AÖF Soru Bankası
TAR303U · Ünite 8

İmparatorlukların Tasfiyesi: I. Dünya Savaşı

  • 20 soru-cevap
  • Osmanlı Tarihi (1876-1918)
1

Birinci Dünya Savaşı'na giden yolda Avrupa ülkeleri hangi ittifak ilişkilerine girdiler?

Büyük devletlerin jeopolitik ve ekonomik alanlarda bitmek bilmeyen ihtirasları ve dünyayı paylaşan arzuları Avrupa’daki siyasi ilişkileri iyice gerginleştirmiş ve eski ittifaklar çözülerek yeni bloklaşmaların kurulmasına neden olmuştur. Devletlerin milli çıkarlarına göre değişim göstermekle birlikte; genel olarak bir tarafta Almanya’nın, diğer tarafta da Fransa ve İngiltere’nin başını çektikleri ittifaklar oluşmaya başladı.  Almanya ve Avusturya-Macaristan arasında, Rusya’ya karşı yeni bir ittifak imzalandı. Bu yeni ittifaka bir süre sonra İtalya’nın kat›l›m› ile Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya üçlü ittifakına dönüştü (1882). Fransa ise, Almanya’ya karşı Rusya ile bir askeri ittifak imzaladı (1894). Ardından İngiltere 1904’te Fransa ile 1907’de de Rusya ile ikili anlaşmalar imzalayarak I. Dünya Savaşı'na giden yolda İtilaf Devletleri bloğunu oluşturdular. 

2

Osmanlı Devleti’nin ittifak güçlerine yakınlaşmasının sebepleri nelerdir

II. Meşrutiyet’in 1908’de ilanının ardından ittihat ve Terakki Partisi hükümetleri dünya ahvalini yeniden değerlendirmişlerdir. Kendilerini İngiliz-Fransız ittifaklarına yakın hissetmekle birlikte, başlangıçta tarafsızlık veya yalnızlık diye ifade edilebilecek bir politika takip etmişlerdi. Ancak kısa zamanda Bosna Hersek’in Avusturya tarafından ilhakı,  Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilanı ve İtalya’nın Trablusgarb’ı işgal etmesi ittihatçıları yeni arayışlara itmiştir. İngiltere ve Fransa ile ittifak kurmak için teşebbüslerde bulundular ise de sonuç vermemiştir. Ardından patlayan Balkan Savaşlarında (1912-13) bu bloğun Osmanlı karşıtı politikaları Osmanlı Devletini adeta Almanya-Avusturya ittifakına zorlamıştır. Hatta savaştan kısa bir süre önce ittihatçılar, İngiltere’nin arzusu doğrultusunda, Almanya’yı da rahatsız edecek şekilde İngilizler ile Mart 1913 ve Haziran 1914’te, Dicle-Fırat nehirlerinde taşımacılık, Basra Körfezi ve Arap Yarımadasında sınır düzenlemelerini ihtiva eden anlaşmalar yaparak iki ülke arasındaki sorunları çözme yolunda adım atmışlar ise de itilaf devletleri bu jestleri görmezlikten gelmişlerdir. Bu da dünya savaşı arifesinde Osmanlı Devletini alternatifsiz bırakarak ittifak devletlerine yakınlaştırmıştır.

3

19. yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın başında demir-çelik, kimya, elektrik ve makine sektöründe önemli atılımlar gerçekleştiren ülke hangisidir?

Almanya, XIX. yüzyılın sonu, XX. yüzyılın başında demir ve çelik üretimi başta olmak üzere elektrik, makine ve kimya sektöründe önemli gelişmeler gerçekleştirdi. Modern dönem iktisadi kalkınma sürecinde önemli rol oynayan demiryolu alt yapısının geliştirilmesi konusunda diğer Avrupa ülkelerini geçti. Almanya 1914 yılında çelik üretiminde İngiltere çelik üretiminin iki katına çıkmıştı. Bu üretim patlaması Almaya ve İngiltere arasında sömürge arayışını bir başka ifade ile hammadde ve pazar rekabetini had safhaya ulaştırdı.

4

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na nasıl dahil oldu?

Osmanlı Devletinin sahip olduğu stratejik özellikleri dikkate alan ve savaşta Halifeliğin nüfuzunu da itilaf devletleri aleyhine kullanmayı hedeşeyen Alman İmparatorluğu, Osmanlı hükümetine bir ittifak teklif etti. Esasında Osmanlı hükümet adamları arasında bu konuda bir fikir birliği yoktu. Almanya’nın tarafında olmak isteyenler ve tarafsız kalmak arzusunda olanlar vardı. Ancak askeri erkân ve özellikle Enver Paşa ve taraftarları Almanlar ile ittifakı zorunlu görmekte idiler. Nitekim onların istekleri doğrultusunda savaşın bütün Avrupa’yı sardığı günün arifesinde, 2 Ağustos 1914’te Almanya ile gizli bir ittifak anlaşması imzalandı ve 27 Ağustos’ta onaylanarak yürürlüğe girdi.

5

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalma çabaları ve bu çabaların sonuçsuz kalma nedenleri nelerdir?

Almanya’nın Rusya’ya savaş ilanından bir gün sonra imzalanan bu anlaşmanın ikinci maddesine göre, Osmanlı Devletinin artık müttefiki olan Almanya safında Rusya’ya karşı savaşa girmesi gerekiyordu. Osmanlı Devleti buna binaen ülkede seferberlik ilan etmekle beraber, dünyaya silahlı tarafsız kalacağını da açıkladı. Bu süreçte de Osmanlı Devleti yöneticileri, İngiltere, Fransa ve Rusya temsilcileri ile yaptıkları görüşmelerde, Osmanlı Devletinin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına alacak münferit anlaşmaların imzalanması halinde tarafsızlığın korunabileceğini belirterek, anlaşma çareleri aramışlardır. Ancak bu teşebbüsleri sonuç vermemiş, ilgili devletler Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını garanti edecek hiçbir anlaşmaya yanaşmamışlardır. Bu durumda Osmanlı Devleti Almanya ile daha da yakınlaşmak durumunda kalmıştır.

6

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na fiili olarak girdiğini gösteren olay hangisidir?

Almanlar Osmanlı Devletini bir an önce savaşa zorlamak için 27 Ekim 1914’de Enver Paşa’nın da muvafakatini alarak Amiral Souchon komutasında Osmanlı donanmasını Karadeniz’e çıkarttılar. Osmanlı donanması 28- 29 Ekim 1914 gecesi Rusların Sivastopol ve Odessa limanlarını topa tutmuş ve iki Rus gemisini de batırmıştır. Böylece Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında I. Dünya Harbine fiilen girmiş oldu. Bu olayların ardından 2 Kasım’da Rusya, 5 Kasım’da İngiltere ve Fransa Osmanlı Devletine resmen savaş ilan etmiş, Osmanlı Devleti de 11 Kasım’da aynı devletlere savaş açarak, 23 Kasım’da bütün Müslümanları kutsal cihada çağırmıştır.

7

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda kaç cephede savaşmıştır?

Dünya tarihinde ilk defa bu kadar çok devlet ve millet birbiri ile savaşa giriyor ve toplam 65 milyon asker üç kıtanın karalarında, denizlerinde ve havada 4 yıl boyunca mücadele edeceklerdir. Bu “harb-i umumi” içinde Osmanlı Devleti on cephede savaşmak zorunda kaldı.

8

1911’de genel bütçenin yüzde 24,8’i olan Osmanlı Harbiye bütçesinin 1914’te yüzde 17,6’ya gerilemesinin nedeni nedir?

Osmanlı Ordusu savaş öncesinde Balkan yenilgisinde sorumluluğu bulunan yaşlı mektepli subayları tasfiye etti. Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın insiyatifi ile 1914 başında 1.100 kadar subay ordudan emekliye sevk edilmiş ve genç subayların önü açılmıştır. Orduda yeniden yapılanmaya gidilmiştir. Bütün bunlara rağmen Osmanlı Harbiye bütçesi 1911’de genel bütçenin yüzde 24,8 iken 1914’te bu oran yüzde 17,6’ya gerilemişti. Bütçedeki fark kalkınma yatırımlarına ayrıldığı ve kalkınmış toplum sayesinde güçlü bir ordu olabileceği konusunda bilinçlenme olarak yorumlanmıştır.

9

Birinci Dünya Savaşı’nın taraşarı olan itilaf ve ittifak güçlerinin savaşa katılan güçleri hakkında kısaca bilgi veriniz?

Osmanlı gazetelerinin “harb-i umumi” dediği ve ABD’nin savaşa katılmasından sonra Cihan Harbi olarak isimlendirilen tarihin kaydettiği o zamana kadarki en büyük savaşın tarafları arasında hem nüfus hem de asker gücü bakımından büyük dengesizlik vardı. İtilaf devletlerinin toplam nüfusu, sömürgeleri dahil, 1 milyarı bulurken İttifak Devletlerinin toplam nüfusu ancak 170 milyon kadardır. Silah altına alınan asker sayısı ise İtilaf Devletleri (Rusya 12 milyon, İngiltere 8 milyon 900 bin, Fransa 8 milyon 400 bin, İtalya 5 milyon 600 bin, ABD 4 milyon 750 bin, Japonya 800 bin, Sırbistan 800 bin, Romanya 750 bin, Belçika 300 bin, Yunanistan 250 bin, Portekiz 100 bin, Karadağ 50 bin) toplam 42 milyon 700 bin kişi. İttifak Devletlerinin silah altına aldığı asker sayısı ise (Almanya 11 milyon, Avusturya Macaristan 7 milyon 800 bin, Osmanlı Devleti 2 milyon 900 bin, Bulgaristan 1 milyon 200 bin) toplam 22 milyon 900 bin civarındadır.

10

Birinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlı Devleti hangi cephede 60 bin kayıp vermiştir?

22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 tarihleri arasında Kafkas Cephesi’nde cereyan eden Sarıkamış muharebelerinde Türk ordusu soğuk kış şartlarında 2-3 bin metre yükseklikteki dağlık arazide donarak yok olmuştur. Türk ordusunun kaybı 60 bin Rus ordusunun kaybı ise 32 bin civarındadır.

11

Kafkas İslam Ordusu hakkında kısaca bilgi veriniz?

Kafkas Cephesinde 1918 yılında Osmanlı Devletinin lehine gelişmeler olmaya devam etti. 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin Resulzade liderliğinde Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. Ancak Bakü ve civarında Azerbaycanlı Türklere yönelik Ermeni Taşnak ve Bolşevik saldırıları yaşandı. Bunun üzerine 4 Haziran 1918’de Azerbaycan Cumhuriyeti ile Osmanlı Devleti arasında dostluk antlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya dayanarak Azerbaycan, Kafkaslarda yaşanan Türk ve Müslümanlara yönelik saldırıların durulması için Osmanlı Devletinden yardım talep etti. Osmanlı Devleti müttefiki Almanların karşı çıkmasına rağmen Kafkas İslam Ordusu adıyla yeni bir ordu kurdu ve başına Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa getirildi. Kafkasya’ya hareket eden Osmanlı Ordusu bölgedeki 10 Haziran 1918’de Gence’ye Müslüman Türk ahalinin sevgi gösterileri ile girdi. 27 Haziran’da 30 bin kişilik Bolşevik-Ermeni ordusu ile Karameryam-Gökçay karayolu boyunca çarpışan Kafkas İslam Ordusu, düşmanı yenip çekilmesini sağladı. Bakü’ye yönelen Türk ordusu, 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Ermeni ve Rus işgalinden kurtarıp şehre girdi. Azerbaycan’ı bağımsızlığına kavuşturan Kafkas İslam Ordusu 1130 şehit vermiştir. Kafkas İslam Ordusu Ekim 1918’de Dağıstan’a da bir birlik göndererek burasını da Osmanlı topraklarına katmıştır. Mondros Mütarekesinden sonra Kafkas İslam Ordusu Bakü’den çekilmiş ancak başta komutan Nuri Paşa olmak üzere pek çok subay ve asker Azerbaycan Cumhuriyeti hizmetinde kalmıştır.

12

Sevk ve Tehcir Kanunu neyi içeriyor, kısaca açıklayınız?

27 Mayıs 1915 tarihinde geçici sevk ve iskân kanunu (tehcir kanunu) çıkarılmış ve aslında bir süre önce fiilen başlamış olan tehcir işlemi kanuna bağlanmıştır. Toplam 4 maddelik ve kısaca tehcir kanunu olarak bilinen geçici sevk ve iskân kanunu şöyleydi:

Savaş esnasında ordu, kolordu ve fırka kumandanları ve vekilleri ve müstakil mevki kumandanları, ahali tarafından herhangi bir suretle hükümetin emirlerine, memleket savunmasına, asayişin muhafazasına ilişkin icraatlara muhalefet silahla saldırı ve mukavemet görürlerse en sert şekilde cezalandırmaya yetkili ve zorunludurlar.

  • Ordu ve Müstakil Kolordu ve Fırka Kumandanları askerî icaplar gereği veya casusluk ve hıyanetlerini hissettikleri köyler ve kasabalar ahalisini tek tek veya toplu olarak başka yerlere sevk ve iskân edebilirler.
  • Bu kanun yayınlandığı tarihten itibaren geçerlidir.
  • Bu kanunun hükümlerinin yürürlüğünden Başkumandanlık Vekili ve Harbiye Nazırı sorumludur.
13

Sevk ve Tehcir Kanunu kapsamında tehcir edilen Ermenilerin tehcir bölgeleri ve sayıları hakkında kısaca bilgi veriniz?

Sevk işlemi öncelikle Doğu Anadolu’da savaş bölgesinde gerçekleşmiştir. Daha sonra Batı bölgelerinden de sevk yapılmıştır. Ermenilerin tehciri, Osmanlı siyasî sınırları içinde yer alan bugünkü Suriye ve Irak’ın kuzey bölgelerine yapılmıştır. Türk ordusunda asker olarak hizmet eden Ermenilerin aileleri bulundukları vilayet dâhilinde yer değiştirmişler ve güney bölgelerine sevk edilmemişlerdir. Ayrıca, memur, milletvekili aileleri, hasta, sakat kişiler ve hizmetine ihtiyaç duyulanlar ilk anda sevk edilmemişlerdir. Tehcir işlemi 1917 yılına kadar devam etmiş, bu tarihten sonra sevk olmamıştır. Osmanlı Devleti’nin güney bölgelerinde (Suriye ve Irak’ın kuzeyi) yaklaşık 500.000 Ermeni iskân edilmiştir. Anadolu içinde yer değiştiren Ermeni vatandaşlar da olmuştur. Sonuçta, yurt dışına gidenlerle beraber yaklaşık 700.000-800.000 kişi sevk işleminden etkilenmiştir.

14

İtilaf devletlerinin Çanakkale Cephesi’ni açmak istemelerinin temel nedenleri nelerdir?

Boğazlar ve İstanbul’un alınmasıyla Osmanlı Devleti ikiye bölünmek suretiyle saf dışı edilecekti böylece müttefiklerden ayrılacaktı. Üçlü ittifakın (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti) Baltık-Boğazlar-Basra eksenindeki jeostratejik kuşağının Boğazlar-Basra kanadından koparılarak, Alman bloğu tek başına orta Avrupa’da sıkıştırılacaktı. Böylece tarafsızlıklarını korumakta olan Balkan Devletleri, İtilaf devletleri (Fransa, İngiltere, Rusya) saflarına çekilecek ve Tuna nehri yolu açılacaktı. Ayrıca Kafkas Cephesi’nde Rusya karşısındaki Türk kuvvetlerinin bir kısmının bu cepheden çekilmesi sağlanarak, Rusya’nın rahatlaması da amaçlanmıştı. Boğazların açılmasıyla Rus ordusuna daha çabuk ve daha rahat şekilde malzeme akışı sağlanacak, durma noktasına gelmiş olan Rus ticareti canlandırılacaktı. Rusya’nın ihraç edemez hale geldiği Rus buğdayının ihracının sağlanmasıyla Batı ülkelerindeki buğday fiyatları makul bir seviyeye çekilecek ve yiyecek sıkıntısı önlenecekti. Öte yandan, Rusya dışındaki itilaf devletleri, Rusya’ya verdikleri taahhüdün aksine boğazların Rusya’nın kontrolüne geçmesinden de endişe duymaktaydılar. Bu cepheyi bir an önce açarak Rusya’dan önce boğazlara yerleşmek istiyorlardı. Aslında aynı kaygı Ruslarda da vardı. Onlar da bu cephenin açılmasını desteklemelerine rağmen, kendisinden önce müttefiklerinin boğazları ve İstanbul’u ele geçirmelerinden de endişe duyuyordu.

15

Kapitülasyonların kaldırılma sürecini kısaca açıklayınız?

Osmanlı Devleti’nde XVI. Asırdan buyana yabancılara tanınmış imtiyazlar, zaman içinde iktisadi, siyasi ve toplumsal sıkıntılara sebep oluyordu. Savaş ortamını değerlendiren İttihat Terakki Hükümeti 8 Eylül 1914’teki toplantısında kapitülasyonları kaldırdığını ve bütün devletlerinin vatandaşları için dünyada geçerli olan hukuk kurallarının uygulanmasını kabul etti. Sultan V. Mehmet Reşat tarafından onaylanan karar yabancı elçiliklere bir nota ile duyuruldu. Yabancı devletler şiddetle karşı çıkmalarına rağmen Osmanlı Devleti kararı tek taraflı olarak uyguladı. I. Dünya Savaşı’nın sonunda İstanbul’a gelen işgal kuvvetlerinin ilk icraatlarından biri Kapitülasyonların kaldırılmasını tanımadıklarını bildirmek oldu. Sevr Antlaşmasında da genişletilerek yer alan Kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşmasıyla tamamen ortadan kalktı.

16

Irak Cephesinde kazanılan Kutulammare zaferinin önemini açıklayınız?

Halil Paşa’nın Kutulammare’de kazandığı zafer özellikle İngiliz tarihi bakımından çok önemlidir. Çünkü böyle bir hezimet “1783’teki Yorktown ile 1942 yılındaki Singapur arasında Britanya İmparatorluk birliklerinin yaşadığı en büyük kitlesel teslim oluşlarıydı.”

17

ABD, Birinci Dünya Savaşı’na nasıl dahil oldu ve dengeleri ne yönde değiştirdi?

ABD’nin Savaşa Girmesi: İtilaf Devletleri, Rusya’nın ihtilalle beraber savaştan çekilmesi ile önemli ölçüde güç kaybına uğradılar. Bu kaybı telafi edebilmek için ABD’nin kendi saflarında savaşa katılmasını istiyorlardı. Alman savaş gemilerinin ABD ticari gemilerini batırmaları ABD’yi başından beri yakınlık duyduğu İtilaf Devletleri yanında 2 Nisan 1917’de savaşa soktu. ABD’nin savaşa katılımı İttifak devletleri için sonun başlangıcı olduğunu söylememiz mümkündür. 26 Haziran 1917’de ise Yunanistan İtilaf Devletleri yanında savaşa dâhil oldu.

18

Balfour Deklarasyonu hakkında kısaca bilgi veriniz?

İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour, 2 Kasım 1917’de uluslar arası Siyonist hareketin önderlerinden Lord Rothschild’e bir mektup göndererek Filistin’de Yahudilere bir yurt kurulması çabalarını İngiltere’nin destekleyeceğini bildirdi. Bu deklarasyon İsrail devletinin kurulması için uluslararası alanda çok önemli bir kilometre taşı teşkil eder.

19

Teşkilat-ı Mahsusa nedir, kısaca açıklayınız?

1911’de kurulan Osmanlı karşı istihbarat birimidir. Operasyon yapma yetkisi de olan Teşkilat-ı Mahsusa, Balkan, Trablusgarp ve I. Dünya Harbinde önemli görevler ifa etmiş 1918’de ilga olmuş bir kısım mensubu Milli Mücadele’de değerli hizmetlerde bulunmuşlardır.

20

Doğrudan Osmanlı Devleti’nin cephesi olmayıp Osmanlı’nın müttefiklerine destek verdiği cepheler hakkında kısaca bilgi veriniz?

Osmanlı Devleti savaş içinde müttefiklerine yardım için askeri birlikler gönderip onlarla birlikte 1916-17 yıllarında savaşmışlardı. Dolayısıyla bu cepheler doğrudan kendi cepheleri değildi. Avrupa’da yer alan bu cepheler Galiçya, Romanya/Dobruca ve Makedonya cephelerinde müttefikleriyle birlikte Rusya, Romanya ve Fransa’ya karşı mücadele etmişlerdir. Bu cephelerde toplam 115 bin kişilik üç Türk kolordusu 40 bin kayıp vermiştir.

Ünite 8 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç