AÖF Soru Bankası
TAR232U · Ünite 8

Genel Türk Tarihine Giriş

  • 20 soru-cevap
  • Türk Kültürü ve Tarihine Giriş
1

Türklerin tarihi yurdunda kurulan Türk devletleri hangileridir?

Söz konusu başlıkta Asya Hunları, Ak Hun-Avar Devleti, Kök Türk Kaganlığı, Uygur Kaganlığı ve Kırgız Hanlığı konuları örnek verilebilir. 

2

Hun tarihinin en kudretli ve meşhur hakanı kimdir? Nasıl Türk halkının idaresini üstlenmiştir?

Hun tarihinin en kudretli ve meşhur hakanı, Börü Tonga (veya Tokta/Mo-tun) Yabgu’dur. Babası Tu-man (belki Tümen?), kendinden sonra hükümdarlık için onu değil üvey kardeşini varis göstermiş (Yıldırım, 2010; Gömeç, 2015a), Börü Tonga da (Tokta/Mo-tun) emrindeki bir tümen kuvvet ile harekete geçerek babasını devlet tarafından gerçekleştirilen bir sürek avında ortadan kaldırıp M.Ö. 209’da Türk halkının idaresini üstlenmiştir.

3

Hunlar hangi boyların ittifakından oluşmaktadırlar? İlk kez tarihi kaynaklara hangi olayla geçmişlerdir? 

Karluk, Basmıl, Türgiş, Kırgız, Oguz, Çik, Çigil, Tarduş, Uygur gibi Türk boylarının ittifakı neticesinde teşekkül eden Hunlar, kaynaklarda ilk defa siyasi bir devlet biçiminde M.Ö. 318 tarihinde, Çin’in kuzeyindeki bazı yerel hanedanların, bu sırada en kuvvetli Çin devleti olan Ch’inlere saldırmak amacıyla Hunları da yanlarına almak istemeleri sebebiyle yapılan bir andlaşma vesilesiyle geçerler (Moravcsik, 1952; Kafesoğlu, 1983; Franke, 1930; Ligeti, 1982). Ama bazılarının sandığı gibi bu, Türk-Hun Devletinin M. önce 4. asırdan evvel olmadığı anlamına gelmez. Türk tarihinin bu döneme ait problemi, M.Ö. 2400’lerden 318 yılına kadarki zaman zarfında yaşanan hadiseler ve Türk hakanlarına dair yeterince bilginin olmamasıdır.

4

Türklerin millet olma şuuruna erişmesi bağlamında Kök Türk Kaganlığının rolü nedir?

Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletine de adını veren tarihteki Kök Türk Kaganlığı, Türklerin millet olma şuuruna eriştiği en yüksek siyasi teşekküldür. Kök Türk Kaganlığının temelini oluşturan Börülüler soyu, kurdukları devlete kimsenin itiraz etmeyeceği bir ismi koydular. Elbetteki Kök Türk birliğinin içerisinde yukarıda saydığımız pek çok Türk boyu yer alıyordu. Bu kaganlığı meydana getiren adı geçen kabilelerin hepsinin ataları Türk ismini taşıyor ve bunu herkes biliyordu. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda da halkın esas
kütlesi Türklerin Oguz-Türkmen boyu olmakla birlikte, sınırlar dâhilinde Türkmenlerin haricindeki Türk gruplarına da rastlamak mümkün idi. Büyük Atatürk, isteseydi yeni kurulan bu devletin adını Türkmen Cumhuriyeti olarak verdirebilirdi, ancak o da tıpkı Kök Türk atalarımız gibi aynı kök, aynı kültür ve aynı tarihi kaderi paylaşanların onurla taşıdığı bir siyasi adı yani Türk’ü tercih etmiştir.

5

Bir Kök Türk tigini ve Türk tarihinin en büyük kişilerinden olan Kür Şad’ın isyanı nasıl gerçekleşmiştir?

T’ang imparatorunun muhafız kıtasında kendisine vazife bile verilen Kür Şad’ı Çinlilerce sağlanan ve sunulan hiçbir şey kandıramamış, tutsaklıktan kurtulmak için gizliden gizliye
çalışmaya başlamıştı. Kür Şad ve kırk Türk ileri geleni aralarında, herkesten habersiz bir toplantı yapıp, başkentteki tutsak Türk beylerini kurtarma plânını uygulamaya koydular. Düşünceleri kısaca şuydu: Bazı geceler yanındaki korumalarıyla saray kapısını açıp dışarı çıkan veliahtı kollayarak saraya girip imparator T’ai-tsung’u esir alıp Çin’den kaçmak hedefleniyordu. Ayrıca Tuglu’nun oğlu Koruk’u (veya Ulug/ Ho-lo-ku) Ötüken’e götürerek kagan yapmaya ant içtiler. Ama plânın tatbik olunacağı gece ansızın bir fırtınanın kopması, bütün işleri alt üst etmişti. Zaman zaman sokaklarda gezen veliaht (veya imparator), fırtına yüzünden o gece dışarı çıkmadı. Karardan vazgeçmenin tehlikeli olabileceğini düşünen, Türk tarihinin bu gözü pek yiğitleri saraya yürümeğe karar verdiler. Birçok muhafızı öldürdükten sonra imparatorun kapısına dayandılar. Fakat bu
sırada dışarıdan yardıma koşan ordu ile baş edemediler. Çinlilerin kılıçlarından kurtulan birkaç kişi ile birlikte Kür Şad, imparatorun ahırından atlar alıp Wei Irmağının kıyısına kadar ulaştı. Ama fırtına ve yağmurdan dolayı kabaran nehri geçmeyi başaramadılar. Irmak ve ordu arasında sıkıştılar. Burada teslim olmaları bile söylenmeden, oklandıktan sonra başları kesilerek öldürüldüler.

6

Kür Şad’ın isyanı sonrasında Çinlilerin nasıl uygulamaları oldu?

İsyanın arkasından Çin’de büyük bir Türk avı başladı. İsyana katılanların yakın akrabaları birer birer yakalanıp, idam olundu. Kür Şad’ın da bütün ailesi tutuklanıp, katledildi. Belki de imparator, babası Tuglu (T’u-lu/Togru/Törü) ile yaptığı dostluk anlaşmasından dolayı, sadece yeğenini bağışlamıştı. Çin kaynaklarında aynen anlatılan bu hadise sonuçsuz kalmadı. Çinliler bu olayın tekrarlanmasından çok korktular. O yüzden sınırlarını korusunlar diye, Çin’deki Kök Türklerin Sarı Nehri geçmelerine izin verdiler (Atsız, 1934; Liu, 1958; Chang, 1968; Gömeç, 2018f). Böylece Kür Şad’ın ihtilal hareketi ileride vuku bulacak isyanların da temelini oluşturdu. Kanaatimizce Kür Şad’ın bu fedakârlığını unutmayan Türkler devlet, vatan ve millet için hayatını feda eden kişilerin ardından “kırklara karıştı” deyimini söyleyerek, hatıralarını da sonsuza kadar yaşattılar.

7

Uygur ismi Türkçe belgelerde ilk kez ne zaman yer almıştır?

Uygur ismi Türkçe belgelerde ilk defa 716 senesinde Uygurların, Kök Türk Kaganlığına baş kaldırmaları sebebiyle Bilge Kagan Yazıtında geçer. Adın anlamı ve etimolojisi hakkında çeşitli görüşler varsa da; umumiyetle “uyanlar, bir araya gelenler, akrabalar, müttefikler” anlamını taşıdığı kabul edilir. Uygur adının siyasi bir isimden daha ziyade, kabile ve bölge adı olarak kullanıldığı yolunda görüşler vardır ki, bu muhtemelen doğrudur. Çünkü Uygur ismi hiçbir vakit bütün Türkleri kapsayan bir terim yerine geçmedi. Yine Kök Türkçe kitabeler ve Çin kaynaklarından öğrendiğimize göre, Uygurların tarih sahnesine çıktıkları ilk yurtlarının Selenge Nehrinin doğu kısımları ve Bayırkuların kuzeyinde olduğu da görülmektedir.

8

Bugünkü Türk dünyası hangi Türk devletine dayandırılabilir?

Bugünkü Türk dünyasının tamamı Kök Türklerin torunudur. Akrabalık açısından Tuva, Altay ve Hakas çevresi daha yakın gibi görünüyorsa da Türkiye Türkleri millî karakter ve bağımsızlık yönünden onların takipçisidir.

9

Mani dininin Türk sosyal hayatı üzerindeki etkileri nasıldır?

Mani dininin Türk sosyal hayatına yararları dokunduğu gibi, zararları da oldu. Bu inanışın birçok ilkesi Türklerin tarihî hayat tarzlarına uymamaktaydı. Özellikle canlılara zarar vermek günah sayıldığından fütûhat ruhunu öldürüyordu. Uygurlar böylece şehir hayatının rahatlarına da alışmışlardı. Bunların dışında, Uygurların sonradan ilim, edebiyat, ticaret ve diğer san’atlardaki başarılarının bu dine girmeleriyle mümkün olduğuna dair fikirlerin ileri sürülmesi ise müspet neticeleri arasında sayılabilir.

10

Uyguların Türklerin inanç sistemleri üzerindeki etkisi nasıl olmuştur?

Türkler, Uygur hanedanlığıyla birlikte hızlı bir din değişikliği içerisinde de kendilerini buldular. Budizm, Maniheizm hatta Hristiyanlık gibi yerleşik toplum inançları onları farklı yaşamaya, hakikatte miskinliğe itti. Bozkırın zor hayat şartlarına, bu inandıkları dinlerin gereği olarak boyun eğiyorlardı. Hâlbuki Kök (Ulu) Tengri’ye inanan Türk, tabiatın hiçbir olumsuzluğuna sırf Tanrı’nın takdiridir diye bakmıyor, bilakis onunla sonuna kadar savaşıyordu. Bu itikatlar onun kolunu-kanadını bağladı; peşinen yenilgiyi kabullenmesine sebep oldu.

11

Kırgız Türklerinin yaşadığı bölgenin idari mekanizmalarına nasıl bir yansıması oldu?

Daha Hunlar devrinde, Türk-Hun birliği içerisinde gördüğümüz Kırgız Türkleri, sonradan Kök Türklerin, arkasından da Uygurların idaresi altında yaşadılar. Fakat bulundukları devletlerin yapısında her vakit huzursuzluk çıkardıkları bir gerçektir. Ne uzun bir vakit kendileri devletleşebildi, ne de başkalarını kabullendiler.

Dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar bir devlet kurma peşine düşmeyen Kırgız Türkleri, Uygurların idaresine de muhalefet ettiler. Bunun sebebi, bir ihtimal onların hayatlarını geçirdikleri bölgeden kaynaklanıyordu. 7 ve 8. asırlarda Türk topluluklarının coğrafyasına baktığımızda Kırgız Türkleri her şeye rağmen en kuzeyde yaşayan gruptur. Kısaca
bu topraklar merkezi Türk kabilelerine oldukça uzaktır. İklime bağlı zor hayat şartları, Çin, Bizans ve İran gibi devrin güçlü ülkeleriyle doğrudan temasa geçilememe gibi birtakım nedenler yüzünden Kırgız beyleri belki kendilerinden beklenen devlet yapısını veya idari mekânizmayı oluşturamadılar.

12

Doğu Avrupa'da kurulan Türk Devletleri hangileridir?

Avrupa Hunları

Avrupa Avar Kaganlığı

Hazar Kaganlığı

Bulgar Hanlıkları

13

Attila’dan (Ata İllig) nasıl vefat etmiştir?

Düşmanları Roma'yı dize getiren ve askerlerini dünyanın diğer krallarıyla eşdeğer gören Attila’dan (Ata İllig) kurtulmanın başka bir yolunu buldular. Avrupa’nın Germen asıllı en güzel kızlarından birini ona zevce olarak yolladılar. Attila (Ata İllig), 453 senesinde altmış yaşlarındayken bazenn kaynaklarda adı farklı biçimlerde yazılan ve özellikle Germen destanlarına Hildegund diye yansıyan, İldiko (İldico) isimli bu kız tarafından düğün gecesi zehirlenmek suretiyle öldürüldü. Ama bazı Batılılar onun bir iç kanama geçirdiğini, boğazına dolan kan yüzünden boğulduğunu anlatırlar. Ayrıca yatak odasına giren görevlilerin bu İldiko’yu Attila’nın (Ata İllig) cesedinin başında ağlarken buldukları söylenir. Fakat
Pricus’tan sonra yazılan pek çok belgede onun bıçakla öldürüldüğü veya zehirlendiğine atıf vardır.

14

Attila’nın (Ata İllig) sağladığı birlik ve üstünlük çocukları tarafından neden sürdürülemedi?

Attila’nın (Ata İllig) sağladığı birlik ve üstünlük maalesef ondan sonra devam etmedi. Daha doğrusu çocukları bunu sürdüremediler. Bunun çeşitli sebepleri vardır: Kardeşler
arasındaki taht mücadeleleri ve kabilelerin öne çıkma kavgaları, bazı Hun beylerinin menfaat için ihanetleri, bunu fırsat bilen Romalı ve diğer Avrupalı kavimlerin saldırıları, ayrıca yerleşikliği pek düşünmemiş olmaları Attila (Ata İllig) Türklerinin varlıklarına son veren etkenlerdendir.

15

Hazar Kaganlığında inanç sistemi nasıldır?

Bugün 8. veya 9. asırda Bulan Hakan çağında Museviliği kabul ettiği sanılan Hazarların kalıntısı olarak Karaim Türklerini görmekteyiz ve bunlar Türkiye de dâhil olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerine dağılmıştır. Esasında Hazar Türklerinin, Karaim mezhebini seçmeleri de tamamen siyasi amaçlıdır. Onların komşuları olan Hristiyan ve Müslümanlara muhalefet için bu inanca girdiklerini, Arap ve Bizans etkisine karşı bir oyun olduğunu, bu dinin Hazar Kaganlığında gerçekten benimsenmediğinin altı çizilmektedir (Margoliouth,
1918; Abû Hayyan, 1931; Kaplan, 1954; El-Belazurî, 1987; Klyaştornıy-Sultanov, 2003; Mesudi, 2004; Verdnadsky, 2009; Gömeç, 2014a; Gömeç, 2020b; Özcan, 2019). Mesela Hristiyanlıktaki bazı şeyler Türklere ters olduğundan buna da sıcak bakmamışlardı. Bunun en bariz göstergesi, 8. yüzyılda Hazar Türklerinin “bir yaratıcı Tanrı” tanıdıkları, Hristiyanların “üçlü inancına” karşılık, onların tek Tanrıya taptıkları kaynaklarda yazılıdır.

Hazar Kaganlığının içerisinde Müslümanlık, Hristiyanlık, Yahudilik ve Kök (Ulu) Tengri İnancı birlikte varlıklarını sürdürebiliyorlardı. O zamanki idareciler öyle bir
sistem kurmuşlardı ki, bütün bu halkın dini işleri gayet iyi yürümekteydi. Kaganlıkta, devletin hukuki işlerine bakan yedi hâkimin (kadı) olduğundan söz ediliyor. Bir kadı Kök (Ulu) Tengri’ye inananlara (yahut da eski Türk dinine), geri kalan ikişer tanesi de diğer dinlerde olanlar için görevlendirilmişlerdi.

16

Bulgarların kökeni hususundaki umumi görüş nedir?

Bulgarların kökeni hususunda umumi görüş, onların Batı Tölös-Ogur gruplarından oldukları ve Avrupa Hun Devletinin çöküşü üzerine Attila’nın (Ata İllig) küçük oğlu İrkin’e (İrnek) bağlı Türk ailelerinin Karadeniz’in kuzey-batı taraflarına gelerek, burada bir il oluşturduğu yolundadır. Esasında Bulgar isminin anlamı da bunu doğrulamaktadır (Howorth, 1882; Vasiliev, 1943; Feher, 1943; Ögel, 1971; Kafesoğlu, 1985; Klyaştornıy, 1985; Gömeç, 2004c; Gömeç, 2014c; Gömeç, 2015b). Ayrıca bir Rus kroniğinde de, İrkin’in Bulgar hükümdâr ailesinin atası olarak gösterildiği söylenmektedir.

17

Bulgarlar'ın Türk tarihi bağlamındaki önemi nedir?

Doğu Avrupa ve Balkanlarda Oguzlar veya Anadolu Türkleri haricinde tutunabilen ve tarihteki adlarıyla günümüze kadar gelebilen bir Türk boyu olması itibarıyla Bulgarlar  önemlidir.

18

Rus topraklarına sürdürülen Kıpçak akınlarının amacı nedir?

Ruslara oranla çok üstün bir askeri kuvvet meydana getirmekle beraber, Kuman-Kıpçaklar hiçbir zaman Rusları ortadan kaldırma veya onlar üzerinde tam bir baskı kurmayı denemediler. Rus topraklarına sürdürülen Kıpçak akınları yağma ve belirli bir menfaat elde etmeden öteye gitmedi.

19

Kuman-Kıpçaklar'ın RUs tarihindeki tesiri nedir?

Kuman-Kıpçaklar büyük bir devlet kuramadılar. Onlara değişik boy beyleri veya aileler önderlik etti, fakat yaşadıkları coğrafya itibarıyla Rusya’ya, Bizans’a ve Kafkas kavimlerine
tesir yaptılar. Bir zamanların Peçenekleri gibi, Rusların Dnepr boyunca Karadeniz’e inmelerine engel oldular. Onlar Rusya tarihini başka bir açıdan da etkilediler. Güneydeki knezler baskıya maruz kalınca, buradaki Ruslar daha emin olan kuzeye, Suzdal bölgesine kaçtılar. Eski İskandinavya- Bizans ticaret yolu da önemini yitirdiğinden dolayı, Kiev Rusyası geriledi.

20

Türk camiasında Oğuzlar ve Kırgızlar hangi yönleriyle birbirlerine benzerler?

Türk camiasında Oguzlar ve Kırgızlar birbirlerine benzeyen ilginç kabilelerdir. Her iki Türk boyu da 9-10. yüzyıllara kadar ne bağımsız bir Türk devleti kurmayı denemişler, ne de içinde bulundukları siyasi teşekküllere huzur vermişlerdir. 

Ünite 8 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç