AÖF Soru Bankası
TAR232U · Ünite 3

Türklerde Siyasi Hâkimiyet

  • 20 soru-cevap
  • Türk Kültürü ve Tarihine Giriş
1

Eski Türk devletlerinde siyasi iktidarın "kut" kelimesi ile ifade edilmesinin sebebi nedir?

Türk tarihiyle ilgilenen pek çok kişinin bildiği üzere Hunlardan beri eski Türk devletinde siyasi iktidar “kut” kelimesi ile ifade edilmiştir. Çünkü Türkleri anlatan en eski belgelerin başında gelen Çin yıllıklarına baktığımızda Türk tarihinin ilk büyük hakanı Börü Tonga (Tokta/Mo-tun) Yabgu’nun unvanı “Tengri Kut” diye geçer. Ayrıca o, bizzat Çin imparatorluğuna yazdığı bir mektubun girişinde kendisine; “Tanrı tarafından tahtta
oturtulmuş Hun kaganı” diyordu. Daha sonraki çağlarda Türk hakanları için söylenen “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” (Zillullah-i fi’l-arz) unvanında bile Tengri Kut’un izi vardır. Dede Korkut Hikâyelerinde padişahlar için “Tanrı’nın gölgesidir” denmesi boşuna değildir. Yani eski Türk düşüncesinde Tanrı’nın bahşettiği Kut’un sahibi olan devletin de hâkimi idi. 

2

"Tengride bolmak” deyimi ne anlama gelmektedir?

“Tengride bolmak” deyimi, zaman zaman Türk devlet anlayışını ve dinî inancını bilmeyenler tarafından, yöneticinin kendini Tanrı ile özdeşleştirmesi gibi yorumlanabilmektedir. Hâlbuki Türk hükümdarı, kendini gökte doğmuş kabul
ederek Tanrı’ya biraz daha yaklaştığını, O’nun iradesiyle şahsına bahşolunan karizmatik durumu meşrulaştırdığını sanıyordu. Bu yüzden Tanrı’nın gönderdiği İlahi özellikleri olduğuna inanılan hakanın, bu durumda doğumundan itibaren birtakım farklılıkları ve üstünlükleri söz konusudur, onun dünyaya gelmesinde aracı rolü oynayan hayvanlar, ışık, su, ağaç vs. varlıklar ön plana çıkarlar.

3

“İllig Tengri” ne anlama gelmektedir?

Devletin gerçek sahibi Tanrı’dır. Bunun tam açıklaması yazıtlarda “İllig Tengri” (saltanat sahibi Tanrı) deyiminde karşımıza çıkıyor. Buradaki “illig” kelimesi aynı zamanda “il sahibi, mülk sahibi” anlamına gelmektedir. Ona hükümdar ve bey unvanlarında da rastlanır. Dolayısıyla Tanrı iktidar hakkını istediğine bağışlar, istediğinden geri alır ve siyasi hâkimiyete lâyık olanlar geçer.

4

"Cihânşûmûl" sözcüğü Türk tarihinde neyi ifade etmektedir?

Dünyanın en köklü milletlerinden biri olan Türkler, insanlar arasındaki sosyal düzenin muhafazası için erken çağlardan itibaren devlet ve fert ilişkilerini düzenleyen bir teşkilat yapısı kurmuşlardır. Yaratılışları gereği sadece kendi toplumlarını düşünmeyen Türkler bütün insanlıktan kendilerini mesul görmeleri sebebiyle, devlet ve hâkimiyet mefhumunun temeline cihânşûmûl, yani bütün cihanı içine alan bir devlet fikrini sokmuşlardır.

5

Türk siyaset tarihinde, Türk Devletinin esas amacı nedir?

Türk devletinin esas amacı, “Tört bulung” yani dünyanın dört köşesi üzerinde Türklerin kutsal hâkimiyetini sağlamak ve “güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar” her tarafa Türk adaletini yaymaktır. Bu durum Ergenekun Destanı’nda “dünyada Türk okunun ötmediği, kolunun yetmediği yer kalmadı” şeklinde ifade edilmektedir. Bunu eski
Türk inanç sistemiyle birleştirenler vardır. Dolayısıyla tarihin derinliklerinden beridir Tanrı’ya bağlı bulunan Türkler, O’nun seçkin bir kavmi olduklarına ve Tanrı tarafından korunduklarına inanıyorlar, Türk hakanları Allah’ın cihan hâkimiyetini kurmakla kendilerini görevlendirdiklerini düşünüyorlardı.

6

“Sogd halkını düzene sokmak için Yinçü Ögüz geçilerek Temir Kapı’ya kadar ordu sevkettik.” cümlesi neyi ifade etmektedir?

Arap orduları, Maveraünnehir çevresinde giriştikleri hareket sırasında bölgedeki idarî yapıya ve nizama büyük darbe vurmuşlardı. Bu yüzden meydana gelen yönetim boşluğuna nihayet vermek amacıyla, Türk ordularının 710 yılı sonlarında Sogd bölgesine bir sefer yaptıkları Kök Türk Yazıtlarında; “Sogd halkını düzene sokmak için Yinçü Ögüz geçilerek Temir Kapı’ya kadar ordu sevkettik.” diye anılmaktadır.

7

Eski Türk Devletlerinde "hakan" (kagan) olmanın şartları nelerdi?

Herşeyden önce kaganlığın birinci şartı Türk soyundan gelmekti. Öyle ki, babası
Türk olduğu halde, annesi Türk kanı taşımadığı için Türk tarihinde bazı kişilerin tahtta oturamadıklarını biz biliyoruz. Osmanlı Devleti ile beraber bu hassasiyete artık fazla bir önem verilmediği de ortadadır. Kagan olmanın başka şartları da bulunmaktadır. Ancak bu özellikleri kendinde toplayan şahıs hükümdar olabilirdi. Bu yüzden kaganlığın gerekleri arasında bilge ve alplık önde geliyor. Çünkü Kök Türk tahtına çıkan hakanlar bilge ve alp
olduklarından bu makama oturabilmişlerdi. Hakanın bilgili ve akıllı olması yanında cesur ve yiğitlik vasfının da bulunması lazımdır. Alplığın maddi ve manevi göstergeleri ise;
korkusuz bir yürek, kol gücü, iyi bir at, temiz ve özel bir giyim, yay ile iyi bir kılıç, süngü ve güvenilir bir yoldaştır. Kısaca kaynaklara baktığımızda, bu alplar Türk milletinin gözü-pek delileriydi.

Kaganın aynı zaman da erdem sahibi olması gerekmekteydi. Erdemsiz (faziletsiz, edebsiz) kişi sadece kaganlık değil, hiçbir önemli işi yapamazdı. Kaganın “küç” sahibi olması da lazımdır. Kök Türk Yazıtlarında hakanların güçlülüğüne ve yiğitliğine; “güçlü ve yiğit kaganım” diye işaret ediliyor. Kagan olmanın bir başka şartı “külüg” yani ünlü olmaktır. Bilindiği üzere Kök Türk Kaganlığının kurucusu Bumın, Juan-juanları yenerek ün
kazanmıştı. Bunların yanı sıra kaganın kut, yarlık ve ülüg gibi Tanrı tarafından verilen özelliklere de sahip olması gerekir.

8

Oguz’un çocuklarının üçünün isminin yeryüzü nesneleriyle, üçününkinin de gökyüzü varlıklarıyla alâkalı olması neyi ifade etmektedir?

Tanrı tarafından bu göreve atandığı varsayılan Türk kaganı bütün yeryüzünün, yani insanlığın hükümdarıdır. Oguz Kagan Destanı’nda bunu bilhassa Oguz’un oğullarının adı vesilesiyle çok açık bir şekilde görüyoruz. Türk hâkimiyet anlayışının bir tezahürü olan bu düşünce Kök Türk Yazıtlarına şöyle yansımıştır: “Önce yukarıda mavi gök (uzay), sonra aşağıda yağız yer (dünya) ve ardından ikisinin arasında insan oğlu yaratıldı.

9

Kök Türklerin son büyük kaganı Bilge öldüğünde, zamanın en güçlü ülkesi olan Çin imparatorluğu o döneme kadar hiç görülmemiş şekilde kalabalık bir elçilik heyetini onun cenaze merasimine yollamasının nedeni nedir?

Kök Türklerin son büyük kaganı Bilge öldüğünde, zamanın en güçlü ülkesi olan Çin imparatorluğu o döneme kadar hiç görülmemiş şekilde kalabalık bir elçilik heyetini onun cenaze merasimine yolluyordu. Kendinden başka herkesi barbar sayan Çin’in, Kök Türklere ve özellikle de Bilge Kagan’a karşı tavrı değişmişti. Çünkü o, tam anlamıyla modern bir devlet kurduğu gibi, kendisinin de başta gelen hususiyeti bilge olmasıydı.

10

Hakanların tahta çıkış törenlerinde nasıl bir seremoni yapılırdı?

Devletin en yüksek makamındaki kaganın tahtta çıkış töreni kaynaklarda oldukça renkli bir şekilde anlatılır. Herhalde merasimin yapıldığı yer, Orkun Irmağı kıyısındaki “Ata Sini” idi. Tören alanına üstünde altından bir kurt başı olan tug, mehter takımı ve kaganlık arabası yani iki tekerlekli kagnı önceden getiriliyordu. Bununla beraber her Türk’ün tahtının, üzerine bindiği atının eyerinin olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü yabancıların, “Türk ata bindiğinde kendini bey sanır” biçiminde bir tespitleri vardır. Hükümdar otağının önünde bulunan sancağın üzerindeki kurt başı hakkında ise Çin kaynakları,
atalarının kurttan türediğini unutmamaları içindir, şeklinde bir izahta bulunuyorlar.

11

Hakanların görevleri nelerdir?

Hakanın görevlerinden birisi, hakan milletin iskânını ve sosyal teşkilatlanmasını sağlamalıdır. Hakanların bir başka görevi kendinden sonra devletin idari kademesinde yer alacak olanları da seçmesidir. İyi bir kagan ülkesinin törelerini, yani kanunlarını da düzenlemeli ve yaymalıdır. Yine bozulan yasayı düzeltmek Türk kaganlarının en belli-başlı vazifelerinden birisi idi. 

Bundan başka Türk tarihinin çeşitli dönemlerinde mesela Fatih, Babur, Kanuni Sultan Süleyman’ın yasalar dikte ettirmeleri gibi, keza 18. asra ait haberler veren kaynaklardan öğrendiğimize göre, Kazak beylerinden Tavka (veya Tevke) Han tarafından düzdürülen ve adına “Ceti Cargı” (Yedi Yasa) denilen bir kanunlar toplamasının da olduğunu bilmekteyiz. 

Kaganın bir başka görevi de ülkeyi iktisaden refaha ulaştırmaktır. Milletin karnını doyurmak, üstünü giydirmek, halkı zengin yapmak hakanların vazifesidir. İyi bir kagan kendi adıyla beraber milletinin ününü de yükseltmelidir. Dolayısıyla eğer ortada
bir devlet var ise doğudan batıya, kuzeyden güneye dört yandaki herkes onun varlığından haberdar olmalıdır. 

Bununla beraber Türk kaganları gerçekleştirdikleri işleri ve gelecekte karşılaşılabilecek durumları daha sonraki nesillere bildirmeyi bir vazife olarak görüyorlardı. Dolayısı ile büyük bir devletin baştaki yöneticisi ve hükümeti tarafından vatandaşlarına yapılan işlerin anlatılması gerekir. Bunların gelecek nesillerce de öğrenilmesi sağlanılmalıdır. 

Onların bir başka özellikleri de resmi törenlerde veya toplum içinde ölçüsüz ve seviyesiz hareketlerden kaçınmalarıdır. 

12

“Hun selamı” diye adlandırılan selamlaşma biçimi nedir?

“Hun selamı” diye de adlandırılan” yere diz vurulup yükünülerek selamlanırken normal zamanlarda halk başlarını eğip ellerini göğüslerine koyarak ve başlıklarını çıkararak selamlaşmaktır.

13

“Törüg” ne anlama gelmektedir?

Kanun anlamına gelen “törüg”, yani töreye sıkıca bağlılık ve kurulu düzenin bozulmamasına gayret edilmesi anlamına gelmektedir.

14

Milletin karnını doyurmak, üstünü giydirmek, halkı zengin yapmak hakanların hangi görevi ile ilgilidir?

Ülkeyi refaha ulaştırma görevi ile ilgilidir.

15

Ortada bir devlet var ise doğudan batıya, kuzeyden güneye dört yandaki herkesin onun varlığından haberdar olması hakanların hangi görevi ile ilgilidir?

İyi bir kagan kendi adıyla beraber milletinin ününü de yükseltmelidir.

16

Hakanların, vakur, gereğinden fazla gülmeyen, yeri geldiğinde sadece bir tebessüm ile yetinen kişiler olması onların hangi özelliği ile ilgilidir?

Onların bir başka özellikleri de resmi törenlerde veya toplum içinde ölçüsüz
ve seviyesiz hareketlerden kaçınmalarıdır. Onlar yanındakilerin de lüzumsuzca sırıtmalarından hoşlanmazlardı. Adamları gözlerinin ve kaşlarının hareketinden ne demek
istediklerini anlarlar ve buna göre davranırlardı, bu yüzden de bir atasözünde “Türk az konuşur, konuşunca da düz konuşur.” diye boşuna söylenmemiştir.

17

"Katun" kimdir?

Türk devletinde kagandan sonra ikinci sırayı “katun” almaktadır. Günümüz Türkçesinde
ise bu adı “kadın” şeklinde görmekteyiz. Kaşgarlı Mahmud’un muhteşem eseri Divanü Lûgat-itTürk’te Afrasyab’ın kızlarının adı olduğu söylenen katun unvanının bazı araştırmacılar tarafından Tu-yü-hun, Sogd ve Mogollara dayandırıldığı ortadadır. Ancak Hunlar çağından beri bilinen bu unvanın zamanımızda Türklere ait olduğu neredeyse
kabûl edilmiştir.

18

Türk toplumlarında kadının yüksek bir mevkiye sahip olduğunu gösteren örnekler nelerdir?

Türk toplumunda kadının mevkiinin ne kadar yüksek olduğunu anlamak için, eski devirlerde Türk yurtlarını gezen seyyahların notları bizlere çok mükemmel ip uçları sunmaktadır. İşte bunlardan birisi olan İbn Battuta’nın hatıralarında Türk kadını hakkında şunlar söylenmektedir: “Bu ülkede gördüğüm ve beni epeyce şaşırtan davranışlar arasında, burada erkeklerin kadınlara gösterdikleri aşırı saygıdır. Türk kadınları yüzleri açık dolaşırlar, erkeklerden kaçmazlar. Pazarlarda alışveriş yaparlar. Bazen kadınlara erkekleriyle beraber rastlarsınız ve o vakit bu adamları, onların hizmetkârları sanırsınız.” 

Yine aynı şahıs, Altun Orda hükümdarlarından Öz Bek Han’ın hatunlarının en büyüğünden bahsederken şöyle diyor: “Sultanın en beğendiği ve eşlerinin başı olan kadın
saraya gelince, han onu kapıda karşıladı. Elinden tutarak içeri getirdi ve tahttına oturttu. Ondan sonra da kendisi makamına geçti.” Bu durum, kadının devlet hiyerarşisinde ve sosyal hayattaki yüksek mevkiini gösteren en çarpıcı delillerdendir.

19

Türk kadını her sahada erkeğiyle omuz omuza uğraş veriyordu. Ancak, Türk kadınının başlıca görevi nedir?

Başlıca görevi çocuklarını yetiştirme, çadır işçiliği, hayvanlara bakma, yiyecek ve içeceklerin hazırlanmasıydı. O kadar cefakârlardı ki; sıklıkla kendi kendilerine doğum yaparlardı. Yakınlardaki bir bez veya yünle bebeği silen kadın, onu bir posta veya yüne sarıp beledikten sonra çoğu kere atına binip yola çıkardı. Beşiklerdeki küçük bebeklerini emzirebilmek için onları eyerin ucunda taşıyorlardı. Bir elleriyle beşiği ve dizgini tutarlarken diğer elleriyle de atı yönetiyorlardı.

20

Anadolu’nun bazı yerlerinde erkeklerin hanımları için “ailem” tabirini kullanmaları neyi göstermektedir?

Türklerde kadın ve aile kurumunun ne denli değerli olduğunu göstermektedir.

Ünite 3 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç