AÖF Soru Bankası
TAR232U · Ünite 4

Eski Türk Devletinde İdari Yapı

  • 20 soru-cevap
  • Türk Kültürü ve Tarihine Giriş
1

Neden Türklerde mavi renk diğer renklerden daha kutlu görülmektedir?

Türk düşüncesinde Tanrı’nın mekanı ulaşılamayacağına inanılan gökyüzüydü ve semanın rengi de gök (mavi) olduğundan bu renk Türkler tarafından diğerlerine nazaran daha kutlu görülmüş ve “doğu” için kullanılmıştır. Buna binaen çadır ve evlerin kapılarının doğuya açılması, hükümdarın güneşle birlikte ayağa kalkıp, yeni günü karşılamasının arkasında herhalde başka sosyal hadiseler de vardı.

2

Türklerde yönler hangi renklerle ifade edilmiştir?

Türkler tarafından doğunun rengi gök (ilkbahar), batı ak (sonbahar), kuzey kara (kış), güney kızıl (yaz) renk ile belirtilmekteydi.

3

Türklerde "kagan" hangi renk ile ifade ediliyordu?

Kagan devletin merkezinde yer alıyordu ve buranın rengi sarı veya altın rengiydi. Bu özellikten hem içtimaî, hem de askerî teşkilatta faydalanılıyordu.

4

Türklerde renkler orduda nasıl kullanılıyordu?

Türkler tarafından doğunun rengi gök (ilkbahar), batı ak (sonbahar), kuzey kara (kış), güney kızıl (yaz) renk ile belirtilmekteydi. Bu yönlere göre, kagan devletin merkezinde yer alıyordu ve buranın rengi sarı veya altın rengiydi. Bu özellikten hem içtimaî, hem de askerî teşkilatta faydalanılıyordu. Mesela Çin kaynaklarından elde ettiğimiz bilgilerde; Millattan önce 3. yüzyılın başlarında Hun orduları Çin imparatoru Kao’yu kuşattıklarında,
Türk suvarilerinin atlarının rengine göre dizildikleri de zikrolunur. Yine Uygur Türklerine ziyarette bulunan elçilerin notlarında, Beş Balık’taki atların çokluğu yüzünden sayılamadığı, ancak renkleri vasıtasıyla ayrıldıkları kayıtlıdır.

5

Günümüzde Ege Denizi olarak adlandırılan su, Türklerin ecdadı tarafından nasıl anılıyordu?

Bugün zaman zaman Ege Denizi diye adlandırılan su, Türklerin ecdadı tarafından binlerce yıl ya Akdeniz veya Adalar Denizi olarak anıldı. Dolayısıyla Mustafa Kemal, Dumlupınar’da “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” derken, Mersin’i veyahut da Antalya’yı değil, İzmir’i kastediyordu ki), bu sözde yatan derinliği bugün dahi pek çok kişi anlamaktan acizdir. 

6

Eski Türklerde “tört bulung" terimine için kullanılmaktaydı?

Eski Türkler, bu dört ana yön için “tört bulung” deyimini kullanıyorlar ve yönleri doğuya
yüzlerini çevirerek sayıyorlardı.

7

Türk tarihi ve kültüründe “ot tigin” unvanını taşıyan küçük çocuklar babalarının tahtına geçebiliyorlar mıydı?

Türk tarihi ve kültüründe yanlış anlaşılan bir mesele de, “ot tigin” unvanını taşıyan küçük çocukların babanın varisi ve o öldükten sonra yerine geçiyormuş gibi düşünülmesidir. Küçük oğulun baba evini alması ancak mal paylaşımı ile ilgilidir. Yoksa kanunen tahtın hâkimi o değildir.

8

Eski Türklerde ilteber, çor, irkin (erkin), ışbara, tutuk ve tarkan gibi ünvanlar kimlere veriliyordu?

Halklara yönetici olarak merkeze bağlı ilteber, çor, irkin (erkin), ışbara, tutuk ve tarkan gibi idarî unvanlar taşıyan kişiler atanmaktaydı. Ve bunlar genellikle halk içinden, erdem sahibi insanlardı. Yani yabgu ve şadların dışındakilerin hanedan üyesi olması mutlaka da şart koşulmuyordu.

9

Eski Türk hükümetinde kaç bakan vardı?

Eski Türk hükümetinde yakın zamana kadar kaç bakanın olduğu sayısı meçhuldü. Bunu ancak Çin kaynaklarının yardımıyla öğrenebiliyorduk. Fakat son yıllarda ele geçen kitabeler hükümette dokuz bakanın bulunduğunu göstermektedir. Terhin Yazıtındaki “büyük bakanların sayısı dokuz imiş” cümlesi, bize bunu en iyi biçimde anlatmaktadır. Ayrıca bu sistemin Türklerden komşu kavimlere de geçtiğini görüyoruz ve Arapça belgelerde Uygur hükümdarının dokuz bakanının bulunduğu hakkında haberler veriliyor

10

Eski Türklerde başbakan anlamında hangi sözcükler kullanılıyordu?

Eski Türklerde başbakan anlamına “İç Buyruk Başı” ve “Öge Buyruk” deyimlerinin
kullanıldığı açığa çıkıyor.

11

Kök Türk Yazıtlarından Bilge Kagan Kitabesi ile Tunyukuk Yazıtı’nın I. Taşında “Boyla Baga Tarkan” ünvanını taşıyan kişi kimdir?

Kök Türk Yazıtlarından Bilge Kagan Kitabesi ile Tunyukuk Yazıtı’nın I. Taşında “Boyla Baga Tarkan” unvanını taşıyan bir kişiyle karşılaşıyoruz. Buradaki şahsın bizatihi Tunyukuk’un kendisi olduğu sanılıyor (Gömeç, 2010). Muhtemelen Kök Türk Kaganlığı yeniden bir nizama sokulurken İl-teriş Kagan ona boy-kabile işlerini halletme görevini vermişti.

12

Eski Türk devletlerinde elçilerin vasıfları nelerdir?

Yusuf Has Hacib de Kutadgu Bilig adlı eserinde elçilerin vasıflarını çeşitli vesilelerle anlatır. Ona göre; bunlar hükümdarın yardımcısıdır ve devleti temsil ederler. İdareciler arasındaki ilişkileri düzenlediklerinden okuryazar, bilgili, devlete ve hakana bağlı, sakin, gösterişli, ağzından çıkan her kelimeyi tartan, gözü tok, dürüst, ahlaklı, kibar, içki içmeyen, sır saklayan, edebiyat, şiir, gök olayları ve tıbtan anlayan, iyi at binen, ok atan ve birtakım sporlarda maharetli kişiler olmalıdır.

13

Orta Çağlarda elçilere neden büyük önem veriliyordu?

Orta Çağlarda elçiler son derece önemli bir yere sahipti. Çünkü onlar bir şahıstan ziyade bir devleti temsil ettiklerinden dolayı, vardıkları bölgelere pek çok hediyeler götürüyorlar, kendilerine kıymetli şeyler veriliyor ve itibarla karşılanıyorlardı. İki ülke arasındaki ilişkilerin düzeyi ne olursa olsun, milletlerarası hukuk anlayışlarına göre dokunulmazlıkları
söz konusuydu.

Örnek olarak, Manas Destanı’nda “elçi turna kuşu gibidir. Ülkeler arasında serbestçe
öter. Ona yol açıktır” denir. Hükümdarlar birbirine düşman bile olsa, Türk beyleri yabancı bir ülkeden gelen bu memurları mümkün olduğunca incitmemeye özen göstermişlerdir. Dolayısı ile onların maruz kaldığı hakaret veya saygısızlık geldiği devlete yapılmış demekti.

14

Eski Türklerde “tamgaçı” denilen memurların görevi neydi?

“Tamgaçı” denilen memurlar bir nevi devletin yazışmalarını kaleme alan ve mühürleyen görevlilerdi. Bu itibarla sadece dışişlerinde değil, her kademede kendilerinden yararlanılmıştır. Mesela 6. yüzyılın 2. yarısında Kök Türk ülkesine gelen Zemarkhos’la birlikte Bizans imparatorluğuna giden heyetin başkanlığını Tamga Tarkan unvanlı bir kişi yaparken 7. asrın ilk yarılarında Tonga Yabgu’yu ziyaret eden Hsüan Tsang’ın yanına bir tamgaçı verilmişti. Yine meşhur Köl Tigin’in cenaze merasimine katılanların arasında “On Okların Türgiş kaganından Makaraç Tamgaçı ile Oguz Bilge Tamgaçı” unvanlarını taşıyan iki zatı görmekteyiz.

15

Eski Türk hükümetlerinde adalet işine bakanlara ne denirdi?

Hükümetin bir diğer üyesi ise adalet işlerine bakan buyruklardır. Bunun için görevlendirilenlere “yarguç” veya “yargan” denmekteydi. Hunlar çağından itibaren devlet kademesinde bir nevi hâkimlik yapan bu memurların varlığından haberdarız. Hatta Türk kelimesinin anlamı bile töre/yasa ile ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla tarihin her döneminde adalete riayet eden Türklerde bu işlerle ilgilenenler de öyle sıradan şahıslar değildi.

16

Eski Türk devletlerinde yabancılara nasıl davranılırdı?

İnsanlara insan oldukları için adaletle davranmayı kendilerine ilke edinen Türk idarecilerin ülkeleri, memleketlerinde baskıya maruz kalan her türden insanların da sığınağıydı. Mesela İspanya’da 1492’lerde, “ya Katolik olursunuz ya da bütün erkeklerinizi yakarız” diye Yahudilere büyük bir baskı başlayınca, onlar soluğu Türk vatanında almışlardı. Sultan Bayezıd, “Osmanlı ülkesinin kapılarının ezilen bütün insanlara açık olduğunu” söylemiş, arkasından gemiler gönderip Yahudileri Türk yurduna getirmişti. Türk toplumunda esirlere bile insanca muamelede bulunuluyor, halkın güvenini kazandıkları takdirde, sanki
onlardan birisi oluyorlardı. Çoğu zaman bu kişiler ülkelerine dönme fırsatını bile yakaladıkları halde, buna tenezzül etmiyorlardı.

17

Eski Türklerde “Sü Başı” kimlere denirdi?

Türk askeri literatüründe birçok rütbeler ve askeri terimler olduğundan, bunları ortaya koymak biraz çetin ise de, en büyük askeri komutanın Türkçe unvanının “Sü Başı” (Apa Tarkan veya Kara Çor) olduğunu ve Sü Başılık görevlerini savaşlarda genellikle kaganların veya tiginlerin üstlendiğini biliyoruz. Mesela 710 senesindeki Türgiş seferinde,
Kök Türk hükümdarı Kapgan’ın oğlu İni İl Kagan Sü Başılık yapmıştı.

18

Eski Türk devletlerinde “tudun” unvanlı kişilerin görevi neydi?

Eski Türklerde “tudun” unvanlı kişiler tahsildarlık yaptıkları gibi, komutan da olabiliyorlar ve mevkileri de il-teberden sonra geliyordu. Kök Türk tarihinden hatırlayacağımız üzere, mesela Bilge Kagan 718 yılı başlarında, ayaklanan Karlukların üzerine Tudun Yamtar’ın idaresinde bir ordu gönderdiğini yazıtında anlatır.

19

Eski Türklerde devlet çadırının dört direği neyi temsil etmektedir?

Devlet çadırının dört direği vardır ki, bunlar şunlardır: Doğruluk, için ve dışın temizliği, saf olmak ve metanet. Dolayısıyla vezir Tanrı’nın kullarına dürüst davranmalıdır. İffetli, günahtan kaçınan, memleketin namusunu koruyan, temkinli bir kişi olmalıdır” deniyor.

20

Eski Türklerde devlet vazifelilerinin sahip olmaları gereken 4 vasıf nedir?

Eğer devlet vazifelileri başkalarının laflarına uyarsa yanlışa düşerler”, dedikten sonra, bu tür idarecilerin dört vasfa sahip olmalarını belirtir ve onlar da şudur: Bir, akıl ve ileri görüşlülük. İki, asalet ve soy temizliği (arı/silik). Üç, asker ve halka karşı hoş görüşlülük. Dört, uzlaşmacı ve sabırlı oluş.

Ünite 4 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç