AÖF Soru Bankası
TAR303U · Ünite 6

Dış Politika’da Zor Yıllar: II. Abdülhamid’in Dış Politikası

  • 46 soru-cevap
  • Osmanlı Tarihi (1876-1918)
1

Osmanlı Devleti’nin 19. Yüzyıl boyunca dış müdahaleye açık hale gelmesine sebep olan şey nedir?

1798 yılında Napolyon’un Osmanlı Devleti’nin en önemli topraklarından biri olan Mısır ve ardından Suriye’yi işgal girişimi, Osmanlı diplomasisinde yeni bir dönemi başlatmıştır. O tarihe kadar yabancı devletler ile ittifak yapma konusunda isteksiz duran, büyük zorunluluk ol­madıkça hiç yanaşmayan Osmanlı devleti artık ittifakların içine girmek mecburiye­tinde kaldı. Topraklarını tahliye etmek için geleneksel politikalarından vazgeçerek Ingiliz ve Ruslar ile “üçlü ittifak”a rıza gösterdi. Bu süreç Osmanlı Devleti’nin 19. Yüzyıl boyunca dış müdahaleye açık hale gelmesine sebep oldu.

2

19. yüzyılda Osmanlı diplomasisinde hangi ülkeler devre dışı kalmış hangi ülkeler önem kazanmıştır?

Osmanlı Devle­ti’nin “kadim dost/eski dost”u olan Fransa, Osmanlı politikalarında devre dışı kal­dı. Kısa süre İngilizler ile Ruslar birlikte; uzun süre de İngilizler Osmanlı diploma­sisinde ön plana çıktı.

3

Avrupa'nın eski dönem siyaseti nedir?

Büyük devletlerin kendi veya daha küçük devletleri de yanlarına çe­kerek yaptıkları, saldırı veya savunma amaçlı mutabakat ya da anlaşmalara ittifak denilmekteydi ve eski Avrupa siyasetini temsil ediyordu.

4

Eski Avrupa diplomasisi nasıl ve neden değişmiştir?

1815 Viyana Kongresi’nden itibaren Avrupa’nın kendi içinde de yeni bir dönem başladı. Avrupa’nın eski dönem diplomasisi yani ittifaklar sistemi de dönüştü. Viyana Kongresi’nden 1873 yılına kadar bu türden ittifaklar yapılmadı. Bu süreçte Avrupa iç sorunlara, ih­tilallere, kısmen de ikili mücadelelere veya Almanya’da, İtalya’da oluşan birliklere sahne oldu. Bu dönemde eski “ittifaklar sistemi” yerine statükoyu korumayı amaç­layan “Avrupa Uyumu” diye isimlendirilen bir işbirliği ve istişare süreci başladı.

5

Avrupa Uyumunun en güzel örnekleri hangileridir?

Kı­rım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı desteklenmesi ve 1856 Pa­ris anlaşması ile neticelenmesi Avrupa Uyumu’nun en güzel örneklerindendir.

6

19. yüzyılda Avrupa'da gelişen bloklar hangileridir?

  • 1873 yılında Avusturya, Rusya ve Almanya’nın oluşturduğu “Üç İmparator Ligi”.
  • 1879 tarihinde Almanya- Avusturya ikili ittifakı.
  • 1881-1887 yılları arasında Avusturya-Almanya-ltalya üçlü ittifakı.
  • 1887 yılında Rusya-Almanya ittifakı.
  • 1892 yılında Fransız-Rus ittifakı.
7

19. yüzyılda İngiltere'nin yaptığı en önemli ittifaklar hangileridir?

İngiltere zaman zaman Avrupa devletleri ile ittifak denemelerine girdi ise de sonuç alamadı. Bu süreçte dikkati çeken en önemli ittifakı, 1878 yılında Osmanlı Devleti ile Kıbrıs Anlaşması, 1902 yılında da içeriği itibarı ile Rusya’ya karşı Japonya ile yaptığı ittifaktır.

8

1878 Berlin anlaşmasından sonra masaların ana konusu nedir?

Özellikle 1878 Berlin anlaşmasından sonra bütün bloklaşma ve uzaklaşmalarda “şark meselesi/doğu sorunu” yani Osmanlı topraklarının paylaşımı problemi diplomasi masa­larının ana konusuydu.

9

Osmanlı Devleti 19. yüzyılda nasıl bir etnik yapıya sahipti?

Osmanlı Devleti bu yüzyılda da Avrupa, Asya ve Afri­ka’da geniş topraklara sahip olduğu gibi, dünyanın en zengin dini ve etnik çeşitli­liğine de sahipti. Müslüman Türkler, Araplar, Kürtler, Çerkezler, Arnavutlar ve Boşnak­ların yanı sıra Ortodoks Hıris­tiyan olarak Rumlar, Bulgarlar, Sırplar, Romenler de Osmanlı vatandaşları idi. Ayrıca Gregoryen ve Katolik Ermeniler, Ka­tolik Marunîler ile Hırvatlar im­paratorluk dahilinde önemli bir yekûnu oluşturuyorlardı. Bunu dışında yine Osmanlı va­tandaşı olan, İspanya göçmeni Sefarad Yahudileri ile Arapça konuşan Yahudi gruplar da bulunmaktaydı. Bu dini ve et­nik çeşitlilik burada sayılma­yan diğer heterodoks Müslü­man ve Hıristiyan guruplar ile daha da büyümekteydi.

10

II. Abdülhamid tahta çıktığında hangi savaşlar vardır ve bu durum onu nasıl bir siyaset izlemeye itmiştir?

II. Abdülhamid tahta geçtiğinde Osmanlı Devleti savaş halinde idi (Osmanlı-Sırbistan, Karadağ Savaşı). Bu savaşın sorumlusu olmamasına rağmen uluslar arası sis­tem Osmanlı Devleti’ne hiç beklemediği teklifler ile yaklaştı. Bu ilk tecrübe yeni padişahın hiçbir tarafa dayanmadan bir denge politikası izlemesi gerektiğini öğret­ti.

11

1876-1909 döneminde  Abdülhamid'in  dış politikada takip edilen prensipleri hangileridir?

Abdülhamid hem devletin içinde bulunduğu durumu ve hem de eski mütte­fiklerin aldıkları pozisyonları dikkate alarak, gelenekçi çizgide ama şartlara göre şekillenebilen yeni bir dış politika takip etmeli idi. Bu çerçevede onun dönemin­de (1876-1909) dış politikada takip edilen prensipleri şöyle sıralamak mümkündür.

  • Bloklardan Uzak Durup, Tarafsız Kalmak 
  • Devletler Arası Rekabetlerden İstifade Etmek
  • Savaştan Uzak, Diplomasi ve Savunma Eksenli Politika Yürütmek
  • İç ve Dış Politikayı Birlikte Yürütmek
12

Devletler Arası Rekabetlerden İstifade Etmek prensibi nedir?

II. Abdülhamid denge politikası takip etmekle birlikte, barış zamanlarında başka devletler ile de ittifak yapabilece­ğini zaman zaman ima etmesi Avrupalı devletler tarafından da kaygı ile karşılan­maktaydı. Bu kaygıları gözlemleyen II. Abdülhamid de bunu siyasi bir enstrüman olarak kullandı. Osmanlı topraklarına yönelmiş paylaşım arzuları ve bu konudaki rekabeti birbirine karşı kullanarak devletin ömrünü uzattı.

13

Savaştan Uzak, Diplomasi ve Savunma Eksenli Politika kapsamında neler yapılmıştır?

Askeri yatırımlara hız verildi, modern askeri okullar açıldı, silah sistemi yenilendi, Çanakkale, Trablusgarp ve benzeri stratejik yerlerde güçlü istihkâmlar yaptırıldı. Bu arada iç güvenliğin sağlanmasına dönük tedbirler alındı. Özellikle Doğu Anadolu, Trablusgarp ve Yemen’de kurulan Hamidiye Alayları, hem devletin gücünü hissettirdi hem de güvenliğin sağlanmasına önemli katkılar sağladı.

14

1897 yılında yapılan Osmanlı Yunan savaşının özelliği nedir?

Bütün bu tedbirlere rağmen mümkün mertebe askeri güç kullanmaktan kaçınan II. Abdülhamid, Tunus’un Fransızlar; Mısır’ın İngilizler tara­fından işgali karşısında savaş yerine diplomasiyi yeğledi. Bunun tek istisnası 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’dır. Yunanlıların adalarda Müslüman Türk unsuruna karşı giriştikleri baskı, zu­lüm hatta katliamlar karşısında kayıtsız kalınması, II. Abdülhamid’in hem merkezi­yetçi ve hem de hilafet politikalarına aykırıydı. Ayrıca bu savaş bir noktada uzun za­mandır Almanların katkısıyla modernleştirilen Osmanlı ordusunun da denenmesi anlamını taşıyordu. Nitekim bu ordu savaş meydanında zafer elde etti, fakat sava­şın sonunda Osmanlı hükümeti diplomaside bu zaferi sürdüremedi.

15

1880'den  İç politika uygulamaları nasıl değiştirilmiştir?

1880’lerden sonra Osmanlı iç politika uy­gulamaları da II. Abdülhamid’in karakterine uyumlu hale getirildi. II. Abdülhamid Osmanlı-Rus Savaşı’mn akabinde parlamentonun tatil ederek mutlak monarşiye ve muhafazakâr iç politikalara geri döndü. Hükümet ve bürokrasi üzerinde mutlak hâkimiyet kurarak, bu yolla dış politikayı da bizzat kendisi ele aldı. Hükümetin iç ve dış işlerine dair bütün uygulamalarına en ince teferruatlarına kadar karıştı ve yönlendirdi. Bu maksatla Yıldız sarayında oluşturduğu uzmanlar gurubundan ve tecrübeli devlet adamlarından yararlandı. Her ne kadar yönetimde mutlakıyeti esas aldı ise de her konuda danışmanlarından raporlar istedi. Özellikle içerde dış mü­dahaleye sebep olacak olaylardan kaçındı ve böylesi durumlarda, sadrazam veya kabineyi değiştirerek dış dünyaya mesaj verip mümkün olduğunca müdahaleleri en aza indirdi.

16

Hilafet ilk kez hangi Uluslararası belgeye girmiştir?

Rusya ile Osman­lıDevleti arasında yapılan 1774 Küçük Kaynarca anlaşması ile ilk kez hilafet, Müs­lüman bir devlet ile Hıristiyan bir devlet arasında imzalanan uluslar arası bir belge­ye girdi ve uluslararası hukukta yerini aldı.

17

II. Abdülhamid mali konularda nasıl bir politika izlemiştir?

Osmanlı borçlanmasının yarattığı felaketler ve Duyun-i Umûmiye idaresinin kurulup (1881), adeta Osmanlı maliyesini rehin alması II. Abdülhamid’i mali konu­larda da ihtiyatlı davranmaya itti. 1875 yılında yaşandığı gibi yeni bir mali iflas, devletin bağımsızlığını zedeleyecekti ve bu yüzden olabildiğince borçlanmadan uzak durdu. Yabancılara iktisadi imtiyazlar verirken de seçici davrandı. İngiliz ser­mayesine aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin üzerinde İngiliz nüfuzunu da arttıra­cağı düşüncesi ile sıcak bakmaz iken, Alman sermayesinin Osmanlı topraklarında yatırım yapması için gayret gösterdi. Yaptığı anlaşmalar ile dış ticarette yeni alan­lar belirlemeye çalıştı.

18

Hilafetin ilk kez uluslararası bir belgeye girmesindeki amaç nedir?

Savaşta galibiyet elde eden Rusların Osmanlı idaresindeki Ortodoksları himaye girişimleri karşısın­da; Osmanlılar da, halifelik makamıyla Rus hâkimiyeti altındaki Müslümanların ha­miliğini üstlenerek bir denge oluşturmaktı. Osmanlı Sultanları bu tarihten sonra devletin zayıflamasına paralel olarak, gerek içerde birlikteliği ve gerekse dışarıda­ki Müslümanlar ile dayanışmayı sağlamak adına hilafete sık sık vurgu yapmaya başlamışlardı.

19

Dinî milliyetçilik düşüncesi ile Osmanlı Devletinde neler yapılmıştır?

1876 anayasasına konan üç ve dördüncü maddeler, Osmanlı Sultanı’nın, Osmanlı tebaası­nın padişahı ve aynı zamanda da bütün Müslümanların da halifesi olduğunu ön­görmekteydi. Anayasaya konan bu maddeler ile hem Osmanlı hâkimiyetinde ve hem de İngilizler başta olmak üzere başka güçlerin hâkimiyetindeki Müslümanla­rın milliyetçi duygular yerine, dinî duyguları harekete geçirilmesi amaçlandı. Baş­ka bir ifade ile 19. Yüzyılda her tarafta etkili olmaya başlayan “milliyetçilik fikirle­ri” karşısında, adeta bir “dinî milliyetçilik” düşüncesi ile karşı konulacaktı.

20

Sultan II. Abdülhamid İslam Birliği Siyaseti ile neyi hedefliyordu?

Sultan II. Abdülhamid bu siyaseti ile şunları hedefliyordu:

  • 1878 Berlin Kongresi’nden sonra, Osmanlı Devleti’ni bölüşmeye niyetlenen Avrupa devletlerinin kendi müstemlekelerindeki Müslüman tebaaya ilgi gös­tererek onların Osmanlı hilafetini benimsemelerini sağlamak. Böylece İngil­tere, Rusya ve diğer Batılı devletlerinin hâkimiyeti altındaki Müslümanları etkilemek suretiyle, emperyalist güçler üzerinde baskı kurmak.
  • Anayasa ile teminat altına alınmış “hilafet kurumu’’ ile hem Osmanlı Devle­ti dâhilinde ve hem de haricindeki Müslümanlar arasında dayanışmayı, bir­liği ve yardımlaşmayı sağlamak.
21

Hicaz Demir yolları projesi mali olarak nereden destek almıştır?

Osmanlı hâkimiyeti dışındaki Müslümanlara maddi yardımlar yapma imkânı bulunmayan II. Abdülhamid, zannedilenin aksine- onlar üzerinde kurdu­ğu manevi nüfuz sayesinde, onlardan maddi destek sağladı. Nitekim II. Abdülha­mid’in İslam Birliği politikalarının en büyük yatırımı olan Hicaz Demiryolu proje­si, dünya Müslümanlarının maddi katkıları ile yapıldı.

22

Yaşanılan hangi olaylar Mısır'da  II. Abdülhamid lehine yayın yapılmasına neden olmuştur?

Fiilen İngiliz işgaline düştüğü 1882’den itibaren Mısır II. Abdülhamid’e kar­şı muhalefetin de merkezi haline getirildi. Ingilizlerin himayesinde, burada rahat­lıkla faaliyet gösteren muhalifler arasında, Ingilizler, Fransızlar, Ermeniler, Rumlar, Suriyeli müslüman ve gayr-i müslim gazeteciler yer aldı. Hatta Mısır, “Osmanlı hi­lafeti” yerine “Arap hilafetini” diriltmek isteyen İngiliz Wilfrid Scawen Blunt’un faaliyet merkezi oldu. Bu faaliyetler ters tepki doğurdu ve Mısır’da Ingilizlere karşı II. Abdülhamid’in politikalarını savunacak Mustafa Kamil gibi liderler ortaya çıktı. Özellikle İngiliz işgalinin kalıcı olduğu anlaşıldıktan sonra Mısır, İslam Birliği siya­setinin adeta ikinci ayağı oldu. Gerek Ezher ulemasının desteği ve gerekse Mısır Fevkalade Komiseri Gazı Ahmet Muhtar Paşa’nm gayretleri ile Mısır’da birçok ga­zete, II. Abdülhamid ve politikaları lehinde yayınlar yapmaya başladı.

23

Matbuat-i Ecnebiye Müdürlüğü neden kurulmuştur?

Tunus’un Fransızlar; Mısır’ın Ingilizler tarafından işgali üzerine; işgalciler konumlarını meşrulaştırmak için II. Abdülhamid aleyhinde yo­ğun propaganda başlattılar. İngiliz ve Fransız basını başta olmak üzere dış basın­da II. Abdülhamid ve Osmanlı Devleti aleyhinde yapılan yayınlar ve çizilen kari­katürler hayli arttı. Osmanlı Hariciye Nezareti, 1882 yılı sonlarında Sultanın dikka­tini konuya bir kere daha çekerek yeni düzenlemelerin yapılmasını istedi. Nitekim 1883 yılı başlarında dış basını takip edecek, devletin ve padişahın imajını zedele­yici yayınları tekzip edecek olan Hariciye Nezareti’ne bağlı Matbuat-i Ecnebiye Müdürlüğü kuruldu.

24

Matbuat- i Ecnebiye Müdürlüğü, kurulduktan sonra ilk iş olarak ne yapılmıştır?

Matbuat- i Ecnebiye Müdürlüğü, kurulduktan sonra ilk iş olarak yurt dışında yayınlanan pek çok gazete ve dergiye abone oldu.

25

Hangi yabancı gazetelere teşekkür mektubu yazılmıştır?

Ilımlı olanlara da teşekkür mektup­ları gönderildi. Mesela; Osmanlı Devletinden tahsisat alan Ingiliz Daily Telegraph; Fransız Patrie ve Le France ile Avusturya’da yayımlanan Nouvelle Presse Libre ile Al­manca çıkan Allgemeine Zeitung gazetelerinin yayın politikalarının daha ılımlı ol­duğu gözlenerek onlara teşekkür mektupları yazıldı.

26

Batı’da uzun zamandır tahrip edilmiş “Osmanlı imajını” düzeltmeye yönelik ne gibi tedbirler alınmaya çalışılmıştır?

II. Abdülhamid, 1887 yılında Mat buat-i Ecnebiye müdürlüğünden Osmanlı devletinde ikamet eden gazeteciler ile il­gili yeni bir çalışma yapılmasını istedi. Nitekim Müdürlük, Times, Daily News, Da­ily Cronicle gazeteleri ve bazı Fransız gazetelerinin temsilcileri ile görüşerek; Os­manlı Devleti hakkındaki yazılarında daha insaflı olmalarını istedi. Bütün bu gay­retlere rağmen 1890’lı yılarda bir takım menfaatler peşinde veya ilgili hükümetle­rin etkisinde olan bazı gazetecilerin şantajlarını sürdürdükleri görülmektedir. Nite­kim aynı yıl gerek İstanbul’da ve gerekse Londra ve Paris’te Salih Münir Paşa’nm bazı gazetecilere 6400 lira dağıttırması bunu göstermektedir. Hiç şüphesiz bu uğ­raşlar, Batı’da uzun zamandır tahrip edilmiş “Osmanlı imajını” düzeltmeye yetme­miş ancak sınırlı da olsa olumlu bazı sonuçların alınmasına vesile olmuştur.

27

II. Abdülhamid hangi Macar profesörü Avrupada sözcüsü gibi kullanmıştır?

Nispe­ten tarafsız görünen Macar Profesör Adolphe Strausz gibi birçok isim ile şahsi dost­luklar kuran, nişanlar veren II. Abdülhamid, onları Avrupa kamuoyunda kendi sözcüsü gibi kullandı ve olumlu imaj yaratmaya çalıştı.

28

Osmanlı Amerikan ilişkileri, Amerika’nın hangi politikaları çerçevesinde gelişti?

Osmanlı Amerikan ilişkileri, Amerika’nın Akdeniz politikaları çerçevesinde gelişti.

29

Osmanlı Amerikan ilişkileri II. Abdülhamid döneminde nasıl ve ne şekilde bir  gelişme göstermiştir?

Osmanlı-Amerikan ilişkileri esas olarak II. Abdülhamid zamanında gelişme gös­terdi. Zira O, Almanya hariç Avrupa’da meydana gelen olumsuz havayı Amerika ve Japonya’ya yönelerek kırmaya çalıştı. Amerika ile yapılan ticaret hacmi 1872’lerde iki milyon doların biraz üstünde iken 1882 yılında beş milyonu aştı ve bu ra­kam giderek her yıl arttı. Bu çerçevede Amerika İstanbul’daki elçiliği yanı sıra Os­manlı topraklarında çeşitli yerlerde konsolosluklar da açtı. Osmanlı Devleti de 1843’lerden sonra temsilci bulundurduğu Amerika’da bu dönemde elçilik düzeyin­de temsil edilmeye önem verdi. Ayrıca 1893 yılında Amerika’da açılan Chicago Ser­gisine katıldı. Sergide II. Abdülhamid’in talimatı ile kurulan “Türk Köyü”, büyük il­gi gördü ve Osmanlı Devleti’nin yenidünyada algısının olumlu şekillenmesinde önemli katkılar sağladı.

30

American Missionary Board teşkilatı Osmanlı Devletinde nasıl faaliyet gösteriyordu?

Misyonerlik faaliyetlerini organize eden American Missionary Board teşkilatı II. Abdülhamid’in tahta geçmesinden yıllar önce Osmanlı topraklarındaki teşkilatlanmasını tamamladı. Eğitim kurumları açtı, Protestan kiliseleri kurdu. Özellikle “Doğu Türkiye Misyon”unun 1890’larda Ermeniler arasındaki faaliyetleri, onları Protestanlaştırma girişimleri ve nihayetinde Osmanlı Devletinden bağımsızlık istemek maksadı ile yaptıkları isyanlarda Ermenileri desteklemesi Osmanlı-Amerika ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyordu.

31

Osmnalı-Japonya ilişkileri II. Abdülhamid döneminde nasıl bir seyir izlemiştir?

Gerçekte Osmanlı-Japon ilişkileri II. Abdülhamid’in tahta geçmesi ile başladı. Şehzadeliğinden itibaren Japonya’daki gelişmeleri takip ettiği bilinen II. Abdülhamid, tahta geçtik­ten sonra bu konudaki imkanları araştırdı. 1878 yılında bir Japon Savaş gemişi İs­tanbul’u ziyaret etti. Gemi personelini büyük bir misafirperverlikle karşılayan II. Abdülhamid onlara nişanlar verdi. Ayrıca, Japon İmparatoru’na “bir Türk harp ge­misi ile selam ve sevgilerini gönderme arzusunda olduğunu” bildirmelerini söyle­yerek Japonya ile ilişki kurma isteğini ortaya koydu.

32

Ertuğrul Firkateyni niçin Japonyaya gitmiştir?

II. Abdülhamid, Prens Kumatsu’nun ziyaretine karşılık, İstanbul tersanelerinde yapılan bir gemi ile iade-i ziyaret planlanması talimatını verdi. Bu amaçla hem yel­kenli ve hem de makineli bir gemi olan yirmibeş yaşındaki Ertuğrul firkateyni se­çildi.. Geminin bu uzun yolculuğa tahammül edip edemeyeceği tartışılırsa da, bir yıl önce yapılan tamir ve bakımına güvenildi.

33

Ertuğrul Firkateyni hangi mürettebattan oluşuyordu ve Japonya'ya nasıl ulaştı?

Bilgi ve görgülerini, denizcilik tecrü­belerini arttırmak üzere o yıl Deniz Harp Okulundan mezun olan teğmenlerin de gemiye alınması kararlaştırıldı. Heyetin başına Miralay Osman Bey, gemi komutan­lığına da Kaymakam Ali Bey tayin edildi. Yol güzergahı ve diğer hususlar için talimatmane ve hazırlıklar tamamlandı. Nihayet gemi, 56’sı subay olmak üzere 609 ki­şilik mürettebatı ile, Padişah’m “Murassa İmtiyaz Nişanını” İmparatora ulaştırmak üzere, 14 Temmuz 1889’ta İstanbul’dan yola çıktı. Büyük bir uğurlama töreni ile demir alan Ertuğrul Firkateyn’i güzergahı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak yol aldı. Uğradığı her limanda büyük ilgi gören gemi ve mürettebatı, çoğu kere liman­larda planlanandan fazla kaldığından altı ay olarak belirlenen yolculuk on bir ay sürdü. Nihayet 7 Haziran’da Japonya’nın Yokohama limanında büyük törenle kar­şılanan gemi aynı zamanda Türk-Japon dostluğunun sembolü oldu.

34

Ertuğrul Firkateyni neden batmıştır?

Ertuğrul Firkateyni Japon sularında üç ay kaldı.. Osman Paşa resmi temaslarda bulunurken mızıka heyeti de halka konserler verdi. Gemi ve mürettebatı gereken hizmetlerini hakkıyla yerine getirdikten sonra yeni bir dönüş güzergahı yapılarak 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama limanından demir aldı. Ancak 23 Eylül’de İstan­bul’a ulaşan haberlere göre; tarihi misyonunu başarmış olan Ertuğrul firkateyni 16 Eylül’de Kobe yolunda iken Kashinozaki fenerini geçtiği sırada kayalara çarparak battı. Tarihimize “Ertuğrul Faciası” olarak geçen bu kazada gemideki 609 mürette­battan sadece 69 u kurtuldu.

35

1904­-1905 Rus-Japon Savaşında Osmanlı Devleti nasıl bir tavır takınmıştır?

1904­1905 Rus-Japon Savaşı sırasında Osmanlı Devleti “tarafsız kalma’’ gerekçesini kul­lanarak, Rusya’nın savaş gemilerinin boğazlardan geçişine izin vermedi. Böylece dolaylı olarak Japonya’ya yardım etmiş oldu. Osmanlı Kamuoyu da savaş ile yakın­dan ilgilendi. Ayrıca Miralay Pertev Bey, savaşı gözlemlemek için Mançurya’ya gönderildi ve burada bir yıla yakın Japon ordusunun misafiri oldu. 

36

Bismarck Avrupa dışı politikalardan niçin uzak durmak istiyordu?

Bismarck Avrupa’da elde ettiği avantajları kaybetmemek için dik­katlerini Avrupa dışı politikalardan uzak tutmak istiyordu. Dolayısıyla Avrupa Devletleri’nin şark politikalarında da uzak duruyordu.

37

Bismarck Osmanlı siyasetine nasıl dahil olmuştur?

Berlin Kongresi’nin Al­manya’da toplanması ve toplantıya Bismark’ın başkanlık etmesi onu doğrudan Os­manlI siyasetinin içine soktu.

38

Alman ekolü ve Alman sermayesi Osmanlı topraklarında nasıl boy göstermiştir?

Paşa unvanı verilen Goltz kendini katıksız bir Türk dostu olarak tanıt­maktaydı. Fakat gerçekte, uzun zamandır ihmal edilmiş olan Osmanlı ordusunun silah sistemini tamamen değiştiren, Alman silah sanayinin dostu idi. Onun göreve başlamasından sonra 1885’te Çanakkale boğazının tahkimatı için Alman Krupp fabrikasına ağır toplar sipariş edildi ve bunu diğer silah türlerinin siparişi takip et­ti. Nitekim onun uyguladığı programlar sayesinde 1890lı yıllarda Alman silah fab­rikatörleri Osmanlı silah siparişlerinin tamamını karşılıyorlardı. Tabii olarak Os­manlı subayları da silahları tanımak ve eğitimini almak için Almanya’ya gidiyordu. Bu da Osmanlı ordusunda hızla Alman hayranlığını ve ekolünü egemen kıldı. Si­lah ticaretinin yanı sıra Alman sermayesi hızla Osmanlı topraklarında varlık göster­meye ve yatırımlar yapmaya başladı.

39

1890 yılı ortalarında İzmit-Adapazarı hattını  Hangi Alman şirketi yapmıştır?

Osmanlı hükümeti İzmit-Ankara demiryolu inşa ve işletme imtiyazını Deutsche Bank’a ver­di. Bu maksatla kurulan şirket hızla inşa faaliyetine girişerek 1890 yılı ortalarında İzmit-Adapazarı hattını hizmete soktu.

40

Almanlar Türk demiryollarında ne tür yatırımlar yapmışlardır?

İmpara­toru II. Wilhelm 1898 yılında ikinci kez İstanbul’u ziyaret ettiğinde Alman şirketle­ri Anadolu’nun pek çok yerinde faaliyette idi. Alman sermayesi ile kurulmuş olan Anadolu Demiryolu Şirketi, Îzmit-Ankara hattını tamamladığı gibi; Haydarpaşa-Iz- mit hattını yenileyerek işletme hakkını da elde etti. Aynı şekilde yeni sözleşme ile Eskişehir-Konya hattının yapım imtiyazı da Almanlara verildi.

41

Berlin-Bağdat Demiryolu'nun yapımı niçin ve  hangi yıl Almanlara verilmiştir?

Aslın­da Osmanlı Devleti başlangıçta İngilizlerin de bu yatırıma ortak olmalarından ya­na idi ve bu teklif İngiltere’ye ulaştırıldı. Fakat gerek İngiliz sermayesinin yetersiz­liği gerekse İngiliz hükümetinin Almanlara tahammül edemeyişi yüzünden isteni­len cevap alınamadı. Aksine İngiliz hükümeti projenin engellenmesi için çalışma­ya başladı. Bu yüzden 3 Mart 1903 tarihinde yapılan kesin imtiyaz sözleşmesi ile Bağdat Demiryolu Şirketi’nin kurulmasına karar verilerek iş tamamen Almanlara havale edildi.

42

Berlin-Bağdat Demiryolu projesi İngiltere tarafından niçin istenmemiştir?

Berlin-Bağdat demiryolu işletme hakkının yanı sıra, demiryolu hattı boyunca her iki taraftaki yirmi kilometrelik alanda maden ve petrol arama-işletme imtiyazı­nın Almanlara verilmesi onlara büyük avantajlar sağlıyordu. Bu durumda İngilizle­rin sadece Anadolu’daki iktisadi menfaatleri zedelenmiyor; hem göz diktikleri pet­rol bölgelerinden uzak kalıyor ve hem de uzun zamandır üstünlük elde ettikleri Basra Körfezi ticaretleri tehdit altına giriyordu. Özellikle demiryolu hattının Bağ­dat’tan Basra’ya, buradan da Kuveyt’e ulaştırılması niyeti, İngilizleri büsbütün çile­den çıkardı. Zira Avrupa’da durduramadıkları Almanlar ile Basra Körfezi’nde bu­run buruna geleceklerdi. Böylece sömürgeleri olan Hindistan yolunun da Alman baskısına maruz kalacak olması kabul edilemezdi.

43

Berlin-Bağdat demir­yolu sorunu hangi savaşın çıkma nedenlerinden biridir?

Berlin-Bağdat demir­yolu sorunu Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasının ana nedenlerinden biri oldu.

44

25 Haziran 1885’te Osmanlı Devleti hangi ülke anlaşma imzalamıştır ve anlaşmanın içeriği nedir?

Osmanlı Devleti ile Belçika Krallığı arasında 25 Haziran 1885’te on iki maddelik bir sözleşme imzalandı. Buna göre, Osmanlı Devleti de Belçika’nın Kon­go üzerindeki egemenliklerini tanımakta; ancak Osmanlı Devleti de orada temsilci­likler açma ticaret yapma ve en önemlisi bölgedeki Müslüman ahali üzerinde hila­fet hukukunu kullanma haklarını elde etmekteydi.

45

1900 yıllarda Osmanlı Devleti Rusya ile nasıl ve neden bir anlaşma yoluna gitmiştir?

Osmanlı Devleti’nde Alman nüfuzunun hızla yayılmasına tepki gösteren Rusya 4 Nisan 1900’de yapılan bir anlaşma ile etkisiz bırakıldı. Buna göre Osmanlı Dev­leti Rusya’nın nüfuz alanlarına giren Karadeniz yönünde ya demiryolu yapılmaya­cak veya Rus sermayedarlara yaptırılacaktı. Aynı yıl Rusya Odesa ile Basra Körfezi arasında gemi işletme imtiyazı elde etti. Bunlar aslında OsmanlI’nın aleyhinde Rus­ya’ya verilen tavizlerdi. Fakat bu yolla Osmanlı Devleti, uzun bir süre Ruslar ile çekişmeyi önlediği gibi, onları Basra Körfezinde Ingilizler ile karşı karşıya getirdi ve kendisi iç düzenlemelerde yoğunlaşabildi.

46

Belçika Orta Afrika için nasıl bir yarışın içine girmiş ve neler yapmıştır?

Afrika her zaman olduğu gibi ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde de sömür­geci devletlerin şiddetli çekişmelerine sahne olmaktaydı. Kral II. Leopold tahta geçmesi ile Orta Af­rika’da  bu yarışın içine girdi. II. Leopold temkinli ve akıllı bir yol takip ederek; 1876 yılından itibaren Avrupa’da kongreler düzenleyerek Afrika’ya olan ilgisini ortaya koydu. Kongrelerde, Afrika’ya Batı uygarlığını götürmek, köleliği kaldırmak, ticaret yapmak” fikirlerini tartıştırarak 1878 yılında Yukarı Kongo Araştırma Komisyo­numun kurulmasını sağladı. Ardından yaptığı girişimler ile Kongo Havzasını Belçi­ka egemenliğine alarak, serbest ticaret yaptırma karşılığında bunu ABD ve Avrupa devletlerine de onaylattı.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç