AÖF Soru Bankası
TAR232U · Ünite 2

Türk Sosyal Yapısının Ana Hatları

  • 20 soru-cevap
  • Türk Kültürü ve Tarihine Giriş
1

Türk sosyal hayatını ifade etmek için hangi terimler kullanılmaktadır?

Türk sosyal hayatını ifade etmek için şu terimlere rastlıyoruz. Bunlar sırasıyla; 1. Oguş (aile) 2. Urug (aileler birliği) 3. Bod (boy, kabile) 4. Bodun (boylar birliği) 5. İl (müstakil topluluk, devlet)

2

Sosyolojide iki evlenme türünden bahsedilir. Bu türler nelerdir?

Genelde sosyolojide iki evlenme türünden bahsedilir. Bunlardan biri exogamy (dışarıdan), diğeri de endogamydir (içeriden) ve Türklerde exogamy denilen dışarıdan evlilikler söz konusudur.

3

Türk töresine göre "kuma" ne anlama gelmektedir?

Türk töresine göre evin gerçek hanımı ilk eştir ve diğer kadınlara “kuma” denirdi. Onların doğurduğu çocuklar bile törede birinci hanımın üzerine kayıtlıdır ve anne ismi sadece onun için kullanılır. 

4

Kazak-Kırgız Türkleri'nin baybiçe olarak adlandırdıkları kavram ne anlama gelmektedir?

Türk töresine göre evin gerçek hanımı ilk eştir ve diğer kadınlara “kuma” denirdi. Onların doğurduğu çocuklar bile törede birinci hanımın üzerine kayıtlıdır ve anne ismi sadece onun için kullanılır. Kazak-Kırgız Türkleri bu ilk hatuna Baybiçe derler. Ayrıca birinci eş razı olmadıkça erkek ikinci evliliğini yapamazdı. Birden fazla kadın alma ancak ilk eş kısır veya başka bir hastalığı var ise olurdu. Böyle bir durumda çoğu kez büyük hatun görücülüğe giderdi.

5

“Beşik toyu” denilen törenin yapılma nedenleri nelerdir?

Soyun sürmesi ve çoğalması noktasında doğudan batıya, güneyden kuzeye bütün Türklerde görüldüğü üzere aileye bir bebeğin katılması önemlidir, bu yüzden “beşik toyu” denilen bir tören yapılır. Yeni doğan bebeğin ilk defa beşiğine belenmesinden önce eş dost ve akrabalara haber salınır. Kurban kesilip yemeklerin pişirilmesi ve bebeği ailenin en yaşlı kadınının dualarla beşiğine yatırması gibi güzel bir adete her millette rastlamak mümkün değildir.

6

Leviratüs nedir?

Tibet, Mogol ve Türkler arasında babanın ya da ağabeyin dul eşiyle evlenme geleneğinin (leviratüs) görülmesidir. Ama babanın eşi veya anne durumundaki bu kadın öz olmayıp evlilik de semboliktir. Yabancılar bu durumu gerçek evlilikler gibi düşünüp yadırgamaktadırlar (Eberhard, 1943a; Ekrem, 1992; Kolesnikov, 2010; Gömeç, 2018g). Hâlbuki bu geleneğin temelinde dul kalan kadınların tek başına çaresiz bırakılmamaları gibi bir inanç yatmaktadır.

7

Kalıng adeti nedir? 

Bununla birlikte aileye gelin olarak katılan kadın için belki de onun ana baba hakkı karşılığında evvelce de söylediğimiz üzere muayyen bir bedeli erkek tarafının ödemesi zaruriydi. Burada Kaşgarlı Mahmud’un “kadına verilen çeyiz” dediği kalın (kalıng) âdeti kesinlikle kadının satın alınması anlamına gelmez. Bunun özü kısaca şöyleydi: Evlenmeden önce erkeğin kız tarafına yolladığı mal ya da para. İleride yaşanacak herhangi bir anlaşmazlıkta, eğer kadın suçlu ise bunları iade eder, erkek kusurlu ise herhangi bir hak iddiasında bulunmazdı.

8

Tarihteki Türk kadınları her işi yapabildikleri gibi, erkeklerle mücadele edebilecek kadar da güçlüydüler. Türk sözlü edebiyatındaki hangi eserde buna yönelik bilgiler bulunmaktadır?

Tarihteki Türk kadınları her işi yapabildikleri gibi, erkeklerle mücadele edebilecek kadar da güçlüydüler. Türk sözlü edebiyatının muhteşem eserlerinden Dede Korkut Destanlarından “Kanglı Koca-oglu Kan Turalı Hikâyesinde”, Selcen Hatun’un Kan Turalı ile düşmanlara karşı savaşması; Banı Çiçek ve Beyrek’in aşkının anlatıldığı “Kam Börü Beg-oglu Bamsı Beyrek Hikâyesinde”, Banı Çiçek ile Bamsı Beyrek’in yarışmaları ve Kırgız Türklerinin Er Manas’ının da, aşık olduğu Kalmuk kızı Saykal ile meydanda vuruşması buna güzel birer örnektir.

9

Urug nedir?

Ailenin devamı ve onun geniş bir şekli durumundaki “urug” tabiri ile karşılaşmaktayız, bu genellikle aileler birliği, akrabalar şeklinde yorumlanmaktadır. Bilhassa konargöçerliği uzun yıllar sürdüren Türk boyları için kabile, aşiret, aynı kandan olan insan topluluğu kavramlarını belirten “urug” en eski Türkçe çağından beri, bilhassa doğu Türklerince kullanılıyor. Herhâlde batı Türklerinde bunun yerine soy sop sözü yerleşmiştir

10

Kaşgarlı Mahmud’un eserinde urug terimini nasıl açıklamıştır?

Kaşgarlı Mahmud’un eserinde urug terimini, “bir şeyin özü, esası, tohumu” şeklinde görmekteyiz. Aralarında kuvvetli bir bağ vardır ve meseleler bütün azaların katılmasıyla halledilir. Urugun nüfusu artınca, bir kısmı ayrılarak başka yerlerde geleceğini arar ve urug başkanlarının da siyasi gücü bu sırada ortaya çıkar (Arsal, 1952; Kaşgarlı Mahmud, 1986). 

11

Boy teşkilatı nedir?

Kabile yöneticisi durumundaki “beg” unvanını bütün Türk lehçelerinde görürüz (Deer, 1954; Györffy, 1960; Temir, 1964; Clauson, 1972; Yusuf Has Hacib, 1979; İnce, 1996; Agacanov, 2003; Sahibkıran Emir Timur, 2010; Turan, 2014; Soofizadeh, 2018). Bu san miras yoluyla babadan oğula geçebilmekle beraber herkes boy beyi olarak atanmıyordu. Onun bu işe hazır olduğunu zor zamanlarda öne çıkarak kendisi ispat etmesi gerekmekteydi. Sadece gözü peklikle değil, aklı ile de insanları etrafında toplayabilmeliydi. Aynı zamanda boyun aksakalları, bir nevi nev’i meclisi tarafından uygun görülmeyen kişilerin bu görevi üstlenmeleri mümkün değildi.

12

Eski Türk boylarının adları, onların siyasi veya sosyal özelliklerini de ortaya koyar. Bu adlar nelerdir?

Eski Türk boylarının adları, onların siyasi veya sosyal özelliklerini de ortaya koyar. Bu adlar şöyle sınıflandırılmaktadır: a. Askerî teşkilat ve unvanlarla alâkalı olanlar (Çor, Yula/Boyla) b. Askerî ve siyasi hadiselerin tesirindeki adlar (Uygur, Bulgar) c. Büyük, ünlü, nimetli ve zengin anlamındakiler (Bayındır, Bayat, Eymür) d. Kişi anlamında olanlar (Kun, Mageri) e. Hâl ve tavır bildirenler (Karluk, Kıpçak) f. Sayıya göre adlandırılanlar (On Uygur, Tokuz Oguz, Üç Karluk, Üç Kurıkan, Kırgız) g. Kuvvet, sağlamlık, büyüklük, kahramanlık, cesaret, erdem ifade edenler (İgdir, Çepni) h. Yetiştirdikleri hayvanlar veya bunların özelliklerine göre isim alanlar (Alayuntlu, Teke, Bugu) ı. Adları bulundukları yerden kaynaklanan kabileler (Horasanlı, Kara Dağlı) i. Yaşadıkları muhite ismini verenler (Çorumlu, Başkurt).

13

Bodun nedir?

Eski Türk toplumunun bir ayağını da boyların birleşmesinden ortaya çıkan bodunlar oluşturuyordu. P.Pelliot ve S.Çağatay gibi ilim adamları, “eski Türkçede halk için kullanılmış sözcüklerden olan bodun, bugün bütün lehçelerde yaşayan bod (boy) sözcüğünün (vücut, vücudun uzunluğu, beden, kabile) eski bir çokluk şeklidir”, diyorlar. Bodun tabirinin siyasi bir tanımlama olduğunu ve halk manasına eski Türkçede “kün” kelimesinin kullanıldığını da bilmekteyiz.

14

Kagan nedir, görevleri nelerdir?

Boy ve bodunların idarecileri ise bu devlet yapısını sistemli bir halde yönetmek yetkisini “kagan” denilen karizmatik ve Tanrı’dan gelen özellikleri olan kişiye teslim ederler. Ama onların Tanrısal özelliği, Tanrı vasfından değil, Tanrı’nın bir memuru gibi kendilerini görmelerinden, Tanrı’nın ve Türk’ün adaletini yayma amaçlarından kaynaklanır.

15

Yine Kök Türk Kitabelerinde İl-teriş’in kaganlığından hangi cümleler ile bahsedilmiştir?

Kök Türk Kitabelerinde İl-teriş’in kaganlığından bahsedilirken “yukarıda Türk’ün kutlu ülkesini düzenleyen Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atam İl-teriş Kagan ile anam İl Bilge Hatun’u halk içerisinden çekip yükseltmiştir” deniyor, bu Türk milletinin Tanrı’nın gözetiminde bulunduğuna işarettir.

16

İyi bir kagan olmanın gereklilikleri nelerdir?

İyi bir kagan milletinin adını da yükseltmelidir. Sırf kan döktükleri için “büyük” lakabıyla anılan Mısır’ın firavunları, İran’ın şahları, Avrupa’nın kralları vs. kendi zaferlerini kutlamak, tanrılara nasıl güçlü olduklarını göstermek için insan öldürürlerken Türk kaganı yalnızca milletinin şanını düşünmekteydi. Dolayısıyla eğer ortada bir devlet var ise doğudan-batıya, kuzeyden güneye dört yandaki herkes onun varlığından haberdar olmalıdır. Bu yüzden Türk kaganları gerçekleştirdikleri işleri ve gelecekte karşılaşılabilecek durumları sonraki nesillere bildirmelidirler.

17

Eski Türkçede "yaka" kavramı nedir?

Eski Türkçede ülke sınırlarına “yaka” dendiğini görüyoruz. Belki de bugünkü Türkmenistan’ın batısında, yani Hazar kıyılarında, Mankışlak (Minkışlak/Binkışlak) çevrelerinde yaşayan Türklere “Yaka Türkmenleri” denmesi bu yüzden idi. Söz konusu hudutlar umumiyetle dağ, nehir, göl, orman vs. tabii işaretlerle belirlendiği gibi, bazı yerlerde ülke sınırlarının başlangıç noktalarına değişik ikaz unsurları da konabiliyordu.

18

Türklerde çok eskiden beri devletin bugünkü deyimiyle halka dönük bir siyaset takip ettiğini gösteren işaretler nelerdir?

Türklerde çok eskiden beri devletin bugünkü deyimiyle halka dönük bir siyaset takip ettiğini de biliyoruz. Bu yüzden devletin asıl vazifesi milleti zenginleştirmek ve refah içinde yaşatmaktır. Mesela sarayın kapısının halka açık olması, hükümdarın her fırsattan faydalanarak şölenler vermesi, hatta bu toyların arkasından yemek takımlarının toplantıya katılanlar tarafından yağmalanması, sonra bugün bile süren saçı geleneği bunlara misal olarak gösterilebilir. Yine kaynaklarda bu durumla ilgili Sultan Muhammed Tapar’ın (1105-1118) oğlunu veliaht atadığı 1118 senesinde bir toy verdiği, halkın onun değerli yemek takımlarını yağmaladığı; Osman Gazi’nin de ayda bir veya her ikindi vakti yemekler pişittirip, fakir-fukarayı doyurduğu şeklindeki tespitlere rastlıyoruz.

19

Eski Türkçede “ıduk” kavramı nedir?

Türklerde toprak yani ülke, vatan kutlu olduğu için “ıduk” idi. Vatanın kutluluğu, Kök Türkçe yazıtlarda zaman zaman “ıduk yer, ıduk yer-sub” diye anılmıştır.

20

Eski Türkçede buna “kün” ne demektir?

Devlet dediğimiz siyasi kurumun aynı zamanda halkı da olmalıdır ve eski Türkçede buna “kün” deniliyordu. Her ne kadar bu terim unutulmuş gibiyse de halk ağzı ve kaynaklarda hâlâ kendisini muhafaza etmektedir. Mesela Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hacib, iyiliğin faziletlerini anlatırken “il ve kün işini deneyen bilir” derken “ele, güne (küne) rezil olmak” atasözünde gördüğümüz gün (kün), halktan başka bir şey değildir.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç