1960’larda ortaya çıkan ve çok kutupluluğa geçiş olarak adlandırılabilecek yumuşama olgusunun bir süre sonra geçici olduğunun anlaşılmasına neden olan gelişmeler nelerdir?
1960’ların başlarında ortaya çıkan yumuşama olgusu, 1970’lerin sonlarına kadar uluslararası sistemin yeniden şekillenmesinde çok belirleyici olmuştu. Kendini en çok iki süper güç arasındaki ilişkilerde gösteren bu dönem, aynı zamanda blok içi ülkelerin özerkliklerinin de artışını sağlamıştı. Üçüncü Dünya hareketinin de en güçlü ve iddialı olduğu bu dönemde uluslararası sistemde bir "çok kutupluluğa geçiş sanrısı" bile ortaya çıktığı iddia edilebilecekti. Fakat bu durumun geçici olduğu bir süre sonra anlaşılacaktır. Çünkü yumuşamayı ortaya çıkaran ve güçlendiren dinamikler bir süre sonra etkilerini kaybedeceklerdir. 1970’lerin ortalarından itibaren kendini göstermeye başlayan siyasal ve ekonomik dinamikler, 1980’lerin ilk yarısının "İkinci Soğuk Savaş" ya da "Soğuk Barış Dönemi" olarak adlandırılmasını sağlayacaktır. 1980’lerin ikinci yarısında ise bazı açılardan yumuşama (détente) döneminin bile önüne geçen çok hızlı bir geçiş süreci yaşanacaktır. ABD ve SSCB arasında yeniden yakınlaşma süreci ortaya çıkacak, süreç önce Doğu Bloku’nun, sonrasında ise SSCB’nin yıkılmasıyla sonuçlanacaktır.