Savaş sonrasında Orta Doğu’da gerçekleşen ve belki de dünya çapında etkileri olan gelişme İsrail devletinin kurulmasıydı. Üç büyük din için kutsal sayılan topraklarda bir Yahudi devleti kurulması Orta Doğu’daki dengeleri bir daha sağlanamamak üzere bozdu. Tüm Yahudileri İsrail’de toplamayı hedefleyen Siyonist hareketin ilk kongresi 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde toplanmıştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Filistin’deki Osmanlı yönetiminin sona ermesi Yahudi devletinin kurulmasının önündeki en önemli engeli kaldırdı. Daha savaş bitmeden 2 Kasım 1917’de, İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, Siyonist hareketin önderlerinden Lord Rothschild’e yazdığı mektupta Filistin’de Yahudi halka bir yurt sağlama konusundaki desteğini dile getirdi. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan İngiliz manda yönetimi Filistin’e Yahudi göçünün önünü açtı. Hitler’in iktidara gelmesiyle Almanya’dan önemli sayıda Yahudi Filistin’e göçtü. 1928’de 150 bin olan sayı, 1937’de 400 bine, 1947’de 570 bine ulaştı (Arapların sayısı 1.2 milyondu). Bir yandan göçlerle çıkan Arap-Yahudi anlaşmazlıklarını bastırmak İngiliz yönetimi için her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Diğer yandan, Haganah örgütü ve onun vurucu gücü Palmah ile İrgun, Lehi gibi silahlı milis grupların 1944’ten sonra bağımsız bir devlet kurmak için İngiliz yönetimine karşı mücadele başlattılar. İngiltere 2 Nisan 1947’de konuyu BM’ye götürdü. Mayıs’ta kurulan Filistin Özel Komisyonu (UNSCOP) çatışmanın kaynaklarını araştırmak ve çözüm yolları önermekle görevlendirildi. UNSCOP, Filistin’de iki ayrı devletin kurulmasını ve Kudüs’ün BM denetimine bırakılmasını önerdi. Arapların başından başlayarak BM ile işbirliğini reddetmeleri, Yahudi soykırımının Batı’da yarattığı Yahudi sempatisi ve Siyonistlerin lobi çalışmaları sayesinde Kasım 1947’de BM Genel Kurulu bölünmeyi onayladı. Kararın ardından İngiltere 15 Mayıs 1948’den itibaren Filistin’deki birliklerini geri çekeceğini ilan etti ve Nisan ayında çekilmeye başladı. Çekilmenin sona ermesinden bir gün önce, 14 Mayıs’ta Ben Gurion İsrail devletinin kurulduğunu ilan etti. Ertesi gün Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak birlikleri İsrail’e saldırdı. Sekiz ay süren çatışmaların ardından Araplar büyük bir yenilgiye uğradı. Mısır’dan başlayarak (Şubat) Lübnan (Mart), Ürdün (Nisan) ve Suriye (Temmuz) ile İsrail arasında ateşkes anlaşmaları imzalandı. Sınırı olmadığı için Irak böyle bir anlaşma imzalamadı. Savaşın sonunda İsrail topraklarını genişletti ve Kudüs’ün yarısını ele geçirdi. 1 Milyona yakın Filistinli yerlerinden edildi ve “mülteciler sorunu” ortaya çıktı. Mısır’da Kral Faruk devri kapandı. Yarbay Cemal Abdunnâsır’ın önderleri arasında yer aldığı “Hür Subaylar Komitesi” 23 Temmuz 1952’de yönetime el koydu. Özellikle Nâsır’ın başını çektiği Arap milliyetçiliği bundan sonraki çeyrek yüzyıl boyunca Orta Doğu’daki gelişmelere damgasını vurdu. Son olarak, savaşın sonunda bir barış sağlanamadığı ve İsrail devletinin yanında bir Filistin devleti kurulamadığı için bundan sonra yapılacak savaşların önü açılmış oldu.