Hatti halkı kimlerden oluşur?
Hattiler, Hititlerden evvel Anadolu’da bulunan ve eskiden yerli halkı olarak kabul
edilen toplumdur.
Hatti halkı kimlerden oluşur?
Hattiler, Hititlerden evvel Anadolu’da bulunan ve eskiden yerli halkı olarak kabul
edilen toplumdur.
Çivi yazısı ilk olarak nerede ortaya çıkmıştır?
Çivi yazısı ilk olarak Mezopotamya’da ortaya çıkan bir yazı sistemidir
Mezopotamya halklarının kerpiç-tuğla ve çanak-çömlek yapımının yanı sıra tabletlerde de kil kullanmasının sebebi nedir?
Mezopotamya ise bilindiği gibi, kabaca Dicle ile Fırat Nehirlerinin suladığı alanlara verilen coğrafi isimdir. Her iki nehrin yükselip alçalması nedeniyle, yıl içerisinde nehir boyunca çok kaliteli bir kil tabakası oluşmaktaydı. Mezopotamya’da yaşayan insanlar burada zahmetsiz olarak biriken kili, kerpiç-tuğla ya da çanak çömlek yapımı gibi birçok alanda kullanmışlardır. Yazı malzemesi olarak da kilden yapılan tabletler yaygın olarak kullanılmıştır
Hititlerde çivi yazısının genel olarak resmi yazı dili olarak kullanıldığı düşünülürse halkın kullandığı dil hangisidir olmuştur?
Hititler çivi yazısının yanı sıra ikinci bir yazı sistemini de kullanmışlardır. Kayalara yapılmış kabartmalardaki yazıtlarda, taş stellerdeki yazıtlarda, kral ve şahıs mühürlerinde, bazı kaplar üzerinde hiyeroglif sisteminde yazılmış yazılar mevcuttur. Hitit-Luwi Hiyeroglifi olarak tanımladığımız bu yazı sisteminin esin kaynağı muhtemelen Mısır Hiyeroglif yazısıdır. Çivi yazısının aksine, hiyeroglif kullanılan yerler halka açık kaya kabartmaları ya da halktan insanlara ait mühürlerdir. Buradan hareketle çivi yazısı sisteminin resmi yazı ve dil olduğu, hiyeroglif sistemi ve yansıttığı Luwi dilinin toplumun geniş kesiminin kullandığı dil ve yazı olduğu söylenebilir.
Hitit halkının menşei için çoğunlukla kabul edilen görüş hangisidir?
Hititlerin başkenti, Çorum sınırları içinde kalan ve eski adı Hattuşa olan Boğazköy’dür. Ancak bugün hâlâ tam olarak açıklığa kavuşturulamamış
bir soru vardır: “Hititler Anadolulu bir halk mıdır, yoksa Anadolu’ya göç yoluyla başka bir yerden mi gelmişlerdir? Öyleyse nereden ve hangi yollarla gelmişlerdir? Çoğunlukla kabul edilen görüş; Hititlerin Anadolu’ya küçük gruplar halinde geldikleri ve kültürel olgularını yavaş yavaş kabul ettirdikleri şeklindedir. Hint Avrupalı toplumların anavatanı için ise, pek çok bilim adamı Karadeniz’in kuzeyini
teklif eder.
I. Murşili tarafından Babil'e kadar uzanan Hitit topraklarını genişletme çabaları ne ile sonuçlanmıştır?
Murşili, topraklarını Babil’e kadar genişletme hayaline kapılmış ve bunu da gerçekleştirmeyi başarmıştır. Ancak bu başarı kısa süreli olmuş, Hitit ordusu uzun ikmal yolu nedeniyle fethettiği Babil’de fazla kalamamış, elde ettiği ganimetleri dahi yollarda bırakarak, Anadolu’ya geri çekilmiştir.
Kadeş antlaşmasının tarihteki önemi nedir?
III. Hattuşili iyi bir diplomat ve uluslararası politik dengeleri kullanmasını iyi bilen bir devlet adamıydı. Kadeş Savaşı’ndan sonraki gerginliği bitiren “ebedî barışın ve ebedî kardeşliğin” antlaşması ile Mısır ilişkilerini düzeltmiştir (MÖ 1270).
Kadeş Antlaşması, Mısır ile Hitit ülkeleri arasında yapılan tarihteki ilk uluslararası barış antlaşmasıdır
Hitit Devletinin yıkılmasına sebep olan "Deniz Kavimleri Göçünün" sebepleri nedir?
Ülkenin her yanında kargaşa olduğunu ve bu son kralın bunları düzene sokmak için çabaladığını askerî icraatını anlattığı yazıtından öğrenmekteyiz. Bunların yoğunlukla Anadolu’nun güney-batısındaki Lukka Ülkesi’ne (klasik dönem Likya) ve batısındaki Maşa ülkesine yapılmış olması, buralarda bir sorun yaşandığına işaret etmektedir Bu durum, “Deniz Kavimleri” adıyla bilinen ve Ege adalarında yaşadıkları sanılan insanların, kıyılardan başlayarak Anadolu’yu işgal etmelerine uymaktadır. Yalnız Hatti ülkesi için değil, tüm Doğu Akdeniz için yıkıcı etkileri olan bu göçün nedenlerini bilemiyoruz. Ancak, Hitit belgelerine göre Anadolu’da yedi yıl hüküm süren kuraklığın, zaten su kaynaklarından yoksun olan adalarda göçü zorunlu kıldığı düşünülebilir. Mısır kaynaklarına göre bu göç, Hitit devletini ve Kuzey Suriye kentlerini yok etmiş, ancak bu gücün karşısında Mısır güçlükle
durabilmiştir
Hitit Devleti'nin idari biçimi neydi?
Hitit Devleti’nin idare biçimi teokratik monarşi olarak tarif edilebilir. Kralların kendileri tanrı değilse de buyrukları tanrı buyruğu kadar baş eğdirici idi. Karşı gelmenin cezası ölümdü. Ayrıca kralın gücünü tanrılardan aldığı kabul edilirdi. Diğer yandan, ölümden sonra kralların tanrı olduğuna da inanılırdı. Fakat tanrılaşmış krallar için, düzenli kurbanlar yapılmasına karşın, bunların adları, diğer tanrılar gibi, örneğin antlaşma metinlerindeki yeminlerde anılmazdı; onlara tapınaklar da yapılmamıştır
Hitit halkı hangi sınıflardan oluşuyordu?
Halk, özgür insanlar ve köleler olmak üzere iki sınıfa ayrılmaktaydı.
Hitit halkını oluşturan özgür insanlar sınıfında kimler vardı?
Özgür insanlar sınıfını, köylüler, deri işleyicisi, demirci, dokumacı v.s gibi zanaatkârlar ve aşağı rütbelerdeki memurlar oluşturuyordu.
Hitit krallarının görevleri nelerdi?
Hitit krallarının üç tür görevi vardı. Önce “başrahip” idiler. Resmî tanrılar topluluğundaki tanrı ve tanrıçalar için belli bir takvime göre uygulanması gerekli dinî bayramların ihmal edilmeden yapılması, tapınaklarının tam donanımlı olması
ve kurbanların eksiksiz yerine getirilmesi onların görevleriydi. İkinci olarak “başkomutan” görevindeydiler. Orduların komutası onlardaydı. Ancak,
Hitit askeri teşkilatı da çok gelişkindi ve çeşitli rütbelerdeki subaylar, seferlerde kralın yardımcılarıydılar. Kral bazen bu iki görevinden bir dinsel töreni
yönetmek üzere başrahip olarak başkente dönmek zorunda kalıyordu. Kutlanmayan bayramına öfkelenen bir tanrının gazabının, tüm ülkeye felaket
getirebileceğine inanılıyordu. Buradan, rahipliğinin öneminin çok yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Kralların üçüncü görevleri “baş yargıç”lıktı. Kral, önemli davaların karara bağlanmasında görevliydi. Ancak Hitit krallığının mutlakıyetçi olduğunu söylemek, özellikle devletin kuruluş dönemi için, pek olası görünmemektedir. Çünkü bir danışma kurulu niteliği de taşısa, “panku” adı verilen ve çoğunlukla kraliyet ailesine mensup devlet memurlarından kurulu asiller meclisinin yetkileri vardı. Örneğin ölüm cezalarına bu meclis onay vermek
durumundaydı. Ayrıca, bir prense, örneğin babasının vasiyetinde bildirdiği görevleri hatırlatmak gibi, hanedan içi sorunlara ilişkin konular da “panku”nun yetkisindeydi. “Tuliya” adlı bir başka kurul ve “panku” yüksek mahkeme fonksiyonuna da sahiptiler.
Hitit'e ait çok sayıda yazılı belgenin (tablet) olmasına rağmen, ekonomi ve ticarete ait az sayıda yazılı kaynak olasının sebebi ne olabilir?
Yazılı belgelerin bolluğuna rağmen, ekonomi ve ticaret hakkında pek az yazılı kaynak bulunmuştur. Özellikle ticarete ilişkin metinlerin az olması, araştırmacıların ilgisini çekmiş ve bu soruna bir neden aramalarına yol açmıştır. En sık önerilen nedenlerinden biri, ticaretin devletin tekelinde olmasıdır.
Hitit Devleti'nde Tapınakların önemli bir ekonomik güce sahip olasının sebepleri nelerdir?
Tapınaklar, sahip olduğu büyük tarım arazisinin yanı sıra çalıştırdığı çeşitli becerileri olan işçi ve zanaatkârlar sayesinde önemli bir ekonomik güce ulaşmıştı. Bunun da en iyi göstergesi, Hattuşa’da Büyük Tapınak olarak adlandırılan yapının çevresinde yer alan, ekonomik faaliyetler için ayrılmış
mekânlardır. Büyük Tapınağı oluşturan yapı kompleksi, asıl kutsal yapı ve bunu çevreleyen seksenden fazla dar ve uzun odalar halinde depo ve atölye
mekânlarından meydana gelir. Bu yapılarda ortaya çıkartılmış maden ve başka küçük buluntular ile yazılı belgelerin içeriği, bu mekânlarda zanaatkâr ve esnafların konumlandığını gösterir.
Hititlerin hukuka bakış açısı neye dayanıyordu?
Hititlerin savaş açmayı dahi bir haklılık ve haksızlık sorunu olarak gördüklerini, bu bakımdan, haklı olan tarafın savaşı kazanması için, tanrıların bu konuda yargıya varmaları gerektiğine inandıklarını biliyoruz. Bundan da anlaşılacağı gibi, Hititlerin hukuka bakış açısı, bütünüyle dinseldi. Tanrılar, onlara göre, bütün varlıkların hakkını koruyan, adil ve dürüst efendilerdi
Hitit kanunlarındaki talion ilkesi ne anlama gelir?
İlkel toplumlarda ceza ile intikam eşit sayılır ve haksızlığa uğramış taraf, suçludan bunun acısını olabildiğince çıkarmak ister. Devlet, öncelikle toplum düzeninin sağlanması ile yükümlü olduğundan, bireysel intikamın en aza indirilmesini veya tamamen ortadan kaldırılmasını ister. Bu bakımdan kanunlarda rastlanan talion ilkesi (göze göz, dişe diş), zarara uğrayanın, suçluya, kendisine gelenden daha çok zarar vermesini önlediği için, belki de intikam hislerinin artarak devamını engellemek yönünde atılmış ilk adımlar olarak kabul edilebilir.
Pantheon nedir?
Pantheon; Çok tanrılı sistemlerde bir devletin oluşturduğu resmi tanrılar topluluğuna verilen isimdir.
Hitit İmparatorluğu'nun coğrafi büyüklüğü ve farklı etnik kökenlere mensup halkı nedeniyle birçok farklı dinin varlığı hangi kavramla açıklanır?
Hitit İmparatorluğu geniş bir coğrafyada, farklı etnik kökenlere mensup bir tebaaya hükmediyordu. Politik bir tercih olarak görülen bir girişim ile farklı toplumların tanrıları resmi bir pantheonda birleştiriliyor ve böylece Hitit egemenliği altına giren toplumların, merkezi bir güç altında bir arada yaşaması sağlanmış oluyordu. Birçok dini unsuru ve farklı dini uygulamaları bir arada görebildiğimiz için, Hitit dininde synkretizmin varlığından bahsedilebilir
Hititlere ait Mezopotamya kökenli mitolojiler içerisinde en önemlisi hangisidir?
Mezopotamya kökenli mitolojiler içerisinde en önemlisi Gılgamış Destanı’dır.
Kumarbi Efsanesinde, Kumarbi'nin oğlu Ullikummi'yi büyütmesi için Ubelluri'nin omuzlarına yerleştirir, Ubelluri Eski Yunan Mitolojinde hangi isimle anılır?
Kumarbi Efsanesi’nin devamını şöyle özetleyebiliriz: “Kumarbi Teşup’u alt etmek için planlar düşünmektedir. Aklına kurnazlık gelince hızla yerinden kalkıp asasını eline alır, hızlı rüzgârları bir ayakkabı gibi ayaklarına giyer ve yola koyulur; serin bir kaynağa varır. Orada çok büyük bir kaya vardır. Birden isteği uyanır ve daha sonra beraber olduğu bu kayadan Ullikummi adını verdiği bir çocuğu olur. Düşmanı Teşup’u yok etmesi için uygun biri olan Ullikummi’yi, tanrılar ve özellikle de Teşup görmeden büyümesi için, Ubelluri’nin omuzlarına yerleştirir”. Ubelluri Eski Yunan Mitolojisi’nde dünyayı sırtında taşıyan Atlas gibi bir devdir.
Sonuç olarak, burada kısmen verilen Kumarbi Efsanesi’nde ve diğer efsanelerde, Eski Yunan Mitolojisi’ni etkileyen unsurları ön plana çıkarmaya, bu vesile ile Sümer ve Babil’den Hurriler aracılığı ile Hititlere geçen ve onlardan da Batı dünyasına yani Eski Yunan Dünyası’na aktarılan mitolojik öykülerin geçiş serüvenini sınırlı sayıda örnekle açıklamaya çalıştık