AÖF Soru Bankası
TAR324U · Ünite 4

Osmanlılarda Eğitim (Kuruluştan 1776’ya Kadar)

  • 30 soru-cevap
  • Eğitim Tarihi
1

İslam dininin kabulünün Türk eğitim sistemi üzerindeki etkileri nelerdir?

Türk eğitim tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri İslam dininin kabulüdür.

Türkler kullandıkları alfabeyi değiştirmiş ve yeni dinin öğrenilmesi amacıyla kurumlar oluşturmaya başlamışlardır. İslam dininin bilime verdiği önem ve Hz. Muhammed’in uygulamaları, Türk devletleri tarafından sonraki dönemlerde de örnek alınarak devam ettirilmiş, medreseler açılmış, ahilik bir mesleki eğitim kurumu olarak bölgeye yerleşmiş ve Anadolu bir ilim ve kültür merkezi hâline getirilmiştir. 

2

Osmanlı Devleti’nin ilk medreseleri hangi şehirlerde açılmıştır?

İlk medrese, 1330 yılında Orhan Bey tarafından İznik’te yapılmış ve buraya ilk müderris olarak da Şerefüddin Davud-i Kayseri tâyin edilmiştir. Orhan Bey, Bursa fethedildikten sonra beylik merkezini İznik’ten Bursa’ya naklederek burada da halk arasında Manastır Medresesi diye bilinen medreseyi inşa ettirmiştir.

3

Medreselerin Osmanlı Devleti açısından önemi nedir?

Sıbyan mektebinden sonra orta, lise, yüksekokul ve üniversite eğitimine tekabül eden seviyedeki faaliyetleriyle medreseler, İslam üst kimliğinin oluşmasına katkı sağlamışlardır. Devletin büyümeye başlamasıyla birlikte kadılar ve devletlerarası yazışmaları yürüterek elçilik hizmetlerini yerine getirecek kişiler ile diğer idari, mali ve adli hizmetleri görecek pek çok alanda yetişmiş nitelikli insan gücüne olan ihtiyaç artmıştır. Medreseler ilk yıllardan itibaren bu ihtiyacı karşılama noktasında önem kazanan kurumlar hâline gelmiştir. İslam ülkeleri arasında Şii-Sünni rekabetinin olduğu bir dönemde medreseden yetişen ulema aynı zamanda devletin meşruiyetini ve haklılığını savunma gibi bir rol de yüklenmiştir.

4

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u aldıktan sonra yaptığı en önemli çalışma nedir?

Fatih Sultan Mehmed’in çalışmalarının en önemlisi eğitim ve bilim alanında olmuştur. İstanbul’u aldıktan sonra buradaki kiliselerden sekizini medreseye çevirmiştir. Bunlardan birinin müderrisliklerine Bursa’da elli akçe ile Muradiye müderrisi olan Mevlanâ Alâüddin Tûsî’yi diğer ikisinin müderrisliklerine Bursalı Hoca-zâde ile Mevlanâ Abdülkerim’i tayin etmiştir.

5

Medrese eğitimin en temel unsuru olan görevli kimdir?

Medreselerdeki derslerin yönetimi ve öğretimiyle ilgilenen en üst düzey akademisyen olan müderrisler Osmanlı ilmiye teşkilatında kadı ve müftü dışında medreseden yetişen diğer kişilerdir. Bir kişinin hangi medresede eğitim gördüğünden ziyade hangi müderristen ders aldığı daha önemlidir.

6

Sahn-ı Seman medreselerinin tarihi ve yapısı hakkında neler anlatılabilir?

1463’te inşasına başlanan Sahn-ı Seman medreseleri bir külliye içinde yer almaktadır ve adını 1470’te yapımı tamamlanan sekiz yüksek dereceli medreseden almıştır. Caminin iki tarafında dörder adet sıralanan ihtisas medreselerine “semâniye” (sekiz) adı verilmiş olup sahnın ise “düz yer, geniş saha, avlu” gibi anlamlara geldiği bilinmektedir. Külliyedeki medreseler Semâniye ve Tetimme olmak üzere ikiye ayrılmış olup sekiz medreseden oluşan Sahn-ı Seman ve bunların arkalarında da sahn talebelerini hazırlamak amacıyla açılan sekiz Tetimme (hazırlık) medresesi bulunmaktadır. Sahn-ı Seman medreseleri Süleymaniye Medreseleri açılıncaya kadar Osmanlı ilmiye teşkilatında en yüksek payeli medreseler olarak eğitim öğretime devam etmiştir.

7

Muîd, Dânişmend ve Softa kimlere denilirdi?

Muîd: Kelime manası “tekrarlayan” anlamına gelen muîd, medreselerde müderrisin verdiği dersi arkadaşlarına tekrar eden ve müderrise yardımcı olan öğretim elemanına verilen isimdir.

Dânişmend: “Bilgili, ilim sahibi” anlamına gelen Farsça bir kelimedir. Başta Sahn-ı Semân ve Süleymaniye medreseleri olmak üzere büyük medreselerin özellikle icâzet alma seviyesine gelmiş öğrencilerine denirdi.

Softa: Tetimme(hazırlık) medresesi talebeleridir. Softalar, danişmendlerden ders alırlardı.

8

Medrese derecelendirmede kullanılan usuller nelerdir?

İstanbul’da Sahn-ı Seman ve Mûsila-i sahn yani Tetimme medreseleri yapıldıktan sonra derecelendirme için hangi usuller kullanıldı?

1. Kitap adlarına göre.

a.Hâşiye-i Tecrîd Medreseleri

b.Miftâh Medreseleri

c.Telvîh Medreseleri

2. Müderrise ödenen günlük ücretlere göre; Yirmili, otuzlu, kırklı, ellili, altmışlı.

3. Medreselerin statüsüne göre; Hâriç, dâhil, Sahn, altmışlı, Süleymaniye, dârülhadis

Bu usule göre Osmanlı Devleti’nde eğitim hayatına başlayan bir öğrenci giriş mahiyetindeki muhtasarat denilen dersleri gördükten sonra Hâşiye-i tecrid medresesine devam eder, buradaki dersleri başarı ile tamamladıktan sonra o medresenin müderrisinden bir belge almak suretiyle bir yukarı derecedeki Miftah medresesine devam eder ve oradan da Kırklı, Hâriç ve Dâhil medreseleri derslerini gördükten sonra Sahn-ı Seman’a girerek danişmend olabilirdi.

9

Kanuni Sultan Süleyman döneminde hangi medreseler açılmıştır?

Süleymaniye medreseleri açılmıştır. Sahn-ı Seman Medreseleri gibi bir külliye içinde yer alan medresenin bir camisi, bir sıbyan mektebi, bir darülkurrası (Kur’an öğretilen ve hâfız yetiştirilen mekteplerin, kıraat tâlimi yapılan medrese veya bölümlerin genel adı), dört genel medresesi ve bir Darülhadîsi (Hadîs öğretimi için kurulan medrese), bir Darüttıbbı (tıp eğitiminin verildiği medrese), bir darüşşifası (hastahane) ve eczanesi ve ayrıca kütüphane, hamam imarethane gibi birimleri bulunuyordu.

10

Medreselerde okutulan dersler hangi başlıklar altında gruplandırılabilir?

  1. Cüz’iyyat dersleri
  2. Ulûm-ı âliyye / alet ilimleri
  3. Ulûm-ı âliye
11

Müderrislerin görevlendirilmesi nasıl yapılırdı?

Sahn düzeyinde bir medreseyi bitirip icazet alan müderris adayı Anadolu veya Rumeli’de görev isterse ya Anadolu Kazaskerinin ya da Rumeli Kazaskerinin ruzname denilen defterine adını yazdırıp bir süre beklerdi. Görev bekleyemeye nevbet, bekleyen kişiye mülazım bu yönteme ise mülazemet denirdi. Nevbet döneminde adaylar bir müderrisin yardımcısı olarak çalışırlardı. Daha sonra en alt düzey medreselere atanıp sıra ile yükselerek en üst düzeyde medreselerde görev yapabilmek mümkündü. Meşhur medreselerde müderrislik kadrosu açıldığında bu göreve birden fazla başvuru sahibi olursa adaylardan kendilerine verilen bir konuyu değerlendiren bir risâle (belirli konularda yazılan küçük hacimli eser) yazmaları istenir ve yazılan risaleler incelenerek en uygun aday belirlenmeye çalışılırdı. Müderrislerin en önemli görevi ders vermek, eğitim-öğretim programlarını yürütmek ve öğrencileri ilme teşvik etmekti. Medrese düzeninden de müderrisler sorumluydu.

12

Osmanlı İmparatorluğu’nda medrese, enderun, sıbyan mektebi dışında halkın eğitimine hizmet eden kurumlar hangileridir?

En önemlisi camiler, camilerden sonra tekke, zaviye ve dergahların geldiği bu kurumlar içerisinde kütüphaneler, sahaflar, devlet adamları ve zengin kimselerin konakları, bilginlerin, ediplerin, sanatçıların evleri, kahvehaneler gibi yerler bulunmaktaydı.

13

'Cerre çıkmak' ne demektir?

Hicri takvime göre Receb, Şaban, Ramazan aylarına tekabül eden 7. 8.ve 9 ayların ise yıllık tatil olması çok genel ve bilinen bir uygulama idi. Öğrenciler bu aylarda yurdun değişik yerlerine dağılıp köy köy dolaşarak halka vaaz ve nasihat eder, karşılığında köylülerden para, yiyecek ve giyecek alırlardı. Bu uygulamaya “cerre çıkmak” denirdi. İlk dönemlerde öğrenciler bu uygulama ile medresede öğrendikleri bilgileri uygulama imkânına kavuşuyordu. Fakat daha sonraki dönemlerde bunun hem halk hem de öğrenciler açısından faydalı olmaktan uzaklaştığı görüldü. Özellikle medreselerin bozulduğu XIX ve XX. Yüzyıllara gelindiğinde ilim tahsil etmekten ziyade vergi ödemekten ve askerlik görevinden muaf olmak isteyen ilgisiz ve yeteneksiz pek çok kimsenin medreseye kaydolması sonucunda hoca ve bilhassa öğrenci seviyesinde büyük bir düşüş yaşanmıştı. Bu yüzden cerre çıkma usulünden halk istifade edemediği gibi köylere gidenlerin hal ve hareketleri de halkın şikâyetlerine neden olmuştu

14

Klasik dönemde Osmanlı Devleti’nde askeri eğitim veren kurumlar nelerdir?

Acemi Oğlanlar Ocağı, Yeniçeri Ocağı, Tımar Sipahiler, Topçu ocağı, Cebeci Ocağı.

15

Osmanlı Saray Teşkilatı hangi birimlerden oluşmuştur?

Saray Teşkilatı üç ana birimden oluşmaktaydı: Harem (Padişah ailesine mahsus daireler), Enderun (iç kısım) ve Birun (dış kısım). Bu birimler içerisinde eğitim kurumu olarak zikredilebilecek en önemli kısım Enderun’dur.

16

Şehzadegan Mektebinde hangi dersler verilirdi?

Şehzadegan Mektebi, sıbyan mektebi seviyesinde eğitim veren bir kurumdu. Sarayda bulunan şehzadeler ve sultanların (kız çocuklar) belirli bir dönem birlikte eğitildiği mektepte çocuklara okuma yazma, temel ilmihal bilgileri ve bilhassa Kur’an-ı Kerim öğretmek amaçlanmıştı. Daha sonra Arapça ve Farsçanın yanında felsefe, mantık, edebiyat, matematik, tarih, coğrafya, astronomi vb. dersler de okutulurdu. Şehzadelere Kur’an-ı Kerîm dersini dönemin en önemli hocaları verirdi. Eğer şehzade tahta çıkarsa hocaları da hünkâr hocalığına tayin edilirdi. Şehzadelerin eğitimi dönemin şartları doğrultusunda binicilik, okçuluk, dövüş sanatı gibi alanlarda da devam etmekteydi.

17

Enderun mektebi hangi amaçla kurulmuştur?

Öğrencileri Kapıkulu Ocaklarına asker yetiştiren Acemi Ocağından seçilen Enderun Mektebi’nin Fatih Sultan Mehmed zamanında açıldığı tahmin edilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda Topkapı Sarayı’nda bulunan ve saray mensuplarına eğitim veren, imparatorluğun en üst düzey yönetici ve bürokratlarını yetiştirmek amacıyla kurulan bu sistem vasıtası ile devlet, kan bağı yerine kültür bağı ve disiplini temel prensip olarak benimseyen askeri ve idari kadrolar yetiştirmeyi amaçlamıştı. Dini eğitim, dil ve edebiyat, tarih, matematik, fen bilimleri ve müzik gibi alanlarda dersler alan öğrenciler aynı zamanda askerî eğitim, saray etiği, diplomasi ve yönetim konularında da yetiştirilirlerdi.

18

Enderun’daki eğitim ve terbiye hangi kademeler üzerine kurulmuştur ve yetiştirilen meslek erbabları kimlerdir?

Enderun’daki eğitim ve terbiye Küçük ve Büyük odalar, Doğancı Koğuşu, Seferli Koğuşu, Kilerci Koğuşu, Hazine Koğuşu ve Has Oda olmak üzere yedi kademe üzerine kurulmuştu. Enderunda yetiştirilen bazı meslek ve sanat erbabları şunlardı: Mimar, nakkaş, ressam, hattat, kâtip, imam, müezzin, müneccim, müverrih, şair, âlim, silahşor, hanende, sazende, nüktedan, soytarı. Ayrıca serasker, kazasker, Sadrazam, kaptan-ı derya, vali ve elçi gibi devlet görevlileri de bu mektepte yetiştirilirdi.

19

Vakıf ve Vakfiye nedir?

Vakıf: Kelime manası itibariyle “durmak; durdurmak, alıkoymak” anlamındaki vakıf (vakf) terim olarak “bir malın mâliki tarafından dinî, içtimaî ve hayrî bir gayeye ebediyen tahsisi”dir.

Vakfiye: vakıf senedi ve vakıf hükümlerinin kaydedildiği belgedir.

20

1470 tarihli Fatih Sultan Mehmed vakfiyesinde hangi hususlara yer verilmiştir?

Osmanlı Devleti’nde eğitim için kurulan vakıfların vakfiyelerinde eğitim ile ilgili şartlara uyulması ve bu şartlara göre ders verilmesi gerekmekteydi. Özellikle eğitimin usul ve yöntemlerine varıncaya kadar detaylı açıklamalara yer verilen Fatih Sultan Mehmed vakfiyesinde, medresede çalışacak kimseler, alacakları ücretler, öğrencilerin ve öğretmenlerin nitelikleri ve uymaları gereken kurallar, vakıf personelinin ücretlerinden, öğrencilerin iaşe ve ibatelerinin nasıl sağlanacağı ve hatta alacakları derslere kadar detaylı bilgiler bulunmaktadır.

21

Ahilik nedir?

Bir meslek edindirme teşkilatı olduğu kadar, toplumsal değerlerin benimsenmesi ve aktarılması bakımından da önemli olan ahilik sisteminin kökeni fütüvvet (mertlik ve yiğitlik) anlayışına dayalıdır. Abbasiler döneminde devlet teşkilatının bir unsuru olarak yeniden yapılandırılmış olan fütüvvet anlayışının temelinde nefisle mücadele, Allah’ın emirlerine uyma, iyilikte bulunma, cömertlik ve konukseverlik, bütün insanlara sevgi besleme, alçak gönüllülük bulunmaktadır. İşte Ahilik bu anlayışın Anadolu’daki yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.

22

Şeyh Nas’rûddin el-Hoyî kimdir?

Ahiliği Anadolu Selçuklu Devleti zamanında buraya taşınmış ve bu teşkilatı XIII. yüzyılın ilk yarısında manevi eğitim temelinde teşkilatlandıran en önemli kişi Ahi Evran (1175-1262) adıyla bilinen Şeyh Nas’rûddin el-Hoyî’dir. 

23

Gediklik nedir?

Ahilik, bir mesleki örgütlenme olup aynı zamanda Anadolu’daki sosyal yaşamı düzenlemek ve Osmanlı tebaasını kötü akımların etkisinden kurtarmak ve devletin ihtiyacı olan askeri güce katkıda bulunmak gibi çok önemli görevleri yerine getirmiş, uzun yıllar topluma ve devlete önemli katkılar sağlamıştır. Ahi birlikleri coğrafyanın genişlemesi, sanayileşme, seri üretim, kapitülasyonlar gibi nedenlerle 1727’den itibaren tamamen loncalaşmış ve Gediklik oluşmuştur.

Gedik: En basit ifadeyle bir zanaatın icrası için dükkân açabilme yetkisine denirdi. Rekabete değil de daha kardeşane bir paylaşıma önem veren Osmanlı Devleti’nde insanların istediği yerde dükkân açıp, asıl sanat ve vazifesinin dışında bulunan malı dükkanında stoklayarak alıp satmaya cüret etmemesi için herkese hangi sanatın sahibiyse yalnız onunla meşgul olması amacıyla açmasına müsaade edilen dükkana ve mağazaya verilen alamete gedik denirdi.

24

Ahilik eğitiminde hiyerarşik düzen konusunda neler anlatılabilir?

2 yıl Yamaklık: Eğitimde temel basamak olup velisinin bir sanat öğrenmesi amacıyla ustaya teslimi ile başlayan süreçtir.

1001 gün Çıraklık: En az 124 adap ve erkân kaidesi öğrenirlerdi. İş eğitimi gibi manevi eğitimin önemli olduğu bu dönemde çırağın belli bir olgunluğa erişmesi beklenirdi. Bu olgunluğa ulaşan çırak ustası tarafından teşkilata bildirilir beline ustası peştamal bağlayarak kalfalığa terfi ettirirdi.

3 yıl Kalfalık: Kalfalıkta kişi en az üç çırak yetiştirir, ustalık meclisinin sınavı sonucunda ustalık mertebesine gelenlere ustalık peştemalı kendisini yetiştiren ustası tarafından giydirilirdi. Ayrıca orta sandığından ve ustasından destek alırdı. Kılıç kuşanma, ata binme ve atıcılık eğitimleri de bu dönemde verilirdi.

Ustalık: 740 adap ve erkânı bilmesi gerekirdi

Ustalıktan sonra yiğitbaşı, kethüda, nakip ve şeyh gibi yönetici pozisyonlarında görev alınabiliyordu.

Teşkilat bu kademelerdekiler arasında baba-evlat ilişkisi gibi içten bağlar oluşturmuş; sağlam ahlaki ve mesleki temellere dayanmıştır. Tümevarım, soru-cevap, örnek alma, didaktik nitelikli sohbetler, telkin, temsili hadiseler ve örneklemelerle kişiyi ahlaki yönlendirme ve ayrıca sema, sohbet ve zikir gibi metotlar üzerinden de kişilere ilmi ve ruhsal eğitimler verilmiştir. Ayrıca okur yazarlık konusuna çok önem verilmiş okuryazar olmayana fütüvvet düşmeyeceği görüşü benimsenmiştir. 

25

Ahlâk-ı Alâi kimin eseridir ve kaç kitaptan oluşmaktadır?

XVI. yüzyılda yetişmiş en önemli alimlerden biri olan Kınalızâde Ali Efendiye ait olan eser Ahlak İlmi, Aile Ahlakı ve Devlet Ahlakı konularını içeren üç kitaptan oluşmaktadır. Türk eğitim tarihi bakımından öne çıkan eser Suriye Beylerbeyi Ali Paşa adına 1564’te yazılmıştır. Kınalızade Ali, ahlak ilminin ve içerdiği konuların bütün insanları ilgilendirmesi, ahlaklı olmanın mutlu olmak için gerekliliği nedeniyle Ahlâk-ı Alâi’yi yazdığını belirtmiştir. Daha önce İslam dünyasında var olan ve Farsça yazılan ahlak kitaplarını örnek alsa da Kınalızade Ali eserini Türkçe kaleme almıştır.

26

Hacı Bayram-ı Veli kimdir?

Bir Türk mutasavvıfı olarak kurulmuş ilk tarikat olan Bayramiyye’nin pîridir. XIV. yüzyılın ilk yarısında Orhan Gazi döneminde Ankara’da doğduğu bilinen Hacı Bayram-ı Veli Ankara’da ki müderrislik görevini bırakarak Somuncu Baba ile Mekke, Medine ve Şam’ı ziyaret etmiş Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya dönüp Aksaray’a yerleşmiştir.  Somuncu Baba vefat edince Ankara’ya gelmiş ve Ogüst Tapınağı’nı yıktırmadan yakınlarına bir zaviye kurmuştur. Öğretileri içerisinde en önemlilerinden biri “kendini bilme”dir. Tevhid inancı, tevazu, kibirden kaçınmak, çalışkanlık, yardımlaşma, sohbetin faydaları gibi hususlara da dikkat çekmiş Anadolu’nun sosyal ve siyasal sıkıntılar yaşadığı bir dönemde halkı birleştirme bütünleştirme gibi bir rol üstlenen manevi bir rehber olarak kabul edilmiştir.

27

Kâtip Çelebi'nin yaşamı ve çalışmaları hakkında neler anlatılabilir?

Gerçek adıyla Mustafa bin Abdullah, XVII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşamış bir alimdir. Entelektüel ve çok yönlü bir şahsiyet olan Katip Çelebi iyi bir eğitim almış devlet kademesinde pek çok görevler üstlenmiştir. En önemli eseri Cihannüma, ilk sistematik coğrafya kitabı olarak dünya coğrafyası ve toplumlarının tarih ve kültürü hakkında detaylı bilgiler içeren bir kitaptır. Cihannüma, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde yer alan ve döneminde bilinen hemen hemen tüm ülkeleri ve bölgeleri kapsamaktadır. Keşfü’ẓ-ẓunûn adlı eseri, Batı’da İslâm araştırmaları yapan hemen herkesin müracaat ettiği temel başvuru eseridir. Aynı zamanda matematik, astronomi, tarih ve dinler tarihi gibi birçok alanda eserler kaleme almıştır. Özellikle “Keşf ü’l-Muhit” adlı matematik kitabı ve “Tuhfetü’l-Kibar fi Esfar el-Bihar” adlı denizcilik ve coğrafya alanındaki eserleri önemli sayılır. Müsbet bilimlerde eserler vermesi, medreselerin bozulduğunu dile getirmesi, devlet adamlarına yönetime ilişkin öğütler vermesi, öğrencinin ilim tahsil etmesinin şart olduğunu söylemesi, öğretim ve bilimle ilgili yöntemleri dile getirmesi bakımından çok önemli bir etki yaratan Katip Çelebi, Türk eğitim tarihinin önemli isimlerinden biridir.

28

Evliya Çelebi kimdir?

XVII. yüzyılda yaşamış olan ünlü bir Osmanlı gezgini ve yazardır. Gerçek adı Mehmed Zilli’dir ve 1611 yılında İstanbul’da doğmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde birçok farklı coğrafyayı dolaşmış ve gözlemlerini Seyahatname adı verilen eserde toplamıştır. En önemli eseri olan on ciltlik “Seyahatname”sinde Evliya Çelebi, kendi yaşamından ve gezilerinden yola çıkarak, gezdiği yerlerin coğrafi, tarihi ve kültürel detaylarını anlatır. 40 yıl süren gezilerini konu alan eseri tarihçiler ve kültür araştırmacıları için önemli bir referans kaynağı olmuştur.

29

Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın hayatı ve eserleriyle ilgili neler söylenebilir?

1703 yılında doğduğu tahmin edilen ve 1780 yılında vefat eden Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, XVI-II. yüzyılda yaşamış İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir şahsiyettir. Tam adı İbrahim Hakkı Erzurumi olan İbrahim Hakkı Hazretleri, Erzurum Hasankale’de doğduktan sonra burada ve Siirt’in Tillo köyünde Şeyh İsmail Fakirullah Tekkesi’nde yetişmiştir. Eserlerinde devamlı olarak ilmin ehemmiyetine vurgu yapmış, güzel ahlakı, gönül bilgisini ilahi aşkı öğütlemiş ve bu öğütleri sözde kalmamış yazdıklarını bizzat nefsinde yaşamıştır. İbrahim Hakkı tıp, astronomi, coğrafya, matematik, jeoloji, fizyoloji, psikoloji, zooloji, mineraloji, anatomi, geometri gibi pozitif bilim dallarında da uzmandır. İbrahim Hakkı genellikle eğitim ve terbiyenin etkisi ve insanı yüceltmesi üzerinde durmuştur. Divan, İrfaniyye, İnsaniyye, Mecmûatü’l-Meâni ve evlad eser dediği on kitabı bulunan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin en tanınmış eseri İslam tasavvuf geleneği ve maneviyatla ilgili öğretileri içeren Anadolu’da adeta kutsal bir kitap gibi okunmuş ansiklopedik bir eser olan “Marifetname”dir.

30

İbrahim Hakkı Marifetnamesi’nde Terbiye’nin kurallarını hangi başlıklar altında detaylandırmıştır?

Ana babanın çocuklarına karşı davranışlarına ait başlıca kurallar, çocuklara güzel isim koymak, okula göndermek, bir sanat öğretmek gibi, çocukların ana ve babalarına karşı davranışlarına ait başlıca kurallar, erkeğin karısına karşı davranışına ait başlıca kurallar, kadının erkeğine karşı davranışına ait başlıca kurallar, akrabânın akrabaya karşı davranışına ait başlıca kurallar, komşuluğa ait başlıca kurallar, arkadaş seçimine ait başlıca kurallar, halk ile düşüp kalkmağa dair başlıca kurallar, câhillerle düşüp kalkmağa dair başlıca kurallar, öğretmenin öğrenciye ders vermesinde başlıca kurallar, öğrencinin öğretmenden ders almasına dair başlıca kurallar, âlimlerin halk ile ilişkilerine dair başlıca kurallar, halk île ilişkilere dair ulu kişi sözleri, kul’un mevlâ’sı ile huzûruna ve dostluğuna dair başlıca kurallar.

Ünite 4 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç