokusu, bükülüp, kesilemeyecek sertliktedir.
Kemik içindeki inorganik ve organik madde oranları nedir?
Kemiğin inorganik madde ve oranları şu şekildedir:
Kemiğin organik madde ve oranları ise şu şekildedir:
Yaşa göre kemik durumu nasıldır?
Kemik mineral içeriği yaşa bağlı olarak değişir. 40’lı yaşlarda iskelet en yüksek kemikleşme düzeyine ulaşır. Bu yapı, yaşa bağımlı olarak kemik içeriği 40’lı yaşlarda 30’lu yaşlara göre % 30 oranında azalır. Kemik, osteosit olarak adlandırılan hücreleri de içerir. Osteosit hücreleri, kemiğin yapımı, yıkımı ve yapısal değişikliklerinden sorumludur. Yeni doğan bebeklerde 305 adet kemik bulunmaktadır. Bu sayı yetişkinlik çağında bazı kemiklerin birbirleri ile kaynaşması sonucunda 206’ya düşmektedir.
Kemiklerin yapısal işlevleri nelerdir?
Kas tipleri nelerdir?
Biçim ve yapı açısından çizgili kas ve düz kas olmak üzere 2 tip kas bulunmaktadır. Çizgili kaslar ise, iskelet kası ve kalp kası olarak ayrılmaktadır. Çizgili ve düz kasların arasındaki en belirgin fark, çizgili kasta ışık ve elektron mikroskopuyla görülebilen, çizgi şeklin de ince hatların varlığıdır. Düz kasta böyle çizgilenmeler bulunmaz. Üstelik çizgili kas, sinir donanımını somatik sinir sisteminden, düz kas ise otonom sinir sisteminden sağlar. Düz kasın kasılmaları, istemsiz, yavaş ve sarmal biçimindeyken, çizgili kasın kasılması istemli, hızlı ve düzgündür.
Sinir dokusunun özellikleri nelerdir?
Sinir dokusunun özellikleri, uyarılabilmesi, vücutta iletişim sağlayan elektrokimyasal sinyalleri gönderip alabilmesidir.
Sinir dokusunu neler oluşturur?
Nöron ve nöroglia olmak üzere 2 temel hücre tipi sinir dokusunu meydana getirmektedir. Nöron (sinir hücresi), biyokimyasal olarak aksiyon potansiyelleri aracılığı ile uyarıyı vücuttaki ilgili hücrelere iletir. Nöroglia, uyarıların vücutta yayılmasını düzenlemede görev alır ve nöronları destekler.
Kas doku tipleri, özellikleri, fonksiyonu ve vücuttaki yerleri nelerdir?
İskelet kası: Uzun silindirik lif, çizgili, çok sayıda periferik yerleşimli çekirdek.
İstemli hareket, ısı üretir, organları korur. Kemiklerin etrafında ve ağız ve boşaltım gibi vücuda giriş noktalarının çevresine bağlı kaslar.
İskelet kası, tendonlar aracılığı ile kemiğe bağlanır ve kas kasılması sonucunda vücudun hareketi, yüz ifadeleri, vücudun duruşu ve vücudun farklı istemli hareketleri gerçekleştirilir. Vücut kütlesinin %40’ı iskelet kasından meydana gelmektedir. Ayrıca iskelet kası, kasılma sonucunda bir yan ürün olarak ısı üretmektedir. Üretilen bu ısı ise vücudun termal iç dengesini korumak için kullanılır. Örneğin, vücudun titremesi, kişinin sıcaklığı normal vücut sıcaklığından daha az algılaması sonucu bir tepki olarak iskelet kaslarının istemsiz bir şekilde kasılmasıdır
Kalp kası: Kısa, dallı, çizgili, tek merkezi çekirdek. Kan pompalama. Kalp.
Kalp kası, kalp duvarlarını meydana getirir. Kalp kası hücreleri yani kardiyomiyositler de mikroskop altında çizgili şekilde görülürler. Kalp kası çizgili olmasına karşın, otonom sinir sisteminin kontrolü altındadır ve doğuştan otomatik çalışır. Bu yüzden özel bir kastır. Her kas hücresi sitoplazma ile çevrili, bir veya daha fazla çekirdek içeren uzun kas hücrelerinden oluşur. Çekirdek kalp kası ve düz kas liflerinde, hücrenin merkezinde yer alır. Herhangi bir dış uyaran olmadan kendi iç ritimleri ile kasılmaları kardiyomiyositlerin en temel özelliğidir. İstemsiz olarak kasılan kalp kası bütün vücuda kanın pompalanmasını sağlar.
Düz kas: Kısa, iğ şeklinde, belirgin çizgi yok, her lifte tek çekirdek. İstemsiz hareket, besinleri hareket ettirir, solunumun istemsiz kontrolü, salgıları hareket ettirir, damarlardaki kan akışını kasılma yoluyla düzenler. Ana organların ve geçit yollarının duvarları.
Düz kas dokusu, iç organlardaki istemsiz hareketlerinden sorumludur. Sindirim sistemi, üreme sistemi, boşaltım sistemi, solunum sistemi ve damarların kasılma özelliğini meydana getirirler. Her hücre tek çekirdekli ve görünür çizgileri olmayan iğ şeklindedir. Düz kas, hızlıdan ziyade, yavaş ve uzun süreli bir kasılmanın gerekli olduğu yerlerde bulunur. Düz kas hücreleri, belli bir kasılma durumunda uzun süre kalabilirler.
Destek işlevi gören iskelet kısmı, iki iskelet halinde düzenlenmiş kemiklerden oluşur. Bunlar nelerdir?
Eksenel iskelet: kafatası, işitsel kemikler, dil kemiği, kaburgalar, vertebral kolon, sternum, sakrum, kuyruk sokumudur.
Apendiküler iskelet: omuz kuşağı, üst ekstremite, pelvik kemer, alt ekstremitedir.
Eklem nedir ve en önemli eklemler hangileridir?
İki veya daha fazla kemiğin birleştiği yerde eklem adı verilen yapılar bulunur. Tüm insan vücudunda çok sayıda eklem bulunmaktadır fakat en önemlileri kranial, temporomandibular, omuz, dirsek, bilek, kalça, diz ve ayak bileği eklemleridir.
İnsan iskeleti ana parçalara göre her parçaya düşen kemik sayısına göre nasıl sıralanmaktadır?
• Craniumda : 8 adet kemik
• Yüzde : 14 adet kemik
• Kulakta: 6 adet kemik
• Columna vertebraliste : 26 adet kemik
• Sternumda ve Kostalarda: 25 adet kemik
• Üst ekstremitede : 64 adet kemik
• Hyoid kemiği: 1 adet kemik
• Alt ekstremitede : 62 adet kemik
Ancak bu kemiklerin yalnızca 177 tanesi istemli hareketin oluşumuna katkıda bulunur. Dişlerden sonraki vücuttaki en sert yapı kemiklerdir. Yetişkin bir insanın vücudunun ağırlığına göre ortalama %15’i kemik yapıdır ve toplam vücudunun ağırlığının yaklaşık 5-6 kilogramı kemik yapıdır.
İskelet sisteminin işlevleri nelerdir?
1.Vücuda şekil verilmesi ve bu vücut şeklinin koruması
2.Vücuttaki iç organların dış ortamdan korunması
3.Vücutta kan hücrelerinin üretimi ve yağ deposu
4. Fosfat ve kalsiyum depolanması
5. Kemikler vücudun hareketlerinde kaldıraç görevi görürler.
Kemikler kaç gruba ayrılır?
Uzun kemik, kısa kemik, yassı kemik, düzensiz kemik ve sesamoid kemik olmak üzere 5 grupta incelenebilir.
Uzun kemikler vücudumuzun nerelerinde bulunur ve ne işe yararlar?
Uzun kemikler özellikle kol ve bacaklarda bulunurlar. Örneğin; üst ekstremitelerde (humerus, ulna, radius) ve alt ekstremitelerde (femur, tibia, fibula) ve ayrıca ellerde (metakarpals, falanks) ve ayaklarda (metatarsallar, falankslar) bulunurlar. Uzun kemikler, kaslar kasıldığında hareket eden sert çubuklar olarak işlev görürler. Kas kuvvetinin aktarılması için bir kaldıraç sistemi işlevini görürler.
Kısa kemikler vücudumuzun nerelerinde bulunur ve ne işe yararlar?
İnsan iskeletindeki kısa kemikler, el bileklerinin karpallarında ve ayak bileklerinin tarsallarında bulunur. Kısa kemikler, bazı sınırlı hareketlerin yanı sıra stabilite ve destek sağlar. Kısa kemikler, süngerimsi gözenekli kemiklerdir ve daha çok destek kuvveti sağlayıcı işlevleri bulunmaktadır. Bu tip kemikler kayma tipi hareketlerin oluşumuna katılırlar.
Yassı kemikler vücudumuzun nerelerinde bulunur ve ne işe yararlar?
Kraniyal (kafatası) kemikleri, kürek kemikleri (omuz bıçakları), sternum (göğüs kemiği) ve kaburgalar bulunur. Yassı kemikler, kaslar için bağlantı noktaları görevi görür ve genellikle iç organları korur. Coxae kemiği (kalça kemiği) ve scapula kemiği (kürek kemiği) dışında hareketin oluşumuna çok az katılırlar.
Düzensiz kemikler nelerdir ve neden bu isim verilmiştir?
Düzensiz bir kemik, kolayca karakterize edilen bir şekle sahip olmayan ve bu nedenle başka bir sınıflandırmaya uymayan bir kemiktir. Belirli bir şekle sahip olmayan kemik türüdür. Kemik üzerinde oluşan baskılara karşı gelebilen sağlam kemiklerdir. Bu kemikler, omuriliği destekleyen ve onu basınç kuvvetlerinden koruyan omurlar gibi daha karmaşık şekillere sahip olma eğilimindedir. Yüzün birçok kemiği, özellikle dişleri içeren çene kemikleri, omurlar düzensiz kemikler olarak sınıflandırılırlar.
Sesamoid kemik nedir ve görevleri nelerdir?
Sesamoid kemik, tendonlarda oluşan küçük, yuvarlak bir kemiktir. Sesamo-=“susam” ve -oid = “benzer” kelime birleşimiyle susamsı kemik de denilmektedir. Tendonlar, kemikleri kaslara bağlayan yoğun bir bağ dokusudur ve bir eklemde büyük miktarda basıncın üretildiği sesamoid kemiklerden oluşur. Sesamoid kemikler, aşırı kuvvetlerin üstesinden gelmelerine yardımcı olarak tendonları korur, aynı zamanda tendonların ve bağlı kasların daha etkili olmasına izin verir. Sesamoid kemikler özellikle ayak, el, dizlerle ilişkili tendonlarda bulunur. Örnek olarak dizdeki patella verilebilir.
İnsanın iskeletinin ögeleri nelerdir?
Kafatası, omurga, omuz kemeri, üst ekstremite, pelvik kemer ve alt ekstremite.
Omurganın yapısı ve görevleri nelerdir?
Omurga, insan vücudunun merkezi veya orta iskelet eksenini oluşturur. Omuriliği korur, başın durmasını ve hareket edebilmesini sağlar. Ayrıca omuz kemerine destek olur ve pelvik kemerin bağlantılarını yapar. Vertebra denilen 33-34 adet kemik bölümünden oluşur. Bunlar sacrumun üzerinde küçük omurlar arası eklemler, omurlar arası diskler ve sağlam bir ligament sistemiyle birbirlerine bağlanmıştır.
Omuz kemeri ve üst ekstremitenin görevleri nelerdir?
Üst ekstremitenin gövdeye bağlanması omuz kemeri aracılığı ile gerçekleşir. Scapula, clavicula ve sternumdan oluşan omuz kemeri, gövdeye hareketli bir biçimde bağlıdır. Bir kas askısıyla olduğu yerde asılı tutulur. Bu kemerin toraksla kurduğu kemiksel bağlantı, işlevsel olarak küre ve çukur eklem tipindedir. Bu düzenleme, üst ekstremitenin maksimal hareketliliğine izin vermek için temeldir. Üst ekstremiteyi oluşturan kemikler ise şunlardır: el ve el parmak kemikleri, radius, ulna, humerus kemikleridir. Ayrıca üst ekstremite, yakalama, tutma ve ifade etme aracı olarak görev yapar.
Pelvik kemer ve alt ekstremite nedir?
Üst ekstremiteye benzer şekilde, alt ekstremitenin de gövdeye bağlanmasını sağlayan bir kemer yapı vardır ve buna pelvik kemer denilmektedir. Pelvik kemer, iki kalça kemiği ve sacrumdan oluşmuştur. Kalça kemiği üç kemiğin birleşmesinden oluşur. Bunlar; ilium, ischii ve pubis kemikleridir. Pelvik kemerle birleşen alt ekstremiteyi oluşturan kemikler ise şunlardır: ayak ve ayak parmak kemikleri, ayak bileği kemikleri, fibula, tibia, femur kemikleridir. Büyüklüğü, bileşenlerinin sağlamlığı ve aslında birbirinden ayrı olan bu bileşenlerin, tek bir birim oluşturmak üzere birleşmesiyle, pelvik kemerin destekleyici bir yapı olarak önemi açığa çıkar.
Kemikler, hareketli ya da hareketsiz eklemler oluşturmak üzere birbirleriyle birleşir. Buna göre eklemler kaça ayrılmaktadır?
Diatroz eklemler nasıl sınıflandırılır?
Kavitesiz eklemlerin (Synarthrosis) özellikleri nelerdir?
Sinartroz, kemiklerin bir ara dokuyla sağlam biçimde birbirine bağlanmasıdır. Bu tür eklemlerin hareketliliği hiç yoktur ya da çok kısıtlıdır. Bunlar oynamaz ya da az oynar eklemler olup genel özellikleri şu şekildedir:
Kavitesiz eklemlerin tipleri nelerdir?
Birbirine tamamen bitişik veya çok az aralıklı iki kemik bir veya daha fazla ligamentle diğer bir deyişle bağ ile bağlanmıştır. Genellikle özelliği olmayan sınırlı bir hareket oluşturur. Örnek olarak kürek kemiğinde coracoid çıkıntı ve akromion arasındaki bağlantıyı; radius ile ulnanın orta birleşimlerini ve tibia ve fibulanın alt ucundaki birleşimleri verebiliriz.
Eklem ara dokusu fibröz kıkırdak ya da hyalin kıkırdak olabilir. Fibröz kıkırdak tipe örnek olarak vertebra yani omur gövdeleri arasındaki eklemler verilebilir. Bunlar hafif dönme şeklindeki hareketlere izin verirler. Hyalin kıkırdak ise hafif kayma tipi hareketlere izin verir. Örnek olarak da uzun kemiklerin epifizindeki kıkırdak tabakası birleşmeleri gösterilebilir.
Sinostoz eklemlere dikişsi eklemler de denilmektedir. Kemiklerin uçları fibröz dokusundan bir plak aracılığıyla birleşmiştir ve bu plak periostla devam eder. Herhangi bir hareket söz konusu değildir. Örnek olarak kafatası kemiklerini verebiliriz.
Eklem stabilitesi faktörleri nelerdir?
1. Eklem ligamentleri.
2. Kassal yapılar
3. Fascia ve deri
4. Atmosfer basıncı
5. Kemik yapısının yüzeyi
Bir kas, tek bir tendon (kas kirişi) oluşturmak için birleşerek bir veya daha fazla baş içerir. Bu doğrultuda kaslar nasıl sınıflandırılır?
• Tek baş içeren kaslar: Örneğin; brachialis kası
• İki baş içeren kaslar: Örneğin; biceps brachii kası
• Üç baş içeren kaslar: Örneğin; triceps brachii kası
• Dört baş içeren kaslar: Örneğin; quadriceps femoris kası
Eklem hareketini sınırlayan engeller nelerdir?
Yumuşak ve sert dokulardır. Eklem hareket genişliği; eklemin yüzey şekli, bağların sınırlandırıcı etkileri ve kasların kontrol etmeye yönelik hareketleri gibi çeşitli etkenlere bağlıdır. Kaslar ve tendonlar, eklemin stabilitesini aynı zamanda eklemin hareket etme derecesini belirleyen en önemli faktörlerdir. Eğer birisi dizlerini bükmeden parmakları ile yere temas ederse hamstring tendonlarının gerginliği belirgin şekilde hissedilir. İyi gelişmiş kas dokusu ve aşırı yağlılık hareketleri kısıtlar. Gelişmiş kol kasları ön kolun fleksiyonunu engellerken, karındaki yağ dokusu gövde fleksiyonunu sınırlar. Ayrıca; cinsiyet, vücut yapı tipi, kalıtım, iş türü, kişisel egzersiz alışkanlıkları, fiziksel uygunluğun o anki durumu ve yaş da eklem hareket genişliğini belirleyen faktörlerdendir. Ayrıca kasların üzerinden uzandıkları çeşitli eklemlerde hareket, kasların maksimal olarak kasılmasıyla sınırlandırılır. Örneğin, el bileği maksimal fleksiyonda iken yumruk yapılamaz. Eklemi yapan kemiklerin kendileri tarafından da hareket sınırlandırılır. Örneğin dirseğin ekstansiyonu, olecranon tarafından durdurulur.
Kas liflerinin düzenlenmesine göre kaslar nasıl sınıflandırılır?
Temel anatomik yönlü terimler nelerdir?
Anatomide vücut hareketlerini tanımlanmak amacıyla kullanılan 3 tür düzlem bulunur. Bunlar nelerdir?
Vücudun eksenleri kaça ayrılır?
Frontal düzlem, sagittal-horizontal eksende yapılabilen hareketler nelerdir?
Abduksiyon, adduksiyon, lateral fleksiyon, hiperabduksiyon, hiperadduksiyon
hareketleridir.
uzaklaştırılma halidir.
Oblik düzlem ve oblik eksende yapılabilen hareketler nelerdir?
Oblik düzlemlerde diyagonal (oblik) hareketler yapılır. Örneğin teniste kolun gergin olarak arkadan öne hareketi esnasında alt ekstiremitenin hareketi oblik düzlemde yapılan bir harekettir.
Transvers Düzlem, Vertikal Eksende Yapılabilen Hareketler nelerdir?
İnternal ve eksternal rotasyon, sağa ve sola rotasyon, supinasyon-pronasyon, horizontal adduksiyon ve horizontal abduksiyondur.
Uyluk ve üst kol veya alt ekstremitelerin içe doğru ve dışa doğru döndürülmesi hareketleri