Fransız Devrimi’nin ortaya çıkmasında en çok hangi etkenler sebep olmuştur?
Fransa’nın 18. yüzyılda içine düştüğü siyasal, toplumsal ve ekonomik bunalımlar Fransız Devrimi’nin çıkmasında başlıca etkenler olmuştur.
Fransız Devrimi’nin ortaya çıkmasında en çok hangi etkenler sebep olmuştur?
Fransa’nın 18. yüzyılda içine düştüğü siyasal, toplumsal ve ekonomik bunalımlar Fransız Devrimi’nin çıkmasında başlıca etkenler olmuştur.
Fransız Devrimi’nin gündeme getirdiği hangi siyasal kavramlar dünyayı etkilemiştir?
Fransız Devrimi’nin gündeme getirdiği özgürlük, eşitlik, kardeşlik, milliyetçilik gibi siyasal kavramlar bütün dünyayı etkilemiştir.
Fransız Devrimi, Avrupa’nın siyasal haritası ve güçler dengesi açısından ne gibi değişikliklere yol açtı?
Fransız Devrimi Avrupa’nın siyasal haritasını ve güçler dengesini büyük ölçüde değiştirdi. Özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren,
Devrim’in ilkeleri Avrupa’da siyasal, toplumsal ve ekonomik olaylara yol açtı.
"Ancien régime" ne demektir?
"Ancien régime", Fransız Devrimi'nden önceki Fransa'yı ifade eder. Bazen devrimden hemen önceki dönem olarak ele alınmakta, bazen de bu dönem XIV. Louis hanedanlığının ikinci yarısını kapsayacak biçimde geniş tutulmaktadır.
Devrimden önce Fransız toplumunun sosyal yapısı hangi ana zümrelerden oluşuyordu?
Devrimden önce Fransız toplumunun sosyal yapısı üç ana zümreden oluşuyordu. İlk zümre, saray, aristokrasi ve ruhban; ikinci zümre, “orta” sınıflar ya da burjuvazi; son zümre ise köylüler, şehirli esnaf ve zanaatkârlar olarak söylenebilir.
Fransız Devrimi'nin düşünsel kökleri hangi felsefi düşünceye dayanmakadır?
Fransa’da farklı toplumsal kesimlerin hoşnutsuzluklarını ve özlemlerini biraraya getiren ve onları ortak bir muhalefet dili etrafında toplayan ise aydınlanma düşünürleri oldu. Kökleri 15. ve 16. yüzyıllara dayanan Rönesans ve Reform hareketleri, aydınlanma felsefesinin düşünsel zeminini oluşturdu.
Fransız Devrimi’ni Fransa'da yaşanan hangi tarihi olaylar tetiklemiştir?
Fransız Devrimi’ni köylülerin, alt gelire sahip kentlilerin ve burjuvazinin yüzyıllardır uğradığı haksızlıklar, orta sınıfın ve köylülerin umutlarının düş kırıklığına uğraması, yönetimin zayıflaması, imtiyazlı aristokrasinin suçlamaları, aydınlanma çağı değerlerinin yaygınlaşması, finansal krizler ve devletin iflası gibi etkenler tetiklemiştir.
Fransız Devrimi siyasi tarihçilerin "devrim" tanım özelliklerini taşımakta mıdır?
Siyasi tarihçiler bir devrimin genellikle üç aşamada gerçekleştiğini ifade ederler. İlk aşamada değişim düşüncesinin öne sürülmesi ve devrim ihtiyacının geniş halk kitleleri tarafından benimsenmesi; ikinci aşama eyleme geçilmesi yani ihtilalin başlaması ve sonuncu aşama da yıkılan düzenin yerine yeni bir düzenin kurulmasıdır. Fransız Devrimi bu tanımlamanın içine giren devrimlerdendir.
Fransız Devrimi'nin başlamasına hangi tarihi olay neden olmuştur?
Fransa'nın Yedi Yıl Savaşları'na katılması ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda bağımsızlık yanlıları desteklemesi, Fransa’ya mali açıdan çökmesine ve devrimin başlamasında yol açmıştır.
Fransız Devrimi diğer ülkelerde nasıl karşılandı?
1789 Fransız Devrimi Avusturya, Rusya, İngiltere ve Prusya gibi ülkelerde sessizlikle karşılandı. Ancak bir süre
sonra başta Avusturya olmak üzere bu ülkelerde monarşinin zayıflaması ve devrimin değerlerinin yaygınlaşması üzerine tepki gösterilmeye başlandı.
Fransız Devrimi hangi olaylarla başladı?
Paris halkı 12-13 Temmuz 1789’da, Kurucu Ulusal Meclis’i korumak ve Jacques Necker’in başbakanlık görevinden alınmasını protesto etmek amacıyla ayaklandı. Silahlanan halk 14 Temmuz’da ancien régimé’in simgelerinden Bastille Kalesi’ni ele geçirdi ve orada bulunan 7 mahkumu salıverdi. Hiç kuşkusuz bu eylem kırsal kesimde köylüleri harekete geçirdi ve öfkeli köylülerin şatoları, malikâneleri hedef almasıyla devrimin çapı genişledi. Tarihçilerin “Büyük Korku” adını verdikleri bir süreç başladı. Kurucu Ulusal Meclis, köylülerin ayaklanmasının giderek şiddetlenmesi üzerine 4 Ağustos’ta tüm feodal ayrıcalıklara son verdiğini açıkladı. Kurucu Ulusal Meclis’te 1 Ağustos’tan itibaren İnsan Hakları Bildirisi üzerine tartışmalar yapılmaya başlandı. Meclis, muhafazakâr (sağ) ve yenilikçiler (sol) olarak ikiye bölündü. Meclis, bildirinin oylamasını 26 Ağustos’ta tamamladı. Kral ise biraz direndikten sonra Meclis tarafından onaylanan metni 3 Kasım’da “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi” adıyla ilan etmek zorunda kaldı. Üçüncü Sınıfın Şikâyet (Talep) defterlerinde söz ettiği, mülkiyet hakkı, inanç özgürlüğü, basın özgürlüğü, keyfi tutuklamalara son verme, kanun önünde eşitlik ve vergi adaleti gibi istekleri bildiride yer bulmuştu. Devrimden sonra aristokratların yurt dışına kaçarken yanlarında yüksek miktarda para götürmesi ve Jacques Necker’in borçlanma politikasının istenileni verememesi iktisadi durumu daha da bozdu. Paris’te Ekim 1789’da protestolar tekrar alevlendi. 2 Kasım’da kilise mülkleri devletleştirildi ve rahipler maaşa bağlandı. 1789 yılının son günlerinde de seçim kanunu çıkarıldı ve vatandaşlar oy verme çerçevesinde “pasif” ve “aktif” olarak ikiye ayrıldı. Sadece belli bir miktar vergi ödeyen “aktif” vatandaşlar oy kullanabileceklerdi. Devrimin ilk yıllarında birçok kulüp kurulmuştu ve bunların içinde en ünlülerden biri Jakoben Kulübüydü. 1790 yılının ilk aylarında soylularla burjuvalar arasındaki keskin mücadele sürdü. Şubat 1790’da manastırlar kapatıldı. Mart ayında da tuz vergisi kaldırıldı. Mayıs ayında kilisenin malları satılığa çıkarıldı, haziran ayında da asalet unvanları yasaklandı. 14 Haziran 1791’de çıkarılan Le Chapelier Kanunu ile mesleki locaları yasaklayan Allarde Kararı teyit edildi ve uygulama alanı genişletilerek sendikalar yasaklandı. Kral XVI. Louis ve ailesi 20-21 Haziran 1791 tarihinde başarısız bir kaçma eyleminde bulundu, bu hareket Cumhuriyetçi akımı güçlendirdi. Yurtsever Fransız dergisini çıkaran Jean-Pierre Brissot ve Danton
ile Marat gibi liderler Kralın azlini ve Cumhuriyet’in ilanını talep etti. Kurucu Ulusal Meclis, terör eylemlerinin arttığı bir süreçte Anayasayı hazırladı ve 3 Eylül 1791’de onayladı. İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi, Anayasa’nın başlangıç kısmına konuldu. Anayasa’ya göre Fransa 83 vilayete bölünmüş, asalet unvanları kaldırılmış, din-devlet ilişkileri ayrılmış ve herkesin kanun
önünde eşit olduğu belirtilmiştir. Anayasada kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Anayasa’nın kabulüyle, Kurucu Ulusal Meclis’in görevi sona ermiş ve 30 Eylül’de feshedilmiştir. Yeni Yasama Meclisi 1 Ekim 1791’de çalışmalarına başladı. Meclis’te La Gironde’lar çoğunluktaydı.
Devrimin ünlülerden biri olan Jakoben Kulübü nasıl bir kulüptü?
Devrimin ilk yıllarında kurulan kulüpler arasında en ünlülerden biri Jakoben Kulübüydü. Jakobenler ya da Jakoben Kulüp adı, Birinci Ulusal Meclis’in kurulduğu sırada oluşturulan Breton Kulüp’ün Ekim 1789’da Paris’teki Couvent des Jacobins’e taşınmasından gelmektedir. Kulüp çeşitli dönüşümlere uğramıştır. Girondenlerin, Dantoncuların ve Héberçilerin tasfiye oluşu bunlardan bir kaçıdır. 1794 yazında Robespierre grubu da tasfiye edilmiştir. Jakobenler radikal düşüncelere sahipti. Vatansever olarak tanımlanırlar. Ayrıca “ihtilalci diktatörlüğün” ilk çekirdeğini oluşturdukları belirtilir.
20 Nisan 1792'de hangi tarihi olaylar başladı?
20 Nisan 1792'de Fransa’da, Avusturya ile Bohemya Kralı II. François’ya savaş ilan etti. Savaş kısa sürede Avrupa’ya yayıldı. Prusya da Avusturya’nın yanında savaşa katıldı. Müttefik Orduların komutanı Prusyalı Mareşal Duc de Brunswick’ti ve Fransız ordularını yenme başarısı gösterdi. Komutan Brunswick, 28 Temmuz 1792’de bir bildiri yayınlayarak, halkın Fransız kralına itaat etmesinin sağlanacağını, şehir ve kasabaların korunacağını, Kral ve ailesine zarar gelmesi halinde Fransa’nın çok ağır cezalandırılacağını
bildirdi. Girondenler başta olmak üzere devrimi korumak isteyenler bu bildiriye karşı çıktı ve milliyetçi bir tepki gösterdi. Son gelişmeler karşısında geleneksel burjuvaziyi temsil eden Girondenler bölündü. Yasama Meclisi’nde azınlığı temsil eden Montagnard’lar (Dağlılar) radikaldi. Grupta, Robespierre, Danton ve Marat gibi aktivistler ön plana çıkmıştı. Bunlar, halk kitlelerini devrime katmaya çalışıyorlardı. Bununla birlikte Jakobenler, Kral’ın tahtan indirilmesini ve yargılanmasını, Yasama Meclisi’nin ilga edilerek genel oyla yeni bir meclisin kurulmasını talep etti. Halk, 10 Ağustos 1792’de ayaklandı ve Tuileries Sarayı’nı ele geçirdi. Kral ve Kraliçe tutuklandı ve krallık “fiilen” sona erdirildi. Yasama Meclisi yeni bir anayasa yapılması ve seçimlerin yapılara “Ulusal Konvansiyon” un kurulmasına karar verdi. Seçimler genel oy ve iki dereceli seçim sistemiyle yapıldı. Ulusal Konvansiyon, 21 Eylül 1792’de meşruti monarşiyi ilga etti ve ertesi gün de Cumhuriyeti ilan etti. Ulusal Konvansiyon Montesquieu’nun kuvvetler ayrılığı ilkesinin tersine kuvvetler birliğini benimsedi. Kral, Ulusal Konvansiyon tarafından yargılandı ve 15 Ocak 1793’te idama mahkum edildi. Cezası 21 Ocak’ta infaz edildi.
Kraliçe Marie Antoinette ise 16 Ekim’de aynı akıbete uğradı. Devrimin bu aşaması, Girondenler ile Dağlılar (Montagnard) arasındaki mücadelenin sertleşmesine ve iktidarın gittikçe merkezileşerek tek elde toplanmasına sahne oldu. Böylece 1793-1795 yılları arasında
terör uygulamaları yaşanmaya başladı.
1793-1794 arasında yaşanan terör dönemini Robespierre nasıl değerlendirmektedir?
Robespierre 1793-1794 arasında yaşananları “Terör dönemi” olarak nitelemekten ziyade, bir iç ve dış savaşı kazanmak için katı yönetim önlemlerinin alındığı bir dönem olarak nitelemek arzusundadır. 24 Aralık 1793’te Ulusal Konvansiyon’da “devrimci hükümet
teorisi” ve “özgürlük düşmanlarına karşı savaş” üzerine etkili bir konuşma yaptı ve idamları meşrulaştırdı. Cumhuriyeti ve devrimci hükümeti savunan Robespierre’in öncülük yaptığı uygulamalar, bir süre sonra ihanetle eş görüldü. 27 Temmuz 1794’te Ulusal Konvansiyon’da idama mahkum edildi. Böylece Robespierre’in erdem, Cumhuriyet ve özgürlük anlayışının sonuna gelindi. İktidar merkeze ve sağa kaydı. Aralık 1794’te 73 Gironden’e mensup milletvekili Ulusal Konvansiyon’a döndü. Bu kez terör Dağlılar’a yönelik uygulandı. Kamu Selameti Komitesi’nin yetkileri azaltıldı.
Direktuvar Dönemi (1795-1799) nedir?
Fransız Devrimi'nden sonra meydana gelen yönetim şeklinin adı Direktuvar'dır. Ulusal Konvansiyon, yeni bir anayasa hazırlayarak 27 Ekim 1795’te yürürlüğe girmesini sağladı. Ana yasaya göre yürütme gücünü Direktuvar (Directoire) diye anılan beş kişilik bir kurul kullanacaktı. Yasama gücünü de 150 üyeli İhtiyarlar Meclisi ile Beşyüzler Meclisi oluşturacaktı. Nisan 1797’de yapılan Beşyüzler Meclisi seçiminde monarşi yanlılarının başarılı olması ve bir Direktuvar üyesinin değişmesi için yapılan seçimde kraliyet yanlısı Barthémely’in kazanması, diğer Direktuvarları harekete geçirdi. Üç Cumhuriyetçi Direktör Napoléon’un gönderdiği bir generalin yardımıyla iki Direktörü görevden uzaklaştırdı ve 53 milletvekilini sürgüne gönderdi. 4 Eylül 1797’deki “Fructidor Darbesi” sonucunda seçim sonuçlarının bir kısmı geçersiz sayıldı. Direktuvar yönetimi siyaseten rahatlayarak sola yakın bir politika izlemeye başladı.
Tüm yürütüme gücün Napoléon Bonapart'ın üzerine toplanması nasıl gerçekleşti?
Fransız Ordusu, Napoléon Bonapart’ın komutasında Avusturya’ya karşı başarılar kazandı; Kuzey İtalya, Fransa’nın kontrolüne geçti. Bunun üzerine Fransa 17 Ekim 1797’de Avusturya ile Campo Formio Antlaşması’nı imzaladı. Antlaşmaya göre, Avusturya, Fransa’nın 1795’te ilhak ettiği Belçika’nın Fransa’ya ait olduğunu kabul etti. Buna karşılık Venedik Cumhuriyeti toprakları iki ülke arasında paylaşıldı. Venedik’e ait Yedi Ada Fransa’ya verildi. Adige nehrine kadar olan Dalmaçya kıyıları Avusturya’da kaldı. Direktuvar yönetimi de, günden güne güçlenen General Napoléon Bonapart’tan ürkmeye başladı. Mısır’dan gizlice Fransa’ya dönen Napoléon Bonapart, Paris’teki iktidar mücadelelerinden yararlanarak 9 Kasım 1799’da (18 Brumaire) bir darbe gerçekleştirdi. Ertesi gün üç konsülden oluşan bir geçici hükümet kurulmasını sağladı. Bu konsüller, Sieyés, Roger Ducasse ve Napoléon’du. Siéyés’in başkanlığındaki bir komisyon yeni bir anayasa hazırladı. Siéyés’in başkanlığındaki bir komisyon yeni bir anayasa hazırladı. Napoléon’un üzerinde değişiklikler yaparak son şeklini verdiği anayasa 27 Aralık 1799’da yürürlüğe girdi. Anayasa’ya göre, birinci konsül iktidarın gerçek sahibiydi. Diğer konsüllerin ise sadece danışma yetkileri olacaktı. Ayrıca yeni dönemde üç meclis olacaktı. İlk meclis, 80 üyeden
oluşan Senato’ydu. Yasama ile ilgili iki meclis bulunacaktı. Bunlar; 100 üyeli Tribunat Meclisi ve 300 üyeli Yasama Meclisi’ydi. Senato, meclislerin verdikleri kararları ret edecekti veya onaylayacaktı. Napoléon, İkinci Koalisyon Savaşları çerçeve sinde 1801’de Avusturya’ya karşı askeri başarılar kazandı ve bu ülkeye Lunéville Barışı’nı imzalattı. Aynı şekilde İngiltere’ye de 1802’de Amiens
Barışı’nı yaptırdı. Bu başarılar, hırslı ve tüm iktidara sahip olmak isteyen Napoléon Bonapart’ı harekete geçirdi ve 4 Ağustos 1802’de yapılan bir halk oylamasında (plebisit) kendisini ömür boyu birinci konsül seçtirdi. Dolayısıyla tüm yürütme gücü Napoléon’un üzerinde toplandı. Bundan yararlanan Napoléon Bonapart, geniş kapsamlı bir reform hareketi başlattı.
Napoléon iktidarı döneminde hangi reformları gerçekleştirdi?
Napoléon ülkede merkeziyetçi bir yapı oluşturdu ve idari taksimatı vilayet ve ilçe sistemi üzerine inşa etti. Yargıçlar’ın hükümet tarafından atanması kuralını koydu, Fransız Merkez Bankası’nı kurdu. Orta öğretim kurumlarını devlete bağladı ve bugünkü
“lise”leri kurdu. Hiç kuşkusuz Napoléon’un en önemli reformu ilk Fransız Medeni Kanunu’nu çıkarmasıdır. Din kurumlarına da el attı; Katolikliği resmi ve ayrıcalıklı bir inanç haline getirdi. Napoléon’un gerçekleştirdiği reformlar onun yıldızını daha da parlattı. Yetkilerinin ve politik statüsünün değiştirilmesi için baskıda bulundu. Bu çerçevede hazırlanan anayasa halk oylamasına sunuldu ve halk tarafından da benimsendi. Böylece 1792’de kurulan Birinci Cumhuriyet sona erdi.
Koalisyon Savaşları'nın en önemli sonucu ne oldu?
Koalisyon Savaşları'nda Napoléon’un uğradığı büyük hezimet, tüm Avrupa’nın Fransa’ya karşı ayaklanmasına neden oldu. Oluşturduğu yeni orduyla Altıncı Koalisyonu oluşturan devletlere karşı harekete geçen Napoléon, Leipzig’te Ekim 1813’teki Milletler Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğradı. Ordu Fransa’ya doğru çekildi. Rusya, Avusturya, İngiltere ve Prusya 9 Mart 1814’te Fransa’ya karşı Chaumont Antlaşması’nı imzaladı. Antlaşma’yla “Dörtlü İttifak” kuruldu ve güçlü bir müttefik ordusu oluşturuldu. Napoléon’a 1792’deki Fransız sınırlarına çekilmesi önerildi. Napoléon’un kabul etmemesi üzerine Müttefik orduları 31 Mart’ta Paris’e girdi. Fransız Senatosu Dışişleri Bakanı Talleyrand’ın önerisiyle Napoléon’u tahttan indirdi. Müttefikler de Napoléon’u Akdeniz’deki Elba Adası’na sürgüne gönderdi. Bu olağanüstü gelişmeler karşısında Fransa’da rejim tartışmaları başladı ve Talleyrand’ın çabasıyla XVI. Louis’in kardeşi XVIII. Louis’in Fransa’ya dönmesi sağlandı. XVIII. Louis Mayıs 1814’te Fransa Kralı oldu ve ardından 4 Haziran’da yeni bir anayasa ilan etti. En önemli gelişmelerden biri de Müttefiklerin 30 Mayıs 1814’te Fransa’ya Paris Antlaşması’nı imzalatmalarıdır. Böylece Fransa’nın 1792 sınırlarına çekilmesi sağlandı.
Avrupa Uyumu süreci nasıl başlamıştır?
Napoléon’un yenilmesinden ve Elba Adası’na sürgüne gönderilmesinden sonra Avrupa’nın yeniden düzenlenmesi sorunu ortaya çıkmıştı.
1814-1815 yıllarında gerçekleşen Viyana Kongresi'nin amacı neydi?
Viyana Kongresi, 18 Eylül 1814’te başlayıp Haziran 1815’e kadar sürdü. Avusturya, İngiltere, Rusya, Prusya, Danimarka, Bavyera, Württemberg ve Baden başta olmak üzere irili – ufaklı birçok devlet ve prenslik kongreye katıldı. Dört büyük devletin her birinin istek
leri farklı olmakla birlikte Kongre’nin ana amacı, Avrupa’da yeniden barışı ve düzeni sağlamaktı. Diğer bir anlatımla Fransız Devrimi’nin ortadan kaldırdığı Avrupa güçler dengesini yeniden kurmaktı. Böylece Avrupa’da herhangi bir devletin bir daha tek başına düzeni sarsmaması hedeflendi. Avrupa uyumu sağlanacaktı. Kongre’nin ihtilal karşıtı bir tavrı olduğu çok belirgindi. Katılımcılar Avrupa’da bir restorasyon süreci başlatmak istediklerini açıklamışlardı. Bunun anlamı Fransız Devrimi öncesi monarşileri yeniden kurmaktı. Nitekim başta Fransa olmak üzere İspanya ve Napoli krallıkların da yine Bourbon’lar tahta geçti.
"Avrupa Uyumu" neyi ifade eder?
Viyana Kongresi aktörleri 1815’teki antlaşmalarını, Avrupa kamu hukukunu belirlemiş olan 1648 Westfalia ve 1713’teki Utrecht Antlaşmaları’ndan yararlanarak hazırlanmışlardı. Viyana’da kurulan uluslararası sisteme, “Avrupa Uyumu”, “Güçler Uyumu” ve çoğunlukla “Avrupa Sistemi” adı verildi. Viyana’daki aktörlere göre sistem üç öge üzerine kurulmalıydı. Bunlar; temel güçler arasındaki denge, yarı resmi iki ya da çok taraflı antlaşma süreçlerini içeren hukuki ve diplomatik yapılanma ile hem Hristiyan Avrupa
medeniyetinin hem de Aydınlanma’nın mirası üzerine kurulu bir değerler bütünüdür. "Avrupa Uyumu", Napoléon sonrasında var olan sınırları ve siyasal statükoyu korumak amacı ile Avrupa krallıklarınca benimsenmiş işbirliğine verilen ad. Bu işbirliğine göre büyük devletlerin, iç ayaklanma tehdidi altındaki devletlerin içişlerine karışma ve ortak iradelerini onlara kabul ettirme sorumluluğu ve hakkı söz konusu idi. İtalya (1820) ve İspanya’daki (1822) ayaklanmalar bu işbirliği sayesinde bastırılmışlardır.
1830 Devrimleri nasıl bir öze sahiptir?
19. yüzyıl Avrupası’nın ikinci büyük devrimci dalgasını 1830 Devrimleri oluşturmaktadır. Liberal ve milliyetçi bir öze sahiptir. Kaynağı Fransa olmakla birlikte liberal ve milliyetçi hareketler bütün Avrupa’ya yayıldı. 1830 Devrimleri sadece liberal ve milliyetçi hareketleri etkilemedi, aynı zamanda işçilerin ilerici taleplerinin gündeme getirilmesini de etkiledi.
Fransız Devrimi'nin ardından doğan farklı siyasal akımlar hangi düşünce akımlarından etkilenmiştir?
Fransız Devrimi'nin ardından doğan farklı siyasal akımlar romantizm, liberalizm, sosyalizm ve milliyetçilik akımlarından etkinlenmiştir.
1830 Devrimleri'nin ne gibi kazanımları oldu?
Burjuvazi açısından 27-30 Temmuz 1830 Devrimi’nin en önemli kazanımı Fransa’nın bir hukuk devleti olma sürecine girmesinin
sağlanmasıydı. Kuşkusuz Fransa’da başlayan devrim Avrupa kıtasının birçok ülkesine sıçradı. 1830 Devrimleri Almanya ve İtalya’ya sıçramışsa da başarıya ulaşmamıştır. İtalya’da anayasal bir rejim kurulması ve siyasal birliğin sağlanması arzusu gerçekleşmedi. Almanya’da da Cumhuriyet’le yönetilen bir federasyon kurulması projesi hayata geçirilemedi.1830’daki özgürlükçü eylemler İspanya, Portekiz, İsviçre ve İngiltere’de de etkisi görüldü. İngiltere’de 1832’de Avam Kamarası’nda temsili genişletmek için seçim sistemi değiştirildi. 1830 Devrimlerinin ardından Avrupa’da liberal ve milliyetçi akımlar güç kazandı. Devrimin Fransa, Belçika ve İngiltere’de kısmi kazanımları oldu, buna karşılık Almanya, Polonya ve İtalya’da milliyetçi, özgürlükçü eylemler bastırıldı. 1830 Devrimleri’nden sonra burjuvazinin monarşi karşısında güçlenmesi ve liberallerin birçok ülkede iktidarda bulunması yeni bir döneme kapı araladı. Bu da işçi sınıfının burjuvaziye karşı çıkarak köklü bir mücadele başlatmasıydı. 1848 Devrimleri bu zemin üzerinde gerçekleşmişti.
1848 Devrimlerinde Fransa'da hangi faktörler belirleyici olmuştur?
1848 Devrimlerinde belirleyici temel faktör, sosyal ve ekonomik kriz ile siyasal zorlukların bir arada yaşanmasıydı. Fransa’da toplumsal ve ekonomik bunalım derinleşirken düşünce alanında radikalizm kendini hissettirdi, sosyalizm ise güç kazanmaya başladı. Bu düşünce işçiler arasında yaygınlaştı ve ilk pratiklerinden birini Nisan 1834’teki İkinci Lyon ayaklanmasıyla gösterdi. Fransa Kralı Louis-Philippe ve Başbakan Guizot’un oy hakkının genişletilmesi gibi demokratik talepleri reddetmesi, siyasi gösteri ve grevleri yasaklaması muhalefeti radikalleştirdi. Kısaca 1848 Devrimlerinin arka planında Fransa’da sosyal ve ekonomik kriz ile işçi sınıfının talepleri belirleyici olurken, İtalya ve Avusturya gibi ülkelerde milliyetçilik akımı başat rol oynamıştır.
1848 Devrimleri tüm ülkelerde aynı niteliği mi taşıdı?
Fransa’da 1848 Devrimi liberal ve sosyalist bir nitelik taşırken, Avusturya’da ve diğer ülkelerde genellikle liberal ve milliyetçi bir öze sahiptiler. 1848 Devrimleri şüphesiz kıta Avrupası’nda derin izler bıraktı. Fransa’da liberal ve sosyalist muhalefet geçici bir başarı elde ettikten sonra sindirildi. Fakat 1871’de Paris Komünü’nde tekrar sivrilmiştir. Macaristan, İtalya ve Almanya’da milliyetçi akımlar başarısızlığa uğradı. İtalya ve Almanya milliyetçileri 20 yıl sonra amaçlarına ulaştı. 19. yüzyılın ikinci yarısında siyasal ideolojiler (liberalizm, sosyalizm ve milliyetçilik gibi) etkin olmaya başladı.