AÖF Soru Bankası
TAR221U · Ünite 7

Türk Mitolojisinde Eskatolojik Mitler ve Doğa Olayları Mitleri

  • 20 soru-cevap
  • Türk Mitolojisi
1

Mitolojide  Türklerin Gök Tengriye inancı nasıl anlatılmıştır?

Türklerin Gök Tengri ve onun yardımcı ruhla­rıyla ilişkileri tarihleri boyunca önemli olmuş; ona saygı duyma ve onun yolundan ayrılmama bilinci hem bireysel hem toplumsal hem de Türk devlet­lerinin teşkilat ve yönetim anlayışında kendisini göstermiştir. Altaylı Türklerin “İnsan Tanrısız, kürk yakasız, Türk yasasız olmaz.” atasözü bu durumu doğrulamaktadır. Elbette Tanrı’dan ayrılmanın, ya­pılan kötülüklerin ve bencilce davranışların da bir bedeli bulunmaktadır.

2

Türklerin kıyamete dair bakış açılarında neden korku kültürü bulunmamaktadır?

Türkistan coğrafyasında yaşayan çeşitli Türk halklarıyla ilgili yapılan araştırmalardan, Türklerin kıyamete dair bakış açılarında herhangi bir korku kültürü bu­lunmamaktadır. Bunun sebebi olarak, kurganlar­dan da anlaşılacağı üzere bedenin yok olacağı fakat ruhun sonsuza dek devam edeceği anlayışı görüle­bilir. İnsan ruhunun özü iyi ve doğru yolda ise za­ten Tanrı’nın cennetine yani uçmağa ulaşacağıdır. Tanrı’nın yolundan ayrılmayan her ölümlünün, Tanrı katına uçmağa ulaşacağı ve orada kendisini sonsuz bir hayatın beklediğine dair bir inanış bu­lunmaktadır.

3

Mit anlatıların ortaya çıkmasına sebep olan faktörler nelerdir?

Kadim dönemde kendilerini ve içinde yaşadıkları toplumu olum­suz yönde etkileyen birtakım gelişmelerin, salgın hastalık, sel, yangın, çekirge istilası, kıtlık, doğal afet ya da diğer felaketlerin sebebini, kutsal olanı kızdırmalarında, onun emir ve yasaklarına karşı gelmelerinde, doğaya karşı kötü davranışlarında ya da Tanrı tarafından yöneticilerine verilen yönetme izni olan “kut”a aykırı hareket edilmesinde aramış­lardır. Dolayısıyla oluşan bu Tanrı korkusu kültü ve etrafında oluşan eskatolojik mit anlatıları, top­lumun iyi yönde dizayn edilmesine, kendisine çeki düzen vermesine katkıda bulunacak mit anlatıları silsilesini oluşturmuştur.

4

Türk mitolojisinde Kalgançı Çak adını verdikleri kıyamet günü ne anlama gelir?

Türk mitolojisinde eskatolojik mitlerde yaygın olarak görülen Tanrı’nın insanları cezalandırma­sında iki tür karşımıza çıkmaktadır. Birincisi, Kal­gançı Çak (ulug kün, sorgu günü) adını verdikleri kıyamet anlayışıdır. Buna göre, dünyada birtakım kıyametin habercisi alametler görülür. Toplumda uzunca bir süre yaşanılan çok ciddi bozukluk ve ahlaki çöküş tanımlanır ve Kalgançı Çak’la Dünya yok olur.

5

Türk mitolojisine göre Kalgançı Çak’ın ortaya çıkmasının ana sebebi nedir?

Tanrı yolundan sapma, sapkınlık, iman eksikliği, genel toplum kurallarına aykırı hareket Kalgançı Çak’ın ortaya çıkmasının ana sebepleri arasında anlatılır.

6

Türk mitolojisinde Tanrı insanları nasıl cezalandırılır?

Türk mitolojisinde eskatolojik mitlerde yaygın olarak görülen Tanrı’nın insanları cezalandırmasında iki tür karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan biri olan tufan ya da yangın mitleridir. Bu mitlerde genellikle Tanrı tarafından seçilmişlerin sadece hayatta kalabildiğine dair anlatılar bulunur. Bu mitlerin geneline bakıldığında iyiler küsmüştür; insanlıktan elini çekmiştir. İyi olanı kaybetmenin, Tanrı ile olan bağlantının kopmasının bir cezası vardır. Burada doğrudan kötünün etkisi yoktur; Tanrı’yı kaybetmenin ve Tanrı ile insanların arasındaki ilişkinin bozulmasının doğal bir sonucudur.

7

Türk mitolojisinde doğa ve insan arasındaki ilişkiler nasıl nitelendirilir?

Doğa ile insan ilişkisinde belirlenen kriter, Tanrı’dır. Doğayı yaratan Tanrı’yı kızdırmaktan çekindikleri için ona karşı saygılı bir duruş, olumlu ve zarar vermekten uzak bir düşünce ve bu düşünce etrafında gelişen davranış ve ritüeller belirleyicidir. Türk mitolojik düşünce sisteminde dağa, taşa, ormanın ruhuna kurban sunulmasının amacı da bu anlayışa hizmet eder. Yapılan mera­simlerin amacı, toplumla tabiat arasındaki denge­nin yeniden kurulmasıdır.

8

Türklerin hayatındaki Gök Tengri’nin yeri nasıl betimlenir?

Türklerde her bir insanın yaptığı bütün iyi ve kötü işlerinde yalnızca Tanrı’ya hesap verecek­leri ve sadece ondan yardım isteyeceklerine dair temel bir inanç bulunmaktadır. Dolayısıyla bu durum, onların maddi ve manevi yaşantılarında büyük bir rol oynamaktadır. Hem aile hayatın­da hem de devlet nazarında, oguşlarının, boy­larının, bodunlarının ve nihayetinde Devletin (İlin) de ekonomik, ideolojik ve siyasi düşünce hayatında Gök Tengri inanışının yeri büyüktür. Gök Tengri, Bütün Türklerin ana kültü olarak yer alır. Kut’u veren de alan da Göktengri’dir. Yaşam ve ölüm Tanrı’nın elindedir.

9

Altay ve Saha Türklerinin doğa olaylı mitlerde tufanla Dünyanın ve insanlığın yeni­den yaratılması ve varoluşu bağlantısı nasıl açıklanıyor?

Tufan mitleri son gibi görünse de aslında se­çilmişlerin hayatta kaldığı yeni bir başlangıçtır. Tanrı’nın sadece seçmiş olduğu insanları ve canlıla­rı ayakta tutup toplumun geri kalanının, Tanrı’nın yolundan sapmış, yozlaşmış, ahlaki olarak çökün­tüye uğramış kişilerin yok edilmesi şeklinde tasav­vur edilmektedir. Tanrı tarafından seçilen bu kişile­rin yeni bir hayata başlaması, aslında Dünya’nın da yüklerinden, günahlarından arınarak sıfırlanmış ol­masında yatmaktadır.

10

Mitolojide yeni hayatın başlangıç noktası nerede yer almaktadır?

Yeni hayatın başlangıç noktası tufan mitlerinde ya dağların zirvesi ya da kayın ağacının bulunduğu yer şeklindedir. Tufan sonrası yeni hayatın başlan­gıç mekânı, Nama’nın gemisinin son durağı Altay dağlarının zirvesi olarak işaret edilmiştir. Tufandan sonra, Nama, Yayık Han adıyla yüce gök ruhları arasında kabul edilmektedir.

11

Sibirya ve Anadolu Türklerinin inancında öküz neyi simgeliyor?

Sibirya Türkleri, Ana­dolu Türkleri ve diğer bazı Türk kavimleri arasında olan yaygın inanışa göre, dünyanın sarı bir öküzün boynuzunun üzerinde durduğudur. Buna göre öküz, dünyayı boynuzları arasında değiştirirken dünyada depremler  ve seller gerçekleşmektedir. Bu öküz ya da boğa boynuzu inanışı, üzerinde durulması gereken Türk­ler için oldukça güçlü bir simgedir.

12

Türkler için tuğ ve sancaklar neyi simgeliyor?

İslamiyet sonrası kurulan Türk devletlerinde de devlet simgelerinde, tuğ ve sancaklarda sıkça rastlanılmaktadır. Bu simgeden güç alan Türklerin geçtiği coğrafyalarda bu simge­yi bir nevi imza ve orada olduklarının kanıtı olarak bıraktıkları da görülmektedir.

13

Mitolojide Tufan mitlerinin ana karakterinin hangi özelliklerinden bahsedilmektedir?

Tanrı ile insanoğlu arasındaki iletişimde tufan ve su, önce kötü; daha sonra ise yeni kurdukları hayatta Tanrı’ya verdikleri sözlerin ve yeni bir yaşamın temsilcisi ve müjde­sidir. Bu anlamda tufan mitleri aynı zamanda ev­renseldir. Buna göre varyantlarda, kimi zaman bir kahraman kimi zaman peygamber olan ve semavi dinlerden önce Nama/ Zivsudra/ Sisouthros/ Atra- Hasis ve Utnapiştim adıyla anılan tufan mitlerinin ana karakteri, iyi yürekli, erdemli, cömert, güzel ahlâklı, doğru ve dürüst bir kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan-ı kâmil olarak tasvir edilen bu şahıs, tufan öncesi Tanrı tanımaz, putlara tapan, sapkın, ahlaksız, yozlaşmış ve çürümüş bir toplum içindedir ve bu çürümüşlükle mücadele etmekte­dir.

14

Altay Türklerin inancında kıyamet günün belirtileri nedir?

İnsanlığın Tanrı ile arasının açılması neticesinde insanoğlunun doğru yoldan saparak yozlaşması ve türlü ahlaksız­lıkların gün yüzüne çıkması işlenir. İyilikle kötülük savaşacak fakat bundan önce iyilerden, Ülgen’den uzaklaşılacaktır. Ortalığın kötülüğe bırakılması neticesinde Erlik ve yardımcıları yeryüzüne çıka­caktır. Karanlık ve kötüler dünyasının üç önemli aktörü Erlik ve yardımcıları Karaş ile Kerey’in, iyi ve göksel ruhların temsilcileri, Tanrı’nın yardımcı­ları Ülgen ve yardımcıları Mangdı-şire ve Maydere duracaktır. Her iki taraftan da ölenler olacak ve en son Dünya’da Ülgen kalacaktır. İyiliğin kazandığı bu nihaî savaşta, ölülere “kıydep” diyerek seslenen Ülgen ölüleri kaldıracaktır.

15

Çağdaş eskatolojik yaklaşımlar içerisinde kıyamete yaklaştıran aşamalar içinde insanların ta­biata davranışı nasıl açıklanır?

Türk mitolojisinde hem tufan hem de kıyamet mitlerinde ekolojinin gittikçe dengesini kaybetme­si de dikkat çeken önemli bir alamettir. Dolayısıy­la günümüzde de gittikçe artan bir şekilde görülen iklim değişikliğinin sebepleri arasında da insanın dünyaya kötü davranması, onu saygısız ve hoyrat kullanması yatmaktadır. Doğal hazinelerin, yerüs­tü ve yeraltı kaynaklarının insanlar tarafından kötü kullanılması, talan edilmesi, dünyayı adeta içinde yaşanılmaz bir cehenneme çevirmesinin bütün se­bebi, insanoğludur.

Çağdaş eskatolojik yaklaşımlar içerisinde kıyamete yaklaştıran aşamalar içinde ta­biata davranış önemli bir unsur olarak geçmektedir.

16

Mitoloji ye göre sosyal bozulmanın sonucunda dünyada hangi doğa değişikleri yaşanacaktır?

Sosyal bozulmanın sonucunda, tüm bunların ortaya çıkacağı dile getirilmektedir. Büyük doğa olayları, toplumsal bozukluklara eşlik edeceğinden bahsedil­mektedir. Güneşin tutulması, nehirlerin kuruması (susuzluk), kuyruklu yıldızın ya da büyük bir gökta­şının dünyaya çarparak yok etmesi, kuraklık, kıtlık, depremler, su baskınları ve sellerin olması, dünya kaynaklarının insanoğluna yetmemesi sonucu artan açlık sonun başlangıcına delalet olarak gösterilen kötü gelişmelerdir.

17

Dede Korkut hikayelerinde dünyadaki değişimler nasıl anlatılmıştır?

Dede Korkut hikayelerinde dünyadaki değişimleri şu şekilde anlatılmış: insanların savaşması ve fitne-fesa­dın yayılması kıyametin habercisi olarak gösterilmiş ve kıyamet başladığında gökyüzünün çatlayacağı, dağların parçalanacağı, göğün başımıza yıkılacağı, yıldızların düzeninin bozulacağı, her yerin dümdüz olacağı anlatılmıştır.

18

Türk mitlerinde “günah” kelimesinin ne anlama geldiği nasıl açıklanmıştır?

Yasak olandan geri duramama, insanoğlunun zayıflığıdır. Dolayısıyla semavi dinlerde yer alan Tanrı buyruk­larına karşı gelme ve öteki âlemde cezalandırılacak davranışlarda bulunma olarak bilinen “günah”ın kadim kültür ve inanışlarda da geçerliliğini koru­duğu anlaşılmaktadır. İslamiyetteki Allah tarafın­dan yasaklanan davranışlar için kullanılan “günah” kelimesinin karşılığı olarak eski Türklerde “yazuk” kullanılmaktadır. Günahkârlara ise “yazuklu ya da yamanlu” denilmekteydi.

19

Ölüme dair Türk düşünce yapısı nedir?

Dünya’nın sonu aslında yeni bir başlangıçtır. Başlangıç da aynı şekilde sonun kapsamındadır. Dolayısıyla yeni­lenme süreci, dünyanın son bulmasıyla başlar. İnsanlar gibi evren de canlıdır; doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Ölüm ve yaşam, birbirinin zıddı değil, tamamlayıcısı­dır. Eskatoloji mitleri bu kapsamda yeni bir oluşumun müjdecisi durumundadır, yeni bir hayatın başlayaca­ğının ilk işaretidir. Türklerin korkusuzluğunun, sadece Tanrı’dan güç ve yardım istemelerinin, öte dün­ya inanışlarının ve ölümü bir son buluş olarak değil de uçmağ katının kapılarını aralayan bir kabulleniş olarak görmelerinin altında yatan sebep bu düşünce yapısıdır.

20

İslami kaynaklarda deccalın anlamı nedir?

Kıyamet alametlerinde “aldatıcı” anlamında deccalin ortaya çıkması semavi dinlerde de bahse­dilmektedir. İslami bilgilerde deccalden bahsedilse de “deccal” adı, Kur’an-ı Kerim’de geçmemekte­dir. İslami kaynaklara göre, insanları doğru yoldan uzaklaştırmakla görevli olan deccal, sağında cehen­ nem, solunda cennet ve iki kaşı arasında “kâfir” ya­zısıyla ortaya çıkacaktır.

Deccalin bir diğer anlamı, bir şeyi örtmek demektir. Buna göre olağanüstü güçlere sahip olan deccalin kaşı ve gözlerinden biri bulunmaz. Deccal insanları kendisine inandırmak ve onları aldatmak için yağmur yağdırır, bolluk ya­ratır, kurumuş otları yeşertir. Deccal ortalığa çıktığı vakit artık dünyada iyi ile kötünün yerleri değişecektir. Karanlığın aydın­lığın yerini aldığı bir zamandan bahsedilir. İnsanlı­ğın artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğinin kanıtıdır.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç